(2709 S. K. m. 125)
Davacı vekilinin 25.2.1093 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile savunmaya karşı verdiği ve 22 Nisan 1992 tarihinde kayda geçen cevap layihasında, davacının askerlik görevini 16. Alay Tnk. Tb. Karargah Bl. de yaptığı sırada 3.9.1991 günü Çorlu Askeri Hastanesi Göz Servisine sevk edildiğini, göz doktorunun verdiği reçete ile gözlük olmak üzere yolun karşısına geçenken, şoför ..................'nin kullandığı aracın kendisine çarptığını ve yaralandığını, yapılan tedavileri sonunda 7.8.1992 tarih ve 7943 sayılı GATA Sağlık Kurulunun raporu ile Askerliğe Elverişli Olmadığının tespit edildiğinin, davacının hastaneye resmen sevk edilmesi, doktorun raporunda belirttiği, gözlüğü almaya gittiği esnada zarara uğraması nedeniyle olayın görev sırasında doğduğunun kabul edilmesi gerektiğini, sürücü ve işleten hakkında dava açmadıklarını 100.000.000 TL. maddi 50.000.000 TL. manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte büküm altına alınması istemi ile işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Olayı müteakip yapılan adli tahkikat ve yargılama sonunda Çorlu Asliye Ceza Mahkemesinin 24.9.1992 tarih ve 1901/657 Esas 1992/611 Karar sayılı kararının tetkikinden, 3.9.1991 günü sanık ..................'nin 34 DYA 89 plakalı otosu ile Edirne İstanbul istikametinde seyrettiği sırada Çorlu ilçesi merkezindeki Vakıflar Bankası Şubesi önüne geldiği esnada seyir istikametine göre yolun sol tarafından sağ tarafına geçmek isteyen ve hareket halindeki konvoyun arasından çıkarak aniden sanığa ait şeride dikkatsizce ve ilk geçiş hakkının araçlara ait olduğunu düşünmeden giren mağdur ..................'e çarparak 25 gün iş ve güçten kalacak şekilde yaralanmasına neden olduğu, olayda sanığın 2/8 kusurlu bulunduğu kabul edilerek tedbirsizlik ve dikkatsizlikle yaralamaya sebebiyet vermek suçundan kusur oranında cezalandırıldığı anlaşılmıştır.
Davacı hakkında GATA Sağlık Kurulunun 7.8.1992 gün ve 7943 sayılı Sağlık Kurulu raporu ile davacının sağ el ve bileğinde atrafi, sağ el 3, 4, 5 parmaklarında tema yakın motor kayıp ve 4 ve 5. parmaklarda hipoestezi saptandığı belirtilerek Askerliğe Elverişli Değildir kararı verildiği anlaşılmıştır.
Olayın bir kamu hizmetinin ifası sırasında meydana geldiği hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
İdarenin hukuki sorumluluğu için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması ve meydana gelen zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması gerekmektedir. Olayımızda idareye atfı kabil bir hizmet kusurunun varlığından söz edilemez ise de, olayın sağlık hizmetinin yerine getirilmesi sırasında meydana geldiği göz önünde bulundurularak, kamu hizmetinin görülmesi sırasında meydana gelen zarar ile hizmet arasında illiyet bağının kesilmemiş olması nazara alınarak meydana gelen zarar ile hizmet arasında illiyet bağının kesilmemiş olması nedeniyle meydana gelen zararın kusursuz sorumluluk ilkeleri gereğince zarara uğrayan kişi üzerinde bırakılmayıp hizmetin sahibi kamuya paylaştırılması gerektiğinden, davacının zararının davalı idarece karşılanmasının gerekeceği sonucuna varılmıştır. Esasen sözü edilen ahvalde meydana gelen zararın karşılanması Anayasanın 125/7 nci maddesinin de gereği olmaktadır.
Davacının olaydaki trafik kurallarına aykırı eylemleri Kurulumuzca ağır müterafik kusur olarak kabul edilmiştir.
Davacının maddi zararının tespiti için resen sekilen bilirkişinin 5.9.1994 tarihinde tanzim ettiği bilirkişi raporunun tetkikinden, davacı olay sebebiyle hiçbir yarar sağlamadığından, davacının olay nedeniyle uğradığı toplam zararının 881.54.9.524 TL. olduğu ve bu zarar hesabında davacının ortak kusurunun nazara alınmadığının bildirildiği anlaşılmıştır.
Taraflara tebliğ edilen ve itiraz edilmeyen bilirkişi raporu Mahkememizin yerleşik içtihatlarına, Mahkememizce kabul edilen kıstaslara ve ilmi verilere uygun bulunduğundan bilirkişi raporu doğrultusunda tatbikat yapılmış ve davacının ağır müterafik kusuru dikkate alınmıştır.
Davacının olay sebebiyle duyduğu ve ömür boyu duyacağı acı ve ızdırabını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla davacıya uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiş ve davacının ağır müterafik kusuru nazara alınmıştır.
Davacı vekili manevi tazminata da olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesini talep etmiş ise de, Kurulumuzca davacının bu sakatlanmadan dolayı duyduğu ve ömür boyu duyacağı acı ve ızdırabını karşılayabilmek üzere takdir edilen manevi tazminat miktarı paranın karar sırasındaki alım gücü esas alınarak tespit edildiğinden davacı vekilinin bu yoldaki takibinin reddi cihetine gidilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1. Bilirkişi raporu uyarınca, davacının ağır müterafik kusuru nazara alınarak ve istemine bağlı kalınarak davacı ..................'e 100.000.000 TL. (YÜZMİLYÖN TL.) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE,
2. Takdiren ve davacının ağır müterafik kusuru nazara alınarak davacı ..................'e 10.000.000 TL. (ONMİLYON TL.) MANEVÎ TAZMİNAT VERİLMESİNE, FAZLAYA AİT İSTEMİNİN 'REDDİNE,
3. Hükmedilen maddi tazminat miktarına davacının yeniden gelir elde edeceği kabul edilen 7 EKİM 1992 tarihinden ödeme tarihine kadar % 30 (YÜZDE OTUZ) YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE,
4. Davacının manevi tazminata FAİZ YÜRÜTÜLMESİ İSTEMİNİN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy