(2709 S. K. m. 125) (818 S. K. m. 41, 43, 47, 49)
Davacılar vekili 18.4.1994 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinden ...............'in vatani görevini yaptığı sırada 24.6.1693 tarihinde Iğdır'da çatışma esnasında mayına babası sonucunda ayağının koptuğunu, Kurul raporu ile bedenen çalışma imkanı olmadığının tespit edildiğini daha sonra protez takılarak taburcu ve terfie edildiğini, ...............'in anne, baba ve ağabeyleri olan diğer davacıların, çocuklarının ve kardeşlerinin ayağının kopmasından dolayı ve hayatı boyunca bu şekilde yaşayacağından dolayı tarifi imkansız üzüntü duyduklarını, ...............'in ise bedenen çalışma gücünü kaybettiğinden maddi zararlarının çok fazla olduğunu, ayrıca sakat kalması olduğundan ömür boyu bunun ezikliğini hissedip çok büyük eziklik duyacağını, bu nedenle maddi ve manevi tazminat talep ettiğim, açıklanan nedenlerle fazlaya ait istemleri saklı kalmak kaydı ile tüm davacılar için toplam 1.150.000. TL. maddi ve manevi tazminatta olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte hükmedilmesini dava ve talep ettiği anlaşılmaktadır.
Dosyada mevcut bilgi ve belgelerim incelenmesinden; ...............'in 1/5 nci Hudut Taburunda askerlik görevini yaparken 26.6.1993 talihinde gözetleme görevi esnasında Iğdır ili, Aralık ilçesi, Subaşı Mevkiinde teröristlerce yerleştirilen mayına basmak suretiyle yaralandığı, yapılan tedaviler sonucunda GATA. Sağlık Kurulunun 15.11.1998 tarih ve 141595 Sayılı raporu ile Ateşli Silah Yaralanmasına bağlı Sağ Syme Amputasyonlusu teşhisi konularak D/57 F. 3 Askerliğe elverişli değildir + mevcut yaralanma nedeniyle 45 gün iş ve gücünden kalır + Çalışma gücü kayıp oranı % 37 dir + Hasta fikren çalışır bedenen çalışmaz + Uzuv tadili mevcuttur. + Hastanın bir adet sağ syme amputasyonu protezi kullanması ve bunun temini uygundur kararı verildiği, davacıya 2330 Sayılı Kanun uyarınca nakdi tazminat ödendiği, T.C. Emekli Sandığınca vazife malûllüğü aylığı bağlandığı, türün ikramiyesi ödendiği anlaşılmaktadır.
Anayasanın 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak Anayasa da idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş bu meselenin halli doktrin ve yangı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır, ister hizmet kusuru isterse kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarara yal açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Yaralanma olayının meydana gelmesinde hikmetin kurulması ve işletilmesinden doğan idareye atfı kabil bir hizmet kusurunun varlığından söz edilemez. Zarar doğrudan doğruya idarenin bir eyleminden doğmayıp idarenin dışındaki bir olaydan kaynaklandığı açıktır. Zararlı sonucu doğuran olay ile hizmet arasında illiyet bağı bulunduğundan kusursuz sorumluluk ilkesine göre zararın zarar gören üzerinde bırakılmayarak topluma yayılmasının adalet, eşitlik, hakkaniyet esaslarına daha uygun düşeceğinden cismani zarara uğrayan ...............'in uğradığı zararların bu. esaslara göre karşılanması gerekeceği sonucuna varılmıştır.
Maddi tazminat isteminde bulunan davacı ...............'in maddi zararlarının tespiti için resen seçilen bilirkişi tarafından tanzim edilip Mahkememize ibraz edilen 27.1.11905 tarihli bilirkişi raporunda davacının parasal zararlarının sağlanan yararlardan sadece aylık ve tütün ikramiyeleri ile karşılandığı ve ayrıca davacıya 118.506.040. TL. nakdi tazminat yararı sağlandığı belirtilmiştir.
Taraflara tebliğ olunan 'bilirkişi raporuna davacılar vekili tarafından itiraz edilmiş, itirazda GATA Sağlık Kurulu raporunda çalışma gücü kayıp oranı % 37 olarak belirtildikten sonra, hastanın bedenen çalışamayacak, uzuv tadili mevcudiyeti hastaya protez takılmasının belirtildiğini raporun bir bütün olarak değerlendirilerek davacının çalışıma gücü kayıp oranının % 100 olduğunu, hesaplamanın % 37 üzerinden değil % 100 oranından yapılması gerektiği savunulmuştur.
Maddi tazminat hesabında Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre maluliyet oranı Sosyal Sigortalar Kurumu Sağlık işleri Tüzüğüne göre belirlenmektedir. Davacının olay nedeniyle sağ ayağı kesilmiş, sağ bacakta 7 cm. kısalık meydana gelmiş ve davacıya protez takılmıştır. Bu arazın SSK. Sağlık işleri Tüzüğüne göre çalışma gücü kayıp oranı % 3132 civarındadır. Bilirkişi davacı lehine olarak maluliyet oranını GATA Sağlık Kurulu Raporundaki % 37 lik oranı esas alarak hesaplama yapmıştır.
Bu nedenle Kurulumuzca bilirkişi raporu ilmi verilere ve Mahkememizin yerleşik içtihatlarına uygun bulunarak bu yönde tatbikat yapılmış davacılar vekilinin itirazları yerinde görülmemiştir.
Davacı ...............'in olay nedeniyle çektiği acı ve ızdıraplarını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla kendisine uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiş, ancak davacıya 2330 Sayılı Kanun uyarınca ödenen 118.506.040. TL. maddi ve manevi zararlarının karşılığı bulunduğu, davacının maddi zararlarının sağlanan diğer yararlar ile fazlasıyla karşılandığı, 2330 Sayılı Yasa ile ödenen tazminattın tefe emsal kararlarda taktir olunan manevi tazminat miktarının üzerinde görülmekle davacı ...............'in maddi ve manevi tazminat isteminin reddine karar verilmişti.
Davacı ...............'in maddi tazminat istemi reddedilmiş olup dava duruşmalı görülmüş ise de, davanın açıldığı tarihte davacıya henüz T. C. Emekli Sandığı Gn. Md. lüğünce maluliyet aylığı bağlanmamış bulunması maddi zararın bağlanacak aylıkların miktarına göre belirleneceği nazara alınarak Mahkememizin yerleşik kararları uyarınca reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden davalı idare lehine ücreti vekalete hükmedilmemiş, ancak reddedilen manevi tazminatla ilgili olarak maktu harca hükmedilmiştir.
Cismani zarara uğrayan ...............'in anne, baba ve kardeşleri olan diğer davacıların ...............'in sağ ayağında 7 cm. kısalık meydana gelecek şekilde yaralanmasından dolayı duydukları üzüntünün giderilmesi amacıyla manevi tazminat isteminde bulundukları anlaşılmakta ise de; Manevi tazminatı isteme hakkı kural olarak B. K. nun 47 nci maddesine göre cismani zarara uğrayan ya da ölüm halinde ölenin ailesine aittir. Zira bu hak kişiye sıkı suretle bağlı haklardandır. Yakın olmak, zarara uğrayanın ailesinden bulunmak bu yolda bir hak sağlamaz. Bu tür olaylarda aile fertlerinin az ya da çok üzüntü ve acı duyacakları kuşkusuzdur. Ancak böyle bir elem ve ızdırap için cismani zarara uğrayanların yakınlarına manevi tazminata hükmedilmesine tazminat hukuku kuralları engeldir. Yakınların manevi tazminat istemlerinin benimsenmesi için yaralanma olayı nedeniyle gerçekten kişisel yararlara haklarını doğrudan doğruya ağır biçimde haleldar olması ve bu yüzden üzüntüye uğramış olmalarına bağlıdır. Açıklanan nedenlerle cismani zarara uğrayan ............... dışındaki davacıların manevi tazminat istemlerinin yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Davacı ...............'in maddi ve manevi tazminat istemlerinin REDDİNE,
2. Diğer davacılar ..............., ..............., ..............., ..............., ...............'in MANEVİ TAZMİNAT İSTEMLERİNİN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy