(2709 S. K. m. 125) (818 S. K. m. 41, 47)
Davacılar vekili, 16 TEMMUZ 1993 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin murisi ...............'nun vatani görevini yaptığı Sarıkamış'ta 11.12.1992 günü şehit olduğunu ölüm raporunda ölüm nedeninin vahşi hayvan saldırısı olarak gösterildiğini, müteveffanın nöbet tutarken şehit olduğunu, nöbette her zaman birden fazla er görevlendirilirken, olay saatinde sadece müteveffanın nöbetçi bırakıldığını, olayda kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince işlem yapılması gerektiği, Davacı Anne Kumru için 100 milyon maddi, 100 milyon TL. manevi, talebi ............... için 100 milyon TL. maddi, 100 milyon TL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınması istemi ile işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayı müteakip yapılan adli soruşturma sonunda Sarıkamış, 9 ncu P. Tüm. K. lığı Askeri Savcılığınca verilen 18.12.1992 gün ve 1992/2518951 Esas ve Karar sayılı Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararın incelenmesinden;
Müteveffanın 11.12.1992 tarihinde 18.00/20.00 saatleri arasında yemekhane nöbetçisi olarak görevlendirildiği, bu görevi esnasında saat 18.30 sıralarında kule nöbetçilerinin çöplük yakınında bir el silah sesini duymasını müteakiben yemekhanede görevli personelin çöp dökmek için yemekhane arka kapısını açtığında müteveffayı yüzünden ağır yaralanmış olarak buldukları, müteveffanın askeri hastaneye şevki esnasında vefat ettiği, yapılan otopsi sonucunda müteveffanın çene altında parçalı keşi, maksine ve sol frantel kemiğinin orta hatta kadar parçalanmış olduğu, yumuşak doku ve sol lop kemik kaybının ve de fronte basel bölgesinin parçalanmış, nörel dokunun dışarı aktığının tesbit edildiği, müteveffanın muhtemelen vahşi bir hayvan saldırısı sonucunda yüzünün parçalandığı ve kamama sonucunda solunum ve de dolaşım durması neticesinde vefat ettiği dosya kapsamıyla sabit olduğundan müteveffa ...............'nun ölüm olayı konusunda Kovuşturmaya Yer Olmadığına Kanar verildiği anlaşılmaktadır.
Olayın bir kamu hizmetinin ifası sırasında meydana geldiği göz önüne alındığında, hizmetle doğrudan doğruya ilgili olduğu, hizmetle zararlı sonuç arasında uygun illiyet bağının bulunduğu anlaşılmaktadır. Silahlı Kuvvetler tarafından yenine getirilen hizmetlerde gerek hizmetin kendisinin, gerekse hizmetin ifasında kullanılan silah, bomba, uçak gibi araç ve gereçlerin yapıları gereği hem ilgililer ve hem de üçüncü kişiler için tehlike arz ederler. Bunların taşıdığı tehlikelerin ne zaman ortaya çıkacağını tahmin edip önceden tedbir almak ve tehlikeye önceden önlemek bazı ahvalde mümkün olamaz, işte bu gibi tehlike taşıyan hizmetlerde, hizmetin kendisinden veya araç ve gereçlerden sağlanan yanarlar nasıl ki bunların sahibine ait oluyor ise, doğan zararlar da onların sahihane ait olmalıdır şeklinde ifade edilen risk ilkesinin bir gereği olarak davacıların uğradığı zararın hizmetin sahihi idare tarafından karşılanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Nitekim davacıların yakınının kış günü vahşi hayvanların gelebildiği ormanlık bölgeye yakın bir binada nöbet tutmakta iken vahşi hayvan saldırısı sonucu öldüğüne göre müteveffanın ölümünün tamamen vazifenin sebep ve etkisinden kaynaklandığı, bu nedenlerle davacıların zararlarının hizmetin sahibi tarafından karşılanmasının idare hukukunun genel ilkeleri, hakkaniyet ve nesafet kuralları gereğidir.
Davacı anne ve babanın gerek maddi zararlarının tesbiti amacı ile resen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz edilen 2.5.1994 tarihli bilirkişi raporuna, Davalı idarenin 17.5.1994 tarihinde (davacı anne ve babanın ölenden başka bir erkek evlatlarının daha bulunduğu anlaşılmasına karşı, bilirkişi raporunda anne ve babanın ölenden başka desteklerimin bulunmadığı varsayılarak destekten yoksun kaldıkları miktarın hesaplandığı) ileri sürülerek vaki itirazını haklılığı nedeniyle söz konusu durumda göz önüne alınarak düzenlenen ve Mahkememize ibraz edilen 6.6.1994 tarihli bilirkişi raporunda davacı annenin ücret zararlarının 48.243.787 TL. davacı babanın zararının 38.858.005 TL. olduğu bildirilmiştir.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna davacılar vekili 24.6.1994 tarihinde kayda geçen dilekçesi ile itiraz etmiş ise de esasa etkisi olmayan itirazlarına itibar edilmemiş, Mahkememizin yerleşik içtihatlarına ve ilmi verilere uygun bulunan rapor doğrultusunda uygulama yapılmıştır.
Davacı vekili hükmedilecek tazminatlara yasal faiz yürütülmesini istemiş ise de; takdir olunan manevi tazminat miktarı paranın karar sırasındaki alım gücü esas alınarak tespit edildiğinden bu istemin reddi cihetine gidilmiştir.
Bu itibarla yukarıdaki açıklamaların ışığı altında;
1. Bilirkişi raporu uyarınca Davacı anne ...............ya 48.240.000 TL. (kırksekizmilyonikiyüzkırkbin TL.) davacı baba ...............'ya 38.860.000 TL. (otuzsekizmiyonsekizyüzaltmışbin TL.) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, FAZLAYA AİT İSTEMLERİNİN REDDİNE,
2. Hükmedilen maddi tazminatlara müteveffanın yeniden gelir elde edeceği kabul edilen 27 OCAK 1994 tarihinden itibaren % 30 (yüzdeotuz) YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE,
3. Davacı anne ..............., davacı baba ...............'na takdiren ve ayrı ayrı 30.000.000'ar TL. (otuzarmilyon TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, FAZLAYA AİT İSTEMLERİNİN REDDİNE,
4. Davacı kardeşler ............... (...............),............... ve ...............'ya takdiren ve ayrı ayrı 12.000.000 ar TL. (onikişermilyon TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, FAZLAYA AİT İSTEMLERİNİN REDDİNE,
5. Manevi tazminatlara faiz yürütülmesi istemlerimin REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy