(2709 S. K. m. 125)
Davacı vekili 6 Eylül 1993 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Kıbrıs 28.Tüm.61.Aly 2.Tb.5.Bl.de askerliğini yapmakta iken 2.2.1992 tarihinde 05.00-06.00 garaj nöbetçisi bulunduğu sırada ayağına kramp girerek sendeleyip yere düştüğünü, düşme esnasında tüfeğin kapalı bulunan emniyet mandalını seri atış vaziyetine geçtiğini, kalkma çabası içinde iken emir gereği atım yatağında mermi bulunan tüfeğin tetiğe teması sonucu tüfeğin atış alarak 3-4 mermi ile yaralanıp ayağının diz üstünden kesildiğini, 16.3.1993 tarihli resmi rapor üzerine 7.5.1993'de idari başvuru yapıldığını, 60 gün içinde cevap verilmediğini, müvekkilinin olay günü hasta olup askeri hastaneye sevk kağıdı bulunmasına rağmen nöbet yazılması nedeniyle olayın meydana geldiğini, sakat kalması nedeniyle Emekli Sandığına müracaat edildiğini, maddi zararına karşı 100.000.000.TL. maddi, duyduğu üzüntüye karşı 100.000.000.TL. manevi tazminatın yasal faizleri ile hüküm altına alınması istemi ile işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Tazminat istemi ile davacı vekili Av. .......... tarafından idareye başvuru yapılmış ise de; dosyadaki kesin raporun 16.3.1991 tarihinde düzenlendiği, zararın da kati olarak bu tarihte belirlendiği, dolayısı ile başvurunun da bu tarihten sonra yapılması ve dava süresinin de buna göre değerlendirilmesi gerektiğinden, davalı idarenin süre itirazına itibar edilmemiştir.
Davacının nöbet esnasında hamili bulunduğu silahla kendisini yaralamış olması nedeniyle Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Savcılığı tarafından yapılan soruşturma sonunda; 7.11.1994 gün ve 1994/5-393 Esas ve Karar sayılı iddianame ile hakkında mazarratı mucip şekilde nöbet talimatına aykırı hareket etmek suçundan kamu davası açıldığı, K.T.B.K.K.lığı Askeri Mahkemesinde yapılan yargılama sonunda 1.10.1998 gün ve 1998/334- 286 Esas ve Karar Sayılı ilamı ile müsnet suçtan beş gün süreyle hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Dava dosyasında bulunan nöbet talimatı, nöbet çizelgesi, S.Mot.P.Bl.K.lığınca düzenlenen vak'a ve kanaat raporu, GATA Komutanlığınca düzenlenmiş 20.8.1992 gün ve ORTOPEDİ: 9067-254-92 sayılı rapor, tanık beyanları, K.T.B.K.K.lığı As.Savcılığının 7.11.1994 gün ve 1994/5-393 Esas ve Karar sayılı iddianamesi,, T.C.Emekli Sandığı Gn.Md.nun 5.4.1995 gün ve 71.981.093 sayılı yazısı, S.Mot.P.Bl.K.lığının 215 sayılı günlük emri, davacının mahkumiyetine ilişkin 1.10.1998 gün ve 1998/334-286 sayılı kararı, Askeri Yargıtay Başsavcılığının 16.2.1998 gün ve 1998/358 sayılı tebliğnamesi Askeri Yargıtay 1 nci Dairesinin 25.2.1998 gün ve 1998/77-75 Esas ve Karar sayılı ilamı gibi belgelerin birlikte değerlendirilmesinden;
Davacının Kıbrıs 61.P.A.2.P.Tb.5.Bl.Komutanlığında görevli bulunduğu 1.2.1992 günü saat 05.00 -07.00 garaj nöbetçisi iken tüfeğini patlatması nedeniyle sol bacağından yaralandığı, tedavisi sırasında sol bacağının diz üstünden kesildiği ve askerliğe elverişsi hale geldiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Davacının nöbet mahalline gitmeden önce doldur - boşalt istasyonunda Emniyet Çavuşu ........... tarafından tüfeği kontrol edilerek dolu şarjörü kütüklükte, boş şarjörü de tüfeğe takılı olarak nöbet yerine sevk edildiği, nöbete başladıktan sonra devriye nöbetçisi P.Er. ......... tarafından nöbet mahallinde yapılan kontrolde boş şarjörün tüfeğe takılı olduğunun görüldüğü, bu kontroller dışında nöbet talimatına ve dolu şarjörün kesinlikle tüfeğe takılmayıp kütüklükte duracağına, tüfeğin kesinlikle şahıslara çevrilmeyeceğine ve parmağın tetik muhafazasına götürülmeyeceğine ilişkin olup davacıya da tebliğ edilmiş bulunan emniyet tedbirleriyle ilgili Bl. Komutanlığının 215 Sayılı günlük emrine rağmen, devriyelerin nöbet mahallinden ayrılmalarından 4 dakika sonra tüfeğin patladığına, bu oluşa göre davacının dolu şarjörü tüfeğe taktığı, kendisini bitişik atış vaziyetinde yaraladığı, yeni evlenmiş olup kısa süre önce izinden dönmüş ve eşi tarafından izin alması konusunda sık sık telefonla aranmakta oluşu dikkate alındığında, davacının yaralanması ve bunun sonucu sakatlanmasının kendi arzu ve eylemleri sonucu meydana geldiği, zira 4 dakika gibi kısa bir süre içinde hiç bir gerek ve zaruret olmadığı halde tüfeğindeki boş şarjörü çıkarıp dolu şarjörü taktığı, bilirkişi raporu ile sağlam olduğu anlaşılan tüfeğin ateş alabilmesi için kurma kolunun çekilip bıkılarak atım yatağına mermi sürülmesi, tüfeğin emniyetinin açılması ve tetiğe basılması gibi bir birini izleyen bir takım hareketlerin varlığına ihtiyaç olduğu gözönüne alındığında, tüm bunların tesadüfî olarak bir araya gelip bir birini izlemesinin de olayın cezayan tarzına göre mümkün olmadığı düşünüldüğünde davacının kendi iradesi dışında yani kaza ile yaralandığını kabul edebilmenin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenlerle davacının olayın kaza sonucu meydana geldiğine ilişkin iddialarına itibar imkanı görülmemiştir.
İdare Hukuku ilkelerine ve Anayasa'nın 125/7 nci maddesine göre, İdarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için bir zararın varlığı, zararı doğuran eylemin idareye yüklenebilir olması, zararlı sonuçla eylemin arasında doğrudan doğruya bir nedensellik bağının bulunması, zarara yol açan eylemin bir hizmet kusuru teşkil etmesi veya kusursuz sorumluluk kuram ve ilkelerinin uygulanmasına elverir nitelikte olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur.
Dava konusu olayda davacının nöbete başladıktan ve devriye tarafından silahına boş şarjör takılı olduğu tesbit edildikten kısa bir süre sonra kendi silahı ile kendisini vurması eylemini idari nitelikte bir eylem veya böyle bir sonucu kabul etmek imkanı yoktur.
Bu oluşa göre zararı doğuran olay idareye bağlanamayacağı gibi idarenin zararın faili ve sorumlusu tutulması da hukuken mümkün görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle hukuki dayanağı bulunmayan DAVANIN REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy