(1076 S. K. m. 3, 8) (1111 S. K. m. 5, 9)
Davacı 30.5.1994 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; yedek subay adayı iken bakaya suçundan ceza alması nedeniyle 6 aylık er statüsü ile 1973/4 tertip er olarak Amasya 15. P. Tuğ. Er Eğt. Mrk. ne sevkedildiğini, 14.1.1994 tarihinde dağıtım sonucu 14. Mknz. Tuğ. K. lığı emrine tertip edildiğini, anılan Komutanlığın 10 MAYIS 1994 tarihli yazısı ile yedeksubay aday adayı iken bakaya kalmaları nedeniyle askerlik şubelerinden l ARALIK 1993 ila 31 MART 1993 tarihleri arasında kısa dönem olarak sevkleri yapılan 235 nci kısa dönem bakaya erbaşların 20 ARALIK 1993 gün ve 93/5098 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı kapsamına alınarak tedhişlerinin 3 ay durdurulduğunun bildirildiğini, anılan Bakanlar Kurulu Kararıyla 231, 232, 233, 234 ncü dönem yedek subaylar ile 235 nci dönem 6 aylık hizmete tabi erbaşların terhislerinin durdurulduğunu, erlerden de 1972/4 ve 1973/1 tertiplerin terhislerinin durdurulduğunu, 1973/4 tertip 6 aylık hizmete tabi bakaya erlerin terhislerinin durdurulmasının söz konusu olmadığını, kendisinin de 1973/4 tertip 6 aylık bakaya erbaş olması sebebiyle terhisinin durdurulmasının hukuka aykırı olduğunu, zira kendisinin 235 nci dönem bakaya olarak yedeksubay celbine tabi gibi nitelendirilemeyeceğini iddia ederek Genelkurmay Başkanlığının 6 MAYIS 1994 gön ve PER.: 4184-294/PER. D. Pl. Ş. sayılı emrinin iptalini ve yürütmenin durdurulmasını istemiştir.
Davalı idarece, davacının iptalini istediği işlemin yargı denetimine tabi tutulabilecek kesin bir idari işlem olmayıp, idarenin iç işleyişiyle ilgili bir işlem olduğu ileri sürülmüş ise de, iptali istenen işlem davacının menfaatini ilgilendiren, doğrudan uygulanması mümkün idari ve kesin işlem niteliğinde bulunduğundan davalı idarenin bu savunmasına itibar edilmemiştir.
Başsavcılık düşüncesinde; davacının terhis edilmesiyle, iptalini istediği işlemle olan menfaat ilişkisinin kesildiği, bu işlemin iptalinde güncel bir menfaati kalmadığından davanın ehliyet yönünden reddinin uygun olacağı görüşü açıklanmış ise de; davacının iptalini istediği işlemle ilgili menfaatinin, terhis işlemiyle tamamen ortadan kalkmadığı sonucuna ulaşıldığından Kurulumuzca Başsavcılık görüşüne iştirak edilmemiş, davanın esastan incelenmesine geçilmiştir.
1076 Sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askeri Memurlar Kanununun 3 ncü maddesinde, yedek subayların hizmet sürelerinin Genelkurmay Başkanlığının göstereceği lüzum üzerine lüzumu kadar uzatılabilip kısaltılabileceği hükme bağlanmıştır.
1111 Sayılı Askerlik Kanununun 5 nci maddesinde de, 1076 Sayılı Kanuna tabi yükümlülerden, bu yükümlülüklerini istekleriyle veya seçim sonucu yedek subay adayı olamadıkları için erbaş-er olarak yerme getirecekler ile makbul bir özrü olmaksızın seçime katılamayanların hizmet sürelerinin aynı celbe tabi olup yedek subay adayı olarak ayrılanların hizmet süresinin yarısı kadar olduğu belirlenmiştir.
Öte yandan 1111 Sayılı Kanunun 9 ncu maddesinde de, terhis zamanlarının ancak Genelkurmay Başkanlığının göstereceği lüzum üzerine Bakanlar Kurulu Kararıyla kısmen veya tamamen değiştirilebileceği öngörülmüştür.
Celbedilip tetkik edilen belgelerden; davacının mazeretsiz bakaya kalmak suçundan 2. Ordu Askeri Mahkemesinin 19.10.1993 tarihli kararı ve para cezasına mahkûm edildiği, 1076 Sayılı Kanunun 3 ncü maddesi gereğince o tarihteki süre itibariyle 6 aylık kısa dönem er statüsünde 235 nci dönem olarak 7 ARALIK 1993 tarihinde askere sevkedildiği anlaşılmıştır.
Davacının askerlik hizmeti bitmeden 1076 ve 1111 Sayılı Kanunların verdiği yetkiye dayanılarak Bakanlar Kurulunun 20 ARALIK 1993 gün ve 93/5098 sayılı kararı ile 235 nci dönem olarak sevkedilen 6 aylık kısa dönem er ve erbaşların terhisleri 3 ay süre ile durdurulmuştur.
Yukarıda değinilen yasaların açık hükümleri karşısında Bakanlar Kurulunun bu kararında hukuka aykırı bir cihet bulunmamaktadır. Davacının iptalini istediği Genelkurmay Başkanlığının eniri de, Bakanlar Kurulunun bu kararında hukuka aykırı bir cihet bulunmamaktadır.
Davacının iptalini istediği Genelkurmay Başkanlığının emri de, Bakanlar Kurulu Kararının tekrarından ibaret ve Bakanlar Kurulu Kararının yerine getirilmesine ilişkin bir emirdir. Bu itibarla Genelkurmay Başkanlığının bu emrinin de hukuka aykırılığından sözedilemez.
Davacı 1973/4 tertip erlerle birlikte silah altına alındığını, Bakanlar Kurulu Kararında 1973/4 tertip erlerin terhisler durdurulmadığı için (kendisinin de hizmet süresinin uzatılamayacağını ileri sürmekte ise de; davacı 235 nci dönem. 6 aylık er olarak askere alınmıştır. 6 aylık kısa döneme ayrılabilmek için en az dört yıllık bir fakülte yada yüksek okuldan mezun olma, 1076 Sayılı Kanunun 8 nci maddesinde yazılı engel halleri taşımama gibi niteliklere sahip olup yedeksubay adayı olma hakkını elde etmiş olmak gerekir. Davacının 1973/4 tertip erlerle aynı anda silah altına alınması bir rastlantıdan başka bir anlam ifade etmez. Esasen davacının bu iddiası, hem askerlik hizmet sürem 6 ay olsun hem de beni 1973/4 tertip er kabul edin anlamına gelir. Oysa 1973/4 tertip erlerin hizmet süresi Yasaya göre 18 aydır. Bu bakımdan davacının iddiaları geçersiz ve mesnetsiz bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dayanaktan yoksun bulunan DAVANIN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy