(2709 S. K. m. 125) (765 S. K. m. 59, 64, 459) (1632 S. K. m. 144)
Davacı vekili 2 Haziran 1994 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Kayseri 1. Hv. indirme Tugayı 4. Tb. Kh. Bl. de askerliğini yapmakta iken memleketi olan Erzincan'a deprem iznine gönderildiğini, izinde olduğu 5.6.1902 gecesi arkadaşı ile minibüs aracıyla köye giderken yasak bölgenin sınırları dışında bir yerde durmuş bira içmek isterken 59. Top. Tugayı Aitış Poligon Birlik K. lığı nöbetçi erlerinin dikkatsiz ve tedbirsizlikleri sonucu açılan ateşle muhtelif yerlerinden yaralandığım, olaya sebebiyet veren erlerin 3. Ör. As. Mah. 1993/65230 Esas ve Karar sayılı karan ile kusurlu bulunarak mahkumiyetlerine karar verildiğini, olayı müteakip çeşitli hastanelerde tedavi gördükten sonra GATA'nm raporu ile % 45 çalışma gücünü kaybettiği ve Askerliğe elverişli olmadığına karar verildiğini ülke topraklan içinde her yerde yasalarca yasaklanmamışı efkar giderme, eğlenme, dinlenme ve benzeri fiilleri herkesin serbestçe güvenlik içinde yapmasının onların anayasal bir hakkı olup, devletin bu vatandaşların güvenliğini sağlama görevi bulunduğu, olayda müvekkilinin müterafik kusuru bulunmadığını açıklayarak kazanç kaybı için 1.500.000.000 TL. maddi, olay anında duyulan ve ileride duyulacak olan üzüntüye karşılık 100.000.000 TL. manevi tazminatın davacıya ödenmesine karar verilmesi istemi ile işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayı müteakip adli soruşturma yapılacak 3 ncü Ordu As, Savcılığının 15.7.1992 gün ve 1992/369235 Esas ve Karar sayılı iddianamesi ile olay faili Er Mustafa EKŞİ ve er ...............'un dikkatsizlik ve tedbirsizlikle yaralamaya sebebiyet vermek suçundan tecziyesi istemi ile haklarında kamu davası açıldığı, 3 ncü Ordu Askeri Mahkemesinin 9.11.1993 gün ve 1998/65230 Esas ve Karar sayılı karan ile her iki sanığın atılı suçtan As. C. K. nün 144 ncü maddesi delaletiyle TCK. nün 64 ve 459/2, 59 ncu maddeleri gereğince ikişer ay onbeşgün hapis ve yetmişbeşbin TL. ağır para cezası ile cezalandırılmalarına, cezalarının ağır para cezasına çevrilerek ERTELENMESİNE karar verildiği anlaşılmaktadır.
Anılan karara göre davacı ...............'ün l nci Komando Tugayı 1. Tb. Eh. Bl. de görevli iken gönderildiği deprem izninin son gününde sevk ve idaresindeki 24 AU 178 plakalı minibüs aracının 5 Haziran 1992 günü gece 21.30 sıralarında yanında sivil şahıs .................. olduğu halde 59 ncu Top. Er Eğt. Tugayı Poligon Birliği önündeki yoldan Erzincan istikametinden gelerek poligon nizamiyesini geçtikten sonra l nci cephanelik nöbetçilerinin bulunduğu yerde birliğin tel örgüsünün hemen önünden geçen yolun kenarına gelip geliş istikametine Erzincan'a doğru dönerek durdukları, mağdurların minibüs aracının içinde aracın farları ve iç aydınlatma lambaları sönük olarak aracın teybinin sesi yüksekçe olarak açık olduğu halde bulundukları, ...............'ün yanına almış olduğu biraları açarak içmeye başladığı, bu arada sohbet ettikleri, aracın birliğin hemen kenarında yolda durması üzerine 1 nolu cephanelik nöbetçisi olan ............... ve ...............'in araca önce sesle bağırarak devam etmesi için ikazda bulundukları, nöbetçilerin ikazı üzerine olay yerine gelen nöbetçi onbaşı ...............'nun da aynı şekilde sesle bağırarak ikaz ettiği aracın ikazlara cevap vermediği ............... tarafından fenerle ışıkla ikaz ettiği, bu arada düdükle tehlike işareti verilerek hazır kıtaya haber verildiği, hazır kıtanın olay yerine gelerek mevzi aldığı, bu esnada araçtaki şahısların bulundukları yerin Askeri birlik yanı olduğunu fark etmeleri üzerine ...............'ün aracı çalıştırıp farlarını yakıp süratli bir şekilde olay yerinden uzaklaşmak istediği, aracın süratli bir şekilde harekete geçmesi üzerine araçtan şüphelenmiş olan nöbetçilerin şüphelerinin yoğunlaştığı, nöbetçi onbaşı ...............'nın havaya dört el ateş ederek nizamiye nöbetçilerine bağırarak aracı durdurmalarını emrettiği, nizamiye nöbetçilerinin yolun kenarına gelerek havaya ateş edip aracı durdurmasını söyledikleri, bu esnada sanıklardan ...............'nin mevzide, ...............'un ise bariyerin arkasında olduğu, aracın hızla hareket etmesi nedeniyle nöbetçilerin aracın kendi üzerlerine geldiğini zannettikleri, olaydan bir hafta kadar önce başka bir araçla nöbetçilere birliğin saldırıya uğrayacağı konusunda tehdit savrulduğundan, birlik nöbetçilerinin Tugay Komutanının emri ile müteyakkız kılınması ve şüpheli araçların durdurulması konusunda emir verilmesi nedeniyle aracın yukarıda zikredileni hareketleri nedeniyle nöbetçiler tarafından şüpheli araç olarak algılandığı, nöbetçi onbaşının aracı durdurun emri üzerine sanık ............... tarafından havaya ateş edilerek aracın durmasının ihtar edildiği, araç durmayınca nizamiyenin önüne geldiğinde her iki sanığın araca ateş, etmeye başladıkları, sanıkların aracın özellikle tekerleklerine yani alt kesimlerine doğru ateş ettiği, araç üzerinde yapılan inceleme sonuçlarında mermilerin aracın alt kesimleri üzerinde yoğunlaştığı bu arada aracın üst kısmına isabet eden mermilerden ...............'ün sağ omzundan, karnından ve sol bacağından yaralandığı, yaralanma neticesi ...............'ün hayati tehlike geçirdiği ve 60 gün iş ve gücünden kaldığı, araçta bulunan diğer şahıs ...............'ın yaralanmadığı, aracın 3 lastiğinin patladığı, bunun sonucu aracın yoldan çıkıp tarlaya girerek durduğu olay yerine gelen hazır kıta tarafından mağdurların araçtan tahliye edilerek yaralı olan ...............'ün hastaneye sevk edildiği bu yaralanması sonucunda GATA Sağlık Kurulunun 27.1.1994 gün ve 1181 sayılı raporu ile davacı ............... hakkında (Ateşli silah yaralanmasına bağlı sağ omuz eski Glenoid parçalı kırığı, omuz eklem hareket kısıtlılığı + mide primer tamiri + koruyucu kolestomi + kolostomil onarımı ameliyatlısı) tanısı ile (Askerliğe elverişli değildir, çalışma gücü kaybı % 20 dir) karan verilmiştir.
Olayın cereyan ettiği yörenin çocuğu ve arazi olarak olay mahallini bilen Birisi olan davacının Top. Tugayı poligonunun nizamiyesi ve üstelik cephaneliğin yanında ve silahlı nöbetçilerin bulunduğu, tel örgü ile çevrili üstelik zaman zaman terör olaylarının cereyan ettiği bu askeri bölgede tel örgünün yanından geçen yolun kenarına akşam vakti aracının far ve iç aydınlatma lambalarını söndürerek duran nöbetçilerin bağırarak sesle ve düdükle yapılan ikazları duymayacak kadar araç teybinin sesini açan, ışıklı ikaz üzerine aracını çalıştırıp dur ihtarlarına uymadan süratle olay yerinden uzaklaşmak isteyen, mermi isabeti ile aracın bazı lastiklerin patlamış olmasına rağmen durmayıp oradan kaçmakta ısrar ederken yaralanıp sakat kalan davacının bu davranışı Kurulumuzca ağır müterafik kusur olarak değerlendirilmiştir.
Olayın bir kamu hizmetinin ifası sırasında meydana geldiği konusunda bir ihtilaf yoktur, idarenin hukuki sorumluluğu için bir zararın mevcudiyeti zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması ve zararla eylem arasında illiyet bağının bulunması yeterlidir. illiyet bağının kesilmiş sayılması için de zararın tümüyle hizmete ve idare tüzel kişiliğine yabancı unsurlardan doğması gerekmektedir. Olayımızda idareye atfı kabil bir hizmet kusurundan söz edilemez ise de; bir kamu görevinin ifası sırasında meydana gelen zarar ile görevden neşet eden eylem arasında sık bir illiyet bağı bulunduğundan kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince davacının uğradığı zararın davalı idare tarafından karşılanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Esasen bu durum Anayasanın 125/son maddesi gereğidir.
Davacının maddi zararlarının tespiti amacı ile resen seçilen bilirkişi tarafından 20.3.1095 talihli bilirkişi raporunda, ücret zararlarına karşılık herhangi bir yararı bulunmayan davacının 591.693.909 TL. ücret zararı bulunduğu bildirilmiştir.
Taraflara tebliğ edilen rapora itiraz edilmemiş, ilmi verilere ve Mahkememizin yerleşik içtihatlarına uygun bulunan rapor Kurulumuzca da kabul edilmiş ve bilirkişi raporu doğrultusunda uygulama yapılmıştır. Ancak maddi ve manevi tazminat miktarları tespit edilirken davacının olayın oluşundaki ağır müterafik kusuru göz önünde bulundurulmuştur.
Davacının yaralanma sırasında duyduğu ve sakat kalması nedeniyle ömür boyu duyacağı acı ve ızdırabı kısmen de olsa karşılayabilmek için kendisine uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiş, manevi tazminat miktarının takdirinde de ağır müterafik kusuru göz önünde bulundurulmuştur.
Davacı vekili, manevi tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi isteminde bulunmuş ise de; takdir olunan manevi tazminat miktarı paranın karar sırasındaki alış gücü esas alınarak tespit edildiğinden bu istem kabul edilmemiş, ancak; karar tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiz yürütülmesine karar verilmiştir.
Bu itibarla, yukarıdaki açıklamaların ışığı altında;
1. Bilirkişi raporu uyarınca ve davacının ağır müterafik kusuru göz önüne alınarak davacıya 120.000.000 TL. (YÜZYİRMİMİLYON TL.) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, FAZLAYA AİT İSTEMİNİN REDDİNE,
2. Davacıya takdiren ve ağır müterafik kusuru göz önüne alınarak 15.000.000 TL. (ONBEŞMİLYON TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, FAZLAYA AİT İSTEMİNİN REDDİNE,
3. Hükmedilen maddi tazminata 27.3.1994 tarihinden ödeme tarihine, hükmedilen manevi tazminata karar tarihinden (19 NİSAN 1995) ödeme tarihine kadar % 30 (YÜZDEOTUZ) YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy