(765 S. K. m. 46, 47) (2709 S. K. m. 125) (1632 S. K. m. 91)
Davacılar vekilleri 9 NİSAN 1992 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Davacıların yakını Hv.Yzb. ...............'nun DİYARBAKIR 2 nci Hv.Gr.K.lığında Nöbetçi Amiri olduğu 10.8.1991 günü ............... adlı er tarafından silahla vurularak öldürüldüğünü, olayla ilgili olarak 2. Taktik Hv.K.K.lığı Askeri Savcılığınca kamu davası açıldığını ve ceza davasının halen devam ettiğini, iddianamenin incelenmesinden Yzb. ...............'nun nöbet hizmeti sırasında ve nöbet görevi ile ilgili olarak öldürüldüğünün açıkça anlaşılmakta olduğunu davacıların Yzb. ...............'nun eşi, çocuğu ve annesi olduğunu onun ölümü nedeniyle destekten yoksun kaldıklarını ayrıca manevi zarara uğradıklarını;
Davalı İdarece nöbet için kullanılacak silahların ve şarjörlerinin ilgililere verilmesi konusundaki talimatların uygulanmasının sağlanmadığı, silah disiplinin yeterince verilmediği ve personelin eğitilmediğini, kısaca hizmetin kötü işlediği ve öldürme olayında idarenin ağır hizmet kusurunun bulunduğunu, Ağır hizmet kusuru, objektif sorumluluk, hakkaniyet ve nesafet kurallarına göre müvekkillerinin maddi ve manevi zararlarının idarece karşılanması gerektiğini, müteveffanın hizmet süresine göre dul yetim aylığı bağlanmış ise de sağ kalan eş ...............'in emeklilik yardımı ile karşılanmayan 500.000.000. TL., kızı ...............'nin ise 100.000.000. TL. maddi zararlarının karşılanmadığını, ayrıca müvekkillerinin duydukları ve ömür boyunca duyacakları acı ve elemin bir ölçüde karşılanması için her üç davacının ayrı ayrı 50.000.000. TL. manevi tazminatın yasal faizleri ile hüküm altına alınması için işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayı müteakip DİYARBAKIR 2. Taktik Hv. Kuvvet Komutanlığı Askeri Savcılığınca Adli Soruşturma yapılarak Er ............... hakkında Amirini kasten öldürmek suçundan kamu davası açıldığı, DİYARBAKIR 2. Taktik Hava Kuvvet Komutanlığı Askeri Mahkemesince yapılan yargılama sonunda mezkûr mahkemenin 24.3.1992 gün ve 1992/132 Esas, 1992/89 Karar sayılı gerekçeli hüküm ilme sanığın üste fiilen taarruz sonucu üstü ve amiri Yzb. ...............'nu öldürmek suçundan ölüm cezası ile mahkumiyetine ve ayrıca üstü Astsubay ...............'a karşı fiili tehdit suretiyle hürmetsizlik suçundan takdiren bir ay hapis cezası ile Mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
Adı geçen kararın incelenmesinden, maktul Yzb. ...............'nun sanık ...............'in bölük komutanı olup aynı zamanda olay sırasında 2. Hv. Kont. Grp. Kt. Nöbetçi subayı olduğu, dolayısı ile her iki halde de sanığın amiri bulunduğu, Yzb. ...............'nun 2. Hv. Kont. Grp. K. lığına TEMMUZ 1991 tarihlerinde atanmış olup, olay tarihi itibariyle görevine başlayalı bir ay kadar olduğu, maktulle sanık arasında herhangi bir tartışma, sövme dövme vesair gibi muğber olmayı gerektirir bir olay cereyan etmediği, olay gününde ve olaydan kısa bir süre önce aralarında geçen konuşmalarda kırıcı ve hakaretimiz bir söz ve fiilin geçmediği, 10.8.1991 günü saat 23.00 civarında Yzb. ............... yanında Astsb. ............... ile garajda oturmakta iken sanık ...............'i görüp yanına çağırdığı, konuşurken ...............'in içki içtiğini tespit etmesi üzerine neden içki içtiğini sorduğu, ...............'in ise her zaman içki içtiğini, tedavi olmak isteğini beyanla kendisinden bu konuda yardım talebinde bulunduğu, bu konuşmaların Yzb. ..............., sanık ............... ve şahit ............... arasında son derece medeni ve saygılı bir şekilde cereyan ettiği, Yzb. ...............'in alkol kullanmasından dolayı sanık ............... hakkında lüzumlu kanuni muamelenin yapılmasına tevessül ettiği, bu maksatla ...............'in ifadesinin tesbiti için Çvş. ............... ve yazıcı ...............'i yanına çağırıp emir verdiği, ...............'i alıp bölük yazıhanesine gittikleri ve ifadesini aldıkları;
...............'in alkol almasından dolayı kanuni işleme tevessül edilmesi nedeniyle Yzb. ...............'e kızdığı ...............' in ifadesi daktilo edilirken tuvalete gideceğinden bahisle ............... ve yazıcı ...............'den izin isteyerek silahlığında içinde bulunduğu koğuşa giderek silahlık görevlisi ...............'ten görevli muhafız olarak gideceğinden silah kartını da vermek suretiyle içinde 20 mermi bulunan bir şarjörle G3 Tipi 509257 no.lu tüfeği alıp koğuştan çıktığı, kendisine engel olmak isteyenleri tehdit ederek gazinoya doğru hareket ettiği, müteveffanın yanına gidip elinde tüfek olduğu halde belindeki tabancayı çıkarıp masanın üzerine bırakmasını ikaz ettiği, bunun için elindeki tüfekle havaya iki el ateş ettiği durumun ciddiyetini anlayan Yzb. ...............'in ben sana ne yaptım, seni muayene ve tedavi ettireceğim, yapma gibi beyanlarda bulunarak yumuşatmaya uğraşırken, nöbet tutarken bulundurduğu devlete ait miri tabancayı da masanın üzerine bıraktığı, ...............'in masa üzerindeki tabancayı almak için eğildiği sırada Yzb. ...............'in de ...............'in elindeki tüfeği almak üzere hamle yaptığı, ...............'le ............... arasındaki mesafenin 11,5 metre kadar olduğu, sanık ...............'in Yzb. ...............'in hareketi üzerine tüfeğini arka arkaya 17 kez ateşlediği, isabet eden mermilerin etkisi ile müteveffanın olay yerinde öldüğü adli rapora göre ...............'in olay sırasında ve halen askerliğe elverişli olup T.C.K.nun 46 ve 47 nci maddelerinden faydalanmayacağının belirtildiği;
Adli Rapor, Expertiz raporu, şahit beyanları ve ...............'in ikrarını havi beyanları hep birlikte değerlendirildiğinde; ...............'in içki içmesi sebebiyle kendisi hakkında kanuni muamele yapan üstü ve amiri Yzb. ...............'i bu kararından vazgeçirmek için silahla tehdit ettiği, masanın üzerine bıraktığı tabancayı almaya eğildiği sırada elindeki tüfeği almak maksadı ile hamle yapması sebebiyle hamili bulunduğu tüfeği ateşlemek suretiyle ölümüne sebebiyet verdiği, Yzb. ...............'in sanık ...............'in silahla fiilen taarruzu neticesinde hayatını kaybettiği sonucuna varılarak, sabit görülen eylemine uyan As.C.K.nun 91/4 maddesi gereğince ÖLÜM CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA karar verildiği, olayda müteveffanın görev sınırları içinde yaptığı ikaz ve davranışlarında müterafik kusur sayılabilecek bir eyleminin bulunmadığı anlaşılmıştır.
İdarenin hukuki sorumluluğunun dayanağı Anayasanın 125 nci maddesidir, anayasanın 125 nci maddesine göre İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Anayasa dışında da bazı kanunlarda, idarenin hukuki sorumluluğu ile ilgili hükümler bulunmaktadır. Ancak gerek Anayasa da gerekse kanunlarda idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirlenmesi gerektiği kesin biçimde tesbit edilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün İdarenin sorumluluğu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru, isterse kusursuz sorumluluk ilkesine dayansın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için, bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Devlet adına kamu hizmeti yürüten davalı idarenin halin icaplarına ve ihtiyaca göre hizmeti devamlı ve iyi şekilde topluma arz etmesi ve hizmeti yürütürken kimsenin zarara uğramamasını sağlamak amacı ile gerekli önlemleri alması zorunludur. Bu zorunluluğun gereği gibi yerine getirilmemesi hizmetin kusurlu işlediğinin açık bir delilidir. Olay günü Hv.Yzb. ............... Z.Hv.Kont.Grp.Kıtaları nöbetçi subayı olarak görevlidir. Diğer taraftan Er ............... aynı birlikte görevlidir ve olay günü günlük izinle şehre çıkmış dönüşünde yanında bir şişe içki getirerek bunu kışlada içmiştir. Nöbetçi Subayı olan Yzb.Naim tarafından içki içtiğinin farkına varılması üzerine, bu nedenle görevlilerce ifadesinin tesbiti ve dolayısıyla kendisi hakkında lüzumlu kanuni işlemin yapılması emredilmiştir. İfadesinin tespitini müteakip tuvalete gitmek bahanesi ile görevlilerin yanından ayrılıp silahlığın bulunduğu koğuşa giderek silahlık görevlisi ere muhafız olarak gideceğinden bahisle silah kartını vermek suretiyle içinde 20 mermisi bulunan şarjörle, tüfeği almış koğuştan çıkarak müteveffa yüzbaşının yanına gitmiş ve idareye ait bu tüfekle müteveffayı öldürmüştür. Olayın meydana gelmesinde idarenin ajanı durumunda bulunan Er ...............'in kişisel kusuru yanında idarenin hizmeti aksatmadan ve kimseye zarar vermeden ifa edecek şekilde yerine getirmesi için gerekli önlemleri alması bu meyanda canı isteyen bir erin günlük izin dönüşü beraberinde kışlaya bir şişe içki ile dönüp, bunu kışlada oturup içmesi ve yine silahlığa giden bir erin görevli olup olmadığı araştırılmaksızın silah kartını gösterip muhafız olduğunu söylemesi üzerine silahını alabilmesi hizmetin iyi işlemediğinin açık bir delilidir. İdareye ait bu tüfekle bir er tarafından nöbetçi subayının öldürülmesi olayı hizmet kusurundan meydana gelmiş olduğundan davacıların zararlarının davalı idare tarafından karşılanmasının gerektiği sonucuna varılmıştır.
Mahkememizin istikrar bulmuş kararlarıyla T.C. Emekli Sandığınca olay sebebiyle bağlanan maluliyet aylıkları ve ödenen tütün ikramiyesi davacıların tesbit edilen maddi zararlarından indirildiği cihetle maddi tazminat isteyen davacı eş ............... ile davacı çocuk ...............'ye dul yetim aylığı bağlanıp bağlanmadığı, bağlanmış ise ne miktarda bağlandığı, müteveffa ...............'nün eceli ile ölmesi halinde, iştirakçilik süresi dikkate alınarak ne miktar aylık bağlanacağı ayrı ayrı sorulmuş T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 10.11.1992 gün ve B.07.1.EMS.0.10.01.01/58.651.004 sayılı yazılarında davacı dul eş ............... ve kızı ...............'ye 15.8.1991 tarihinden itibaren T.S.K. vazife malûllüğü aylığı bağlandığı, 15.8.1991 tarihinden itibaren T.S.K, vazife malûllüğü aylığı bağlandığı, 15.8.1991 tarihinde eşinin aylığının 1.330.500.TL. çocuğun aylığının 665.300. TL. olduğu, 1.7.1992 tarihinde eşinin aylığının 2.049.000. TL. ye, çocuğunun aylığının 1.025.000. TL. ye yükseltildiği, müteveffanın eceli ile ölmesi halinde de iştirakçilik süresi nedeniyle 15.8.1991 tarihinden itibaren eşine 605.500. TL., çocuğuna 302.800. TL. aylık bağlanacağı, 1.7.1992 tarihinde eşin aylığının 939.000. TL., çocuğun aylığının 470.000. TL. ye yükseltileceği bildirilmiştir.
Davacı dul eş ile çocuğunun maddi zararlarının tesbiti için resen seçilen bilirkişinin tanzim ettiği 25 ŞUBAT 1993 tarihli rapor ile Mahkememizce görülen lüzum üzerine alman 3.4.1993 tarihli ek bilirkişi raporlarının tetkikinden davacı eş ...............'nün karşılanmayan zararının 359.977.275. TL.. olduğu, davacı çocuk ...............'nun karşılanmayan zararının 58.708.298. TL. olduğu bildirilmiştir.
Taraflara tebliğ edilen ve itiraz edilmeyen bilirkişi raporu Mahkememizin yerleşmiş içtihatlarına, Mahkememizce kabul edilen kıstaslara ve ilmi verilere uygun bulunduğundan bu yönde uygulama yapılmıştır.
Davacı dul eş, çocuk ve anneye olay nedeniyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ızdırapları kısmen de olsa karşılayabilmek amacı ile uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Bu itibarla yukarıdaki açıklamaların ışığı altında;
1. Bilirkişi raporu uyarınca davacı Eş ...............'ya 359.977.000. TL. (ÜÇYÜZELLİDOKUZMİLYONDOKUZYÜZYETMİŞYEDİBİN TL.) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, FAZLAYA AİT İSTEMİNİN REDDİNE,
2. Bilirkişi raporu uyarınca davacı çocuk ...............'ya 58.708.000. TL. (ELLİSEKİZMİLYONYEDİYÜZSEKİZBİN TL.) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, FAZLAYA AİT İSTEMİNİN REDDİNE,
3. Davacı eş ..............., davacı çocuk ............... ve davacı anne ...............'ya ayrı ayrı ve takdiren 20.000.000. TL. (YİRMİŞERMİLYON TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, FAZLAYA AİT İSTEMLERİNİN REDDİNE,
4. Hükmedilen maddi tazminat miktarlarına emekli aylığı bağlandığı 15 AĞUSTOS 1991 tarihinden, hükmedilen manevi tazminat miktarlarına olay tarihi olan 10 AĞUSTOS 1991 tarihinden ödeme tarihine kadar % 30 (YÜZDEOTUZ) YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy