(926 S. K. m. 24) (2629 S. K. m. 8, 11)
Davacı 13.8.1992 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; yurtdışı sürekli görevinden sonra 1988 yılı Ağustos ayında 12 nci Hv.Ulş.Ana Üs 222 nci Filo K.lığına S/S subayı olarak atandığını, 12 nci Üs K.nın S/S subaylarını çeşitli ortam, biçim, zaman ve yerlerde görev yapma azim ve iradelerini yok edici tarzda aşağılandığını, uçuş eğitiminin ciddi ve özenle hazırlanmış Yönergeler dahilinde gerçekleştirilmesinin gerektiğini konuyu örtbas etmek için alelacele ortaya konan özel programın dahi baskı ile eksik uygulatılarak personelin uçağa bindirildiğini, bunun çok çeşitli sorunlar yaratacağını, kendisinden uçuş eğitimi yapması istenen C160 uçağında hiçbir yer dersi görmeden ve hatta emercenbi vukuunda uçuştan nasıl kurtulacağını dahi bilmeden ısrarla Üs K.nın emri ile uçmasının istendiğini, bunun üzerine uçuşu reddettiğini, diğer S/S subaylarının ise çeşitli nedenlerden kaynaklanan çekintileri ile bu uçuşa hayır diyemediklerini, emirlerine kişisel nedenlerle karşı tutum ve davranış izlendiği kanısına kapılan üs komutanının kendisini çağırarak uçmak istemiyorsan dilekçe yaz dediğini, bunun üzerine 27.5.1992 tarihli dilekçesini verdiğini, dilekçesinde sadece uçuştan ayrılmak istediğini belirtmeyip esasen olup bitenlere ilgililerin dikkatini çekmek olduğunu, dilekçesini verdikten bir süre sonra konuya ne şekilde yaklaşıldığım öğrenmek ve gerektiğinde hazır bulunarak açıklama ve yardımlarda bulunmak için Hava K.K.lığı karargâhına gittiğini, Uçuş Eğt.D.Bşk.lığında Kur.Alb. ................ ile yaptığı konuşmada dilekçesinin sadece uçuştan ayrılma dilekçesi olarak ele alındığını öğrendiğini, ısrarla konuşup sorunları anlatmak istediğinde Alb. ................'in kendisine sen o dilekçende uçuştan ayrılmak istemişsin bizde uygundur diyeceğiz, diğerleri sizin üs için sorunlarınız var mı bundan başka söyleyeceğin dediğini, bunun üzerine Personel Bşk.lığından üst rütbede değişik kişilerle temas ettiğini, neticede dilekçesinin eksik değerlendirildiği kanısına vardığını, 8.7.1992 tarihinde asıl dilekçesini açıklayan ikinci bir dilekçe yazıp 222 Filo K.lığına resmen ve aynı gün Üs Hareket K.nına elden verdiğini, bu dilekçesinin uçuştan ayrılma işlemlerinin yapıldığı gerekçesiyle işleme konmadığım, oysa o tarihte henüz uçuştan ayrılma işleminin yapılmadığını, bu süreç içinde karşılaştığı kişilerin, emekliliğine bir yıl kalmış iken başını derde soktuğunu, dilekçesini geri almazsa Batman'a gönderileceğini, tayin olunsa eşi ve çocuklarının perişan olup aile düzeninin bozulacağım ifade ettiğini, kendisinin ise bunlara zoru görünce bugün dilekçesini alan subayın, yarın düşman karşısında hiç durmayacağını söylediğini, temas ettiği tüm kişilere açık olarak hakkını sonuna kadar arayacağını beyan ettiğini iddia ederek, uçuculuk statüsünden çıkarılması, yeniden sınıflandırılması ve yıpranma tazminatından yararlandırılmaması işlemlerinin iptalini ve yürütmenin durdurulmasını istemiştir.
Davacının yürütmenin durdurulmasına ilişkin istemi Dairemizin 14.10.1992 tarih 992/547 Esas sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Ara Kararı ile celbedilen davacıya ait özlük ve sicil dosyaları ile Davalı İdarece savunma layihası ekinde gizli gönderilen belgelerin tetkikinden, 12.Hv.Ulş.Üs K.lığının 17.1.1992 tarihli yazısı ile bütün uçaklar faal olduğunda bir harekat görevi, denetleme veya tatbikatta seyrüsefer subayı sıkıntısı çekildiği, keza filolar arasında uçak faaliyetinin değişmesi, hastalık, izin ve istirahat gibi nedenlerle bir filoda seyrüsefer subayı fazlası olduğu halde diğer filoda bu personele ihtiyaç duyulduğu, bu nedenlerle seyrüsefer subaylarının kısa süreli çapraz eğitime tabi tutularak C160 tipi uçaklarda da görevlendirilmesi için Hava K.K.lığından izin istendiği, Hv.K.K.lığı katına bu hususta sunulan 9.3.1992 tarihli andığın uygun görülerek durumunun Hv.K.K.lığının 10.3.1992 tarihli yazısı ile 12.Hv.Ulş.Ana Üs K.lığına bildirildiği, Kuvvet Komutanlığının bu direktifleri doğrultusunda başlatılan uygulama üzerine davacının bu eğitime katılmamak için Kurs süresince 24 gün istirahat aldığı, daha sonra 27.5.1992 tarihli dilekçesi ile bu uygulamayı ağır bir dille eleştirerek uçuştan ayrılma ................ ile yaptığı konuşmada dilekçesinin sadece uçuştan ayrılma dilekçesi olarak ele alındığını öğrendiğini, ısrarla konuşup sorunları anlatmak istediğinde Alb. ................'in kendisine sen o dilekçende uçuştan ayrılmak istemişsin bizde uygundur diyeceğiz, diğerleri sizin üs için sorunlarınız var mı bundan başka söyleyeceğin dediğini, bunun üzerine Personel Bşk.lığından üst rütbede değişik kişilerle temas ettiğini, neticede dilekçesinin eksik değerlendirildiği kanısına vardığını, 8.7.1992 tarihinde asıl dilekçesini açıklayan ikinci bir dilekçe yazıp 222 Filo K.lığına resmen ve aynı gün Üs Hareket K.nına elden verdiğini, bu dilekçesinin uçuştan ayrılma işlemlerinin yapıldığı gerekçesiyle işleme konmadığını, oysa o tarihte henüz uçuştan ayrılma işleminin yapılmadığını, bu süreç içinde karşılaştığı kişilerin, emekliliğine bir yıl kalmış iken başını derde soktuğunu, dilekçesini geri almazsa Batman'a gönderileceğini, tayin olunsa eşi ve çocuklarının perişan olup aile düzeninin bozulacağını ifade ettiğini, kendisinin ise bunlara zoru görünce bugün dilekçesini alan subayın, yarın düşman karşısında hiç durmayacağını söylediğini, temas ettiği tüm kişilere açık olarak hakkını sonuna kadar arayacağını beyan ettiğini iddia ederek, uçuculuk statüsünden çıkarılması, yeniden sınıflandırılması ve yıpranma tazminatından yararlandırılmaması işlemlerinin iptalini ve yürütmenin durdurulmasını istemiştir.
Davacının yürütmenin durdurulmasına ilişkin istemi Dairemizin 14.10.1992 tarih 992/547 Esas sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Ara Kararı ile celbedilen davacıya ait özlük ve sicil dosyaları ile Davalı İdarece savunma layihası ekinde gizli gönderilen belgelerin tetkikinden, 12.Hv.Ulş.Üs K.lığının 17.1.1992 tarihli yazısı ile bütün uçaklar faal olduğunda bir harekat görevi, denetleme veya tatbikatta seyrüsefer subayı sıkıntısı çekildiği, keza filolar arasında uçak faaliyetinin değişmesi, hastalık, izin ve istirahat gibi nedenlerle bir filoda seyrüsefer subayı fazlası olduğu halde diğer filoda bu personele ihtiyaç duyulduğu, bu nedenlerle seyrüsefer subaylarının kısa süreli çapraz eğitime tabi tutularak C16O tipi uçaklarda da görevlendirilmesi için Hava K.K.lığından izin istendiği, Hv.K.K.lığı katına bu hususta sunulan 9.3.1992 tarihli andığın uygun görülerek durumunun Hv.K.K. lığının 10.3.1992 tarihli yazısı ile 12.Hv.Ulş.Ana Üs K.lığına bildirildiği, Kuvvet Komutanlığının bu direktifleri doğrultusunda başlatılan uygulama üzerine davacının bu eğitime katılmamak için Kurs süresince 24 gün istirahat aldığı, daha sonra 27.5.1992 tarihli dilekçesi ile bu uygulamayı ağır bir dille eleştirerek uçuştan ayrılma isteminde bulunduğu, bu dilekçenin 12.Hv.Ulş.Üs K.lığının 5.6.1992 tarihli yazısı ile davacının uçuştan ayrılmasının uygun görüldüğü de belirtilmek suretiyle Hv.K.K.lığına gönderildiği, bu dilekçenin Hv.K.K.lığı özet formu ile komuta katına arz edildiği, Kuvvet Komutanının 3.7.1992 tarihli onayı ile davacının bu isteminin kabul edilerek uçuştan ayrılması konusundaki işlemin başlatılmasının Kuvvet Harekat Başkanı tarafından Personel Başkanlığından istendiği, bu aşamada davacının Kuvvet Komutanlığına gelerek dilekçesi ile ilgili girişimlerde bulunduğu, dilekçesinin işleme konduğu ve uçuştan ayrılma işlemi yapılacağını öğrenmesi üzerine 8.7.1992 tarihli ikinci dilekçesini vererek 27.5.1992 tarihli ilk dilekçesini açıklayıcı beyanlarda bulunduğu, ikinci dilekçesinde uçuştan ayrılma isteminden vazgeçtiğini açık ve net biçimde ortaya koyan ifadeler kullanması mümkün iken bundan kaçınarak dilekçesinin 1 nci ve ikinci maddelerinde 27.5.1992 tarihli dilekçesinin sadece uçuştan ayrılma istemi olarak değerlendirildiğini açıkladıktan sonra 3 ncü maddesinde Bu nedenle sadece direkt olarak uçuştan ayrılmak gibi bir fikrimin olmadığı göz önüne alınarak, dilekçemin buna göre değerlendirilip, işlem yapılmasını arz ederim şeklinde ifadeleri kullandığı, bu dilekçesine 12 nci Hv.Ulş.Ana Üs K.lığının 27.7.1992 tarihli yazısı ile cevap verilerek Hv.K.K.lığınca 23.7.1992 tarihli onayla uçuştan ayrılması konusunda kesin işlem tesis edildiğinden ikinci dilekçesine bir işlem yapılamadığının bildirildiği, davacının 1991-1992 uçuş eğitimi döneminde toplam 104 gün istirahat aldığı, istirahatlerinin çoğunlukla Amerika Birleşik Devletleri ve Pakistan gibi ülkelere C130 uçaklarıyla yapılan yurtdışı görevinden döndükten hemen sonra alındığı, istirahat bitim tarihlerinin yurtdışına göreve gideceği tarihten bir kaç gün önce sona erdiği, uçmaktan kaçındığı ve 27.5.1992 tarihli dilekçesinde çapraz eğitime tabi tutularak kendisinin uçurulmaması gerektiğini iddia ettiği C160 uçaklarıyla daha önceden 2840 saat uçtuğu davacının 27.5.1992 tarihli dilekçesinden önce de uçuştan kaçma ve diğer S/S subaylarını uçuştan kaçınmaları konusunda öncülük ettiğinin sicil amirleri tarafından öğrenilip sicillerine bu konuda kanaat açıklandığı anlaşılmıştır.
926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 24/b maddesi Uçuculuk niteliğini kaybeden veya uçmak istemeyen uçucu subaylar yeniden sınıflandırılırlar hükmünü amirdir.
Uçucu veya uçuş ekibi vasıflandırılan personelin hangi koşullarda Uçuş Hizmetine devam edeceğini, hangi koşullarda uçuşlarının durdurulup uçuş hizmetinden çıkarılacağını açıklayan Hava Kuvvetleri Komutanlığının (211) (601) sayılı Uçuculuk Niteliği Yönergesinin Dilekçe ile uçuştan veya ordudan ayrılmak isteyen uçuculara yapılacak işlemler başlıklı ondördüncü bölümünde de, hazarda uçuştan ayrılmak veya ordudan ayrılmak isteyen bir uçucunun birlik komutanına ayrılma sebebini açıklayan bir dilekçe ile müracaat edeceği, dilekçeyi alan birlik komutanın uçucu ile konuşarak sebebini inceleyeceğini, giderilmesi mümkün bir nedense giderilmesine çalışılacağı, mümkün değilse ve uçucu da fikrinde ısrar ederse birlik komutanının dilekçe sahibinin uçuşunu durduracağı, ilgilinin dilekçesi ile beraber birlik komutanının kanaat raporunun bir yazı ile Hava Kuvvetleri Komutanlığına gönderileceği, Kuvvet Komutanlığınca ilgilinin uçuştan ayrılmasına karar verileceği hükme bağlanmıştır.
Görüldüğü gibi, uçucuların, uçuş hizmetine devam edip etmemeleri kendi iradelerine bırakılmış, uçmak istemeyen ve bu isteğini bir dilekçe ile bildiren uçucuların uçucu statüsünden çıkarılması zorunluluğu getirilmiştir. Uçuştan ayrılma istemini yazılı olarak bildiren uçucular hakkında yapılacak işlem konusunda idareye bir takdir yetkisi tanınmamıştır. İdarenin ilgiliyi uçuculuk statüsünden çıkarmaktan başka bir seçeneği yoktur. İdarenin bu konudaki yetkisi bağlı yetkidir. Uçuştan ayrılma iradesini açık ve net biçimde açıklandığından, uçuculuk niteliği yönergesinin yukarıda açıklanan hükmünde öngörülen prosedüre uyularak dilekçesi Hava Kuvvetleri Komutanlığına gönderilmiş, Kuvvet Komutanlığının ilgili birimlerince değerlendirilmiş, Kuvvet Komutanınca da uygun görüldüğü için 23.7.1992 tarihli onayla uçuculuk statüsünden çıkarılmıştır. 926 Sayılı Kanunun ve yukarıda değinilen Yönergenin açık hükümleri karşısında davacının bu dilekçesinde bazı uçuş sorunlarından bahsetmiş olmasının sonuç istemini etkilemeyeceği açıktır. Bu bakımdan davacının uçucu statüsünden çıkarılmasında mevzuata ve hukuka aykırı bir cihet bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Davacı uçuştan ayrılma istemim içeren dilekçesinin Hava K.K.lığına intikalinden sonra, dilekçesi ile ilgili girişimlerde bulunmak üzere geldiği Kuvvet Karargâhında, dilekçesinin işleme konduğunu ancak sadece uçuculuktan ayırma işlemi yapılacağım öğrenmesi üzerine, uçuculuk statüsünden çıkarılma işleminin tesisinden önce 8.7.1992 tarihinde bir dilekçe daha vermiş ise de; bu dilekçesinde, uçuculuktan ayrılma isteminden vazgeçtiğini açık ve net biçimde ortaya koyan ifadelerden kaçınarak 27.5.1992 tarihli ayırma istemli dilekçesinde yer alan hususların bir arada değerlendirilmesini istediği, bu niteliği itibariyle dilekçenin vazgeçme dilekçesi olmadığı şarta bağlı bir istemle davalı idareyi kendi istediği doğrultuda işlem tesisine zorlamaya yönelik olduğu, bunun ise idare hukuku ilkelerine göre mümkün olmadığı, bu nedenlerle 8.7.1992 tarihli dilekçesinin vazgeçme dilekçesi olarak kabul edilip işleme konmamasında da hukuka aykırılık bulunmadığı kantatına varılmıştır.
2629 Sayılı Uçuş, Paraşüt, Denizaltı ve Kurbağa Adam Hizmetleri Tazminat Kanununun 11 nci maddesinde yer alan Silahlı Kuvvetlerde uçucuların, paraşütçülerin ve deniz altıcıların bu hizmetlerini yapacakları uçak (sabit veya döner kanatlı) ve gemi tipi, görev ve ihtiyaca göre Kuvvet Komutanlıklarınca saptanır şeklindeki açık ve âmir hükme, bu hükme uygun olarak Üs Komutanının teklifi üzerine Hava K.K.lığının 10.3.1992 tarihli emri ile tüm C130 uçucuları gibi davacının da C160 uçaklarında çapraz eğitime tabi tutulması emredilmesine, C160 uçaklarında daha önce 2840 Saat uçmuş bulunmasına rağmen, C160 uçaklarında uçurulmasını çok önemli bir sorunmuş gibi dilekçesinde konu edinen, C160 uçaklarında uçmamak için istirahat raporları alan uçmak istemediğine ilişkin iradesi 27.5.1992 tarihinden önce sicil amirleri tarafından öğrenilip sicillerine bu konuda kanaatler yazılan davacının, dava dilekçesinde yer alan ve 27.5.1992 tarihli dilekçesinden sonra temas ettiği kişilerin eşi ve çocuklarıyla zor durumda kalabileceği, tayin görebileceği bu nedenle dilekçesini geri alması konusundaki önerilerine karşılık zoru görünce bugün dilekçesini geri alan subayın, yarın düşman karşısında hiç durmayacağını, kendilerinin nasıl bir subay istediklerini sormak olmuştur şeklinde cevap verdiğine ilişkin beyanı ile duruşma sırasında kendisi tarafından ibraz edilip bir nüshası dosyaya konulan ek layihanın 17 nci sayfasında yer alan ..Kuvvet Personel Başkam Tümgeneral ................'un kendisini aramamı istediğini bildirdi. Bunun üzerine General ................'u tekrar aradım. Bana önünde uçuştan ayrılma işleminin yapılması ve Batman'a tayinim konusunda bir evrakın olduğunu söyleyerek dilekçemden vazgeçmemi öğütledi. Bana bu konuda düşünüp karar vermemi üs komutanından özür dileyerek dilekçemi geri almak konusundaki kararımı akşam saat 19.00'a kadar kendisine bildirmemi istedi. Kendisine bu konuda ne kadar haklı olduğunu, onursuz bir biçimde ve horlanarak görev yapmaktansa tayin olmayı yeğlediğimi, bu eğitim ile personel yetiştirilemeyeceğini ve özür dilemek için kimseye saygısızlık veya suç işlemediğini ve ayrıca bugün tayin edilmekten korkarak dilekçesini geri alan bir subayın yarın düşman karşısında hiç, durmayacağını, bu itibarla kendilerinin nasıl bir istediklerini sordum şeklindeki sözleri de davacının 8.7.1992 tarihli dilekçesini verirken dava açarken, hatta duruşma sırasında dahi uçuştan ayrılma isteminden vazgeçme iradesini taşımadığım göstermekte ve Kurulumuzun değerlendirmesini doğrulamaktadır.
926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 24/b maddesi ...uçmak istemeyen uçucu subaylar yeniden sınıflandırılırlar hükmünü amirdir. Kendi isteğiyle uçuculuk statüsünden çıkarılan uçucu subayların bu maddeye göre yeniden sınıflandırılması davalı idare için yasal bir zorunluluktur. İdarenin sınıflandırmama başka deyimle ilgiliyi uçucu iken bulunduğu sınıfta bırakma yetkisi yoktur. Bu nedenlerle kendi isteğiyle uçuculuktan ayrılmasına karar verilen davacının yeniden sınıflandırılmasına ilişkin işlem de mevzuata ve hukuka uygun bulunmaktadır.
2629 Sayılı Kanunun 8 nci maddesinde, kendi istekleriyle uçuculuk görevinden ayrılanlara yıpranma tazminatı ödenemeyeceği açık ve amir biçimde hükme bağlandığından, kendi isteğiyle uçuculuktan ayrılan davacıya bu madde uyarınca yıpranma tazminatı ödenmemesinde de hukuka aykırı bir cihet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacının uçuculuktan çıkarılması, yeniden sınıflandırılması ve yıpranma tazminatından yararlandırılmaması işlemleri tüm unsurları itibariyle hukuka uygun bulunduğundan dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy