(2330 S. K. m. 3)
Davacılar vekilinin 11.11.1993 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile savunmaya karşı verdiği ve 25.01.1994 tarihinde kayda geçen cevap layihasında; Davacıların yakını Dz. Tğm. ...'ın 01.10.1992 tarihinde USS Saratoga gemisinden fırlatılan füzenin görevli bulunan T.C. Muavenet muhribine isabeti sonucu görevi başında şehit olduğunu, ABD tarafından sadece müteveffanın eşine yardım yapıldığını, anne, baba ve kardeşlerine hiçbir şey ödenmediğini, müteveffanın asker bir kişi olarak askeri hizmete ilişkin bir eylem dolayısıyla şehit olduğunu, olayın uluslararası sularda veya Türk karasularında işlenmiş olmasının Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevini belirlemede bir unsur olarak değerlendirilemeyeceğini, ayrıca müteveffanın NATO tatbikatları cümlesinden olan bir görev sırasında şehit olmasının adı geçenin gördüğü hizmetin askeri hizmet vasfını ortadan kaldırmayacağını, AYİM İkinci Dairesinin askeri bir araçla sivil bir kamyonun çarpışması sonucu askeri araçta bulunan bir erin yaralanarak sakat kalması olayında üç adet sorumluluğun (1-Kamyon şoförünün haksız fiili nedeniyle BKnın 41. maddesine göre sorumluluğu, 2- Araç işletenin Trafik Kanunundan doğan tehlike sorumluluğu, 3- İdarenin hukuki sorumluluğu) söz konusu olduğunu, davacının istediği yerde dava açmak muhtariyeti bulunduğunu, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görev alanına giren sorumluluk nedeniyle açılan davayı görmeye kendisini görevli sayarak davayı esastan karara bağladığını, bu nedenlerle davacıların zararlarının kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince davalı idarece karşılanması gerektiğini, davacı anne ile baba için ayrı ayrı 50.000.000 TL, davacı kardeş Aslı için 25.000.000 TL, Tolga için 20.000.000 TL, İsmail Can için 5.000.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınması istemi ile işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Dava dilekçesinde davacı anne ve baba için de ayrı ayrı manevi tazminat talep edilmiş ise de; bilahare davacılar vekili tarafından verilen ve 25.01.1994 tarihinde kayda geçen cevap layihasında davalı idarenin süre itirazı kabul edilerek davacı baba için istenen manevi tazminat talebinden vazgeçildiği, yine davacılar vekili tarafından verilen ve 10.01.1995 tarihinde kayda geçen dilekçe ile de davacı anneye nakdi tazminat ödendiğinden, bu davacı için istenen manevi tazminat talebinden de feragat edilmesi ve davanın sadece davacı kardeşlere ilişkin manevi tazminat talepleri yönünden icrası talep edildiğinden ve vekaletnamede feragat yetkisi bulunduğundan, dava sadece davacı kardeşlerin manevi tazminat taleplerine hasren görülmüştür.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden, olayın, 01.10.1992 tarihinde EGE Denizinin uluslararası sularında Kararlılık Gösterisi 92 Tatbikatı esnasında ABDye ait USS Saratoga uçak gemisinden atılan iki adet füzenin TCG Muavenet Muhribine isabet etmesi sonucu meydana geldiği, olayda geminin hasara uğradığı, Dz. Tğm. ve dört kişinin şehit olduğu, 18 kişinin yaralandığı anlaşılmıştır.
Olayın bir kamu hizmetinin ifası sırasında meydana geldiği ve olayda müteveffanın hiçbir kusurunun bulunmadığı hususlarında taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Öte yandan, davacılardan anne ve babaya davalı idarece 2330 sayılı Nakdi Tazminat Kanununa göre nakdi tazminat ödenmiş olması, ayrıca kendilerine T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce aylık bağlanması ile ilgili işlemlere başlanılmış bulunduğu, böylece olay sebebiyle davacıların uğradığı maddi ve manevi zararlarının davalı idarece giderilmesi gerektiğinin davalı idare tarafından da kabul edildiği anlaşıldığından, savunma layihasında ileri sürülen itirazlara itibar edilmemiş, davacıların zararlarının davalı idarece giderilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Davacı kardeşlere ölüm olayı nedeniyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ızdırablarını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla adı geçen bu iki davacıya uygun miktarlarda manevi tazminat verilmesi uygun görülmüştür.
Olayımızda, davacı, müteveffanın kardeşi olup, olay tarihinde 4 yaş 11 ay 27 günlük olduğundan, ölüm anında ölüm olayının vahametini kavrayacak telafisi gerekecek bu manevi zarara uğrayacak nitelikte acı ve elem duymasının söz konusu olamayacağı sonucuna ulaşılmış, mahkememizin yerleşik içtihatları da bu doğrultuda olduğundan davacının manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekili manevi tazminatlara olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesini talep etmiş ise de; Kurulumuzca davacıların bu ölüm olayı nedeniyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ızdırabını karşılamak üzere takdir edilen manevi tazminat miktarları paranın karar sırasındaki alım gücü esas alınarak tespit edildiğinden davacılar vekilinin olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi taleplerinin reddi cihetine gidilmiş, ancak takdir olunan manevi tazminat miktarları için karar tarihi olan 22.2.1995 tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiz yürütülmesine karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1. Feragat nedeniyle davacı anne ile davacı babanın MANEVİ TAZMİNAT İSTEMİ HAKKINDA BİR KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2. Davacı kardeşler
ile
için takdiren ve ayrı ayrı 20.000.000.'ar TL. (yirmişermilyon TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, davacı kardeş ...'ın FAZLAYA AİT İSTEMİNİN REDDİNE,
3. Davacı kardeş ...'ın MANEVİ TAZMİNAT İSTEMİNİN REDDİNE,
4. Hükmedilen manevi tazminat miktarlarına olay tarihinden karar tarihine kadar faiz yürütülmesi yolundaki davacıların taleplerinin REDDİNE, ancak karar tarihi olan 22 Şubat 1995 tarihinden ödeme tarihine kadar % 30 (Yüzdeotuz) YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy