(Astsubay Sicil Yönetmeliği m. 5)
Davacı 01.03.2007 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ve aşamadaki cevaba cevap dilekçesinde özetle; başarılı bir meslek safahatı bulunduğunu, 2006 yılında da performansında bir düşüş olmadığını ancak tabur komutanının kanuni izinlerde yol süresi vermemesini Tugay Komutanına arz etmesi nedeniyle sicil amirlerinin kendisine karşı cephe aldıklarını, bu nedenle sübjektif değerlendirmelerle düşük sicil verildiğini, ayrıca 1nci sicil amiri ile 3 ay birlikte çalışma şartının gerçekleşmediğini öne sürerek 2006 yılı 1nci, 2nci, 3ncü sicil üstü notları ile olumsuz kanaatlerin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
İşlemin yetki unsuru yönünden yapılan incelemeye ilişkin olarak: 5nci Komd. Tb. 1nci Komd. Bl. 2 nci Kol K.lığı emrinde Unsur K. olarak görevli olan davacı cevaba cevap dilekçesinde; 1nci sicil üstünün (2nci Kol K.nın) 27.10.2005 - 17.02.2006 tarihleri arasında 2 nci Bölük Komutanlığına, kendisinin de 2006 yılı sicil dönemi içerisinde yaklaşık altı ay kol komutanlığına ve Bl. Astsubaylığına vekalet ettiğini, bu süreler nazara alındığında 1nci sicil üstü ile 3 ay birlikte çalışma koşulunun gerçekleşmediğini ileri sürmüştür. Bilindiği üzere sicil süresi 1 terfi yılını, terfi yılı ise, her yılın 30 Ağustos tarihinden başlayıp ertesi yılın 30 Ağustos tarihine kadar olan süreyi ifade eder (Astsubay Sicil Yönetmeliği md.3/ş, g). Buna göre bir sicil üstünün astı hakkında sicil tanzim edebilmesi için, o kişiyle anılan süre içerisinde, 2 Mayıs tarihi itibariyle, 3 ay çalışmış olması yeterlidir. Davacının sunduğu belgelerden 1nci sicil üstünün 27.10.2005-17.02.2006 tarihleri arasında 2nci Bölük Komutanlığına vekalet ettiği dolayısıyla, anılan tarihler arasında davacının 1nci sicil üstü ile birlikte çalışmadığı anlaşılmaktadır. Ne var ki, 2006 sicil yılı 30.8.2005-30.08.2006 tarihleri arasındaki dönemi kapsadığından, 1nci sicil üstünün 02.05.2006 tarihi itibariyle 3 aydan fazla bir süre davacı ile birlikte çalıştığı açıktır. Davacı 6 aya yakın bir süre Bl. Astsubaylığına vekalet ettiğini belirtmiş ise de; sunduğu belgelere göre Bl. Astsubaylığına vekalet ettiği tarihlerin 30.08.2006 tarihinden sonraya ait olması nedeniyle 2006 sicil yılının dışında kaldığı, ayrıca vekaleti sırasında asli görevi uhdesinde kaldığından bunun sicil bağlantısını değiştirmediği görülmüştür. Kaldı ki Astsubay Sicil Yönetmeliğinin 15nci maddesine göre, Sicil süresi içerisinde kurs, izin, 3 aydan az süreli geçici görev, istirahat, hastane ve hava değişimi gibi yasal mazeret sürelerinin toplam olarak bir ayı, fiili görevden sayılır. Tüm bu hususlar bir arada değerlendirilerek, özlük ve sicil dosyalarında yapılan inceleme sonucu aksi bir sonuca ulaştıracak herhangi bir belgeye de rastlanmadığından söz konusu sicil işleminde yetki yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
İşlemin diğer unsurları yönünden yapılan incelemeye ilişkin olarak;
Dava dosyası, özlük dosyaları ile sicil belge ve defterlerinin incelenmesi neticesinde; davacının 2002 yılından itibaren sicil almaya başladığı, ortalamaları çok yüksek seviyede gerçekleşen bir sicil safahatı sergilediği, dava konusu 2006 sicil döneminde; 1nci sicil üstünün sadece nitelikleri ilişkin alt kıstasları işaretlemek suretiyle değerlendirme yaptığı, ilave kanaat belirtmediği, 2nci sicil üstünün 1nci sicil üstü tarafından yapılan işaretlemelere katıldığı, 3ncü sicil üstünün ise değerlendirme yapmadığı, yapılan işaretlemelerin nota tahvil edilmesi sonucunda ortaya çıkan sicil puanlarının tam nota yakın çok iyi seviyesinde olduğu, niteliklere ilişkin alt kıstaslara menfi kanaat kabul edilen bir işaretleme de yapılmadığı, davacının anılan sicil döneminde ikisi sicil yazma tarihinden sonrasına ait olmak üzere 3 kez takdirname ile taltif edildiği ve her hangi bir cezasının bulunmadığı görülmektedir.
Astsubay Sicil Yönetmeliğinin (28.12.1998 - RG.: 23567) Sicil üstlerinin görev ve sorumluluğu başlıklı 5nci maddesinde; Sicil üstleri emri altındakiler hakkında sicil düzenlerken; üstlük ve komutanlığın en önemli olan özel yetkilerinden birini kullanırlar. Sicil üstleri; bu görevin önemini göz önünde tutarak, sicil belgelerindeki nitelikleri tam bir tarafsızlık, adalet ve vicdani kanaatle değerlendirmekten sorumludurlar. Aksi durum, ehliyetli olmayanların layık olmadıkları rütbe ve makamlara yükselmelerini, dolayısıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinin yetenekten yoksun kişilerin elinde görevini yapamaz duruma düşmesi sonucunu doğurur. Hissi ve aşırı merhamet duygusuyla verilecek sicillerin, hak eden başka personelin hakkını ihlal edeceği, daima göz önünde bulundurulur
denilmektedir.
Bilindiği üzere, özünde değerlendirme unsurunu barındırdığı ve bir değerlendirme sürecinin sonunda ortaya çıktığı için sicil işlemleri, idarenin diğer işlemlerine nazaran takdir yetkisini yoğun olarak kullandığı işlem grubu içerisinde yer alır. Kuşkusuz sicil üstünün tesis ettiği sicil işleminin tamamen üstün hareket alanı içinde kaldığını varsaymak da mümkün değildir. Diğer bütün kamusal yetkilerde olduğu gibi takdir yetkisi de eşit, adil, objektif ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanılmalıdır.
Sicil işlemlerinde, takdir yetkisinin kullanılma sürecindeki hukuka aykırılık ise; uzun yıllar, belirgin bir çoğunlukla çok yüksek sicil notları ve olumlu kanaatler ile takdir edilmiş personele, genel safahatına ve uygulamaya istisna teşkil edecek ve göze çarpacak nitelikte (birden bire düşüşü izah eden makul ve kabul edilebilir nedenler öne sürülmeksizin) çok düşük sicil notları takdir edilmesi ve hakkında olumsuz kanaatler belirtilmesi durumunda ortaya çıkmaktadır.
Yukarıda belirtilen ölçütler doğrultusunda dava konusu sicil işlemleri değerlendirildiğinde; davacı hakkında yapılan değerlendirmenin (işaretlemelerin ve bunların nota tahvil edilmesi sonucunda ortaya çıkan sicil puanlarının) tam nota yakın çok iyi seviyesinde olmakla davacının genel sicil alma eğilimine uygun olduğu, ani ve açık bir düşüşün söz konusu olmadığı, keza niteliklere ilişkin alt kıstaslara menfi kabul edilebilecek bir işaretleme de yapılmadığı, diğer yönden, tam nottan bir miktar uzaklaşılmasının aksi yönde bir kanıt bulunmadığı sürece sicil üstlerinin sübjektif değerlendirmede bulunduğu anlamına gelmeyeceği, bu bağlamda takdir edilen sicil notunun davacıya verilen takdirnamelerle de çelişmediği gözetilerek 2006 yılı 1nci ve 2nci sicil üstü sicil işlemlerinin tesisinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, sicil tanzim etmemiş olması nedeniyle de 3ncü sicil üstü sicil işleminin iptaline ilişkin davanın konusunun bulunmadığı sonucuna gidilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1. Yasal dayanaktan yoksun bulunan, 2006 yılı 1nci ve 2nci sicil üstü sicil işlemlerinin iptali isteminin REDDİNE,
2. Konusu bulunmadığından 2006 yılı 3ncü sicil üstü sicil işleminin iptaline ilişkin davanın esası hakkında bir karar verilmesine YER OLMADIĞINA, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy