(2926 S. K. m. 4)
Davacılar vekilinin 4 ARALIK 1992 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile savunmaya karşı verdiği ve 23 Şubat 1993 tarihinde kayda geçen cevap layihasında; Hv. Plt. Ütğm. .............'in 6.10.1991 tarihinde meydana gelen uçak kazasında şehit olduğunu, eşi ve çocuğunun desteklerini kaybetmeleri nedeniyle çok zor geçim şartlarıyla karşı karşıya kaldıklarını, müteveffanın hiçbir kusurunun bulunmadığını, idarenin vermiş olduğu görevi ifa ederken şehit olduğunu, Askerlik mesleğinin niteliği gereği yapısında risk oranı en yüksek olan meslek kolu olduğunu olayın kamu hizmetinin ifası sırasında meydana geldiğini, idarenin doğan zarardan sorumlu olduğunu, davacı eş için 2.000.000.000. TL. maddi, 100.000.000. TL. manevi davacı çocuk için 1.000.000.000. TL. maddi, 100.000.000. TL. manevi tazminatın olay tarihi olan 6.10.1991 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınması istemi ile işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Dosyada mevcut bilgi ve belgelerin tetkikinden; 6 Ekim 1991 günü 9 ncu Ana Jet Üs 191 nci Filo kol uçuşlarında Hv. Plt. Ütğm. .............'in uçağı ile Bandırma meydanından tatbikat görevi ikili kolun iki numarası olarak tek tek kalkış yaptıkları, kalkışı takiben sağa dönüşle görerek şartlarda kola yanaşıldığı ve profil rotasına dönüldüğü, Bandırma Kule ile temas edilerek Bandırma güneyi kontrol sahasının terk edildiğinin bildirildiği ve kolun 15 nci kanala geçtiği, bundan sonra bu üçüncü kol olarak kalkan ikili kolun iki uçağının da hiçbir istasyonla temas etmediği, uçuş süresi sonunda yapılan aramalarda Balıkesir meydanına göre güneydeki ormanlık araziye çarptığı, her iki uçağın külli hasara uğradığı ve pilotların şehit olduğunun tespit edildiği, yapılan incelemeler sonunda kazaya uğrayan uçaktan 16 dakika önce kalkan birinci kol lideri profil rotasında ikinci bacakta, tahmini kaza bölgesi civarında bulut alt tavanın alçak olduğunu ve alçak irtifada görerek şartları muhafaza etmenin çok güç ve tehlikeli olabileceğini gördüğü ve bulut üstüne çıkarak 9 ncu kanaldan diğer kolları ikaz ettiği, ikazı alan ikinci kol lideri de rotanın müsait olmadığını görerek bulut üstüne tırmanarak göreve devam ettiği, liderlerden 16 dakika kadar sonra kalkış yapan üçüncü kolun, liderin ikazı esnasında yer kanalında olduğundan yapılan konuşma ikazları duymadığı bu nedenle kazanın meydana geldiği anlaşılmıştır. Ayrıca müteveffa .............'in ikili olarak oluşturulan üçüncü kolun ikinci uçağı olduğu kol liderini takip ettiği de dikkate alınarak ve yukarıda izah edildiği gibi ikazın yapıldığı sırasında bu üçüncü kolun kalkış esnasında olup yer kanalında olması sebebiyle ikazı duyamadıklarından olayda herhangi bir kusurun bulunmadığı görülmüştür.
Davalı idare savunmasında olayda idarenin hiçbir kusurunun olmadığı gibi eyleminin de bulunmadığını ve meydana gelen zarardan sorumlu olmadığını ileri sürmüş ise da olayın tatbikat nedeniyle verilen uçuş görevi sırasında meydana gelmesi olayda müteveffamın kusurunun bulunmaması nedeni ile davalı idarenin savunmasına itibar edilmemiştir.
İdarenin, eylemlerinden dolayı tazminle sorumlu tutulabilmesi için bir zararın bulunması, zararı doğuran eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararla eylem arasında nedensellik bağının bulunması gerekir. Nedensellik bağının kesilmiş sayılması için de, zararın tümüyle idare tüzel kişiliğine ve hizmete yabancı unsurlardan doğması gerekmektedir.
Davalı idare uçuştan önce tüm önlemleri almış uçağın gerekli ve yeterli bakımlarını yaptırmış hizmetin en iyi şekilde ifası için gerekli önlemleri aldığından olayın meydana gelmesinde idareye yüklenebilecek bir hizmet kusurunun mevcudiyetinden söz edilemez. Ayrıca yukarıda izah edildiği gibi olayda müteveffa Plt. Ütğm. ............. in de bir kusuru mevcut değildir.
Ancak, olayın bir kamu hizmeti sırasında meydana geldiği göz önüne alındığında hizmetle doğrudan doğruya ilgili olduğu, hizmetle zararlı sonuç arasında uygun illiyet bağının bulunduğu anlaşılmaktadır. Gerek öğretide gerekse yargı kararlarında kabul edildiği üzere, özellikle Silahlı Kuvvetler tarafından yerine getirilen bazı hizmetlerle, hizmetin ifasında kullanılan silah, tep, bomba gibi araç ve gereçler yapılan gereği hem ilgililer hem de üçüncü kişiler için tehlike arz ederler. Bunların taşıdığı tehlikelerin ne zaman ortaya çıkacağını tahmin edip önceden tedbir alarak önlemek mümkün olamaz, işte bu gibi tehlike taşıyan hizmetlerle araç ve gereçlerden sağlanan yararlar nasıl ki bunların sahibine ait oluyor ise, doğan zararlar da onların sahibine ait olmalıdır. Seklinde de ifa edilebilecek olan risk ilkesinin bir gereği olarak davacının uğradığı zararın hizmetin sahibi idare tarafından karşılanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Davacılara 2629 Sayılı Kanun gereğince tazminat ödenmiştir.
Mahkememizin istikrar bulmuş kararlarıyla T.C. Emekli Sandığınca olay sebebiyle bağlanan maluliyet aylıkları ve ödenen tütün ikramiyeleri davacıların tespit edilen maddi zararlarından tenzil edildiği cihetle, maddi tazminat isteyen davacı dul eş ............. ile davacı çocuk .............'e dul ve yetim aylığı bağlanıp bağlanmadığı, bağlanmış ise ne miktarlarda bağlandığı, müteveffa .............'in eceli ile ölmesi halinde iştirakçilik durumu dikkate alınarak ne miktar aylık bağlanacağı ayrı ayrı sorulmuş T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 20.9.1993 gün ve 65/821.020 sayılı yazılarında davacı eş'e 15.10.1991 tarihinden itibaren 1.241.100. TL. davacı çocuğa 020.600. TL, harp malûllüğü aylığı bağlandığı aylıkların 15.7.1993 tarihinde eş için 3.194.000. TL. ye çocuk için 1.597.000. TL. yükseltildiği, ayrıca eş'e 1991 yılı için 627.000. TL. 1992 yılı için 4.255.000. TL. çocuğa 1991 yılı 627.000. TL. 1992 yılı için 4.255.000. TL. tütün ikramiyesi ödendiği, müteveffanın eceli ile ölmesi halinde aylık bağlanmaya yeterli 10 fiili hizmet yılının altında kaldığından eşine aylık bağlanamayacağını, gocuğuna ise 5434 sayılı kanuna 1425 sayılı kanunla eklenen 6 ncı madde gereğince 15.10.1991 tarihinden itibaren 609.000 TL. aylık bağlanabileceğinin, eşine 5.134.800 TL. çocuğa 2.567.400. TL. emekli ikramiyesi ödendiğinin bildirildiği anlaşılmıştır.
Davacı eş ve çocuğun maddi zararlarının tespiti için re'sen seçilen bilirkişinin 2.12.1993 tarihli bilirkişi raporu ile 11.4.1994 tarihli ek bilirkişi raporlarının tetkikinden, davacı eş .............'n aylık, tütün ikramiyesi ve 2629 Sayılı Kanun gereğince ödenen tazminat yararlarının tamamının mahsubuna rağmen 157.416.000. TL. karşılanmayan maddi zararının, davacı çocuk .............'in aylık, tütün ikramiyesi ve 2629 Sayılı Kanun gereğince ödenen tazminat yararlarının tamamının mahsubuna rağmen 298.724.000. TL. karşılanmayan maddi zararının bulunduğunun bildirildiği anlaşılmıştır.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna davacılar vekili tarafından yapılan hesaplamada harp malûlü aylığı ile adi malûl arasındaki farkın alınması gerektiği yolunda itiraz edilmiş, yukarıda izah edilen Emekli Sandığının yazısı karşısında itiraz sadece çocuk yönünden kabul edilerek ek bilirkişi raporu aldırılmış ve taraflara tebliğ edilen ek bilirkişi raporuma taraflarca itiraz edilmemiştir.
Mahkememizin yerleşmiş içtihatlarına, Mahkememizce kabul edilen kıstaslara ve ilmi verilere uygun bulunan bilirkişi raporu ile ek bilirkişi raporları doğrultusunda tatbikat yapılmıştır.
Davacıların olay sebebiyle duydukları ve ömürboyu duyacakları acı ve ızdıraplarını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla davacılara uygun miktarlarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Davacılar vekili manevi tazminat taleplerine de olay tarihinden itibaren faiz yürütülmesini talep etmiş ise de; Kurulumuzca davacıların ölün anında duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ızdıraplarını karşılamak üzere takdir edilen manevi tazminat miktarları paranın karar anındaki alım gücü esas alınarak tespit edildiğinden davacılar vekilinin bu yoldaki talebinin reddi cihetine gidilmiştir.
Açıklanan nedenlerle davanın kısmen kabulü ile;
1. Bilirkişi raporu uyarınca davacı eş .............'e 157.416.000. TL. (Yüzelliyedimilyondörtyüzonaltıbin TL.) davacı çocuk .............'e 298.724.000. TL. (İkiyüzdoksansekizmilyon yediyüzyirmidört bin TL.) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, her iki davacının da FAZLAYA AİT İSTEMLERİNİN REDDİNE,
2. Takdiren davacı eş ............. ile davacı çocuk .............'e ayrı ayrı 30.000.000'ar TL. (Otuzar milyonlar TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, her iki davacının da FAZLAYA AİT İSTEMLERİNİN REDDİNE,
3. Hükmedilen maddi tazminat miktarlarına Harp Malûlü aylığı bağlandığı 15 Ekim 1991 tarihinden ödeme tarihine kadar % 30 (YÜZDEOTUZ) YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy