(5434 S. K. m. 12, 15, 55) (211 S. K. m. 57, 66, 67, 70, 113) (926 S. K. m. 143) (Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği m. 80, 271, 327, 715)
Davacı vekilinin 7 Şubat 1990 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinden; Davacının Kara Harp Okulunda öğrenci iken geçirmiş olduğu bir kaza sonucu yaralandığı ve bir gözünü kaybettiği, bu nedenle 5 nci derece vazife malulü olarak emekliye sevk edildiği ve kendisine T.C. Emekli Sandığı tarafından maaş bağlandığı, 1977 yılında ASAL Dairesine başvurusu üzerine sağlık fişi ve kimlik katı verildiği ve 12 yıl süre ile bu haklardan yararlandığı, vazife malûlü olarak ayrılmasının tabii bir sonucu olarak sık sık sağlık kurumlarına başvurması gerektiği, kimlik kartı ve sağlık fişinin yenilenmesi için 1989 yılında yaptığı başvurunun reddedildiği, sağlık fişi ve kimlik kartı verilmesinin idarenin bir lütfü olmayıp emekli sandığı iştirakçiliği ve vazife malûllüğünden doğan yasal bir hak olduğu bu hakkın mevzuattaki bir değişiklik gerekçe gösterilerek geri alınmasının idarenin sürekliliği ve müktesep hak gibi hukukun temel ilkelerine ters düştüğü öne sürülerek kimlik kartı ve sağlık fişi verilmeme işleminin iptali istemiyle işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Dava konusu kimlik kartı ve sağlık fişi verilmemesi işleminin hukuka uygun olup olmadığının belirlenebilmesi için, öncelikle davacının Statüsü"nün incelenmesinde yarar görülmüştür.
5434 Sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun Sandıktan faydalanacaklar başlıklı 12 nci maddesinin (j) bendinde Harp Okulları ile Fakülte ve yüksek okullarda silahlı kuvvetler hesabına okuyan veya kendi hesabına okumakta iken askeri öğrenci olanların bu kanun kapsamında oldukları belirtilmekte; aynı kanunun Emekli keseneğine esas tutulacak aylık, ücret ve ödenekler başlıklı 15 nci maddesinin (e) bendinde ise Harp Okulları ile fakülte ve yüksek okullarda Silahlı Kuvvetler hesabına okuyanların ve astsubay sınıf okulu öğrencilerinin, öğrenci harçlıkları ile teğmen ve astsubay çavuş aylıkları arasındaki farkın keseneği aynı esaslara göre öğrenciler adına kurumlarınca ödenir denilmektedir. Bu yasa metinlerinden Harp Okullarında okuyan askeri öğrencilerin emeklilik yönünden 5434 Sayılı Kanun hükümlerine tabi oldukları açıkça anlaşılmaktadır.
211 Sayılı T.S.K. İç Hizmet Kanununun Askeri Öğrenciler başlıklı 113 ncü maddesinin (d) bendinde Bütün askeri öğrencilerin yalnız kendileri bu kanunun (a) bölümünde belirtilen sağlık fişleri ile ilgili hükümlerden... istifade ederler, denilmektedir.
İç Hizmet Kanunun (c) bölümü Sağlık İşleri başlığını taşımakta ve 57-70 nci maddeleri kapsamaktadır. Kanunun 70 nci maddesi ise; subay, askeri memur ve astsubay emeklileri ile bunların ailelerinin, 66/a-b ve 67 nci madde hükümlerinden (ücretsiz muayene ve tedavi, reçete bedelinin kişi katkısı hariç devletçe karşılanması, ölüm halinde cenaze masrafının ödenmesi, gerekli hallerde sivil sağlık kuruluşlarında müşahede ve tedavi) aynen istifade edecekleri, yönetmelikte belirtilecek resmi belgenin (kişinin sayılan TSK. mensubu emeklisi olduğunu belirten) garnizon ya da merkez komutanlıkları veya askeri hastane baştabipliklerine ibrazının yeterli olduğu belirtilmektedir.
Yukarıda açıklanan yasa maddelerinden; askeri öğrencilerin İç Hizmet Kanununun sağlıkla ilgili 57-70 nci maddelerini içeren (c) bölümünde belirtilen haklardan yararlanacakları, 70 nci maddenin açık hükmü ve 113/d maddesinin bu konudaki atfı dolayısıyla de, bir askeri öğrencinin emekli durumuna girmesi halinde, sağlıkla ilgili hükümlerden istifadeye devam edeceği anlaşılmaktadır.
Kanunla getirilen düzenleme bu olmakla beraber; bu kanuna dayanılarak çıkartılan İç Hizmet Yönetmeliğinin Askeri öğrenciler başlıklı 715 nci maddesinin (2) nci bendinde, bütün askeri öğrenciler sağlık işleri ile ilgili hükümlerden yalnız kendileri subaylar ve astsubaylar gibi yönetmeliğin 271-327 nci maddelerinde yazılı şartlara göre faydalanırlar. Ancak öğrencilik durumunun özelliği sebebiyle öğrencilerin sağlık muayenelerinde ayrıca şu hususlarda göz önünde bulundurulur.
Öğrencilerde sağlık muayenelerini kontrol ve tedavilerini temin için sağlık muayene fişi verilir. Bu sağlık muayene fişleri için yukarıda zikredilen maddelerde yazılı şartlar tatbik olunur... denilmekte ve aynı yönetmeliğin 327 nci maddesinin birinci fıkrasında Türk Silahlı Kuvvetleri emeklilik statülerini muhafaza eden subay, askeri memur ve astsubaylar emeklileri ile bunların aile fertleri, Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun 66 ncı maddesinin (a) ve (b) fıkraları ile 67 nci maddesi hükümlerinden ve bu maddeler ile ilgili talimatname hükümlerinden aynen istifade ederler hükmü yer almaktadır. Burada dikkat çeken husus 327 nci maddede Türk Silahlı Kuvvetleri emeklilerinden sağlık yardımından yararlanacakların teker teker sayılması yoluna gidilmiş olmasıdır. Buna göre, bu yardımdan yalnızca subay, askeri memur ve astsubay emeklileri ile bunların bakmakla yükümlü oldukları aile fertleri istifade edebilecektir.
Oysa yukarıda belirtilen İç Hizmet Kanununun ilgili maddeleri uyarınca, bir askeri öğrenci kanunun sağlıkla ilgili hükümlerinden aynen istifade edebilecek, özel kanunlara örneğin 5434 Sayılı Kanuna göre emekli statüsüne girmekteyse, hangi muvazzaf statünün (subay, astsubay) öğrencisi ise sanki o statüden emekli olmuş gibi addedilerek, tabi olacağı bu konumdaki kişilerin sahip olduğu sağlıkla ilgili haklara aynen kavuşmuş olacaktır. Şüphesiz, bunun söz konusu olabilmesi için o kişinin lise üstü öğrenim veren bir okulun askeri öğrencisi (Harp okulu, üniversite, astsubay sınıf okulu gibi) olması ve 5434 Sayılı Kanunun ilgili hükümleri uyarınca 18 yaşını bitirmiş ve kuruma ilk emeklilik kesintisinin yatırılmış olması da gerekli bulunmaktadır, öte yandan, yine 5434 Sayılı Kanunun Vazife Maluliyeti ile ilgili hükümleri uyarınca bu konumdaki bir askeri öğrencinin emekliliği ancak Vazife malulü olması halinde mümkündür ve bu takdirde o kişiye sanki 30 yıl fiili hizmeti varmış gibi, belirtilen maluliyet (sakatlık) derecesi üzerinden emekli aylığı bağlanır. (5434 Sayılı Kanun Md. 55) Sandıkça bağlanacak aylık, 926 Sayılı Kanunun 143 ncü maddesi hükmü gözetilerek, ilgilinin konumuna göre teğmen yada astsubay çavuş aylığı üzerinden bağlanacaktır. Nitekim, davacıya da 5 nci dereceden vazife malulü teğmen aylığı üzerinden maaş bağlandığı şahsi dosyadaki belgelerden anlaşılmaktadır.
İç Hizmet Kanununun askeri öğrencilerle ilgili hükümleri, bu statüdeki kişilerin emeklilik hallerimde kapsamak üzere, sağlık konusunda mensup olacakları muvazzaf asker kişilerle (subay ya da astsubay) aynı hükümlere tabi olacaklarını öngörmüşken, İç Hizmet Yönetmeliği ile TSK. Sağlık Muayene Fişleri ve Sağlık Cüzdanları Yönergesinin (Gnkur.160-2) askeri öğrencilerin emeklilik hallerini düzenlememiş olması, bu kapsamdaki kişilerin bu haktan yoksun bırakılmaları sonucunu doğuramaz. Kaldık, adı geçen yönetmelik ve yönergede uzman jandarmalar ile TSK. emeklisi hemşirelerden bile bahsedilmişken, askeri öğrenci emeklilerinden söz edilmemesi, olsa olsa böyle bir statüyü düşünmemeden yada öngörmemekten kaynaklanan bir unutkanlık eseri olabilir. Şüphesiz, İç Hizmet Kanununun bu konuyu düzenleyen maddelerinin genel esprisi ve bunu tamamlayan T.C. Emekli Sandığı Kanununun askeri öğrencilerle ilgili hükümleri müştereken değerlendirildiğinde; askeri öğrenci emeklisi vazife maluliyeti dolayısıyla statüsünün fiili bir gerçek olduğu, ancak kanunda bu konumdaki kişilerin, tabi olacakları muvazzaf emsalleri (subay ya da astsubay) ile sağlık hizmetleri açısından aynı haklara sahip olacakları belirtilmişken; gerek İç Hizmet Yönetmeliği, gerekse Sağlık Fişleri Yönergesinde bu statüdeki kişilerle ilgili uygulama esaslarını gösteren bir hükme yer verilmediği, başka ifade ile bu konunun meskût geçildiği görülmektedir. Şüphesiz, maddi gerçeğin bu şekilde olmasının haksız sonuçlarına davacının katılmasını beklemek, hukuka bağlı idare ve hakkaniyet kuralları ile bağdaşmayacaktır, öte yandan, fiili uygulama konusundaki tereddütlerin ortadan kaldırılması maksadıyla, başsavcılıkça istilamla konu T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünden sorulmuş ve adı geçen kurumun 30.1.991 tarihli cevabı yazısı ile de, davacıya 211 Sayılı İç Hizmet Kanununun 70 nci maddesi gereğince sağlık yardımı yapılması gerektiğinden, sandıkça sağlık yardımı yapılmadığı açıkça ifade edilmiştir.
Şu halde, mevcut yasal hükümler karşısında davacıya sağlık fişi verilmemesi işlemi hukuka aykırı bulunmaktadır. Öte yandan, İç Hizmet Kanununun 113/d maddesi askeri öğrencilerin yalnız kendilerinin sağlık işleri ile ilgili hükümlerden istifade edebileceklerini öngörmekle beraber; bu maddenin askeri öğrencilerin emekli olmaları halinde tatbik kabiliyeti olmadığı ve bu takdirde bu emekli askeri öğrencilerin bakmakla yükümlü olduğu aile fertlerinin de Emekli, Adi malullük veya vazife Malûllüğü Aylığı Bağlanmış Olanlarla, Bunların Kanunen Bakmakla Yükümlü Oldukları Aile Fertleri, Dal ve Yetim Aylığı Alanların Muayene ve tedavileri Hakkında Tüzük hükümlerine paralel şekilde sağlık hizmetlerinden yararlandırılması ve bunlara da sağlık fişi verilmesi gerekmektedir.
Dava konusu kimlik kartı verilmemesi işlemine gelince, 211 Sayılı İç Hizmet Kanununun 34/e maddesinde Silahlı Kuvvetler mensupları, şekil ve kullanma tarzı talimatnamede gösterilen hüviyet kartlarını resmi ve sivil olarak her zaman üzerlerinde bulundurmaya mecburdurlar. denilmekte; İç Hizmet Yönetmeliğinin 80 nci maddesinin (a) bendinde subay, askeri memur ve astsubayların askeri öğrenciler, erbaş ve erler her zaman vazife başında veya vazife dışında üniformalı bulunurken veyahut sivil elbise giymiş iken fotoğraflı ve taktikli kimlik kartı taşımaya, talep vukuunda göstermeye mecburdurlar hükmü yer almakta, aynı maddenin (b) bendinde ise, Kimlik kartlarının şekilleri, dağıtma usulleri ve hangi makamlarca verileceği Milli Savunma Bakanlığınca hazırlanan bir talimatla tesbit edilir denilmektedir. Yine İç Hizmet Kanununun 1 nci maddesinde askeri öğrencilerin Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları kapsamına dahil olduğu açıkça ifade edilmektedir.
T.S.K. Kimlik Kartı Yönergesi (MSB.30-8) nin amaçla ilgili 1/c maddesinde Türk Silahlı Kuvvetleri emeklilik statüsünü muhafaza eden subay, astsubay, uzman Çvş. ve uzman erbaş ile bunların aile fertlerine; kimlik kartı verileceği öngörülmüşken; Sağlık Fişleri Yönergesinde olduğu gibi, Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu olduğu açık olan askeri öğrenci emeklileri ile ilgili herhangi bir düzenleme getirilmemiş, bu konu meskût geçilmiştir. Bunun, yukarıda belirtildiği üzere bir unutkanlık eseri (zuhulen) ya da öngörmemekten kaynaklandığı açıktır. Yönergenin kimlik kartı verilmeyecek halleri düzenleyen 3/f-3 maddesinde belirtilen malulen ayrılma halinin ise, vazife maluliyetini kapsamayacağı çok açıktır. Çünkü, aksi takdirde bir yandan 5434 Sayılı Kanun bir gün dahi hizmeti 30 yılmış gibi varsayıp kişiyi 30 yıl üzerinden emekli sayarken, öte yandan bu emeklilik şeklini yok sayma gibi bir fiili durum meydana gelir ki, bunun da çok ağır derecede hukuka aykırı ve kabul edilemez bir düşünce şekli olduğu açıkça görülmektedir. Kaldı ki yönergede emekli uzman erbaş dahi kapsam içine alınmışken, (uzman erbaşın bir gün dahi hizmeti olsa, vazife maluliyeti halinde emekli aylığı bağlanacağı tabidir), subay adayı bir askeri öğrencinin vazife maluliyetinden emekli olması halinde, kimlik kartından mahrum edilmesi hukuka uygun düşmeyecektir.
Esasen, davalı idare doğru bir yaklaşım ve hukuken isabetli bir kararla, davacıya ve bakmakla yükümlü olduğu aile fertlerine 1977-1989 yılları arasında 13 yıl süreyle kimlik kartı ve sağlık fişi vermiş, ancak 1989 yılında bu konuda kimlik kartı ve sağlık fişi yönergelerinde açıklık bulunmadığı gerekçesiyle, ilk işlemini geri alarak davacıyı ve aile fertlerini söz konusu haklardan mahrum etmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacı ve aile bireylerine Sağlık Muayene Fişi ve Kimlik Kartı verilmemesine ilişkin işlemin İPTALİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy