(2709 S. K. m. 120, 125) (2330 S. K. m. 6)
Davacılar vekili 20 EKİM 1993 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin oğlu ve kardeşi ..................'in askerlik hizmetini yapmakta iken 13 EYLÜL 1902 tarihinde Üzümlü Jandarma Karakoluna teröristlerce yapılan baskın sırasında şehit düştüğünü, olay nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemi ile idareye yapılan başvurunun reddedildiğini, bu nedenle Baba ..................'in 60.000.000 TL. maddi, 100.000.000 TL. manevi kardeşler Levent, Ayşe, Tülay, Hacı, Dönüş için 50'şer milyon, üvey anne ...............ye için 30 milyon TL. manevi tazminatın hüküm altına alınması davacıların adli yardımdan yararlandırılmaları istemiyle işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Dairemizin 3.11.1993 gün ve 1993/654 Esas sayılı kararı ile davacıların adli yardım istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Davacıların oğlu ve kardeşlerinin bir kamu hizmetini yerine getirdiği sırada şehit olduğu konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamakla birlikte, olayın taraflara göre üçüncü kişi durumundaki teröristlerin eyleminden meydana gelmiş olması nedeniyle idarenin bu eylemden sorumlu tutulup tutulmayacağı, tutulacaksa sorumluluğun türü üzerinde durulmasına gerek görülmüştür.
Bilindiği gibi son yıllarda Güneydoğu ve Doğu Anadoluda yoğunlaşan terör eylemleri sebebiyle Anayasanın 120 nci maddesine göre bazı illeri kapsayan olağanüstü hal ilan edilmiş, bu olağanüstü hal uygulaması sırasında çok sayıda güvenlik görevlileri ve askeri kişi şehit olmuştur.
Anayasanın 125 nci maddesinde idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür şeklindeki hüküm, son yıllarda gerek Mahkememiz gerekse diğer yargı organları tarafından geniş yorumlanmakta, idarenin Anayasa ve yasalardan aldığı yetkilerle ve kamusal yöntemlerle yaptığı hizmetlerden, bu hizmetlerin kurulması ve işletilmesinden doğan bireysel nitelikli zararlarla idare ajanlarının verdiği zararlar, hatta üçüncü kişilerin bu hizmetle ilgili eylemlerinin doğurduğu zararların idarece giderilmesi gerektiği kabul edilmektedir. Bu suretle idarenin sorumluluğu kusurlu davranış nedenini aşarak kusursuz sorumluluk hallerini de kapsayan bir genişlik kazanırken diğer yandan zarar verici eylemi yapanla idare arasında bir ilişkinin bulunmadığı bazı hallerde dahi idarenin sorumlu tutulması kabul edilmektedir. Böylece öğretide ve yargı kararlarında idarenin eylemlerinden dolayı sorumluluğu, mücbir sebep ve idarece alınacak tedbirlerle giderilmesi mümkün olmayan umulmadık haller dışında kabul edilmektedir.
Devletin terör hareketlerine karşı giriştiği faaliyet savaş hali sayılmadığı ve dolayısıyla hiç bir sebep olarak nitelendirilmediğinden, bu faaliyetler sırasında teröristlerin eylemlerinden zarara uğrayanların bu zararı, tüm ülkede değil ülkenin bir kısmında terör örgütleri tarafından yaratılan bir zarar olduğundan, savaş halinde olduğu gibi tüm toplumun katlanmak durumunda olduğu bir kamu külfeti olarak değerlendirilmemiş, özel ve olağandışı nitelik taşıyan kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi gereğince idarece tazmini gereken bir zarar olarak kabul edilmiştir.
Bu nedenlerle davacıların zararının davalı idarece karşılanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkememizin yerleşik içtihatlarına göre T.C. Emekli Sandığı tarafından müteveffanın babasına bağlanan aylık ve 3480 Sayılı Kanun uyarınca ödenen tütün ikramiyeleri olay nedeniyle sağlanan yarar olduğundan, bunun davacı babanın gerçek maddi zararından indirilmesi gerektiği cihetle bu husus araştırılmış, T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 16.11.1994 gün ve B.07.1.EMS.0.30.01.01/71.407.070 sayılı yazısında davacı babaya 3997 sayılı yasa uyarınca Genel Müdürlüğün 29.6.1994 tarih ve 69006 sayılı işlemi ile 1.7.1994 tarihinden itibaren 2.874.000 TL. aylık bağlandığı, bağlanan bu aylığın 1.10.1994 tarihinden itibaren 3.517.000 TL. ye yükseltildiği, ayrıca 3480 Sayılı Kanuna göre 1994 yılı için (7 aylık) tütün ikramiyesi tutarının 1995 yılının ilk üç ayı içinde ödeneceği bildirilmiştir.
Diğer taraftan 2330 Sayılı Kanun uyarınca 13.1.1993 tarihinde davacı baba ...............'e 65.980.000 TL. davacı kardeşler (anne baba bir kardeşler) ..............., ............... ve ...............'e ayrı ayrı 21.699.000'er TL. nakdi tazminat ödendiği anlaşılmıştır.
2330 Sayılı Nakdi Tazminat ödenmesi ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun 6 ncı maddesinde Bu Kanun hükümlerine göre. ödenecek nakdi tazminat ve bağlanacak emekli aylığı uğranılan maddi ve manevi zararlar karşılığıdır... denilmektedir.
Ödenen Nakdi Tazminatın ne kadarının davacı babanın maddi zararlarının karşılığı olduğunun tespiti için resen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz edilen 27.12.1994 tarihli bilirkişi raporunda, davacı babanın toplam 47.231.189 TL. ücret zararının, sağladığı 111.451.217 TL. (ödeme tarihinden beri yürütülmesi gereken yasal faizi ile ulaştığı meblağ) nakdi tazminat yaran dikkate alınmaksızın, sadece vazife malûllüğü aylığı ve tütün ikramiyesi yararları toplamı ile tamamıyla ve fazlasıyla karşılanmış olup davacı babanın maddi tazminat hak edişinin bulunmadığı, Davacı Tülay'ın toplam 36.653.277 TL. davacı ...............'nın 36.653.277 TL. Davacı Dönüşün 36.653.277 TL. ayrı ayrı nakdi tazminat yararlarının bulunduğu bildirilmiştir.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna davacılar vekili 30.12.1994 tarihli dilekçesi ile, davacı baba yönünden yapılan hesaplamayı kabul etmediklerini, kardeşler Tülay, Hacı ve Dönüş için belirlenen meblağları noksan bulduklarını ileri sürmüş ise de vekil tarafından ilmi sürülen iddiaların dayanağı açıklanmadığından ve esasen Mahkememizin yerleşik uygulamalarına 2330 Sayılı Nakdi Tazminat Kanununun 6 ncı maddesinin açık hükmü, müteveffanın ölmeden önce T.C. Emekli Sandığı iştirakçisi olmaması nedeniyle bu iddialarına itibar imkanı görülmemiş, ilmi verilere, Mahkememizin yerleşik içtihatlarına uygun bulunan rapor Kurulumuzca da kabul edilerek rapor doğrultusunda uygulama yapılmıştır.
7.7.1971 doğumlu olan müteveffa ...............'in öz annesinin ölümü ile 26.1.1981 tarihinde davacı baba ............... ile evlenen ve 9 yaşından askere gitmesine kadar müteveffanın büyüyüp yetişmesinde katkısı bulunduğu anlaşılan davacı üvey anne ............... ölüm olayı nedeniyle üzüntü duymamasının mümkün olmaması nedeniyle bu davacı ile baba ve kardeşlerin Ölüm olayı nedeniyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ızdırabı kısmen de olsa karşılamak maksadı ile kendilerine uygun miktarda tazminat verilmesi kabul edilmiş, ancak 2330 Sayılı Kanun gereğince davacı baba ............... ve davacı kardeşler ..............., ............... ve ...............'e sağlanan nakdi tazminat yararları emsal kararlarımızda baba ve kardeşler için takdir edilen manevi tazminat miktarlarının üzerinde olduğundan bu davacıların manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Davacı kardeş ............... 25.2.1984 doğumlu olup bu davacının kardeşi ...............'in ölümü tarihinde kardeş ölümünü idrak edip bundan üzüntü duyacak yaşta olmadığından, bu davacının manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Başsavcılık düşünce yazısında kan bağı bulunmayan üvey anneye manevi tazminata hükmedilmesinin uygun olmayacağım ileri sürmüş ise de, yukarıda açıklandığı üzere 9 yaşından askere gitmesine kadar müteveffanın büyütüp yetiştirilmesine katkıda bulunan davacı üvey anneye manevi tazminat verilmemesi konusundaki bu görüşe kurulumuzca iştirak edilmemiştir.
Davacılar olay tarihinden itibaren manevi tazminata yasal faiz yürütülmesi isteminde bulunmuş ise de; Kurulumuzca takdir olunan manevi tazminat miktarları paranın karar sırasındaki alış gücü esas alınarak tespit edildiğinden bu talebin reddi yönünde karar verilmiştir.
Bu itibarla yukarıdaki açıklamaların ışığı altında;
1. Bilirkişi raporu uyarınca ve ödenen nakdi tazminat göz önüne alınarak davacı baba ...............'in MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT İSTEMLERİNİN REDDİNE,
2. Ödenen nakdi tazminatlar göz önüne alınarak davacı kardeşler ..............., ............... ve ...............'in MANEVİ TAZMİNAT İSTEMLERİNİN REDDİNE,
3. Davacı kardeş ...............'in MANEVİ TAZMİNAT İSTEMİNİN REDDİNE,
4. Davacı Üvey Anne ...............'e takdiren 25.000.000 TL. (YİRMİBEŞMİLYON TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, FAZLAYA AİT İSTEMİNİN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy