(1111 S. K. m. 80)
Davacı vekilinin 10 Eylül 1992 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile savunmaya karşı verdiği ve 2 Aralık 1992 tarihinde kayda geçen cevap layihasında; Davacının 20.2.1981 tarihinde askere sevk edildiğini, askerliğini yaparken 23.9.1981 tarihinde tutuklandığını, 24.3.1986 tarihinde tahliye olduğunu, Erzincan 1 No'lu Sıkıyönetim Mahkemesince 15 yıl ağır hapis cezası ile cezalandırıldığını, tutuklu kaldığı süre şartla tahliye süresini aştığı için 4. K ol. Sıkı yönetim Askeri Mahkemesince 21.5.1992 tarihinde şartla tahliye edildiğini, Ankara Sıkıyönetim Askeri Savcılığınca hazırlanan hükümlü belgesinde şartla tahliye süresinden 11 ay 24 gün fazla tutuklu kaldığının görüldüğünü 1111 Sayılı Kanunun 80 nci maddesinin ikinci fıkrasında firar ve izinsiz olarak geçen müddetlerle herhangi bir mahkemenin hükmettiği hapis cezaları muvazzaf ve ihtiyat hizmetlerinden sayılmaz hükmünde hizmetten sayılmayacak sürenin mahkemenin hükmettiği hapis cezası olarak gösterildiğini, bunun mefhumu muhalifinden, mahkemenin hükmettiği hapis cezasından fazla tutuklu kalınan sürelerin hizmetten sayılacağının açıkça anlaşıldığını, mahkemenin hükmettiği hapis cezasının kararda yazılı ceza olarak mı yoksa hükmedilen cezanın, infazda geçen süresi olarak mı yorumlanması uyuşmazlığı çözecektir. Mahkemenin hükmettiği hapis cezası kavramının, hükmedilen cezanın infazda geçen süresi olarak anlaş iması gerektiğini, aksi yorumun yasanın sistematiğine uygun düşmediğini, belli bir suçtan tutuklanıp daha sonra tahliye edilen yükümlüler tahliyelerinden sonra askerlik hizmetlerine devam etmekte normal terhis gürleri geldiğinde haklarında henüz karar verilmemişse tutuklu süreleri hiç dikkate alınmadan terhis edilmekte, daha sonra mahkumiyet halinde tutuklulukta kaldığı süre fazla olsa bile, sadece, mahkum oldukları cezanın şartla tahliye süresi kadar bir bölümü için eksik askerlikleri tamamlattırılmakta, bunun üstünde kalan tutukluluk süreleri muvazzaf hizmetten sayılmakta olduğunu, davalı idarenin istikrarlı uygulamasının da bu doğrultuda olduğunu, davacının 6 aylık talim süresini tamamladıktan sonra tutuklandığını, mahkum olduğu cezanın şartla tahliye süresinden fazla tutuklu kaldığım, tutuklamadan önce yaptığı askerlik hizmeti ile infaz edilen cezadan fazla tutuklu olarak yattığı sürenin toplamının 18 aylık askerlik süresinden fazla olduğunu, hüküm henüz kesinleşmediğine ve davalı idarenin, hüküm kesinleşmeden değerlendirme yapılmayacağını bildiren savunmasına göre, yeni baştan askere sevk işleminin geri alınması gerekeceğini, davacının terhis edilmesi gerekirken aksine tesis edilen işlem yorum kurallarına ve hem de davalı idarenin istikrarlı uygulamalarına ters düştüğünden sebep, amaç ve idari istikrar kurallarına aykırı olan yeni baştan askere sevk işleminin iptaline, öncelikle yürütmenin durdurulmasına karar verilmesi istemi ile işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Dava dosyasının tetkikinden davacının Askerlik Hizmetini yaptığı sırada 23.9.1981 tarihinde tutuklandığı 15 yıl ağır hapis cezası verilen suçtan tutukluluğu devam ederken 24.9. 1983 tarihinde bu suçtan dolayı tutukluluğu kesilerek 24.9. 1983 tarihinde başka bir suçundan dolayı verilmiş ve kesinleşmiş mahkumiyet hükmünün infazına başlandığı ve bu kesinleşen mahkumiyet cezasının infazının 31.3.1984 tarihinde bitmesi üzerine tekrar tutuklu olduğu suçundan tutuklandığına devam edildiği ve davacının tutukluluk halinin 24.3.1986 tarihinde kaldırılarak tahliyesine karar verildiği, yargılaması sonunda Erzincan 1 No'lu Sıkıyönetim Mahkemesinin 6..6.1986 gün ve 1985/25 Esas 1986/36 Karar sayılı kararı ile 15 yıl ağır hapis cezası ile cezalandırıldığı ve bu kararın Askeri Yargıtay 1 nci Dairesinin 18.4.1990 gün ve 1990/1-261 Esas Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği, daha sonra 12.4.1991 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren 3713 Sayılı Kanun gereğince davacının yatması gereken süre mahkum olduğu sürenin 1/5'ine indirildiği için davacının da müsnet suçtan tanzim edilen hüküm süre belgesine ve şartla tahliye kararına göre tutuklu kaldığı süresinin 3 yıl 11 ay 24 gün olduğu için 4 ncü Kolordu Komutanlığı l No'lu Sıkıyönetim Mahkemesinin 21.5.1992 gün ve 1985/25 (Erzincan 1) Karar No.1986/36 sayılı kararı ile 21.5.1992 tarihinde şartla tahliyeye hak kazandığı belirtilerek 21.5.1992 tarihinden itibaren 3713 Sayılı Kanunun 1/c maddesi gereğince şartla salıverilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
1111 Sayılı Askerlik Kanununun 80 nci maddesi, Firar ve izinsiz olarak geçen müddetlerle herhangi bir mahkemenin hükmettiği hapis cezaları muvazzaf ve yedek hizmetlerinden sayılmaz. Disiplin cezaları hizmetten sayılır.
Beraatle neticelenen davalarda mevkufiyet müddetleri hizmetten sayılır. Ancak muvazzaflardan altı ay talim görmemiş olanlara bu müddet tamamlattırılır. Yedeklere talim müddeti kadar hizmet yaptırılır hükmünü amirdir.
Metninden de anlaşılacağı gibi, bu hüküm askerlik hizmetini yerine getirmekte iken, tutuklanan ve tutuklandığı bu suçtan beraat edenlerin, tutuklulukta geçirdikleri sürelerin askerlik hizmetinden sayılmasını öngörmektedir. Davacı da, askerlik hizmetim ifa ettiği sırada tutuklanmış ise de, tutuklandığı bu suçtan beraat etmemiş, mahkumiyetine karar verilmiştir.
Davacı hakkındaki mahkumiyet hükmünün infazı sırasında yürürlüğe giren 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ile, 8.4.1991 tarihine kadar işlenen suçlardan dolayı mahkum edilmiş olanların hükümlülük süresinin beşte birini çektikleri takdirde talepleri olmasa bile şartla salıverilmelerini öngören geçici bir hüküm getirilmiş ise de, bu hüküm, davacı hakkındaki mahkumiyet hükmünü ortadan kaldıran bir hüküm değildir. Bu hükümden hareketle, davacının 1111 Sayılı Kanunun 80 nci maddesinde öngörülen anlamda tutuklandığı suçtan beraat ettiği söylenemez. Davacı bakımından 1111 Sayılı Kanunun 80 nci maddesinde öngörülen şartlar bir arada gerçekleşmediğinden kendisinin bu hükümden yararlandırılması mümkün değildir. Bu nedenlerle davacı hakkında yapılan işlem tüm unsurları itibariyle hukuka uygun bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle dayanaktan yoksun bulunan DAVANIN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy