(1602 S. K. m. 56) (1086 S. K. m. 91, 92, 93, 94, 95, 96) (Subay Sicil Yönetmeliği m. 5, 26, 36)
Davacı vekili, 23.03.2006 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin çok başarılı bir meslek safahatı olduğunu, 2006 yılı sicil döneminde de başarı ve özveriyle çalıştığını ancak bölüm başkanı ile dersin yürütülmesi ve sınavlarda sorulan sorularla ilgili olarak aralarında bazı ihtilaflar çıktığını, bu nedenle sicil belgesinin 34, 35, 36 ve 37 nci maddelerine ilişkin olarak müvekkiline 03.03.2006 tarihinde yapılan tebligata göre, bu maddelerden sadece birinde a kıstasının işaretlendiğini, sicil belgesinin diğer niteliklerinde de benzer şekilde haksız olarak düşük değerlendirmeler yapıldığı kanaatinde olduğunu belirtilerek 2006 yılına ait 1 ve 2 nci sicil üstü notları ile olumsuz kanaatlerinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava, özlük ve sicil dosyalarının incelenmesi sonucu; 2006 yılı sicil belgesinin sicil üstlerince 02.05.2006 tarihi itibariyle tanzim edildiği, keza 2006 yılı Sicil Dönemi Görev Performansına Yönelik Niteliklerin Tebellüğ Belgesi nde tebellüğ tarihi olarak 02.05.2006 tarihinin belirtildiği ve belgeye göre davacı vekilinin dilekçesinde ifade ettiği gibi bu niteliklerden sadece birinin A diğerlerinin B olarak işaretlendiği, bilahare Sicil Denetleme ve Değerlendirme Kurulu yaptığı inceleme sonucunda 19.06.2006 tarihli ve 2006/Sb. 289 sayılı kararı ile 2006 yılı 1 ve 2 nci sicil üstlerine ait notların Subay Sicil Yönetmeliğinin 36 ncı maddesi gereğince iptaline oybirliği ile karar verdiği ve bu hususun 28.06.2006 tarihinde K.K.Kı tarafından uygun bulunduğu saptanmıştır.
Davalı idare savunmaya ek belgelerde, iptale konu 2006 yılı sicilinin Subay Sicil Yönetmeliğinin 26 ncı maddesi gereği 30.08.2006dan itibaren geçerli olacağından, ortada iptale konu kesinleşmiş idari bir işlem bulunmaması nedeniyle davacının isteminin konusuz olduğunu öne sürmüş ise de; Subay Sicil Yönetmeliğinin Sicil belgelerinin düzenlenme ve gönderilme zamanları başlığı altındaki 26 ncı maddesi; Sicil belgeleri, sicil üstlerince 2 Mayıs tarihi itibarıyla düzenlenir ve gerekli işlemlerin yapılmasını müteakip en az tugay ve eşiti birlik ve kurumlar tarafından en geç 30 Mayıs tarihinde, Kuvvet Komutanlıkları
. Personel Başkanlıklarında bulundurulur.
Bu tarihlere göre düzenlenen siciller, o yılın 30 Ağustos tarihinde düzenlenmiş kabul edilir. hükmünü içermektedir. Ancak bu husus yani, sicillerin 2 Mayıs itibarıyla düzenlenmesi ve o yılın 30 Ağustos tarihinde düzenlenmiş kabul edilmesi olgusu sicil üstlerinin sicil yazdığı tarih itibarıyla işlemin kesin bir idari işlem kimliğini kazanmasına bir etkisi yoktur. Zira aynı Yönetmeliğin Sicil üstlerinin görev ve sorumluluğu başlı altındaki 5 nci maddesinde; sicillerde görülen eksiklikler veya bu Yönetmeliğe uygun olarak düzenlenmemiş sicillerin, sicil üstleri tarafından gerektiğinde imza, işaret ve kanaat hariç olmak üzere, geri çevrilmeyerek düzeltileceği ve ilgili sicil üstüne bilgi verileceği, 18 nci maddesinde de; sicil belgelerindeki niteliklere ait kıstasların işaretlenmesinde herhangi bir makam veya amirin sicil üstlerine müdahale edemeyeceği ve telkinde bulunamayacağı belirtilmiştir. Dolayısıyla sicil üstlerinin yaptığı işaretlemeler ve yazdığı kanaatler sicil işleminin kurucu unsuru olup bu işaretlemelerin yapıldığı ve kanaatlerin yazıldığı tarih itibariyle kesindir (sonradan değiştirilemez) ve etkilidir. Subay Sicil Yönetmeliğinin 30 ncu maddesinde belirtilen Sicil belgelerine personel başkanlıklarında yapılacak işlemler ise sicil işleminin hukuki geçerlik kazanmasını sağlayan işlemler olmayıp sicil işleminin değerlendirilmesi ve icra edilmesi ile ilgili işlemlerdir. Bu anlamda yapılan işaretlemelerin nota tahvil edilmesi işlemin yürütülebilir olması ile değil yürütülmesi ile ilgilidir. Diğer bir deyişle sicil üstlerinin işaretlemeleri yapmaları ve belgeyi imzalamalarıyla sicil işlemi kesin ve yürütülebilir bir idari işlem niteliğini kazanmaktadır.
Bu izahat çerçevesinde olayın somutuna inildiğinde; sicil üstlerinin davacı hakkında 02.05.2006 itibari tarihli sicili 03.03.2006 tarihinde yazdıkları ve aynı tarihte görev performansına ilişkin niteliklere yapılan işaretlemeleri davacıya tebliğ ettikleri ve müteakiben davacı vekilinin 23.03.2006 tarihte davasını tesis edildiği gözetildiğinde, dava konusu sicil işleminin iptal davasına konu olabilecek, kesin ve yürütülebilir bir işlem olduğu kabul edilmek gerekir. Belirtilen nedenle davalı idarenin aksi yöndeki savunmasına itibar edilmeyerek dava görülmüştür.
Ancak, davanın görümü sırasında, davalı idarenin bünyesinde yer alan Sicil Denetleme ve Değerlendirme Kurulunun 19.06.2006 tarihli ve 2006/Sb. 289 sayılı kararı ile dava konusu 2006 yılı 1 ve 2 nci sicil üstlerine ait notların Subay Sicil Yönetmeliğinin 36 ncı maddesi gereğince iptaline oybirliği ile karar verilmesi üzerine bu hususun 28.06.2006 tarihinde K.K.Kı tarafından uygun bulunması sonucu dava konusu işlem bizatihi davalı idare tarafından ve iptal davası tesis edildikten sonra ortadan kaldırılmıştır.
Davalı idarenin dava devam ederken dava konusu sicil işlemini iptal etmekle, diğer bir deyişle sonuç istem yönünde işlem tesis etmekle iradesini davanın kabulü yönünde ortaya koyduğu kuşkusuzdur. HUMK. nun 92. md. sinde kabul; iki taraftan birinin diğerinin neticei talebine muvafakat etmesidir. şeklinde tanımlanmış olup, bu tanıma göre kabul, uyuşmazlığı kesin surette sona erdiren ve davanın esasına girilmesini önleyen bir irade beyanıdır.
Buna göre davacının istemi doğrultusunda işlem tesis eden davalı idarenin bu hususta açılan davayı kabulü nedeniyle uyuşmazlık sona erdiğinden, davacı vekilinin duruşma istemi reddedilerek, 1602 sayılı Kanunun 56 ncı maddesi delaletiyle HUMK. nun 91-96 ncı maddeleri gereğince,
Davanın esası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy