(926 S. K. m. 8, 112, 113) (2839 S. K. m. 18, 19)
Davacının 11.9.1992 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde; Mahalli ara seçimlere aday olabilmek için 31.8.1992 tarihinde yaptığı görevden ayrılma isteğinin, hizmet yükümlülüğü süresi başlangıcının 18.9.1989 kabul edilerek 18.9.1992 tarihinde tamamlayacağı belirtilerek kabul edilmediğini, Askeri Ataşelerin kadro görev yerinin Genelkurmay istihbarat Başkanlığı olduğunu burada 12.9.1989 tarihinde göreve başladığını yükümlülüğünü tamamlama tarihinin de 12.9.1992 olduğunu, 31.8.1992 tarihinin emekliliğin gerçekleşeceği tarih değil seçime katılma hakkı olanların başvuru tarihi olduğunu, 12.9.1992 tarihinden itibaren seçimlere katılma hakkı doğduğunu, 12.9.1992 tarihinde ayrılma işleminin yapılması halinde, seçime katılma hakkının engellenmediğini, seçim takvimi 27.9.1992 tarihine kadar gerçekleşecek bir emekliği kurumunda seçime katılmaya olanak sağladığım nitekim tüm devlet memurları ve Silahlı Kuvvetler mensupları 31.8.1992 günü ileride emekli olduktan sonra kullanacakları bir hak için başvuruda bulundukları, bu nedenle 31.8.1992 tarihinde verdiği dilekçeye istinaden 12.9.1992 tarihinden itibaren emekli edilme işlemine başlandığı takdirde, seçim takvimine göre seçime katılma imkanı doğacağını, ayrılma talebinin hukuki sonuçlarını bir süre sonra husule getirmesinin, başvurusunu engelleyen bir husus olmadığını 2839 sayılı yasadan doğan seçime katılma hakkının engellenmemesi için görevde ayrılma isteğinin kabul edilmeme işleminin ve mecburi hizmet süresinin 18.9.1992 olarak tesbit eden işlemin iptali ve yürütmenin durdurulması istemi ile işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Davacının yürütmenin durdurulması istemi Mahkememizin 17.9.1992 gün ve GENSEK NO.: 1992/1052, ESAS NO. : 1992/1231 Sayılı kararı ilenle reddedilmiştir.
926 Sayılı TSK. leri Personel Kanununun 8 nci Maddesi 2 nci fıkrası; Şu kadar ki subay ve astsubaylar bu kanunda belirtilen yükümlülük sürelerini tamamlamadıkça emekliliklerini isteyemezler. şeklindedir.
Aynı Kanunun 112 nci maddesi l nci Fıkrası; Muvazzaf Subay ve astsubaylar, subay ve astsubay nasbedildikleri tarihten itibaren fiilen 15 yıl hizmet etmedikçe istifa edemezler. hükmünü taşımaktadır.
Aynı Kanunun 113 ncü Maddesi (b) Fıkrası; ... yurt dışına sürekli görevle atanan subay ve astsubayların yükümlülükleri, buralarda geçen süreler kadar uzatılır, (c) Fıkrası; (a) ve (ıb) fıkraları gereğince yükümlülüklere eklenecek hizmet sürelerinin başlangıç tarihleri:
1. Yükümlülük süresini tamamlamadan gidenlerin, yükümlülük süresini tamamladıktan sonra,
2. Yükümlülük süresini tamamlayarak gidenlerle, yükümlülüklerini bu süre içinde tamamlayanların, kadro görevini fiilen katıldıkları tarihten başlar. hükümlerini havi bulunmaktadır.
2839 Sayılı Milletvekili Seçimi Kanununun 18. Maddesi; ... Subaylar ile astsubaylar genel ve araseçimlerin başlangıcından bir ay önce seçimin yenilenmesine karar verilmesi halinde yenileme kararının ilanından başlayarak yedi gün içinde görevlerinden ayrılma isteğinde bulunmadıkça adaylıklarını koyamazlar ve aday gösterilemezler şeklindedir.
Aynı Kanunun 19 ncu maddesi 3 ncü fıkrası; Subay ve astsubayların savaş ve seferberlik hallerindeki ayrılma istekleri hariç olmak üzere, ayrılma hakkını kazanmış olanların, ayrılma istekleri reddedilmez. 1402 Sayılı Sıkıyönetim Kanununun 2 nci maddesinin yedinci fıkrası hükmü saklıdır. Ayrılma istekleri kabul edilen subay ve astsubaylardan Milletvekili seçilmemiş olanlar sonradan bu isteklerinden vazgeçemezler ve Silahlı Kuvvetlerine dönemezler hükmünü içermektedir.
10.6.1983 tarih ve 2839 Sayılı Milletvekili Seçimi Kanununun 18 ve 19 ncu maddeleri hükümlerine göre, TSK'dan ayrılma (istifa ya da emeklilik suretiyle) hakkını kazanmış olan subay ve astsubayların genel ya da ara seçimlere katılma iradelerini, Yüksek Seçim Kurulunun öngördüğü takvime uygun şekilde beyan etmeleri halinde; bu yoldaki istemlerinin idarece katal ve haklarında istifa ya da emeklilik işlemlerinin tesisi zorunlu bulunmaktadır. Şu halde, davada önem taşıyan husus, davacının Yüksek Seçim Kurulunca açıklanan Seçim Takvimine göre, l Kasım 1992 mahalli ara seçimlerine katılabilmek için öngörülen son ayrılma iradesinin, beyan tarihi olan 31.8.1992 tarihinde TSK'dan emeklilik suretiyle ayrılmayı isteme hakkının bulunup bulunmadığının belirlenmesidir.
Davacı, üç yıl süren (1986-1989) yurtdışı daimi görevinden sonra 12.9.1989 tarihinde Türkiye'ye dönerek Gn.kur. Bşk. lığı Karargâhında göreve başladığını, dolayısıyla kanunda öngörülen yükümlülük süresinin 12.0.1992 tarihinde sona vereceğini ileri sürmekte; davalı idare ise, davacının yurtdışı görevi sonunda atandırıldığı 2. Ana Jet Üs K. lığına fiilen katıldığı tarih olan 18.9.1989 tarihinin, yükümlülük süresinin başlangıç tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğini belirtmektedir.
Dava dosyasında yer alan Gn.kur. Bşk. lığının 12.9.1989 tarihli yazısından; davacının bu tarihte yurtiçi görevine katıldığı açıkça anlaşılmaktadır.
Davalı idare, 926 Sayılı Kanunun 113/c maddesinde yer alan kadro görevine fiilen katıldığı tarih ibaresini lafzi ve şekli bir yoruma tabi tutarak, Türkiye'ye kati dönüş yapan bir personelin emirle Gn.kur. Bşk. lığı karargâhında yaptığı görevi, sanki yurtdışında yapılmış bir görev olarak kabul etmiş ve davacının burada yaptığı görevi de 3 yıllık yükümlülük süresine ilave etmiştir. Oysa bilindiği üzere, yasaların şekli ve lafa (sözsel) yorumu kadar amaçsal yorumu da yapılmalı ve yasa, koyucunun gerçek maksadı ile yasanın ratiolegisi (ruhu, özü) bu şekilde ortaya konulmaya çalışılmalıdır. Yasa Koyucunun, Türkiye'de Gn.kur. Bşk. lığı karargâhında emirle yaptırılan bar görevi yurtdışında yapmış gitoi kabul ettiği ya da düşündüğü, kabul edilemez ve hukukun genel ilkelerine aykırı bir yaklaşım tarzı olacaktır. Şu halde, davacının fiilen Türkiye'ye intikal edip emredilen bir görevi yapmaya başladığı tarihin, yükümlülük süresinin başlangıcı olarak esas alınması gerekli bulunmaktadır. Dava konusunda bu tarihin 12.9.1989 olduğu açıktır.
Oysa davalı idare, davacının yükümlülük tarihine esas olarak bu tarihe itibar etmeyerek, 18.9.1989 tarihini esas almış ve davacının yükümlülük süresinin başlangıç ve bitim tarihlerini davacının aleyhine ve hatalı olarak tespit etmiştir.
Ancak, davalı idarenin bu hatalı tesbiti davacının 31.8.1992 tarihinde haiz bulunması gereken Silahlı Kuvvetlerden ayrılabilme niteliğini değiştirememekte ve davacının 31.8.1992 tarihinde verdiği dilekçenin hemen işleme konulup kendimin emekliğe şevkini gerektirmemektedir.
Gerçekten, ancak 12.9.1992 tarihinde TSK'ne yükümlülük süresini tamamlayabilecek konumda olan davacının, bu tarih dolmadan önceki bir tarih olan 31.8.1992'de emekliliğini isteme hakkı hukuken mevcut değildir. Diğer bir deyişle beklenen hakkına dayanarak bu yönde talepte bulunmasına imkan bulunmamaktadır. Davacı, nasılsa 12 gün sonra bu sürenin dolacağını bilen idarenin, 31.8.1991 tarihinde verilen bu dilekçeyi elinde tutarak, 12.9.1992 tarihinde işleme koyabileceğini öne sürmekteyse de; idarenin doğmayan bir hak konusunda bu şekilde hareket edebilmesi, düzenli ve hukuka bağlı idare ilkeleri ile bağdaşmayacağından; davacının bu düşüncesinin hukuki bulunması ve bu düşünceye iştirak edilmesi mümkün görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacının yükümlülük süresinin bitim tarihinin 12.9.1992 olarak tespitine, yasal dayanaktan yoksun bulunan Mahalli İdarelere ara seçimine katılmak üzere emeklilik isteminde bulunan davacının bu isteminin kabul edilmemesine ilişkin işlemin iptali ile ilgili DAVANIN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy