(2709 S. K. m. 125) (Subay Sicil Yönetmeliği m. 5)
Davacı, 13.02.2006 tarihinde Balıkesir Vergi Mahkemesinde ve 20.02.2006 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Bosna-Hersek Devleti Danışma ve Koordinasyon Timinde (DAKOT) ordudonatım irtibat subayı olarak görev yaptığı sırada, Kur.Bnb.
.. ile 3 ay 15 gün çalıştığını ancak bu çalışma döneminde kendisinin 12 gün izinli olduğunu, kendisi izinden döndükten sonra da bu defa Kur.Bnb
.nın 10 gün izin kullandığını, bu nedenle öncelikle üç ay birlikte çalışma şartının gerçekleşmediğini, ayrıca Kur.Bnb.
nın ordudonatım sınıfını sevmediğini, bu nedenle aralarında bir dizi olumsuz olaylar meydana geldiğini, bu nedenlerle 2005 yılı ayrılış sicil işleminin sübjektif olarak düzenlendiğini, haksız yere ikaz cezası verildiğini belirterek, 2005 yılı ayrılış sicil işleminin iptalini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası, özlük dosyaları ile sicil belge ve defterlerinin incelenmesi neticesinde; davacının 1996 yılından itibaren sicil almaya başladığı, genel olarak ortalamaları yüksek (çok iyi ve mükemmel) seviyede olan bir sicil safahatı sergilediği, dava konusu 2005 yılı sicil döneminde; davacının 30.08.2004-17.12.2004 tarihleri arasında Bosna-Hersek Devleti Danışma ve Koordinasyon Timinde (DAKOT) ordudonatım irtibat subayı olarak görev yaptığı, Türkiyeye dönmesi nedeni ile düzenlenen 17.12.2004 tarihli ayrılış sicil işleminde 1nci ve 2nci sicil üstlerince yalnızca nitelik işaretlenmek suretiyle değerlendirme yapıldığı, ilave yada menfi kanaat belirtilmediği, 3 ncü sicil üstünün ise değerlendirme yapmadığı, 1nci ve 2nci sicil üstlerince yapılan işaretlemelerin nota tahvil edilmesi sonucunda ortaya çıkan ayrılış sicil puanlarının çok iyi seviyesinde olduğu; davacının anılan sicil döneminde cerideyi tutmamak nedeni ile 1 nci sicil üstünce verilmiş 26.11.2004 tarihli ikaz cezasına karşılık herhangi bir takdirinin bulunmadığı, mesleki safahatı boyunca ise; toplam 14 adet yazılı takdirinin, 2 adet şerit rozetinin bulunduğu, buna karşın yukarda belirtilen cezasından başka herhangi bir cezasının bulunmadığı görülmektedir.
Davacı ayrılış sicil işleminde sicil üstleri ile 3 ay birlikte çalışma koşulu oluşmadığı gerekçesi ile yetki itirazında bulunduğundan öncelikle bu husus irdelenmiştir. Subay Sicil Yönetmeliğinin Sicil düzenleyebilmek için gerekli asgari süre başlıklı 15nci maddesi; Bir sicil üstü, asil veya her ne suretle olursa olsun vekil olarak, o görev yerinde sicili düzenlenecek kimse ile beraber rütbesi değişmedikçe, o sicil dönemi içersinde fiilen en az üç ay görev yapmadıkça sicil düzenleyemez. Ancak, disiplinsizlik veya ahlaki durumları sebebiyle ayırma işlemi yapılacaklar için bu süre dikkate alınmaz. Muharebe halinde üç aydan daha az süreyle çalışmalarda, sicil üstünün kanaati oluşmuşsa, sicil verilebilmesi hususu, duruma göre Genelkurmay Başkanlığının uygun göreceği esaslar dahilinde ayrıca belirlenir.
Sicil süresi içinde kurs, izin, üç aydan az süreli geçici görev, istirahat, hastahane ve hava değişimi gibi yasal mazeret sürelerinin toplam olarak bir ayı, fiili görevden sayılır.
(Değişik Üçüncü Fıkra:7.3.2006-26101/5 md.) Genelkurmay Başkanı, Kuvvet Komutanları, Jandarma Genel Komutanı ve Sahil Güvenlik Komutanı ile orgeneral ve oramiral rütbesinde bulunanlar, önceki yıllarda birlikte çalıştığı kıta, kurum ve karargahlarda görevli personele, üç aylık süreyi doldurma şartı aranmaksızın sicil düzenleyebilirler. hükmünü içermektedir.
Bu hukuki açıklamalar çerçevesinde dava konusuna dönüldüğünde; 2005 yılı sicil süresi 30.08.2004 tarihinden başlayıp 30.08.2005 tarihine kadar geçen süredir. Davacı 30.08.2004 tarihinden 17.12.2004 tarihine kadar olmak üzere toplam 3 ay 18 gün süre ile ayrılış sicili düzenleyen 1 nci ve 2 nci sicil üstleri ile çalışmıştır. Subay Sicil Yönetmeliğinin 15 nci maddesinin 2 nci fıkrası gereği; davacının 12 gün ve 1 nci sicil üstünün 10 gün izin kullanması halinde dahi, bu sürelerin toplamının bir aya kadarı fiili görevden sayıldığından; bir başka ifadeyle, sicil üstlerinin sicil verilen şahıs ile üç ay birlikte çalışma şartı gerçekleştiğinden, 2005 yılı 1 nci ve 2 nci sicil üstleri ayrılış sicil işlemlerin yetki unsuru yönünden hukuka aykırı bir yönlerinin bulunmadığı sonucuna ulaşılarak davanın esasına geçilmiştir.
Dava konusu yılda ve halen yürürlükte bulunan 27.12.1998 gün ve 23566 sayılı Resmi Gazete de yayımlanan Subay Sicil Yönetmeliğinin 5 nci maddesindeki Sicil üstlerinin görev ve sorumluluğu başlıklı düzenlemelerinde; Sicil üstleri emri altındakiler hakkında sicil düzenlerken; üstlük ve komutanlığın en önemli özelliği olan özel yetkilerinden birini kullanır. Sicil üstleri bu görevin önemini gözönünde tutarak, emri altındakiler hakkında sicil düzenlerken sicil belgelerindeki niteliklere tam bir tarafsızlık, adalet ve vicdani kanaatle not takdir etmelidir... denilmektedir.
Bilindiği üzere, özünde değerlendirme unsurunu barındırdığı ve bir değerlendirme sürecinin sonunda ortaya çıktığı için, sicil işlemleri, idarenin diğer işlemlerine nazaran takdir yetkisini yoğun olarak kullandığı işlem grubu içerisinde yer alır. Bu bağlamda sicil işlemlerinin denetimi, takdir yetkisinin eşit, adil, objektif ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanılıp kullanılmadığı, bu yetkinin kullanımında hukuka aykırı bir durumun bulunup bulunmadığı yönünden yapılmak durumundadır. Sicil üstünün, astı hakkında sicil düzenlemesi işleminin, tamamen üstün hareket alanı içinde kaldığını varsaymak da mümkün değildir. Zira Anayasanın 125 nci maddesinin 4 ncü fıkrasında takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği belirtilmiş, takdir yetkisinin denetlenmesi konusunda bir kısıtlama getirilmemiştir. Buna göre; yargı yerince denetlenemeyecek olan, hukuka uygun kullanıldığı tespit edilen takdir yetkisi olup, bu yetkinin kullanılma sürecindeki hukuka aykırılık halleri ise denetlenebilecektir.
Sicil işlemlerinde, takdir yetkisinin kullanılma sürecindeki hukuka aykırılık hali ise; uzun yıllar, belirgin bir çoğunlukla çok yüksek sicil notları ve olumlu kanaatler ile takdir edilmiş personele, genel safahatına ve uygulamaya istisna teşkil edecek ve göze çarpacak nitelikte (birden bire düşüşü izah eden makul ve kabul edilebilir nedenler öne sürülmeksizin) çok düşük sicil notları takdir edilmesi ve hakkında olumsuz kanaatler belirtilmesi durumunda ortaya çıkmaktadır.
Yukarıda belirtilen ölçütler doğrultusunda dava konusu sicil işlemi değerlendirildiğinde; davacı hakkında 1 nci ve 2 nci sicil üstleri tarafından yapılan değerlendirmenin (işaretlemelerin ve bunların nota tahvil edilmesi sonucunda ortaya çıkan sicil puanlarının) çok iyi seviyesinde olduğu, ani ve açık bir düşüşün söz konusu olmadığı, keza niteliklere ilişkin alt kıstaslara menfi kabul edilebilecek bir işaretleme yapılmadığı ve dava konusu sicillerin objektif düzenlenmediği yönünde herhangi bir delilin de mevcut olmadığı dikkate alındığında, sicil üstlerinin takdir yetkilerini hukuka aykırı kullandıklarından söz edilemeyeceği, dolayısıyla dava konusu sicil işlemlerinin tesisinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı sonucuna gidilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
Yasal dayanaktan yoksun bulunan, 2005 yılı sicil dönemine ait 17.12.2004 tarihli 1 nci ve 2 nci sicil üstleri ayrılış sicil işlemlerinin iptali isteminin REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy