(1076 S. K. m. 3, 8) (1111 S. K. m. 5) (1632 S. K. m. 30, 31, 37, 52) (647 S. K. m. 7) (3682 S. K. m. 8)
Davacı vekili 8.7.1694 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde ve davalı idarenin savunmasına verdiği cevap layihasında özetle; davacının 14.12.1986 tarihinde reşit olmayan bir kızı, bu kızla evlenmek isteyen arkadaşının kaçırmasına yardım ettiği iddiasıyla yargılanıp 8 ay 10 gün ağır hapis cezasıyla cezalandırıldığını, cezanın kesinleşip infazından 21.10.1892 tarihinde Konya Selçuk Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Jeoloji Mühendisliği bölümünden mezun olduğunu, mezuniyetinden sonra başvurusu üzerine Ereğli Askerlik Şubesince yedek subay adayı olarak askerliğine karar alınıp askere şevkinin 31.3.1994 tarihine kadar ertelendiğini, Nisan 1994 celbinde askere gitmek üzere başvurduğunda mahkûmiyeti sebebiyle yedek subay adaylığına son verilip er olarak askere sevk edileceğini öğrendiğini, oysa cezasının infaz edildiği 24.2.1989 tarihinden itibaren işlemeye başlayan 5 yıllık sürenin 24.2.1984 tarihinde sona erdiğini, davacının başvurusu üzerine verilen Adli Sicil Genel Müdürlüğünün 15.4.1994 tarihli yazlısında adli sicil kaydı yoktur şeklinde cevap verildiğini iddia ederek davacının yedek subaylık statüsünden yararlandırılmama işleminin iptalini ve yürütmenin durdurulmasını istemiş, davalı idarenin savunmasına verdiği cevap layihasında da, davacı ile aynı suçtan aynı davada yargılanan .................'ın davacılı ile birlikte cezasını aynı cezaevinde davacı ile 'birlikte çektiğini, 5 yülük hak mahkûmiyeti cezası sona ermeden yedek subay adayı olarak askerliğini yapmak üzere başvurduğunda başvurusunun kabul edilerek 219 ncu dönem kısa dönem er olarak askerliğini Denizli'de tamamlaya, raik terhis olduğunu, davacının da 1993 yılında karar aldırmayıp adli sicilden kaydı silindikten sonra kanar aldırmış olsaydı hiçbir problemle karşılaşmayacağını, davacının yasaların amir hükümlerine göre davrandığı için kazanılmış hakkından mahram edildiğini, dürüstlüğün cezalandırıldığını ileri sürerek yürütmenin durdurulmasını istemiştir.
Davacının yürütmenin durdurulması istemi Mahkemenin Nöbetçi Dairesinin 26.8.1904 tarih ve 894/5 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Askerlik hizmeti 1111 Sayılı Askerlik Kanunu ile 1076 Sayılı Yedek subay ve Yedek Askeri Memurlar Kanununda düzenlenmiştir. 1076 Sayılı Yedek subay ve Yedek Askeri Memurlar Kanununun 3 ncü maddesi 2338 Sayılı Kanunla değiştirilmiş olup davacı ile ilgili işlemlerde bu maddenin esas alındığı anlaşılmaktadır. Anılan maddeye göre, dört yıl ve daha fazla süreli yüksek öğretim kurumlarından mezun olup askerliğe elverişli olanlar yedek subay olabilmektedir. Ancak yükümlüler Silahlı Kuvvetlerin ihtiyaç duyduğu yedek subay miktarından fazla ise, isteklilerle yükümlülüklerini erbaş er olarak yerine getirebilme imkanı tanınmıştır.
1076 Sayılı Kanunun yedek subaylık hizmet süresini 12 ay olarak belirlemiştir. (M. 3/f) ancak yukarıda belirtilen şekilde, yükümlülüklerini istekleri üzerine er olarak yerine getirecekler iğin söz konusu erlik süresi 1111 Sayılı Askerlik K. nün 5 nci maddesinin 3031 Sayılı Kanun ile değişik 1 nci fıkrasına göre aynı celbe tabii olup yedek subay adayı olarak ayrılanların hizmet süresinin yarısı kadardır.
Görülüyor ki 12 ay olan yedek subaylık hizmetine tabi tutulması gereken bir kişi, eğer yükümlü sayısı ihtiyaçtan fazla ise er yapılmakta, ancak yedek subay olabilme imkanı ve hakkı varken er olarak hizmet ettiği için Kanun bu durumda olanların yarı oranda (altı ay süreli) risk hizmetini yeterli görmektedir. Bu nedenle altı aylık hizmete tabi tutulacak yükümlülerde, öncelikle yedek subay olabilme şartı aranacaktır.
Yedek subay olabilme şartlarını taşımayan kişiler 1111 Sayılı Askerlik Kanunu uyarınca er olarak asker edilecekler ve bunların hizmet süreleri anılan kanunun 5 nci maddesi birinci fıkrası uyarınca 15 ay olacaktır.
Davacı hakkında bu maddeler uyarınca işlem yapıldığı ve mahkûmiyeti nedeniyle yedek subaylık hakkını kaybettiği gerekçesi ile 15 ay süre ile askerlik yapması gerektiği yolunda işlem tesis edildiği ortadadır. Davacının Konya 2 nci Ağır ceza Mahkemesinin 23.3.1987 gün ve 987/21546 sayılı hükmü ile TOK. nün 430 ncu maddesine muhalefetten 8 ay 10 gün ağır hapis cezası ile cezalandırıldığı, kararın kesinleşip infaz edildiği hususlarında taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
1076 Sayılı Yedek subay ve Yedek Askeri Memurlar Kanununun 2962 Sayılı Kanun ile değişik 8 nci maddesi (a) bendi Türk Silahlı Kuvvetlerinde subaylıktan çıkarılmayı gerektiren bir suçtan mahkûm olmayı yedek subaylığa engel hallerden biri olarak belirlemiştir. Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli 'bir subayın, hangi suçlardan ne cins ve süreli bir ceza aldığı takdirde subaylıktan çıkarılacak olduğu ise Askeri Ceza Kanununun 30 ve 32 nci maddelerinde gösterilmiştir. 30 ncu maddede ağır hapise mahkûmiyet Silahlı Kuvvetlerden tard nedeni olarak belirtilmiştir. 31 nci maddeye göre tard fer'i cezası askeri rütbe ve unvanın kaybedilmesi ve orduya ve memur olarak tekrar kabul edilmenle sonucunu doğurur. Yine Askeri Ceza Kanununun 37 nci maddesi umumi mahkemelerce subay ve yedek subaylara ceza verilmesi halinde askeri fer'i cezaların başka bir ifade ile tard ve ihraç cezalarının hükme hacai kalmaksızın idarece uygulanacağı hükmünü taşımaktadır.
İşte bu hükümler dolayısıyla, subaylıktan çıkarılmayı gerektiren bir mahkûmiyeti bulunanların önce yedek subay yetiştirilip asteğmen nasbedildikten sonra subaylıktan çıkarılması gibi bir gereksiz uygulamaya yol açılmaması bakımından 1076 Sayılı Kanunun 8/a maddesi getirilmiş ve Silahlı Kuvvetlerde subaylıktan çıkarılmayı gerektiren bir suçtan mahkûm olanların subay olmaları daha başlangıçta önlenmiş bu durumda olanların yedek subay olamayacakları hükme bağlanmıştır.
Bu bakımdan davacının yedek subay statüsü yerine 15 aylık er olarak askere şevkine ilişkin işlem hukuka uygun bulunmaktadır.
Davacı hakkındaki hükümlülük kaydının silinmesine Ankara Asliye ceza Mahkemesince 14.4.1994 tarihinde karar verilmiş ise de; daha önce 647 Sayılı Kanunun 7 nci maddesinde düzenlenen ve 22 Kasım 1990 tarih ve 3682 Sayılı Adli Sicil Kanununun 8 nci maddesine alınan adli sicil bilgilerinin adli sicilden çıkarılması, sicilden kaydı silinen mahkûmiyet hükmünün sonucu olarak kaybedilen hakları geri getirmez. Örneğin ceza mahkûmiyetinden dolayı memuriyetten çıkarılan kimse, mahkûmiyet kaydının adli sicilinden silinmesi sebebiyle eski memuriyetine dönemez.
Gerek 647 Sayılı Kanunun 3682 Sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılan 7 nci maddesinde, gerekse 3682 Sayılı Adli Sicil Kanununun 8 nci maddesinde, adli sicilden silinen mahkûmiyet hükümlerinin geçmişe de sahil olacak tarzda kalkacağına ilişkin bir hüküm yer almamaktadır. Geçmişe şamil olmaması sabıka kaydının silinmesi müessesenin zorunlu niteliklerindendir. Bu müessesenin amacı hükümlünün mahkûmiyet hükmü sebebiyle kullanamadığı hakları yeniden iktisap ve kullanma ehliyetimi elde etmesidir. Kaybedilmiş hakları geri getirmez.
Öte yandan Askeri Ceza Kanununun memnu hakların ne suretle geri verileceği ve neticeleri başlıklı 52 nci maddesinde, Türk Ceza K.nu ile Ceza Muhakemeleri Usulü K. nunun memnu hakların geri verilmesi hususundaki hükümlerinin, askeri şahıslar hakkında da tatbik olunacağı, ancak memnu hakların geri verilmesine karar verildiği takdirde mahkumiyetle zayi olan bilcümle askeri rütbe, unvan, memuriyet nişan ve askeri hizmet esnasında kazanılan sair hakların geri gelmeyeceği bükme bağlanmıştır. Bu hüküm de, davacının mahkûmiyeti sebebiyle kaybettiği yedek subaylık veya 6 aylık erlik statüsünün geri verilmesine engeldir.
Bu bakımdan davacı vekilinin, sabıka kaydının silinmesiyle davacının yeniden yedek subaylığa hak kazandığına ilişkin iddiası da geçersiz ve mesnetsizdir.
Davacı vekili, davacı ile birlikte yargılanıp mahkûmiyetine karar verilen cezasını davacı ile aynı cezaevinde tamamlayan, 5 yıllık hak mahkûmiyeti süresi dolmadan yedek subay adayı olarak askerliğini yapmak üzere başvuran .................'in, başvurusunun kabul edilerek 219 ncu dönem kısa dönem er olarak askere sevk edildiğini, askerliğini tamamlayarak terhis edildiğini, hal böyle iken davacının aynı haktan yararlandırılmasının hukuka, adalet ve eşitlik ilkelerine ve insan haklarına aykırı olduğunu ileri sürmekte olup, dava dosyasındaki Konya Ağır Ceza Mh. nin kararından .................'in de davacı ile aynı suçtan yangılanıp 8 ay 10 gün ağır hapis cezası ile cezalandırıldığı anlaşılmakta ise de, yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı gibi .................'in de yedek subay adaylığı yada kısa dönem er olarak askerlik yapma haklarından yararlanması mümkün değildir. Davalı idarece ................. hakkında mevzuata aykırılığı açık olan bir işlem tesis edilmiş olması davacı hakkında da aynı hatalı işlemin tesisini gerektirmez.
Mahkemelerce kararlara da sık sık yazılan bir deyimle kötü emsal olmaz öte yandan davacının cezasını infaz ettiği tarihten itibaren 5 yıllık sürenin bitiminden önce başvurması da hakkında tesis edilen işlemi etkilememiştir. 5 yıllık sürenin bitimi ve adli sicilden kaydını sildirdikten sonra başvurmuş olsaydı dahi hakkında aynı işlemin tesisi gerekirdi.
Bu bakımdan davacı vekilinin bu hususlara ilişkin iddiaları da geçersiz ve mesnetsiz bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle dayanaktan yoksun bulunan DAVANIN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy