(2709 S. K. m. 120, 125) (3713 S. K. m. 21)
Davacı vekili 23 HAZİRAN 1903 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Müvekkilleri ..................'ün kocası, ..................'ün babası Hv. Astsb. ..................'ün Diyarbakır Hv. Üs Komutanlığı emrinde görev yapmakta iken 26.11.1992 tarihinde servis aracı ile üssünden şehre gelir iken teröristler tarafından aracın taranması sonucu yaralanarak kaldırıldığı hastanede şehit olduğunu, bu ölümle müvekkillerinin desteklerini kaybettiklerini, desteğin olayda hiçbir kusurunun bulunmadığını, eşinin şehit olması sebebiyle davacı eşin 1.500.000.009 TL. maddi, ölümü nedeniyle duyduğu acı ve ızdırap nedeniyle 200:000.000 TL. manevi, davacı kızın 1.000.000.000 TL. maddi, 200.000.000 TL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte karar altına alınması istemiyle işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacıların eşi ve babasının bir kamu hizmetini yerine getirdiği sırada şehit olduğu konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamakla birlikte, olayın taraflara göre üçüncü kişi durumundaki teröristlerin eyleminden meydana gelmiş olması nedeniyle idarenin bu eylemden sorumlu tutulup tutulmayacağı, tutulacaksa sorumluluğun türü üzerinde durulmasına gerek görülmüştür.
Bilindiği gibi son yıllarda Güneydoğu ve Doğu Anadolu da yoğunlaşan terör eylemleri sebebiyle Anayasanın 120 nci maddesine göre bazı illeri kapsayan olağanüstü hal ilam edilmiş, bu olağanüstü hal uygulaması sırasında çok sayıda güvenlik görevlileri ve askeri kişi şehit olmuştur.
Anayasanın 125 nci maddesinde İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür şeklindeki hüküm, son yıllarda gerek Mahkememiz gerekse diğer yargı organları tarafından geniş yorumlanmakta, idarenin Anayasa ve yasalardan aldığı yetkilerle ve kamusal yöntemlerle yaptığı hizmetlerden, bu hizmetlerin kurulması ve işletilmesinden doğan bireysel nitelikli zararlarla idare ajanlarının verdiği zararlar, hatta üçüncü kişilerin bu hizmetle ilgili eylemlerinin doğurduğu zararların idarece giderilmesi gerektiği kabul edilmektedir. Bu suretle idarenin sorumluluğu kusurlu davranış nedenini aşarak kusursuz sorumluluk hallerini de kapsayan bir genişlik kazanırken diğer yandan zarar verici eylemi yapanla idare arasında bir ilişkinin bulunmadığı bazı hallerde dahi idarenin sorumlu tutulması kabul edilmektedir. Böylece öğretide ve yangı kararlarında idarenin eylemlerinden dolayı sorumluluğu mücbir sebep ve idarece alınacak tedbirlerle giderilmesi mümkün olmayan umulmadık haller dışında kabul edilmektedir.
Devletin terör hareketlerine karşı giriştiği faaliyet savaş hali sayılmadığı ve dolayısıyla mücbir sebep olarak nitelendirilmediğinden, bu faaliyetler sırasında teröristlerin eylemlerinden zarara uğrayanların bu sararı, tüm ülkede değil ülkenin bir kısmında terör örgütleri tarafından yaratılan bir zarar olduğundan, savaş halinde olduğu gibi tüm toplumun katlanmak durumunda olduğu bir kamu külfeti olarak değerlendirilmemiş, özel ve olağandışı nitelik taşıyan kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi gereğince idarece tazmini gereken bir zarar olarak kabul edilmiştir.
Bu nedenlerle davacıların zararının davalı idarece karşılanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkememizin yerleşik içtihatlarına göre T.C. Emekli Sandığı tarafından müteveffanın eşi ve çocuğuna bağlanan aylık ve 3430 Sayılı Kanun uyarınca ödenen tütün ikramiyeleri olay nedeniyle sağlanan yarar olduğundan bu miktarın davacıların gerçek zararlarından indirilmesi gerektiğinden bu husus araştırılmış, T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 1.4.1994 gün ve B.07.1.EMS.0.10.01.01/70.282.008 sayılı yazısında Genel Müdürlüğün 4.2.1093 tarih ve 10053 sayılı işlemi ile 15.12.1992 tarihinden itibaren eşi ..................'e 1.926.000 TL., Kızı ..................'e 1.156.000 TL. ve 1.1.1993 tarihinden itibaren Babası .................. ün aylığa müstahak olması nedeniyle 1.1.1993 tarihinden itibaren eşine 1.997.000 TL. kızına ve babasına 999.000'er TL. Türk Silahlı Kuvvetleri Vazife Malûllüğü aylığı bağlandığı ve bu aylıkların 1.7.1993 tarihinden eşi için 2.270.000 TL. ve kızı ve babası için 1.135.000'er TL. ye, 15.7.1993 tarihinden itibaren eşinin aylıkları 2.384.000 TL. ye, kızı ve babasının aylıkları 1.102.000'er TL. ye, 1.10.1903 tarihinden itibaren eşinin aylıkları 2.613.000 TL. ye, kızı vs babasının aylıkları 1.307.000'er TL. ye ve 1.1.1994 tarihinden itibaren eşi ..................'ün aylıklarının 3.170.000 TL. ye kişi .................. ve babası Mehmet ..................'ün aylıkları ise 1.585.000'er TL. ye yükseltildiği; 3480 Sayılı Kanun uyarınca 1992 yılına ait olarak (15 günlük) eşi ve kızına 178.000'er TL. olmak üzere toplam 358.000 TL., 1993 yılma ait olarak ise (12 aylık) Eşi, kızı ve babasına 3.757.000'er TL. olmak üzere toplam 11.270.000 TL. Tütün ikramiyesi, tahakkuk ettirildiği, ayrıca adı geçenin 4 yıl 6 ay fiili ve 1 yıl 23 gün fiili hizmet süresi zammı olmak üzere toplam 5 yıl 6 ay 23 gün hizmetine karşılık (5 yıl üzerinden) 11.112.000 TL. ikramiye hesaplandığı ve söz konusu miktardan eşi için 5.556.000 TL. kızı ve babası için ise 2.278.000'er TL. ikramiyenin ödenmek üzere tahakkuk ettirildiği, ödeme dosyasının tetkikinde ise, eşine ve kızına ait ikramiye tutarlarının 26.2.993 tarih ve 2002881-2002880 Sayılı ödeme emirleri ile Diyarbakır Ziraat Bankasına, babasına ait ikramiye tutarının ise 8.7.1993 tarih ve 1219965 Sayılı ödeme emri ile Akhisar Manisa Ziraat Bankasına gönderildiği, şayet ilgili eceli ile ölmüş olsa idi; Hizmetleri 10 yıldan az olduğu için (5 yıl 6 ay 23 gün) eşine ve babasına aylık bağlanmayacak, yetimi ..................'ya muhtaçlık belgesi almak kaydıyla yaş ve tahsil durumuna göre 5434 Sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun Ek 13. maddesinin 2. fıkrasına göre (1425 Sk. 6. maddesine) aylık bağlanması için müracatta bulundukları, 16.12.1992 tarihini takip eden aybaşı olan 1.1.1993 tarihinden itibaren 1.576.000 TL. yetim aylığı bağlanabilecekti ve bu aylıkları 1.7.1993 tarihinden itibaren 1.777.000 TL. ye, 15.7.1993 tarihinden itibaren 1.899.000 TL. ye, 1.10.1993 tarihinden itibaren 2.139.000 TL. ye ve 1.1.1994 tarihinden itibaren 2.551.000 TL.ye yükseltilebileceği bildirilmiştir.
2330 Sayılı Nakdi Tazminat Ödenmesi ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerine göre müteveffa Hv. Astsb. Cvş. ..................'ün varislerine 168.720.000 TL. nakdi tazminat ödendiği bildirilmiştir. Mezkur Kanunun 6 ncı maddesinde Bu Kanun hükümlerine göre ödenecek nakdi tazminat ile bağlanacak emekli aylığı uğranılan maddi ve manevi zararlar karşılığıdır denilmektedir.
Davacıların desteğinin ölümü nedeniyle uğradıkları gerçek maddi zararlarının T.C. Emekli Sandığınca sağlanan yararlar ve 2330 Sayılı Kanun gereğince ödenen Nakdi Tazminat yararları ile karşılanıp karşılanmadığının, karşılanmamış ise geriye ne kadar karşılanmayan zararlarının bulunduğunun tespiti için re'sen seçilen bilirkişiye verilen talimat uyarınca (Davacıların 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasasının 21/b maddesi uyarınca yurt içinde kiralayacakları konutun 10 yıllık kira badelinin Devletçe karşılanmasını istemediklerine dair dilekçeleri uyarınca, Devletçe ödenmekte olan lojman kira bedelinin zarar hesabında göz önüne alınarak hesap yapılması) bilirkişi tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz edilen 20.10.1964 tarihli bilirkişi raporunda davacı Eş ..................'ün parasal zararının 85.434.994 TL. fazlasıyla karşılandığı, ayrıca nakdi tazminat olarak 45.508.686 TL. yarar sağladığından maddi tazminat hak edişi bulunmadığı, çocuk ..................'ün Nakdi Tazminatın tümünün mahsubuna rağmen karşılanamayan parasal zararının 146.213.420 TL. olduğu bildirilmiştir.
Taraflara tebliğ edilen rapora itiraz edilmemiş, Mahkememizin yerleşik içtihatlarına ve ilmi verilere uygun bulunan rapor Kurulumuzca da kabul edilerek bu yönde uygulama yapılmıştır.
Davacıların eş ve babalarını kaybetmiş bulunmaları nedeniyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ızdırabı kısmen de olsa karşılayabilmek amacı ile kendilerine uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Her ne kadar davacılar vekili manevi tazminata yasal faiz yürütülmesi isteminde bulunmuş ise de; manevi tazminat miktarları paranın karar sırasındaki alış gücü esas alınarak tespit edildiğinden bu konudaki istemin reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla yukarıdaki açıklamaların ışığında;
1. Bilirkişi raporu ve ödenen nakdi tazminat miktarı göz önüne alınarak davacı Eş ..................'ün MADDÎ TAZMİNAT İSTEMİNİN REDDİNE,
2. Davacı Eş ..................'e takdiren 5.000.000 TL. (BeşmilyonTL.) MANEVÎ TAZMİNAT VERİLMESİNE, FAZLAYA AİT İSTEMİNİN REDDİNE,
3. Bilirkişi raporu uyarınca davacı çocuk ..................'e 146.213.000 TL. (Yüzkırkaltımilyonikiyüzonüçbin TL.) MADDÎ TAZMİNAT VERİLMESİNE FAZLAYA AİT İSTEMİNİN REDDİNE,
4. Davacı çocuk ..................'e takdiren 50.000.000 TL. (Ellimilyon TL.) MANEVÎ TAZMİNAT VERİLMESİNE, FAZLAYA AİT İSTEMİNİN REDDİNE,
5. Manevi tazminata faiz yürütülmesi isteminin REDDİNE,
6. Hükmedilen maddi tazminatlara 15 ARALIK 1992 tarihinden ödeme tarihine kadar % 30 (YÜZDE OTUZ) YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy