(2709 S. K. m. 125) (1602 S. K. m. 21)
Davacı 27 Ocak 1993 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde ve davalı idarenin savunmasına verdiği cevap layihasında özetle; Eskişehir Hava ve Uzay Hekimliği Merkez Başkanlığında Hava ve Uzay Hekimliği uzmanı olarak görev yaptığını, 20.7.1992 tarihinde dilekçe ile başvurarak uçması için kendisine izin verilmesini istediğini, bu talebinin Yönergede belirtilen hükümleri karşılamadığı gerekçesiyle reddedildiğini, oysa adı geçen Yönergede sadece uçuş hekimlerinin görev, yetki ve sorumluluklarının belirlendiğini, Hava Uzay Hekimleri hakkında bir sınırlama getirilmediğini, uçuş hekimliği vasfının kendisinin bizzat görev yaptığı merkezde açılan kursta kazanıldığını, kendisinin de bu kursu bitirdiğini, ayrıca iki yıl ihtisas yaptığını, uçucu olmayan bir birlikte görevli olmasının uçuş isteğine bir engel teşkil edemeyeceğini, uçuş hekiminin görevleri belirlenirken uçuş sırasında insan üzerinde meydana gelen bedensel ve ruhsal faktörleri incelemenin de sayıldığımı, aynı şekilde Hava ve Uzay Hekimliği Uzmanlarının görev ve sorumluluklarını belirleyen yönergede de benzer hükümlerin, yer aldığını, uçuşları ve uçuş hekimlerini uçuşla ilgili her türlü problemler ve çözümleri konusunda bilgilendirmekle görevli uzay hekiminin uçurulmamasının kendisini tatmin etmediğini, Yönergelerin uzay hekimliği ihdasından önce hazırlandığını, bu nedenle Yönergelerde uzay hekimlerinin uçurulması konusunda bir hüküm bulunmamasının doğal olduğunu iddia ederek kendisine uçuş izni verilmemesine ilişkin işlemin iptalini istemektedir.
Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli tabiplerin Silahlı Kuvvetlere ait uçaklarda uçmak istemeleri halinde, kendilerine uçuş izni verilip verilmeyeceği, uçuşlarının ne şekilde ve ne zaman yaptırılacağını düzenleyen bir yasa mevcut değildir. Bu bakımdan Silahlı Kuvvetlerin üstlendiği kamu hizmetlerini en etkin ve en iyi şekilde yerine getirebilmesi için, tabiplerin uçurulup uçurulmaması, uçurulacaksa hangi şartlarda uçurulacağı konusunda geniş bir takdir yetkisine sahip bulunduğu açıktır.
Bu yetkisini kullanan Türk Hava Kuvvetleri Hava Kuvvetleri Birlik ve Kurumlarında çalışan Tabip, Diş Tabibi, Eczacı, Veteriner Hekim, gıda kontrol subayı ve sağlık subaylarının görev, yetki ve sorumlulukları Yönergesinde (HKY 1602) Sağlık sınıfı subaylarının görev sorumlulukları, uçuş tabibinin görev, yetki ve sorumlulukları açıklanmış uzay hekimlerinin uçurulacağına ilişkin bir hükme yer verilmemiştir.
Uçucu personelin ve uçucu adaylarının sağlık muayeneleri Yönergesinde (HKY 1601) uçuş tabiplerinin uçuş özelliklerini ve uçuş sırasında pilottaki bedensel ve ruhsal değişiklikleri algılayabilmeleri için Hava Tababeti kursu programı içinde, tabibin uçmak istemesi, birlik komutanının uygun gördüğü durumlarda uçurulabileceği hükme bağlanmış bu Yönergede de Hava Uzay Tabipleri için bir hüküm getirilmemiştir.
Bu Yönergelerin tarihleri Hava Uzay Hekimliğinin ihdasından önce olmakla birlikte, Hava Uzay Hekimlerinin göreve başlamasından sonra da, idare tarafından yönerge değişikliğine gidilerek açık hüküm getirilmesi mümkün iken bu yola gidilmemiştir.
Bu durum karşısında, Kurulumuzca uçurulmasının gerekli olduğuna ve uçuş izni verilmemesi işleminin iptaline karar verilmesi, davalı idareye kimleri uçuracağını bilmiyorsun demek anlamına gelir ve idarenin yerine geçerek yerindelik denetimi yapılmış ve idari işlem niteliğinde karar verilmiş olur. Oysa Anayasanın 125 ve 1602 Sayılı Askeri Yüksek idare Mahkemesi Kanununun 21 nci maddesine göre idari yargı yetkisi, idari işlem ve eylemlerin hukuka uygunluğunum denetimi ile sınırlıdır. Yerindelik denetimi yapılamaz. Yürütme görevinim kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak tarzda kullanılmaz, idari eylem ve işlem niteliğinde idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez.
Bu nedenlerle davacı hakkında yapılan işlem bütün unsurları itibariyle hukuka uygun bulunduğumdan dayanaktan yoksun bulunan DAVANIN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy