(2709 S. K. m. 125, 157) (1602 S. K. m. 20, 21) (2803 S. K. m. 7)
Davacı vekili 2 Haziran 1994 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkili Uzman Jandarma çavuş ................. 'ın Mardin İl Merkez Jandarma Bölük K.lığı emrinde görevli iken 20.10.1991 günü yapılan genel seçimlerde Mardin Merkeze bağlı yer dere Köyünde bulunan seçim sandıklarının emniyetinin sağlanması, seçim kuruluna getirilmesi için 2/246 P.A.K.lığına bağlı timlere kılavuzluk yapmak üzere görevlendirildiğini, seçim sonucunda sandıkları merkeze getirilmesi sırasında bölücü PKK örgüt mensuplarının yola döşedikleri mayına diğer görevliler ile birlikte bindiği aracın bilmeden basması sonucu mayının patladığını ve her iki ayağından da yaralanarak sonuçta devamlı sakat kaldığını ve kendisine TSK. de görev yapamaz raporu verilerek görev malulü olarak emekliye ayrıldığını, müvekkilinin olayda herhangi bir kusurunun bulunmadığını, kendisinin, uğradığı maddi ve manevi zararların tazmini önünden ise davalı idarenin asayişi sağlayamaması sebebiyle hizmet kusuru ve her halükarda da kusursuz sorumluluğunun mevcut olduğunu iddia ederek 950.000.000 TL. maddi 50.000.000 TL. manevi tazminata hükmedilmesini istemiştir.
Anayasanın, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevli, üyelerinin seçimi ve özlük hakları, kuruluşu, işleyişi ile yargılama usullerine ilişkin 157 nci maddesinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimi yapan ilk ve son derece mahkemesidir. Ancak askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklara ilgilinin asker kişi olması şartı aranmaz hükmü bulunmaktadır.
Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevlerini belirleyen, 1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kanununun 2508 Sayılı Kanunla değişik 20 nci maddesinde, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Türk Milleti Adına askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkim idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların ilk ve son derece mahkemesi olarak yargı denetimini ve diğer kanunlarda gösterilen görevleri yapar. Ancak, askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda; ilgilinin asker kişi olması şartı aranmaz. Bu kanunun uygulanmasında asker kişiden maksat Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan veya hizmetten ayrılmış olan subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman çavuş, Uzman jandarma çavuş, erbaş ve erler ile sivil memurlardır aynı kanunun idari davalar ve yargı yetkisinin sınırı başlığı taşıyan 21 nci maddesinde de 20 nci maddede belirtilen kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlemi ve eylemlerden dolayı açılacak iptal ve tam yargı davalarının doğrudan doğruya ve kesin olarak Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde çözümlenip karara bağlanacağı hükmü yer almaktadır.
Anayasanın ve 1602 Sayılı Kanunun bu hükümleri karşısında bir davaya Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde bakılabilmesi için;
1. İdari İşlemin bir asker kişi göz önünde tutularak tesis edilmesi veya idari eylemin bir asker kişiye yönelmiş olması yahut uyuşmazlığın askerlik yükümlülüğünden doğmuş olması,
2. Dava konusu idari işlem ve eylemin askeri hizmete ilişkin bulunması, şartlarının birlikte gerçekleşmiş olması gerekir. Davcının asker kişi olduğunda bir kuşku bulunmamaktadır. Bu bakımdan yaralandığı sırada ifa ettiği hizmetin askeri hizmete ilişkin olup olmadığı önem arz etmektedir. Bu hizmet askeri hizmete ilişkin ise davaya Mahkememizde devam edilecek, değilse davanın çözümü idare mahkemelerinde olacaktır. Burada sorun, davacının uzman jandarma çavuş olması, jandarmaların ifa ettikleri hizmetin tamamının askeri hizmet olmayıp askeri hizmetlerinin yanında mülki ve adli görevlerinin de bulunmasından kaynaklanmaktadır.
2803 Sayılı Jandarma Teşkilat ve Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunda, Jandarmanın görevleri mülki adli ve askeri görevler olarak belirlenmiştir.
Adli görevleri, işlenen suçlara ilişkin adli hizmetleri yerine getirmek, mülki görevleri, emniyet ve asayiş ile kamu düzenini sağlamak, korumak, kollamak, kaçakçılığın men, takip ve soruşturmak, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinin dış korunmasının yapmaktır. Askeri görevleri ise, eğitim, öğretim askeri kanun ve nizamlarda öngörülen görevler ve Genelkurmay Başkanlığınca verilecek görevlerden ibarettir.
Olay sırasında davacının eğitim ve öğretim ile ilgili bir görev ifa etmediği, ifa ettiği görevin askeri kanun ve nizamlarda öngörülen veya Genelkurmay Başkanlığınca verilen bir görev olmadığı açıktır.
Davacının olay sırasındaki seçim güvenliği ile ilgili görevi, şehir merkezlerinde polisler ve bekçiler tarafından yerine getirilen genel emniyet ve asayişle ilgili bir görevdir. 2803 Sayılı Kanunda, Jandarmanın emniyet ve asayiş ile kamu düzenini koruma görevlerinin mülki görevlerinden olduğu açıkça ifade edilmiştir.
2803 sayılı Kanunun, Jandarmanın görevlerini, mülki ve idari, adli, askeri olmak üzere gruplaştırılan, bu görevlerin neler olduğunu belirleyen açık hükümler karşısında, askeri amirlerin emir ve komutası altında yapılmış olması, askeri araç, silah vs. kullanılmış bulunması sebebiyle hizmetin askeri hizmet olarak nitelendirilmesi de mümkün değildir. Zira Jandarmanın tüm hizmetlerinde askeri aracı ve silahlar kullanılmakta, bütün hizmetler emir komuta zinciri içinde ifa edilmektedir.
Bu itibarla, DAVANIN GÖREV YÖNÜNDEN REDDİNE,
Bu dava konusuna benzer diğer bir olayda, seçim sandığının kontrol ve muhafazası amacıyla köyler arasında görevlendirilen jandarma erinin, bir köyden diğer köye giderken elverişsiz hava ve arazi koşulları nedeniyle ayağının kayarak uçuruma yuvarlanması sonucu doğan zarar sebebiyle açılan tam yargı davasında AYİM, eylemin jandarmanın mülki görevi kapsamı içinde bulunduğuna işaret ederek, davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy