(1602 S. K. m. 56) (1086 S. K. m. 91, 95) (Subay ve Astsubay Atama Yönetmeliği m. 15, 55)
Davacı, 03 Nisan 2006 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kayıtlarına geçen dava dilekçesinde özetle; 2006 yılı sıralı hizmet garnizonu için aldığı kati tebligatının hakkaniyet ve hukuka aykırı olduğunu, 1999 yılında atandığı Lüleburgaz garnizonuna, almış olduğu ceza nedeniyle tutukluluk ve açıkta geçirdiği sürenin ardından 2003 yılında katıldığını, nasbının 04.04.2002 tarihine götürülerek bütün özlük haklarının 1993 neşetlilerle birlikte yürütüldüğünü, garnizon süresi altı yıl olan Lüleburgaz garnizonuna katılışından itibaren henüz iki yıl dört aylık süre geçtiğini, 1989-1993 yılları arasında Sarıkamışta dört yıl (1991-1993 OHALde), 1997-1999 yılları arasında Şanlıurfa/Suruç/Mürşitpınarda iki yıl olmak üzere toplam altı yıl görev yaptığını, bu nedenle hizmet süresinin emsallerinden az olmadığını, nasbının götürüldüğü 1993 yılı neşetlilerin bir çoğunun ikinci defa bile sıralı hizmet garnizonuna gitmediği göz önüne alındığında kendisinin 1988 neşetlilerle birlikte işlem görerek üçüncü defa sıralı hizmet garnizonuna atandırılmasının emsallerine göre aleyhine bir durum yarattığını, bunun da eşitlik prensibine aykırılık teşkil ettiğini, Subay ve Astsubay Atama Yönetmeliğinin 15 nci maddesinin hüküm giyen personelin tutukluluk ve açıkta geçen sürelerinin garnizon hizmet süresinden sayılmaz ve 55 nci maddesinin ise boş bulunan kıta ve karargah hizmetleri için tespit edilecek rütbe ve kıdem ihtiyaçlarını karşılayan nasıplılar arasından, sıralı hizmet garnizonuna evvelki gidiş yıllarına göre ve bunlardan bu bölgedeki evvelki hizmet süreleri az olanlar başa alınmak üzere sıra ile gönderilir. hükmüne amir olduğunu, iki defa sıralı hizmet garnizon görevini yaptığını, dolayısıyla 1993 neşetli subayların tamamının sıralı hizmet garnizonunda görev yaptıktan sonra kendisinin üçüncü defa sıralı hizmet garnizonuna atandırılabileceğini, böyle olmasına rağmen açık ve tutuklulukta geçen sürelerinin hizmetten sayılarak 1988 neşetlilerle birlikte değerlendirilmeye alınmasının hukuka ve eşitlik ilkesine aykırı olduğunu belirterek 2006 yılı sıralı hizmet garnizonu tebligatının İptalini talep ve dava etmiştir.
Davacının 04 Aralık 2006 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaydına geçen dilekçe ile davasından feragat ettiği anlaşılmaktadır.
1602 Sayılı AYİM Kanununun 56 ncı maddesinin atfıyla davadan feragatle ilgili uygulanacak hükümler HUMK nun 91-95 nci maddelerinde yer almaktadır. Anılan Kanuni hükümlere göre davadan feragat iki taraftan birinin (davasının) netice talebinden vazgeçmesidir. Davasından vazgeçen davacı, bu talebiyle dava dilekçesinin talep sonucu bölümünde istemiş olduğu haktan (talepten) vazgeçmektedir. Davacının davasından feragat etmesi ile dava konusu uyuşmazlık sona ermektedir. Zira feragat kesin hükmünün bütün hukuki sonuçlarını doğuran bir iradi beyandır. Bu itibarla hükmün kesinleşinceye kadar davadan feragat edilmesi mümkündür.
Açıklanan nedenlerle;
Davacının davasından feragat etmesi nedeniyle DAVANIN ESASI HAKKINDA BİR KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy