(926 S. K. m. 26) (Subay Meslek Programları Yönetmeliği m. 24)
Davacının 11.8.1993 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ve 19.11.1993 tarihinde kayda geçen cevaba cevap layihasında özetle; Sualtı özel ihtisas Kursuna katılmak üzere yaptığı müracaatın Dz. K. K. lığınca uygun görüldüğünü, sağlık muayenesi ve testler sonucu 5 subay arasında 2 nci olduğunu, kursa katılacak subay kontenjanının 1998 yılına ait kurs planına göre 6 olduğunu, kursa katılmak üzere emir beklerken gelen mesaj sonrası Dz. K. K. Ilgınca Dz. Piyade Sınıfı Subaylardan kurda tefrik yapılmadığının öğrenildiğini, kazananlar listesinde kendisinden daha az puan alan subayın kursa tefrik edildiğinin anlaşıldığını, bu konuda yapılan itiraza alınan cevapta kendisinin Dz. piyade sınıfından olması nedeniyle kursa tefrik edilmediğinin ifade edildiğini, Dz. P. subaylarının anılan kursa çağrılmaları mevcut yönergelere göre uygun değilse neden önce müracaatları uygun görüp, sonradan kursa tefrik edilmeyişinin sebebini anlayamadığını, diğer bir gerekçede kursa tefrik edilmeyiş sebebinin Amf. Dz. Piyade Alayının takım komutanına ihtiyacı olduğunun belirtildiğini, açıklanan nedenlerle kursa tefrik edilmemesinin hukuka uygun olmadığını iddia ederek davacının Sualtı Taarruz Özel ihtisas Kursuna tefrikine karar verilmesini istemiştir.
926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 26 ncı maddesinde, subayların yurtiçinde veya yurtdışında yetiştirilmeleri meslek programları yönetmeliğinde düzenlenir denilmek suretiyle, hangi çeşit kursların nerede ve ne zaman düzenleneceği, bu kurslara kimlerin ne şekilde ayrılacağı konularında idareye geniş bir takdir yetkisi tanınmıştır.
Bu hükme dayanılarak çıkarılan Meslek Programları Yönetmeliğinin 24 ncü maddesinde (c) bendinde, sınıfı ile ilgili veya sınıfının dışındaki değişik görev yerlerinde daha başarılı kullanılmalarını veya ihtisas sahasında daha derin bir ihtisaslaşmayı sağlamak amacıyla seçilen subayların yüzbaşı rütbesinin sonuna kadar ihtisas kurslarına gönderilmesi uygun görülmüş ve aynı maddenin (i) bendinde ise, her yıl açılacak kursların yeri, zamanı, süresi, konusu, kontenjanı ve katılacak subaylarda aranacak niteliklerin, Kuvvet Komutanlıklarınca hazırlanacak kurs planında gösterileceği belirtilmekle kanun koyucunun idareye tanıdığı takdir yetkisinin kullanılacağı açıklanmıştır.
Bu yönetmeliğe göre hazırlanan Deniz K. K. lığı Subay Meslek Programları Yönergesi (DT101B) Kesim III, Bölüm 1, Deniz Sınıfı Subayların Genel Mesleki Gelişimi başlığı altında düzenlenmiş olup, madde 76 h (2) bendinde, Dalgıç, Sualtı Savunma (SAS) ve Sualtı Taarruz (SAT) özel ihtisas kurslarına deniz sınıfı subaylardan istekliler, sağlık muayenesi, tazyik odası muayenesi ve fiziki testi kazananlar arasında Deniz Kuvvetleri K. Ilgınca seçilenler katılır hükmü getirilerek Dalgıç, Sualtı Taarruz ve Sualtı Savunma Kurslarına, sadece deniz sınıfı subayların katılacağı, kursa katılacakların da Kuvvet Komutanlığınca seçileceği hükme bağlanmıştır.
Yönergenin bu açık hükmü karşısında SAT ve SAS kurslarına katılabilmek için deniz sınıfından olmanın gerektiği açıktır.
Davacının sınıfı ise deniz değil deniz piyadedir.
Bu bakımdan SAT kursu, deniz piyade sınıfı için uygun görülen kurslardan değildir.
Ancak SAT kursuna katılacak personeli seçme yetkisine sahip bulunan Deniz K. K. lığı deniz sınıfından yeterli sayıda personelin başvuru da bulunmaması yada başvuranların fiziki testlerde başarılı olamaması ihtimalini düşünerek testlerden sonra yeniden değerlendirmek üzere testlere deniz piyade sınıfından subayların da katılmasına izin vermiştir.
Testlerin bitiminden sonra yapılan değerlendirmede, kursa deniz sınıfından subayların gönderilmesini uygun görmüş, davacı ve davacı gilgai deniz piyade sınıfından olup testlerde başarılı olanların kursa gönderilmemesine karar verilmiştir.
Davalı idarece savunma layihasında açıklanan kadrolar, Deniz K. K. lığının üstlendiği hizmetin özellikleri, Güney Doğu Anadolu bölgesindeki olağanüstü hal bölgesinde deniz piyade sınıfından subay, astsubay ve erlerden yararlanıldığı nazara alındığında, davacının SAT kursuna tefrik edilmemesinin kamu yararına daha uygun olduğu, davalı idarece takdir yetkisinin kullanılmasında bir zaafa düşülmediği görülmektedir.
Açıklanan nedenlerle davacı hakkında tesis edilen işlemin tüm unsurları itibariyle hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşıldığından dayanaktan yoksun bulunan DAVANIN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy