(818 S. K. m. 41, 43 47, 49) (765 S. K. m. 51, 452) (2709 S. K. m. 125) (1602 S. K. m. 21, 24)
Davacılar vekilinin 19 Şubat 1908 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile savunmaya karşı verdiği ve 10 Mayıs 1993 tarihinde kayda geçen cevap layihasında, davacıların yakını ............... askerlik görevini 3. Znh. Tuğ. T/M Topçu Tb. 3. Bataryada yaptığı sırada 17.1.1992 günü asker arkadaşı tarafından öldürüldüğünü, olayın, sanığın nöbetçi onbaşısını beklemeden maktulü nöbet yerine götürmek istemesi maktulün ise nöbetçi onbaşıyı beklemek düşüncesiyle ağır davranması oluşan münakaşa ve akabinde sanığın, maktulün (beyin bölgesine G3 piyade tüfeğinin dipçiği ile vurması sonucu meydana geldiğini, ajanını iyi eğitmeyen idarenin hizmet kusuru içinde bulunduğunu, olayda haksız tahrik olup olmadığının takdirinin mahkemeye ait olduğunu, yapılacak bilirkişi incelemesinde bağlanacak olan maaşın maddi zararı karşılamaktan uzak olduğunun anlaşılacağım, Emekli Sandığınca bağlanacak olan maaşın dava dilekçesinde saklı tutulan istemlerinden olduğunu, tazminat taleplerinin maaş dışında kalan maddi zararın istemi olduğunu, açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin haklan saklı kalmak kaydıyla davacı eş ............... için 100.000.000. TL. maddi 50.000.000. TL. manevi davacı çocuk Nezaket için 50.000.000. TL. maddi 25.000.000. TL. manevi, davacı çocuklar ............... ile ............... için ayrı ayrı 50.000.000'ar EL. maddi davacı anne ............... ile davacı baba ............... için ayrı ayrı 25.000'şer TL. maddi 25.000.000'şer TL. manevi tazminata hükmedilmesini, maddi tazminatlar için dava tarihinden, manevi tazminatlar için ölüm tarihi olan 17.1.1992 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi istemi ile işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Olayı müteakip yapılan adli tahkikat ve yargılama sonunda 5. Kor. K. lığı Askeri Mahkemesince verilen 13.5.1902 tarih ve 1992/322, 145 esas ve karar sayılı Gerekçeli Hükmün tetkikinden; sanık Top Er ...............'li müteveffa ...............'ın K/M Top. Tb. 3.. Bt./da asker oldukları, olay günü olan 10.1.1992 günü 05.00 07.00 saatleri arasında cephanelik nöbetçisi oldukları ve nöbetlerine gitmek üzere, koğuş nöbetçisi olan Top Er ............... tarafından saat 04.30 sıralarında uyandırıldıktan sonra, yataklarını düzeltip nöbetçi onbaşı sanık Top Er ............... ile birlikte koğuştan çıktıkları, ...............'ın müfrezenin anahtarını almak için koğuşa çıktığı, anahtarı alıp aşağıya indiği, nöbetçilerin nöbete giderlerken müteveffanın yolda yavaş hareket etmesi nedeniyle nöbete geç kalana yüzünden aralarında tartışma çıktığı ...............'nın ...............'yi çabuk olması için ikaz ettiği, bunun üzerine ...............'ninde S.K. git diyerek sanığın yakasından tutup ittiği, ...............'nın yakın kenarındaki kanala düştüğü, bu duruma sinirlenen sanığın yerden kalkarak müessir ful kasdı ile hamili bulunduğu G3 piyade tüfeğini sopa gibi kullanarak namlusundan tutup dipçik kısmı ile aralarında hiçbir ihtilaf ve husumet bulunmayan arkadaşının başına vurduğu, müteveffanın aldığı tek darbe sonucu yere düştüğü, sanığın arkadaşını olay yerinde bırakarak nöbetine gittiği, ...............'nin saat 05.15 sıralarında yerde yatar iken nöbetçi onbaşı sanık ............... tarafından bulunduğu, oradan geçmekte olan Top. Onb. ............... ile birlikte Jeep'e bindirilerek tabura getirildiği, daha sonra revire sevk edildiği, ilk müdahale yapılarak Çorlu Askeri Hastanesine kaldırıldığı, sol TEMİPOROPARÎYETAL bölgede yaklaşık 7x7 cm. lik bir alanda parçalı çökme kırığı nedeniyle acilen ameliyata alındığı, ertesi gün ileri tetkik ve tedavi için Haydarpaşa GATA'ya sevk edildiği, fakat kurtarılamayarak 17.1. 1992 günü kafa travmasına bağlı kafatası çökme kırığı ile müterafik beyin ezilmesi ve Herniasyonu sonucu vefat ettiği, böylece sanığın kastı aşan müessir fiil sonucu asker arkadaşı Top Er ...............'ın ölümüne neden olduğu ve isnat edilen kasdı aşan müessir fiil neticesi ölüme sebep olmak suçunda işlediği sanık ...............'nın samimi ikrarı ve dosya içeriğinden anlaşılıp sübuta erdiğinden sanığın eylemine uyan TCK. nün 452 nci maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Olayda haksız tahrik (bulunup bulunmadığı ve sanığın, müsnet suçu müteveffanın tahriki sonucu işleyip işlemediği huşuna gelince; sanık ............... aşamalardaki ifadelerindeki nöbete geç kalma meselesinden ............... ile tartıştıklarını, ...............'nin kendisine S.K. git diye küfür ettiğini, yakasından tutarak itmesi neticesi yolun kenarındaki kanala düşünce çok sinirlendiğini, yerden kalkarak tüfeğin dipçiği ile kafasına vurduğu, görgü tanığı olmamasına rağmen samimi olarak ikrar etmesi bu hususları tanık Top. Onb. ...............'e de önce inkar etmesine rağmen, anlatması, zira hiçbir neden yok iken sanığın arkadaşının kafasına vurması için akıldan yoksun olması gerekir, en çok sanığın 'böyle bir rahatsızlığının bulunmaması, ceza ehliyetinin tam olması ve ikrarın bölünmezliği karşısında sanığın müsnet suçu müteveffanın haksız tahriki sonucu işlediği kanaatına varıldığından ve maktulün hareketleri adi tahrik olarak kabul edildiğinden sanığın cezası TOK. nün 51/1 nci maddesi gereğince 1/4 oranında indirilmiştir. Görgü tanığı olmamasına rağmen suçunu samimi olarak ikrar etmesi ve duruşmadaki iyi hali lehine takdiri tahfif sebebi kabul edilerek hakkında TCK. nün 59/ ncu maddesi uygulanarak sanığın neticeden yedi sene altı ay ağır hapis cezası ile cezalandırıldığı anlaşılmıştır.
Olayın bir kamu (hizmetinin ifası sırasında meydana geldiği hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
İdarenin hukuki sorumluluğunun dayanağı Anayasanın 125 nci maddesidir. Anayasanın 125 nci maddesine göre İdare kendi eylem ve işlem ilerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Anayasa dışında idarenin sorumluluğu 1602 Sayılı Kanunun 21 ve 24 ncü maddelerinde de düzenlenmiştir. Ancak gerek Anayasada gerekse 1602 Sayılı Kanunda idarenin sorumluluğunun hangi esaslara dayanacağı belirtilmemiştir. Bu meselenin halli doktrin ve yargı içtihatlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır, ister hizmet kusuru isterse kusursuz sorumluluk ilkesine dayansın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için, bir zararın mevcudiyeti zarar yol açan eylemin idareye yüklenebilin nitelikte olması, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Davacıların yakını olan Er ...............'ın 10.1.1992 tarihinde nöbete gitme sırasında yine aynı birlikte görevli Er ............... tarafından silahın dipçiği ile başına vurularak ağır yaralanması ve kaldırıldığı hastanede 17.1.1992 tarihinde ölmesi eyleminden doğan zararın meydana gelişinde, idareye atfı kabil hizmetin kurulması ve işletilmesinden doğan bir hizmet kusuru bulunmamaktadır. Ancak Er ...............'ın bir kamu hizmeti olduğunda tereddüt bulunmayan askerlik hizmetini yaptığı sırada cephanelik nöbetine gittikleri esnada idarenin diğer bir ajanı tarafından idareye ait bir silahın sopa gibi kullanılması suretiyle ve nöbete geç karşılanmaması konusunda çıkan münakaşalardan kaynaklanan husumet sonucu başına tüfeğin dipçiği ile vurularak öldürüldüğü bir vakıadır. Bu vakıadan zararlı sonucun hizmetten kaynaklandığı hizmet ile zararlı sonuç arasında illiyet bağının mevcut bulunduğu sonucuna varılmıştır. Bu nedenlerle söz konusu zararların zarar görenler üzerinde bırakılmayıp kamuya pay edilerek hizmetin sahibi idarece karşılanması idare hukukunun genel ilkeleri kamu yükümlülükleri yönünden eşitlik, hakkaniyet ve nesafet kuralları gereği olduğundan davacıların zararlarının karşılanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Müteveffa ile sanığın nöbete geç kalma konusunda tartıştıkları sırada müteveffanın sanığa SK. git diye küfür etmesi ve yakasından tutarak itmesi üzerine sanığı yolun kenarındaki kanala düşürmesi eylemleri müterafik kusur olarak kabul edilmiştir.
Mahkememizin istikrar bulmuş kararlarıyla T.C. Emekli Sandığınca olay sebebiyle bağlanan maluliyet aylıkları ödenen tütün (ikramiyesi davacıların tesbît edilen maddi zararlarından düşüldüğümden, maddi tazminat isteyen davacı dul eş ve çocuklar ile davacı babaya dul ve yetim aylığı bağlanıp bağlanmadığı sorulmuş T.C. Emekli Sandığı Gn. Md. lüğünün 29.11.1993 gün ve 71.996.005 sayılı yazılarından davacı eş ...............'ye 1.2.1992 tarihinden itibaren 705.600 TL. TSK Vazife Malûllüğü aylığı bağlandığı 1.10.1993 tarihinde 1.662.000 TL. ye yükseltildiği, kızları ............... ile ...............'e ve oğlu ............... 1.2.1992 tarihinden itibaren ayrı ayrı olmak üzere toplam 352.800 TL. aylık bağlandığı bu aylıkların 1.10.1993 tarihinde 831.000 TL. ye yükseltildiği, eş ve çocuklar 1992 yılı için 8 aylık 1.419.000 TL. tüttün ikramiyesinin her biri ikin ayrı ayrı ödendiğinin, baba ...............'a aylık bağlanmadığımın bildirildiği görülmüştür.
Davacı eş ............... ile davacı çocuklar ..............., ..............., ............... ile davacı anne ............... ve davacı baba ...............'ın maddi zararlarının teshili için resen seçilen (bilirkişinin 17 Kasım 1994 tarihinde tanzim ettiği bilirkişi raporunun tetkikinden davacı eş ............... ile davacı çocuklar ..............., ............... ve ...............'ın parasal zararlarının sağladıkları aylık ve tütün ikramiyesi yararlarıyla fazlasıyla karşılandığından maddi tazminat hak edişlerinin bulunmadığı, davacı anne ...............'nin 23.573.836 TL. davacı baba Reşat'ın 10.938.692 TL. maddi tazminat hakedişinin bulunduğunun bildirildiği anlaşılmıştır.
Taraflara tebliği edilen ve itiraz edilmeyen (bilirkişi raporu Mahkememizin yerleşik içtihatlarıma, Mahkememizce kabul edilen kıstaslara ve ilmi verilere uygun bulunduğundan (bilirkişi raporu (doğrultusunda tabi kat yapılmış ancak müteveffanın müterafik kusuru dikkate alınmıştır.
Davacıların olay sebebiyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ızdıraplarını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla müteveffanın müterafik kusuru da dikkate alınarak manevi tazminat talebinde bulunan davacılara uygun miktarlarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Davacılar vekili manevi tazminatlara da olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesini talep etmiş ise de, Kurulumuzca davacıların bu ölüm olayı medeniyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ızdıraplarını karşılamak üzere takdir edilen manevi tazminat miktarları paranın karar sırasındaki alım gücü esas alınarak tesbit edildiğinden davacılar vekilinin bu yoldaki talebinin reddi cihetime gidilmiş ancak takdir olunan manevi tazminat miktarları için karar tarihi olan 1 Şubat 1995 tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiz yürütülmesine karar verilmiştir.
Açıklanan Nedenlerle;
1. Bilirkişi raporu uyarınca davacı eş ............... ve davacı çocuklar ..............., ..............., ...............'in MADDİ TAZMİNAT İSTEMLERİNİN REDDİNE,
2. Bilirkişi raporu uyarınca ve müteveffanın müterafik kusuru nazara alınarak davacı anne ...............'a 12.000.000 TL. (ONİKIMILYON TL.) davacı baba ...............'a 6.000.000 TL. (ALTIMİLYONTL.) MADDÎ TAZMİNAT VERİLMESİNE, FAZLAYA AİT İSTEMLERİNİN REDDİNE
3. Takdiren ve müteveffanın müterafik kusuru nazara alınarak davacı eş ..............., davacı çocuk ..............., davacı anne ............... ve davacı baba ...............'a ayrı ayrı 25.000.000'şer TL,(YİRMIBEŞBRMÎLYON TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, davacı eş ...............'nin FAZLAYA AİT İSTEMİNİN REDDİNE,
4. Hükmedilen maddi tazminat miktarlarına dava dilekçesinde dava tarihinden itibaren faiz istendiğinden, dava tarihi olan 19 Şubat 1993 tarihinden ödeme tarihine kadar % 30 (YÜZDE OTUZ) YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE,
5. Hükmedilen manevi tazminatlara olay tarihinden karar tarihine kadar faiz yürütülmesi yolundaki talebin REDDİNE, ancak karar tarihi olan 1 Şubat 1995 tarihinden, ödeme tarihine kadar % 30 (YÜZDE OTUZ) YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy