(926 S. K. m. 118) (1136 S. K. m. 164)
Davacı 06.06.2006 tarihinde Edirne İdare Mahkemesinde, 13.06.2006 tarihinde de Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde kayda geçen dava dilekçesi ile 01.09.2006 tarihinde kayda geçen cevaba cevap dilekçesinde özetle; 1991 yılında Muhabere Okulu ve Eğitim Merkez K.lığından mezun olduktan sonra 1991-1994 yılları arasında VAN/Erciş garnizonunda, 1994-2000 yılları arasında İskenderun garnizonunda, 2000-2002 yılları arasında K.K.T.C.de, 2002-2004 yılları arasında Hakkari garnizonunda görev yaptığını ve 2004 yılından itibaren Edirne garnizonunda görev yapmakta iken K.K.K.lığının 18.05.2006 tarihli genel atamalarıyla görev yaptığı birliğin lağıv olmasından dolayı yine 2 nci derece olan Edirne garnizonuna ancak farklı bir kadro olan ikmal astsubaylığına atandığını, 2 nci derece garnizonlarda 10 yıl fiili hizmet süresi bulunduğundan görev yaptığı birliğin lağıv olması nedeniyle tercihleri dahilindeki 1 nci derece garnizon bölgesine atanmadığı gibi şebeke teknisyeni olmasına rağmen farklı bir kadro olan ikmal astsubaylığı görevine atandığını, söz konusu atama işleminin bu nedenlerle hukuka aykırı olduğunu belirterek öncelikle yürütmenin durdurulmasına ve atama işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. AYİM 1.Dairesinin 27.06.2006 gün ve 2006/2122 Gensek, 2006/765 Esas sayılı kararı ile davacının yürütmenin durdurulmasına ilişkin isteminin reddine karar verilmiştir.
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının 2004 yılı genel atamaları ile atama istek formunda 5 nci tercih olarak belirttiği (eski ve yeni atama yönetmeliklerine göre) hizmet süresi 6 yıl olan Edirne garnizonunda bulunan 3 ncü Mknz. P. Tüm. Mu. Sl. Hv. Bkm. Ks. Şebeke Teknisyenliğine atamasının yapıldığı, davacının atamalı bulunduğu Edirne /3 ncü Mknz. P.Tüm.K.lığının lağvedilmesi nedeniyle henüz garnizon hizmet süresini tamamlamayan davacının 2006 yılı genel atamaları ile Edirne/54 ncü Mknz. P. Tug. Mu. Bl. Kh. İkm. Astsb.na atamasının yapıldığı, davacının bu atama işleminin hukuka aykırı olduğunu belirterek iptalini dava ettiği, KKK. lığının 29.09.2006 tarihli emri ile de 54. Mknz. Tug. Loj. Des. Bkm. Brl. Geri Ds. Bl.1nci Geri Ds.Tk. Elkt.ve Elektro-Optik Mlz.Bkm.Ks.Şebeke Teknisyenliğine atandığı görülmektedir.
Yapılan bu son atama işlemi nedeniyle davalı idare tarafından davacının güncel menfaat ilişkisinin kalmadığı belirtilmektedir. Öncelikli olarak iptal davasının kabulü ve görümü için aranılan bir usul ve şekil şartını oluşturan menfaat ihlali koşulunun davanın açıldığı anda bulunmasının gerektiği tüm tartışmalardan uzaktır. Ancak bu koşulun idari yargılama süresince ve / veya karar aşamasına kadar korunması ise iptal davasının sonuçları çerçevesinde ayrıca incelenmesi gereken bir konudur. İkinci atama işlemi sonrası ile dava sürecinde statü içinde olan ve de davasından feragat etmeyen bir davacıya ait iptal davasına konu olan bir idari işlemin idari yargı yeri tarafından iptal edilmesi, iptal edilen işlemin hiç yapılmamış sayılacağı ve iptal kararı ile işlemden önceki durumun geri geleceği sonuçlarını da beraberinde getirmektedir. İdari yargı yeri tarafından işlemin tesis edildiği andaki hukuki durum göz önüne alınarak sonuçlandırılan iptal davasının görümü esnasında menfaat ihlali koşulunun ortadan kalktığı gerekçesiyle davanın konusuz kaldığının kabulü, her türlü eylem ve işlemi ile idari yargı denetimine tabi olması gereken idarenin kendi eylem ve işlemlerini daima yargı denetiminden ve onun sonuçlarından kurtulma imkanına sahip olma sonucunu doğuracaktır. Tüm eylem ve işlemleri ile yargı denetimine tabi olması gereken idareye böyle imkan tanımanın, hukuk devleti ilkesi ve iptal davasının kamu yararı sağlamaya yönelik özelliği ile bağdaşmadığı açıktır. (AYİM 1.D. E.2004/929; K.2005/1082 sayılı kararı da bu yöndedir.) Bu nedenlerle davalı idarenin güncel menfaat yokluğu nedeniyle davanın konusunun kalmadığı yönündeki iddiasına itibar edilmemiş ve davanın esasına geçilmiştir.
Davacının hukuka aykırılık iddialarını, safahatında 1nci derece garnizonda görev yapmamasına karşın birliğinin lağv edilmesi nedeniyle 3 ncü kez 2 nci dereceli garnizona atanmış olması ile atandığı kadronun branşının, kendi branşı olan Şebeke Teknisyenliğinden farklı bir branş olan Mu.İkm. olmasına dayandırdığı anlaşılmaktadır.
926 sayılı TSK Personel Kanununun 118 nci maddesi; Subayların ve astsubayların atanma ve yer değiştirmeleri, hizmetin aksatılmadan yürütülmesi esasına bağlı olarak; memleketin ekonomik, sosyal, iklim ve ulaştırma durumları ile kültür ve sağlık durumları ve bunlara benzer yer ve bölge şartları gözönüne alınarak tespit edilecek bölgelere ve garnizonlara aşağıdaki esaslar da dikkat nazara alınarak sıra ile yapılır:
a) Meslek programları, meslek içi eğitim esasları ve kadro ihtiyacı,
b) Sağlık durumu,
c) İdari, asayiş ve zaruri sebepler,
d) İstekli bulunduğu yerler. hükmüne amirdir.
Subay ve Astsubay Atama Yönetmeliğinin 11 nci maddesi; Subay ve astsubayların atandığı garnizonda hizmet süresini tamamlamaları esastır. Subay ve astsubaylar bu Yönetmeliğin 23 ve 24 üncü maddelerde belirtilen sebepler hariç olmak üzere garnizon değiştirmek suretiyle atamaya tabi tutulmazlar. hükmüne,
24 ncü maddesi; subay ve astsubayların bulundukları garnizonlarda garnizon hizmet sürelerini bitirmeden diğer bir garnizona atandırılmalarını icap ettiren haller şunlardır:
....
ç) Lağv, tensik, kadro veya konuş değişiklikleri,
....
İdari sebeplerle, bulunduğu garnizondaki vazifesinden alınmasına zaruriyet görülenler, aynı derecede diğer bir garnizona atandırılırlar. İmkan bulunmadığı takdirde önceki safahatı dikkate alınarak başka dereceli bir garnizona atandırılırlar.
Bulundukları garnizonlarda garnizon hizmet sürelerini tamamlamadan yeniden teşkil, lağıv, tensik ve konuş değişikliği gibi sebeplerle kıta, karargah veya kurumları ile diğer bir garnizona yer değiştirenler, safahatlarına nazaran yeni garnizonda hizmetlerine devamı icap ettiren bir sebep yoksa, hizmeti aksatmamak şartı ile safahatlarına uygun olan yerlere peyderpey atandırılırlar hükmüne haiz bulunmaktadır.
Belirtilen mevzuat hükümlerinden, atama sisteminin garnizonlarda kalış süresinin istisnalar dışında tamamlatılmasını öngördüğü anlaşılmaktadır. Davacı yönünden olabilecek istisna ise Edirne garnizonunda atanabileceği bir kadronun mevcut olmamasıdır. Farklı bir branştan olsa da davacının atanabileceği bir kadronun mevcut olduğu da görülmektedir. Bu nedenle davacının garnizon dışına atanmamasında hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. Yeri gelmişken belirtilmesi gereken bir hususta davacının atama safahatındaki dengesizliğe yönelik hukuka aykırılık iddiasının, bu yöndeki hukuki incelemeye imkan verecek ve safahat yönünden itiraz etmediği 2004 yılı atamaları ile atandığı Edirne garnizonu dışına yapılacak bir atamada dikkate alınabileceğidir.
Dava konusu atama işleminin branş yönünden incelenmesine gelince, davacının kendi branşı olan Şebeke Teknisyenliğinden farklı bir branş olan Mu.İkm. branşında bir kadroya atandığı görülmektedir.
K.K.K.lığı Subay ve Astsubay Atama Yönergesinin 3 ncü Bölüm 1/a fıkrası; Atamalarda kadro görev yerinin özellikleri esas alınır. Emre atama kriterleri hariç olma üzere, kadrosu olmayan bir görev yerine atama yapılmaz. Ancak birlik, karargah ve kurumlara, kadrolarında gösterilen sınıf/branş ve rütbedeki personelin atanması esas alınmakla birlikte; sınıf/branş, rütbe ve nitelik itibarıyla karşılanamayan kadrolara diğer sınıf/branşlardan kadroya uygun rütbe ve özellikteki personel atanabilir. Barışta kıta, karargah ve kurumlara kadrolarda belirtilen rütbelerden ast rütbe ile asil olarak kimse atanamaz şeklinde düzenleme içermektedir.
Davalı idarece, muhabere ikmal uzmanı astsubay mevcudunun 361, kadro miktarının 471, destekleme oranının % 76; davacının branşındaki şebeke teknisyeni mevcudunun 541, kadro miktarının 592, destekleme oranının ise % 91 olduğu muhabere ikmal uzmanı branşındaki destekleme oranının düşük olması, diğer yandan tugay muhabere bölüklerinin ikmal astsubay kadrolarına atama yapılmasına ihtiyaç bulunması, davacının atandığı birliğinde öncelikli desteklenecek birlikler arasında olması nedeniyle dava konusu atama işleminin tesis edildiği bildirilmiştir.
Yapılan açıklamalardan davacının farklı branştan bir kadroya; hizmetin aksatılmadan yürütülmesi ilkesi çerçevesinde atandığı atama işleminde bu açıdan da hukuka aykırı bir bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Diğer yandan davalı idare tarafından vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılması talep edilmiş ise de idari davalarda, davalı idarenin Baş Hukuk Müşavirliği ve Davalar Dairesi Başkanlığı kadrosunda, istihdam edilen memurların Devlet Memurları Kanununun 36 ncı maddesine göre Avukatlık hizmetleri sınıfından olsa dahi, idareyi, mahkemelerde Avukat sıfatıyla temsil edemeyeceği ve bunun neticesi olarak davalı idare lehine dava sonuçlansa dahi idare lehine avukatlık ücretine hükmedilmesinin mümkün olmadığı, bunun için ancak açık bir yasal düzenleme gerektiği sonucuna ulaşılarak, davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği kararına varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; davacı hakkında tesis edilen atama işleminde hukuka aykırılık bulunmadığında yasal dayanaktan yoksun olan DAVANIN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy