(2709 S. K. m. 125)
Davacı vekili tarafından yazılıp 10 Ocak 1992 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde; davacının sağlam olarak askere alındığı, Ispartadaki acemi eğitimini müteakip gönderildiği K.T.B.K. Alayı 1.Tb. Cephe Bölüğünde er olarak askerlik hizmetini yaparken 3.9.1989 tarihinde düşme sonucu sol dizinin sakatlandığı, bir dizi ameliyatlar sonucunda GATA Sağlık Kurulunun raporuyla ve sol Gollüm Femoris eski kırık ameliyatlısı teşhisi ile hakkında askerliğe elverişli değildir kararı verildiği, davacının acemi birliğinde iken de ağır eğitim koşulları altında viziteye çıktığı, sağlam olarak gittiği vatan hizmetinden sakat olarak geri döndüğü, bu yaralanma nedeniyle büyük çapta çalışma gücünü kaybettiği, ayrıca bu yaralanma nedeniyle ömür boyu manevi çöküntü içinde bulunacağı izah edilerek 100 milyon TL. maddi ve 10 milyon TL. manevi tazminat talebiyle işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Davacının askerlik hizmetinin ifası sırasında, bir başka deyişle görev sırasında düşerek sakat kaldığı iddiasına karşılık davalı idare savunmasında hiçbir kanıt göstermeden sadece davacının kıtasına katılış tarihi ile yaralanmanın meydana geldiği tarih arasındaki beş günün üçünün tatil günü olduğu diğer iki gününde ise eğitim birliklerinden gelmesi gereken erlerin toplanması ve tüm yeni erlerle birlikte eğitime başlanması düşüncesi ile erata spor, atış, nöbet ve eğitim hizmetlerinin yaptırılmadığı dolayısıyla davacının yaralandığını iddia ettiği 3.9.1989 günü spor yapmasının mümkün olmadığı, bu nedenle de düşmenin hizmetin gereklerinden değil davacının kişisel faaliyetlerinden kaynaklandığı ileri sürülmüştür.
İdarenin hukuki sorumluluğu için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması ve zararlı sonuç ile eylem arasında illiyet bağının bulunması gerekmektedir.
Davacının sakat kalmak suretiyle bir zarara uğradığı hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Ancak davacının eyleminin hizmetten kaynaklandığı iddiasına karşılık davalı; eylemin, hizmetten ve idare tüzel kişiliğinden değil tamamen davacının kişisel kusurundan kaynaklandığını ileri sürmektedir.
Bu bakımdan öncelikle yaralanmanın hizmetin gereklerinden neşet edip etmediğinin tespitine gerek duyulmaktadır. Bu maksatla; olay hakkında tanzim edilmiş bir tutanağın bulunup bulunmadığı hususu ara kararı ile K.T.K.Alay Komutanlığından sorulmuş, verilen cevaba eklenen belgelerin tetkikinden olayın Bölükteki Eğitim, atış vs. gibi faaliyetler sırasında olduğuna dair bir belgenin bulunmadığı ve ayrıca olay tarihindeki Bölük subay astsubayları ile erlerinin tayin ve terhis gibi nedenlerle Bölükten ayrıldıkları için ifadelerinin alınmalarının mümkün olmadığının bildirildiği anlaşılmıştır.
Bu defa yaralanmayı müteakip götürüldüğü Alay Reviri ile Girne Askeri Hastanesindeki kayıtlarda davacının hangi ahvalde yaralandığına dair bir kayda rastlanılabilir ihtimaline binaen adı geçen sağlık kuruluşlarından davacı ile ilgili kayıtların gönderilmesi ara kararımızla istenilmiş, Alay Revirinden gönderilen belgelerde davacının 3.9.1989 tarihindeki muayenesinde sol femur kırığı teşhisi konularak Hastaneye sevk edildiği, Girne Hastanesinden gönderilen belgelerin tetkikinden de 3 gün hastanede yatan davacının 6.9.1988 tarihinde öpere edilmek üzere GATA ortopedi kliniğine havayolu ile hekim eşliğinde sevk edildiği anlaşılmıştır.
Yukarıda belirtilen belgelerden düşme olayının hizmete bağlı olup olmadığının tespit edilememesi karşısında ve GATA Sağlık Kurulunun 11.3.1991 gün ve 2268 Sayılı raporunda düşme sonucu kaydının bulunması nedeniyle düşmenin hizmetle ilgisinin bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla bu defa ara kararımızla davacıya ait GATA Komutanlığındaki tedavi evrakları istenilmiş, buradan gönderilen sağlık dosyasındaki müşahede kağıdında anlatışına göre; 3.9.1989 günü sporda düşme sonucu sol çöllüm Femarıs kırığı meydana gelmiş.... ve GATA Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı Başkanlığına ait olup davacının 28.12.1989 tarihinde hastaneye yatışında tanzim edilen belgede ifadesine göre 7 aylık asker olan hasta 3.9.1989 günü spor esnasında düşme sonucu Lefkoşa Devlet Hastanesine sevk edilip muayene sonucu kırık olduğu söylenerek Girne Askeri Hastanesine gönderilmiş, sonra kliniğimize sevk edilmiş, 12.9.1989'da öpere edilmiş 20 gün yatışını takiben 4.10.1989'da 3 ay istirahatla taburcu edilmiş, S.M.K. sonrası kliniğimize yatırıldı.... denildiği görülmüştür.
Müdebbir bir idarenin hizmet nedeniyle kıtlaya katılan ajanını en iyi şekilde eğitmesi, günün 24 saati kendisini takip edip her türlü faaliyetlerini kontrol altında tutması gerekmektedir. Doktor refakatinde hava yolu ile GATA Hastanesine şevki gerektirecek derecede vahim bir yaralanma olayını müteakip yaralanmanın sebep ve nedenlerini tesbit etmeyen davalı idarenin, Davacı K.T.A.l.Tb.l.Bl.K.lığı emrine 29.8.1989 tarihinde katılmıştır. Revire yattığı 3.9.1989 tarihine kadar Bölükte kaldığı 5 günün üçü tatil gününe rastlanmaktadır. Bu süre içerisinde yeni gelen erata spor, atış nöbet ve eğitim ile ilgili faaliyetler yaptırılmamıştır. Bu nedenle dava dilekçesinde iddia edilen düşme olayının askerlik hizmeti ile bir ilgisi bulunmamaktadır... şeklindeki savunmasına katılmak mümkün olmamıştır.
Aksine yeni eğitim döneminin başlamasına kadar tek tek gelen erlerin bölükleri belirlendikten sonra kıta içerisinde başıboş bir şekilde serbest bırakılmayıp, usta er veya erbaş nezaretinde kıtanın yerleştiği arazinin tanıtımı yanı sıra spor hareketlerinin yaptırılması hayatın ve askerlik eğitiminin normal akışına daha uygun düşmektedir.
Yaralanmanın hizmet dışı bir nedenle meydana geldiğinin davalı idarece kanıtlanamaması, aksine yukarıda münderecatı yazılan GATA Komutanlığındaki sağlık belgelerinin tetkikinden davacının K.T.K.Alayı l.Tb.l.Bl.K.lığı emrine katılmasını müteakip kıta yaşamının normal seyrine uygun olarak usta er veya erbaşların nezaretinde askerlik hizmetinin bir parçası olan spor hareketleri yaparken düşerek sakat kaldığı, dolayısıyla hizmet ile zararlı sonuç arasında illiyet bağı bulunduğu anlaşılmakla davacının zararının kusursuz sorumluluk kuram ve ilkeleri gereğince davalı idarece karşılanmasının gerekeceği sonucuna varılmıştır.
Davacıya T.C. Emekli Sandığınca maluliyet aylığı bağlanıp bağlanmadığı hususu resen araştırılmış, T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 28.7.1982 gün ve 1539 sayılı işlemi ile davalı idarenin yaralanmanın eğitimde olduğuna dair bir belge ibraz edememesi gerekçesine dayalı olarak davacıya maluliyet aylığı bağlanmadığı anlaşılmıştır.
Davacının gerçek zararının tespiti amacıyla resen seçilen bilirkişi tarafından tanzim edilip Mahkemeye ibraz edilen 1.2.1993 tarihli bilirkişi raporunda davacının toplam 182.938.194. TL maddi tazminat hak edişinin bulunduğu anlaşılmıştır.
Taraflara tebliğ edilip itiraz edilmeyen bilirkişi raporu Kurulumuzca ilmi verilere ve Mahkememizin içtihatlarına uygun bulunacak bu yönde tatbikat yapılmıştır.
Davacının gerek olay anında duyduğu ve gerekse ömür boyunca mevcut sakatlık nedeniyle duyacağı acı ve ızdırabını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla kendisine uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamaların ışığı altında;
1. Bilirkişi raporu uyarınca ve istemine bağlı kalınarak davacıya 100.000.000. TL. (Yüz milyon TL.) Maddi Tazminat VERİLMESİNE,
2. Taktiren ve isteme bağlı kalınarak davacıya 10.000.000. TL. (On milyon TL.) Manevi Tazminat VERİLMESİNE,
3. Hükmedilen maddi tazminat miktarına 1.2.1991 tarihinden, hükmedilen manevi tazminat miktarına da 3.9.1989 tarihinden ödeme tarihine kadar % 30 YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy