(Harp Akademileri Yönetmeliği m. 62, 68)
Davacı vekili tarafından verilerek 20 Eylül 1994 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile duruşmada özetle; davacının Deniz Harp Akademisine girişinden önceki safahatının başarılı olarak değerlendirilmesi gerektiğini, 1992 yılında Deniz Harp Akademisinin 1 nci sınıftan başarı durumuna göre 60 not ortalaması ile ikinci sınıfa geçmesi gerektiğini, 2 nci sınıfta kodlu sınavlardan 67, 67, 50, 72, 75, 77, 50, 79, 86 notlarını aldığını, bu yıl içinde İsmet İnönü'yü anma çalışmalarına katıldığını ve Kara Harp Akademisi Komutanı Tümgeneral Emin Ersan tarafından yazılı olarak takdir edildiğini, Akademi öğrenimi öncesi ve Akademi öğrenim yıllarında başarılı olmasına karşın 27 Temmuz 1994 tarihli olup Genelkurmay Başkanlığınca onaylanmış işlemle Deniz Harp Akademisindeki öğrenimine son verildiğini, işlemin iki nedene dayandığını, esasen Harp Akademileri Yönetmeliğinin 62/d-2 nci maddesine göre komutanlık notunun 50'nin altına takdir edilmemesi gerektiğini, zira aynı madde de komutanlık notunun hangi ölçü ve kriterlere dayandırılarak belirleneceğinin hükme bağlandığını, davacının yıl içinde aldığı notların hep iyi olduğunu, yıl içinde sınavlardan aldığı en düşük notunun 67 olmak üzere 70'in üzerinde, tezinden ise 81,7 puan aldığını, birinci sınıfta ise Komutanlık notunun 60 puanın çok üstünde gerçekleşmesi gerektiğini, böyle olunca ilgili komutanlarca 50 puanın altında kanaat notu takdir edilmesinin işlemi hukuken sakatladığını, işleme esas alınan Yönetmeliğin 68 nci maddesinin (c) bendinde belirtilen hallere davacı yönünden hiç söz edilemeyeceğini, davacının kurallara uyarı bir Öğrenci olduğu birinci sicil üstü olan Dz. Kur. Kd. Alb. Suat Oktugan tarafından bizzat davacıya ifade edildiğini, keza akademide Atatürkçülük, strateji ve denizaltı savunma harbi gibi derslerin öğretim elemanı Dz. Kur. Alb. Fikri Temizkan tarafından da Akademiden çıkarılışının yanlış olduğunun davacıya ifade edildiğini, haliyle bu değerlendirmenin davacının ATATÜRKÇÜ bir subay olduğunu gösterdiğini, davacı hakkında şimdiye dek bir soruşturma açılmadığını, memuriyete, yurduna, milletine sevgi bağlarıyla bağlı bir subay olduğunu, işlemin hukuka aykırı bulunduğunu iddia ederek, iptaline, yürütmenin durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacının yürütmenin durdurulması istemi, Askeri Yüksek idare Mahkemesinin 28 Eylül 1994 gün ve E. 1994/1355 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Giriş sınavlarını kazanması nedeniyle 1992-1993 eğitim öğretim yılında Deniz Harp Akademisinde öğrenime başlayan davacının, başarılı olması sonucu birinci sınıftan ikinci sınıfa geçtiği, 1993-1994 eğitim öğretim yılında ikinci sınıf öğrencisi iken Deniz Harp Akademisi Akademi Kurulunun 18 Temmuz 1994 gün ve 94/6 sayılı kararı ile Harp Akademileri Yönetmeliğinin 62 nci maddesinin (d) bendi 3 ncü alt bendi ve 68 nci maddesinin (c) bendi hükümleri uyarınca, oyçokluğu ile öğrenimine son verilerek Deniz Harp Akademisinden çıkarılmasına karar verildiği, 26 Temmuz 1994 günü Akademi ile ilişkisinin kesildiği, kararın Genelkurmay Başkanı tarafından 27 Temmuz 1994 günü onanarak kesinleştiği dava dosyasında mevcut belgelerden anlaşılmıştır.
Davacının Deniz Harp Akademisinden çıkarılmasına ilişkin işlemin iki nedene dayandığı görülmektedir. Bunlardan birisi; komutan Kanaat notunun 50 numaradan aşağıda kesinleşmesi ve Harp Akademileri Yönetmeliğinin 62 nci maddesinin (d) bendi uyarınca akademi ile ilişiğinin kesin duruma gelmesi, ikincisi ise; tutum ve davranışı itibariyle yasa dışı irticai görüşleri benimsediğinin ve bu gibi faaliyetlerde bulunduğunun anlaşılması, durumunun Harp Akademileri Yönetmeliğinin 68 nci maddesinin (C) bendine uymuş olmasıdır.
Her idari işlemin mutlaka bir nedene dayanması gerekir. Nedensiz bir idari işlem olamaz, idari işlemin nedenini, ya maddi bir olgu ya da pozitif hukukta öngörülen bir kural kaide tasarruf oluşturur, işlemin tesisine idareyi zorlayan nedenin kökeni ne olursa olsun, hukukça uygun, meşru sayılabilir nitelikte bulunması tesis edilmesini zorunlu kıldığı idari işlemin geçerliği açısından elzemdir. Davacının Deniz Harp Akademisinden çıkarılmasına ilişkin işlemin nedenini Harp Akademileri Yönetmeliğinin iki maddesi oluşturduğuna göre öncelikle, düzenleyici tasarrufun bu iki maddesinin ne olduğu görülmeli, sonrasında da davacının durumunun bu maddelere uygunluk derecesi üzerinde durulmadır.
Harp Akademileri Yönetmeliğinin Komutan kanaat konu (Komutanlık Notu) : başlıklı (d) bendinde: 1) Her kuvvet harp akademisi öğrenci subay için, Harp Akademileri Komutanı ile ilgili kuvvet harp akademisi komutanının vermiş oldukları kanaat ve notlarının ortalamasıdır. Notlar bir defaya mahsus olmak üzere akademik eğitim öğretim yılı sonunda verilir.
Komutanlık notu, gerek öğrenim yılı içinde komutanların katıldıkları çalışmalarda edindikleri kanaati gerekse öğrenim yılı içinde yapılan sınavlarda ve hazırlıkları tezlerin verdiği kanaata dayanan nottur. Komutanlar yeterli kanaati verebilmek için yazılı sınav yapabilirler.
Komutanlık notu; (50) numaradan az olduğu takdirde öğrenci subayların akademi ile ilişiği kesilir denilmektedir.
Aynı Yönetmeliğin Akademiden Çıkarma başlığı altında düzenlenen 68 nci maddenin (C) bendi Askeri ve ahlaki niteliklerindeki noksanlığının düzelmesi ve giderilmesinin imkansız olduğu, TSK. İç Hizmet Kanununun 39 ncu ve iç Hizmet Yönetmeliğinin 86 ncı maddelerine aykırı hareket ettiği, Türk Silahlı Kuvvetlerinin manevi şahsiyetine gölge düşürdüğü, askerliğin şeref ve haysiyeti ile bağdaşmayacak fiil ve hareketlerde bulunduğu, tutum ve davranışları ile yasa dışı siyasi, yıkıcı, irticai, bölücü ideolojik görüşleri benimsediği, bu gibi faaliyetlerde bulunduğu veya karıştığı anlaşılanların öğrenimine ihtar yapılmadan son verilir ve haklarında kanuni işlem ayrıca yapılır hükmünü içermektedir.
Komutanlık notunun hangi kriter ve ölçülere göre takdir olunacağı Harp Akademileri Yönetmeliğinin 62 nci maddesinin (d) bendinde belirtilmiştir. Harp Akademileri Komutanı ve Deniz Harp Akademisi Komutanının, öğrenim yılı içinde bizzat katıldıkları çalışmalardan edindikleri, yapılan sınavlarda ve hazırladıkları tezlerden vardıklar: tezlerden vardıkları kanaatlere göre not takdirinde bulunmak durumunda kalırlar. Davacının yıl içi çalışma, sınav ve hazırladığı tezlerden 60'şın altında not almadığı, 1 nci, 2 nci, 3 ncü, 4 ncü, 5 nci ve 6 ncı yazılı sınav notlarının hep 60 notun üzerinde gerçekleştiği, öğretmen kanaat notlarının yine 60'şın üzerinde olduğu, bu olumlu durumlara nazaran gerek Harp Akademileri Komutanı ve gerek Deniz Harp Akademisi Komutanının kanaat notlarının Yönetmelikte gösterilen 50 notun altında 45 olarak takdir olunduğu görülmektedir. Davacının öğretim yılı içinde yazılı sınav ve tezlerinden aldığı notlar ile öğretmen kanaat notları, hatta kurmay gezi notu olumlu iken bu notlara ve yıl içinde katıldıkları çalışmalardan edinecekleri kanaatlere göre verilecek komutan kanaat notunun 50'nin altında gerçekleşmesinin inandırıcı ve mantıklı bir nedeni bulunmadığı gibi davalı idarece de böyle bir neden ortaya konulamamıştır. Not takdirinde bulunacak yetkili komutanların, her türlü yanlı ve sübjektiflikten uzak olarak, objektif ölçülerle hareket etmek durumundadırlar. Yönetmelik not takdirinin nasıl yapıla cağını öngördüğüne göre, Yönetmelikte gösterilen bu ölçütlere sadık kalarak davacı hakkında komutanlık notu vermekle yükümlüdürler. Davacının gerek yıl içi çalışmalarında, gerek yapılan sınav ve tez çalışmaların da 60'şın altında not almadığına göre bu ölçütlere dayanılarak verilecek kanaat notunun 50 notun altında takdir edilmesini objektif saymak ve haliyle Harp Akademileri Yönetmeliğinin 62/d maddesine uygun ve uyumlu verilmiş notlar olarak kabul etmek olanaksızdır.
Harp Akademileri Yönetmeliğinin 53 ve sonra gelen maddelerinde, eğitim - öğretim amacı, ilkeleri belirlenmiş, ATATÜRKÇÜ görüşü tam olarak benimseyen, ATATÜRKÇÜ'lüğün askeri değerlerine, milli kültür, gelenek, görenek ve özelliklerimize dayalı ve geleceğe yönelik düşünce yapısına sahip, özellikle askeri faaliyet alanında uygun hareket tarzını bulma, doğru karara ulaşma, karargah subayı ve komutanlık tekniklerine sahip kurmay subay yetiştirmek şeklinde ifade edilmiştir. Kurmay subay bir yana Anayasal gereklilik bakımından her Türk vatandaşının Cumhuriyetin demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğu ilkesine bağlı olması, Devlet ve Cumhuriyetin varlık nedenidir, geleceğinin güvencesidir. irticai bir düşünce yapısı ve bu yönlü bir ideolojiye sahip birisinin ATATÜRKÇÜ görüşü tam olarak benimsediği söylenemez.
Devlet ve idari rejimimiz yönünden (vazgeçilmez) temel ilkelere aykırı hareketlerin elbette bazı hukuki ya da cezai yaptırımlarının olacağı kuşkusuzdur. Nitekim Harp Akademilerinde eğitim ve öğretimde bulunan subaylardan, tutum ve davranışları ile (yasa dışı) siyasi, irticai, bölücü ideolojik görüşleri benimsediği, bu gibi faaliyetlerde bulunduğu veya karıştığı anlaşılanların öğrenimine son verileceği ve haklarında gerekli yasal işlem yapılacağı Harp Akademileri Yönetmeliğinin 68/C maddesinde hükme bağlanmıştır.
Davacının Deniz Harp Akademisinden çıkarılmasının diğer bir nedeni de hakkında uygulanan bu maddedir. Diğer bir ifade ile, tesis edilen işlemde, değinilen maddeye karşın davacının yasa dışı irticai ideolojik görüşü benimsediğinin anlaşıldığı açıklanmıştır, işleme dayanarak alınan bilgi ve belgelerden sadece, dinine bağlı olduğu, namaz kaldığı, evlenmeden önce başı açık olan eşinin evlendikten sonra tesettür giydiği, kendi görüşünde olanlarla konuştuğu bilgileri geçmektedir. Davacı ise dava dilekçesi ve duruşmada, kendisinin ATATÜRKÇÜ düşünceye sahip bir Subay, eşinin tesettürlü değil, başı açık medeni ölçülere uygun giyimli birisi olduğunu ileri sürmüştür.
Bu konuda davacı hakkında öne konulan bilgi ve belgeler, tamamen istihbari nitelikte olup, davacının ATATÜRKÇÜ görüş ve ilkeleri benimsemeyen, aksine yasadışı irticai ideolojik görüşlü birisi olduğunu kanıtlar ve doğrular nitelik ve yeterlikte bulunmadığı gibi, bundan daha önemlisi, irticai ideolojik görüşü benimsediği gerekçe gösterilerek Deniz Harp Akademisinden çıkarılması yolunda işlem tesis edilen davacı, mevcut belgelere göre 21 Temmuz 1994 tarihinde sağ şüpheli personel kategorisine alınmışken, 18 Temmuz 1994 günü saat 10.00'da toplanan ve aynı tarihte alınan Deniz Harp Akademisi Akademik Kurulunun Deniz Harp Akademisin den çıkarılma kararında, sanki şüpheli personel kategorisine daha önceden alınmış ve çıkarma işlemi de bu şüpheli personel kategorisine alınma işlemine dayandırılmış gibi gösterilmiştir. Oysa, durum tamamen bunun aksi olup, davacı hakkında çıkarma kararı daha önce tesis edilmiş, sağ şüpheli personel kategorisine ise daha sonraki bir tarihte alınmıştır.
Davacının ATATÜRKÇÜ görüşü benimsemeyen, yasa dışı irticai ideolojik görüşte olduğuna ilişkin belgelerin içerdiği bilgilerin istihbari nitelikte olduğu, davacının yasa dışı irticai ideolojik görüşü benimsediğinin yer, zaman gibi donelerle doğrulanmadığı kaldı ki Deniz Harp Akademisi Akademi Kurulunun Deniz Harp Akademisinden çıkarma kararın da belirtilenin aksine, davacının işbu karardan daha sonra sağ şüpheli personel kategorisine alındığı anlaşılmakla, işlemin dayandığı iki neden yönlünden de Harp Akademileri Yönetmeliğinin 62/d (l, 2, 3,) ncü ve 68/d maddelerine aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Bu nedenle, davalı idarenin savunmalarında öne sürdüğü hususlar kabule değer bulunmamıştır.
Açıklandığı üzere, neden öğesi yönünden hukuka aykırı davacının Deniz Harp Akademisinden çıkarılma İŞLEMİNİN İPTALİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy