(6136 S. K. m. 7) (926 S. K. m. 50) (1402 S. K. m. 2) (211 S. K. m. 34) (Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği m. 80)
Davacı 20 Eylül 1904 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Silahlı Kuvvetlerde Teknisyen Astsubay iken, GATA Sağlık Kurulunca tanzim edilen 16.9.1981 tarihli ve Silahlı Kuvvetlerde Görev Yapamaz kararlı rapor üzerine adi malûl olarak emekliye sevk edilip 20 Eylül 1982 tarihinde ilişiğinin kesildiğini, bu ilişik kesme sırasında astsubay kimlik kartını nallandığı için daha önce Silahlı Kuvvetlerden aldığı tabancanın ruhsatsız duruma düşmesi ve Kara K. K lığına başvurması üzerine anılan komutanlıkça şahsi tabanca kayıt belgesi verildiğini, bulundurma ruhsatı yerine geçen bu belgeyi taşıma ruhsatına çevirmek için 3 Eylül 1992 tarihinde Kara K. K. lığına başvurması üzerine, 1982 yılında verilen belgenin sehven verildiği, kendisine Emekli Sandığı Genel Md. lüğünce aylık bağlanmadığı gerekçesiyle şahsi tabanca kayıt belgesinin geri alındığını, silah taşıma ruhsatı almak için 3.8.1994 tarihinde Ankara Valiliğine başvurduğunda ruhsatını Kara K. K. lığınca verilmesi gerektiğinin bildirildiğini, bunun üzerine 24.8.1994 tarihinde Kara K. K. lığına yeniden başvurduğunu, Kara K. K. lığının Ağustos 1994 tarihli yazısında kendisine emekli aylığı bağlanmadığı gerekçesiyle isteminin kabul edilemeyeceğinin bildirildiğini, oysa 6136 Sayılı Yasanın 7/a maddesinde silah verilmeyecek kişiler arasında kendisine yer verilmediğini, bu nedenle işlemin hukuka aykırı olduğunu, davalı idarenin savunmasına verdiği cevap layihasında da davada süre aşımı bulunmadığına, zira başvurularını 1994 yılında yapmış olup iptalini istediği işlemin Ağustos 1994 tarihinde tesis edildiğini iddia ederek işbu davayı açmıştır.
Davacının Kara K. K. lığına ve içişleri Bakanlığına birden çok başvurusunun bulunduğunun anlaşılmakta ise de, bu başvurulara verilen cevaplar, istemin tümüyle reddi biçiminde olmayıp işlemlerin diğer kurumca yapılacağı ya da yeni bilgi ve belgelerin istenmesi biçiminde, oyalayıcı nitelikte işlemler olduğundan, kurumlar arasındaki yazışmalar sonucu istemini elde edemeyeceğini öğrenmesinden itibaren yasada öngörülen süre içinde dava açmış bulunduğundan davalı idarenin süre itirazı yerinde görülmemiş davanın esastan incelenmesine geçilmiştir.
Davacının 1976 nasıplı astsubay iken 10 yıllık hizmet süresini tamamlamadan 1981 yılında adi malûl olarak Silahlı Kuvvetlerden ayrıldığına ilişkin konuda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık 5 yıllık astsubay iken adi malûl olarak, kendisine T. C. Emekli Sandığınca maluliyet aylığı bağlanmadan silahlı kuvvetlerden ayrılan davacının 6136 Sayılı Kanunun 7 nci maddesinde sözü edilen emekli astsubaylardan sayılıp Kuvvet Komutanlığınca kendisine emekli astsubay kimlik kartı ya da silah taşıma izni verilip verilmeyeceği konusundadır.
6136 Sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanununun 7nci maddesinde, ateşli silahların kimlere verilebileceği sayılır iken, maddenin 4 ncü fıkrasında mahkeme karan ile ya da haklarında verilen mahkumiyet kararının sonucu olarak Türk Silahla Kuvvetlerinden tart veya ihraç edilenler, rütbesinin geri alınmasına hükmü olunanlar ile 926 Sayılı Kanunun 50 nci maddesinin (C) bendi uyarınca disiplinsizlik veya ahlaki durum sebebiyle ayırma işlemine tabi tutulanlar veya 1402 Sayılı Kanunun 2 nci maddesi gereğince emekli edilenler hariç olmak üzere emekli subay ve astsubaylar denilmektedir.
Eğer bu madde de, subay ve astsubaylar için bu fıkradan başka bir fıkra getirilmese ve emekli subay ve astsubayların durumu da diğer sivil personel gibi düzenlenmiş olsaydı, kanun koyucunun emekli subay ve astsubaylar deyimini kullanmakla yetindiğini, silah taşıma izni verilmeyecekler sayılırken davacının konumundaki kişilere yer verilmediği nazara alınarak, davacıya da ilgili Kuvvet Komutanlığınca izin verilmesinin gerekeceği düşünülebilirdi.
Oysa Kanun Koyucu anılan maddenin 5 nci fıkrasında emekli subaylar hakkında yapılacak işlemi açıklarken, silahın bu makamlarca verilen, kimlik kartlarına işlenmiş olmasının taşıma ve bulundurma belgesi yerine geçeceğini bükme bağlamakla, silahlı kuvvetlerde emekli aylığına hak kazanmadan ayrılanların bu kanunda öngörülen anlamla emekli subay ya da astsubay sayılamayacağını öngörmüştür Aksi takdirde, Silahlı Kuvvetlerde subay ya da astsubay naspedilip çok az bir süre sonra adi malûl olarak ayrılanlara da kimlik kartı ve silah taşıma izninin ilgili Kuvvet Komutanlığınca verilmesi zorunluluğu doğar ki böyle bir yorum tarzı kanunun laf ive amacına ters düşer.
Bu durum karşısında davacı, ancak ilgili valiliğe başvurarak, tabancasının menşeini kanıtlayarak, kendisine taşıma ya da bulundurma ruhsata, verilmesini isteyebilir. Kendisine ruhsatın hiç verilmemesi ya da istediği şartlarda verilmemesi halinde, o işlemi genel idari yargı mercileri önünde dava konusu edebilir.
Emekli astsubay kimlik kartının kimlere verilebileceği İç Hizmet Kanunun 34, İç Hizmet Yönetmeliğinin 80 ve TSK. leri kimlik kartı Yönergesinde açıklanmış olup davacı emekli aylığına hak kazanmadan Silahlı Kuvvetlerden adi malûl olarak ayrıldığı için kendisine emekli astsubay kimlik kartı verilmesi de mümkün değildir.
Açıklanan nedenlerle davacı hakkında davalı Milli Savunma Bakanlığı adına Kara Kuvvetleri Komutanlığınca tesis edilen silah taşıma ruhsatı ya da emekli astsubay kimlik kartı verilmemesi işlemi tüm unsurları itibariyle hukuka uygun bulunduğundan dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy