(2709 S. K. m. 125) (Subay Sicil Yönetmeliği (MÜLGA) m. 4, 103)
Davacı, 26.03.2007 tarihinde kayıtlara giren dava dilekçesinde özetle; sicil amirlerince birçok kez takdirle ödüllendirildiğini, yıllık olarak yayımlanan kıdem sıra kitabında emsallerine oranla daha geride bulunduğunu gördüğünü, Aralık 2001 yılında Kara Harp Akademisi giriş sınav sonuçlarında açıklandığında, sınav notunun yüksek olmasına rağmen daha düşük notlara sahip subayların kendisinden daha üst sırada sınavı kazandığını gördüğünü, bunun nedeninin 1993 ve 1994 yıllarında verilen sicil notlarından kaynaklandığını tahmin ettiğini, bu sonuca da sadece o dönemde takdir almadığından dolayı vardığını, o dönemdeki sicil 1nci sicil üstünün değerlendirmesinin tamamen önyargılara dayandığını, sicil üstünün personel arasında ayrım yaptığını, kendisi ile sorunlu olan kişilerle konuşanlara da tavır takındığını ve kendisine bu yüzden tavır almış olabileceğini, 2nci sicil üstünün de 1nci sicil üstünden etkilenerek sicil vermiş olabileceğini belirterek 1993 ve 1994 yılı sicil dönemlerinde 1nci ve 2nci sicil üstü sicil işlemlerinin iptalini talep etmiştir.
Davalı idare tarafından, davada süre aşımı bulunduğu ileri sürülmüştür. Mülga Subay Sicil Yönetmeliği uyarınca Sicil Belgeleri Özel gizlilik derecesine sahip olup ilgililere sicil işlemine yönelik bir tebligat yapılmamıştır. Bu nedenle sicil işlemine vakıf olmayı sağlayacak şekilde ve yasal anlamda geçerli bir tebligatın bulunmaması nedeniyle davalı idarenin süreaşımı itirazına itibar edilmemiştir.
Dava dosyası ile davacının getirtilen özlük ve sicil dosyalarında yer alan bilgi ve belgelerden 1991 yılından itibaren sicil almaya başlayan davacının dava konusu 1993 ve 1994 yılı sicil dönemlerinde her iki sicil üstü tarafından iyi seviyesinin orta düzeylerinde sicil notuyla takdir edildiği, menfi kanaat belirtilmediği, 1994 yılı 1nci sicil üstü tarafından sicil defterine yazılan kanaatin 2 nci cümlesinin sicil belgesine geçirilmediği, dava konusu dönemler içerisinde takdiri bulunmadığı disiplin cezasına da maruz kalmadığı görülmektedir.
Dava konusu sicil notlarının tanzim edildiği tarihte yürürlükte olan 1972 tarihli Mülga Subay Sicil Yönetmeliğinin Sicil üstlerinin görev ve sorumluluğu başlıklı 4ncü maddesinde, Sicil üstleri emri altındakiler hakkında sicil düzenlerken; üstlük ve komutanlığın en önemli olan özel yetkilerinden birini kullanırlar. Sicil üstleri bu görevin önemini göz önünde tutarak, emri altındakiler hakkında sicil düzenlerken sicil belgelerindeki niteliklere tam bir tarafsızlık, adalet ve vicdani kanaatle not takdir etmelidirler. Aksi hal ehliyetli olmayanların, layık olmadıkları rütbe ve makamlara yükselmelerini, dolayısı ile Türk Silahlı Kuvvetlerinin yetenekten yoksun kişilerin elinde görevini yapamaz duruma düşmesi sonucunu doğurur
Sicil üstleri düzenledikleri sicillerdeki isabet derecesine göre kendileri hakkında da hüküm verileceğini gözden uzak tutmamalıdırlar. denilmektedir.
Bilindiği gibi, sicil işlemleri, idarenin diğer işlemlerine göre takdir yetkisinin yoğun olarak kullanıldığı bir işlem grubu olması nedeniyle farklılık arz etmekte olup, bunların denetimi, takdir yetkisinin eşit, adil, objektif ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanılıp kullanılmadığı, bu yetkinin kullanımında hukuka aykırı bir durumun bulunup bulunmadığı yönünden yapılmak durumundadır. Sicil üstünün astı hakkında sicil tanzim etmesi işleminin, tamamen üstün hareket alanı içinde kaldığını varsaymak mümkün değildir. Zira, Anayasanın 125/4ncü madde ve fıkrasında, takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği belirtilmiş, takdir hakkının denetlenmesi konusunda bir kısıtlama getirilmemiştir. Buna göre yargı yerince denetlenemeyecek olan husus hukuka uygun kullanıldığı tespit edilen takdir hakkı olmakla bu yetkinin kullanılma sürecindeki hukuka aykırılık halleri saptanmak suretiyle denetlenebilecektir.
Sicil işlemlerindeki hukuka aykırılığın kendisini gösterdiği durum ise; uzun yıllar boyunca belirgin bir çoğunlukta çok yüksek sicil notları ve olumlu kanaatler ile takdir edilen personelin, genel gidişata ve uygulamaya istisna teşkil edecek biçimde ve göze çarpacak nitelikte, ayrıca birdenbire düşüşü açıklayan makul nedenler öne sürülmeksizin düşük sicil notları ile takdir edilmesi ve hakkında olumsuz kanaatler belirtilmiş olmasıdır.
Yukarıda getirilen ölçütler ile dava konusu sicil işlemleri değerlendirildiğinde; 1993 ve 1994 yıllarında yılında her iki sicil üstünce davacıya takdir olunan sicil notlarının, davacının özellikle dönemsel sicil safahatı ile uyum içinde olduğu, bariz bir sapma göstermediği, objektif bir değerlendirmeye dayalı sicil işlemleri olduğu, takdir yetkisinin eşit, adil ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanıldığı görülmektedir
Diğer yandan aynı Yönetmeliğinin 103ncü maddesi; ....sicil defteri ile sicil belgesine yazılan not, kanaatler birbirinden farklı olamaz. Sicil defteri ile sicil belgesindeki not ve kanaatler birbirinden farklı ise, bu takdirde işlemlerde sicil belgesindeki not ve kanaatler geçerli sayılır... hükmünü içermektedir. Bu hüküm karşısında, sicil defterine yazılan ancak sicil belgesine yazılmamış bulunan kanaatin geçersiz olduğu anlaşılmaktaysa da; sicil üstü defterinin de, yine Subay Sicil Yönetmeliğinin 103ncü maddesi gereğince tutulmalarının zorunlu bulunduğu ve bu defterlere de 1nci ve 2nci sicil amirlerince, sicil belgesinden önce sicil yılına ait not ve kanaatlerin yazılmasının gerekli olması karşısında bu deftere yazılan not ve kanaatlerin idari işlem olduğu ve bu işlemle ilgilinin menfaati ihlal ediliyorsa yargı denetimine tabi olması gerektiğinden kuşku bulunmamakta olup 1994 yılı sicil döneminde birinci sicil üstü tarafından sadece sicil defterine yazılan sicil notunun da yukarıda belirtilen yönetmeliğin 103ncü maddesinin amir hükmü karşısında hükümsüz olduğu sonucuna varılmıştır
Açıklanan nedenlerle;
1. 1993 ve 1994 yılları 1 ve 2nci sicil üstü sicil notlarının iptali isteminin REDDİNE,
2. 1994 yılı 1nci sicil üstünce sicil defterine yazılıp sicil belgesine geçirilmeyen kanaatin (2nci cümle) hükümsüzlüğünden İPTALİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy