(818 S. K. m. 41, 43, 47, 49) (2709 S. K. m. 120, 125) (2330 S. K. m. 6)
Davacılar vekili 26.9.1994 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacılardan ..................'ın eşi diğer davacıların babalan olan Tuğgeneral ..................'ın 22 Ekim 1993 tarihinde Lice'de görevi başında şehit olduğunu, görevini kusursuz olarak ifa etmekte iken vazifenin sebep ve tesiri ile meydana gelen müessif olayda yakınlarının şehit olmasından dolayı davacıların maddi ve manevi zarara uğradıklarını, davacıların uğradıkları bu zararların Anayasanın 125/son maddesi gereğince davalı idarece karşılanması gerektiğini iddia ederek davacı eş .................. için 1.000.000.000 TL. maddi, 100.000.000 TL. manevi, diğer davacılar için ayrı ayrı 100.000.000'ar TL. maddi, 100.000.000'er TL. manevi olmak üzere toplam 1.500.000.000 TL. tazminata hükmedilmesini istemiştir.
Davacılardan ..................'ın eşi ve diğer davacıların babaları olan Tuğgeneral ..................'ın 22 EKİM 1993 tarihinde Diyarbakır Lice İlçesinde görevi başında teröristlerin saldırısı sonucu şehit olduğu, olayda müteveffanın kusurunun bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Davacıların eşi ve babalarının bir kamu hizmetini yerine getirdiği sırada şehit olduğu konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamakla birlikte olayın taraflara göre üçüncü kişi durumundaki teröristlerin eyleminden meydana gelmiş olması nedeniyle idarenin bu eylemden sorumlu tutulup tutulmayacağı, tutulacaksa sorumluluğun türü üzerinde durulmasına gerek görülmüştür.
Bilindiği gibi son yıllarda Güneydoğu ve Doğu Anadoluda yoğunlaşan terör eylemleri sebebiyle Anayasanın 120 nci maddesine göre bazı illeri kapsayan olağanüstü hal ilan edilmiş, bu olağanüstü hal uygulaması sırasında çok sayıda güvenlik görevlileri ve asker kişi şehit olmuştur.
Anayasanın 125 nci maddesinde idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür şeklindeki hüküm, son yıllarda gerek Mahkememizin gerekse diğer yargı organları tarafından geniş yorumlanmakta, idarenin Anayasa ve Yasalardan aldığı yetkilerle ve kamusal yöntemlerle yaptığı hizmetlerden, bu hizmetlerin kurulması ve işletilmesinden doğan bireysel nitelikli zararlarla idare ajanlarının verdiği zararlar, hatta üçüncü kişilerin bu hizmetle ilgili eylemlerinin doğurduğu zararların kusurlu davranış nedenini aşarak kusursuz sorumluluk hallerini de kapsayan bir genişlik kazanırken diğer yandan zarar verici eylemi yapanla idare arasında bir ilişkinin bulunmadığı bazı hallerde dahi idarenin sorumlu tutulması kabul edilmektedir. Böylece öğretide ve yargı kararlarında idarenin eylemlerinden dolayı sorumluluğu, mücbir sebep ve idarece alınacak tedbirlerle giderilmesi mümkün olmayan umulmadık haller dışında kabul edilmektedir.
Devletin terör hareketlerine karşı giriştiği faaliyet savaş hali sayılmadığı ve dolayısıyla mücbir sebep olarak nitelendirilmediğinden, bu faaliyetler sırasında teröristlerin eylemlerinden zarara uğrayanların bu zararı, tüm ülkede değil ülkenin bir kısmında terör örgütleri tarafından yaratılan bir zarar olduğundan, savaş halinde olduğu gibi tüm toplumun katlanmak durumunda olduğu bir kamu külfeti olarak değerlendirilmemiş, özel ve olağandışı nitelik taşıyan kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi gereğince idarece tazmini gereken bir zarar olarak kabul edilmiştir. Bu nedenlerle davacıların zararının davalı idarece karşılanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkememizin yerleşik kararlarına göre, T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce olay sebebiyle davacılara dul ve yetim aylığı bağlanıp bağlanmadığı, tütün ikramiyesi ödenip ödenmediği araştırılmış, ayrıca davacıların yakınının iştirakçilik süresi itibariyle görevle ilgisi olmayan bir sebepten örneğin evinde eceliyle ölseydi kendilerine aylık bağlanıp bağlanamayacağı sorulmuş, T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 5.4.1995 gün ve B.07.BME.10,1.01.46.743.003 sayılı yazılarıyla davacı eşe 15.11.993 tarihinden itibaren 6.526.000 TL. aylık bağlanıp 131.619.000 TL. ikramiye ödendiği, davacı çocuklara 65.810.000'er TL. ikramiye ödenip 3.263.000'er TL. aylık bağlandığı, eşin aylığının 15.4.1995 tarihinde 12.312.000 T'L. ye, çocukların aylıklarının da 8.156.000 TL. na yükseltildiği, tüm davacılara tütün ikramiyesi ödendiği, davacıların yakınının eceli ile ölmüş olsaydı eşine 3.810.000 TL. çocuklara da 1.905.000'er TL. aylık bağlanabileceği, aşamalarla eşinin aylığının 15.4.1995 tarihinde 7.724.000 TL. ye çocuklarının aylıklarının da 3.862.000 TL. ye yükselebileceği bildirilmiştir.
Öte yandan 2330 Sayılı Nakdi Tazminat Kanununa göre davacılara 8.12.1993 tarihinde toplam 213.248.000 TL. Nakdi Tazminat ödendiği savunma layihasından anlaşılmıştır.
Davacıların maddi zararlarının tespiti için resen seçilen bilirkişi tarafından tanzim edilen 6.6.1995 tarihli bilirkişi raporunda davacı eşin bağlanan aylıklar ve ödemen Nakdi Tazminata rağmen karşılanamayan maddi zararının 714.287.602 TL. olduğu, davacı çocuk ..................'ın maddi zararlarının ödenen 84.660.522 TL. Nakdi Tazminat nazara alınmadan 32.581.894 TL. fazlasıyla karşılandığı, davacı çocuk ..................'ın ise 70.617.608 TL. maddi zararına karşılık 84.660.522 TL, Nakdi Tazminat yararı bulunduğu açıklanmıştır.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna davalı idarece itiraz edilerek 3713 sayılı kanunla davacı eşe tanınan faizsiz kredi, toplu taşıma araçlarından ücretsiz ve süresiz faydalanma gibi maddi değeri bulunan hakların yarar olarak kabul edilmediği, OYAK ve Tasarrufu Teşvik ödemelerinin yarar olarak nazara alınmadığı ileri sürülmüş ise de; Teröre muhatap eylemler sonucu şehit olanların yakınları sakat kalanların kendilerine 3713 Sayılı Kanunla sağlanan faizsiz krediden yararlanma imkanı, ülkemizde toplumun muayyen kesimlerine belli amaçlarla örneğin orman köylüsü ve çiftçilere uygulanan borç para verme yöntemlerinden biridir. Krediler karşılıksız verilmemekte muayyen bir teminat karşılığında borç para olarak verilmektedir. Keza toplu taşım araçlarından da örneğin çok yaşlılar ve sakatlar da ücretsiz yararlanabilmektedir, öte yandan ilgililerin bu imkanlardan hangi oranda yararlanacaklarını önceden belirlemek mümkün olmadığı gibi bu hakların paraya dönüştürülüp Devletçe sağlanan parasal bir yarar olarak değerlendirilmesi de mümkün görülmediğinden davalı idarenin bu hususlara ilişkin itirazı yerinde görülmemiştir.
Mahkememizin yerleşik kararlarında açıklandığı gibi OYAK ve Tasarrufu Teşvik ödentileri ilgilinin kendi aylığından kesilen ödentilerdir. İade edilen primler de ilgilinin kendi birikimleri ve bunların nemalarıdır.
Keza Devletçe yatırılan Tasarrufu Teşvik payı ilgili ölmeseydi devletçe yatırılmaya devam olunacaktı. Bu itibarla davalı idarenin bu konudaki itirazı da yerinde görülmemiş ilmi verilere ve mahkememizin yerleşik içtihatlarına uygun bulunan bilirkişi raporu Kurulumuzca da benimsenmiş bu rapor doğrultusunda işlem yapılmıştır.
2330 Sayılı Nakdi Tazminat Kanununun 6 ncı maddesinde, Bu kanuna göre ödenen tazminatlar uğranılan maddi ve manevi zararların karşılığıdır denildiğinden, davacılara ödenen Nakdi Tazminatlar, maddi ve manevi zararlarının tespitinde nazara alınmış, davacı çocuk ..................'ın maddi zararı sadece bağlanan aylıklarla 32.681.894 TL. fazlasıyla karşılanmış ve ayrıca kendisine 84.660.522 TL. Nakdi Tazminat yaran sağlanmış olması sebebiyle, ödenen nakdi tazminatın manevi zararlarının karşılığı olduğu kabul edilmiş, bu kabul davalarda Dairemizce hükmedilen manevi tazminat miktarı itibariyle maddi zararlarıyla birlikte manevi zararlarının da fazlasıyla karşılandığı sonucuna ulaşıldığından maddi ve manevi tazminat istemleri reddedilmiştir. .
Keza davacı çocuk ..................'ın maddi zararları bağlanan aylık ve ödenen Nakdi Tazminatla karşılandığından maddi tazminat istemi reddedilmiştir.
Davacı eş .................. ile davacı çocuk ..................'a olay sebebiyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve üzüntüyü kısmen de olsa karşılayabilmek için uygun miktarda kendilerine manevi tazminat verilmesine hükmedilmiştir.
Ancak davacı çocuk ..................'ın 70.617.008 TL. maddi zararına karşılık kendisine ödenen 84.660,522 TL. Nakdi Tazminatın 70.617.000 TLlik miktarının maddi zararı için ödendiği geriye kalan 14.043.514 TL. kısmının ise manevi zararlarına karşılık verildiği kabul edilmiş, bu miktar kendisi hakkındaki manevi zararın taktirinde nazara alınmıştır.
Davacıların vekilinin maddi ve manevi tazminatlara olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesini istemiş ise de; davacıların maddi zararları ölenin görev aylığının kesilip dul ve yetim aylığının bağlandığı 15.11.1903 tarihinde başladığından hükmedilen maddi tazminatlara 15.11.1993 tarihinden itibaren faiz hükmedilmiştir. Manevi tazminatların takdirinde paranın karar tarihindeki alım gücü de nazara alındığından davacı vekillerinin olay tarihinden itibaren faiz yürütülmesi talebinin reddi cihetine gidilmiş, ancak takdir olunan manevi tazminatlara karar tarihi olan 28.6.1965 tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiz yürütülmesine karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1) Davacı eş ..................'a bilirkişi raporu uyarınca 714.280.000TL. (Yediyüzondörtmilyonikiyüzseksenbin TL.) MADDİ, takdiren 50.000.000 (Ellimilyon TL.) MANEVÎ TAZMİNAT VERİLMESİNE, FAZLAYA İLİŞKİN İSTEMLERİNİN REDDİNE,
2) Bilirkişi raporu uyarınca ve ödenen nakdi tazminat nazara alınarak davacı çocuk ..................'ın MADDÎ VE MANEVİ TAZMİNAT İSTEMLERİNİN REDDİNE,
3) Bilirkişi raporu uyarınca davacı çocuk ..................'ın MADDÎ TAZMİNAT İSTEMİNİN REDDİNE, ödenen nakdi tazminat miktarı ve bu kabil olaylarda Dairemizce hükmedilen manevi tazminat miktarları nazara alınarak takdiren 36.000.000 TL. (Otuzaltımilyon TL.) MANEVÎ TAZMİNAT VERİLMESİNE, FAZLAYA İLİŞKİN İSTEMLERİNİN REDDİNE,
4) Hükmedilen maddi tazminatlara 15.11.1993 tarihinden ödeme tarihine kadar % 30 (Yüzde Otuz) YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE,
5) Hükmedilen manevi tazminatlara olay tarihinden karar tarihine kadar faiz yürütülmesi yolundaki talebin REDDİNE, ancak karar tarihi olan 28.6.1905 tarihinden ödeme tarihine kadar % 30 (Yüzde Otuz) YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy