(2629 S. K. m. 14) (3095 S. K. m. 1, 2) (2709 S. K. m. 125)
Davacı vekilinin 30.11.1992 tarihinde kayca gecen dava dilekçesi ile savunmaya karşı verdiği ve 19.2.1993 tarihinde kayda geçen cevap layihasında; Davacının 6.3.1991 tarihinde paraşütle atlarken yaralanarak sakatlandığı, omuzdaki hareket kaytanın 1/4 oranından fasla 1/2 oranından da az olduğunu, bu sakatlığın işgücü kaybına neden olduğu gibi çok büyük acı ve ızdıraplara da neden olduğunu, ayrıca 12.8.1992 tarihinde davalı idareye, müracaat edilerek 2629 sayılı kanunun 8/b ve 14/c maddeleri gereğince yıpranma tazminatı ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduklarının, davalı idarenin bu isteklerini zımmen reddettiğini, sağlık kurulu raporunun 7.1.1992 tarihinde onandığını, istenen maddi tazminatın aynı iği yapan diğer kişilere göre daha fazla bir güç (efor) sarfı ile yapacağı gerçeğinden hareket edilerek, bu fazladan sarf edilen gücün oluşturduğunun kabul edilmesi gerektiğini, idarenin objektif sorumluluk gereğince 150.000.000 TL. maddi, 50 000.000 TL. manevi tazminat ile 2629 Sayılı yasanın 8/b ve 14/c maddeleri gereğince yıpranma tazminatının hak ediş ve olay tarihinden itibaren % 54 faizi ile birlikte hüküm altına alınması istemi ile işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin tetkikinden; Davacının 6.3.1991 tarihinde zorunlu paraşüt atlayışı esnasında T10 paraşütü ile yere düşüşte rüzgarı karşıdan alması nedeniyle sağ omuzu üzerine düşerek yaralandığı, yapılan tedavileri sonunda GATA Sağlık Kurulunun 20.11.1991 gün ve 3598 sayılı raporu ile sağ omuz eklemlerinde 1/4 oranından fazla 1/2 oranından az olmak üzere hareket kısıtlılığı teşhisi ile B/58 Pl sınıfının kıt'a komutanlığı olmayan uygun kadro görev yerlerinde görev kararı verildiği, bu raporun 7.1.1992 tarihinde onandığı, 10.2.1998 tarihli paraşütle atlayış (yüksek) kıymetlendirme kurulunun kararı ile davacının kadro ve hizmet gerekleri nedeniyle, onay tarihini takip eden ay başından itibaren aylık yıpranma tazminatı ödenmek kaydıyla paraşütçü statüsüne son verildiği ve Kara Havacılık Okul Komutanlığının 7.6.1993 tarih PER.: 507010093 (105) sayılı yazıları ile de davacıya 15.2.1993 tarihinden itibaren yıpranma tazminatı ödendiğinin bildirildiği anlaşılmıştır.
Olayın bir kamu hizmetinin ifası sırasında meydana geldiği ve olayda davacının kusurunun bulunmadığı hususlarında taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davalı idare savunmasında yıpranma tazminatı ile ilgili K.K.K. Paraşütle Atlayış Yüksek Kıymetlendirme Kurulunun 10.2.1993 yılında toplanarak davacı ile ilgili karar vereceğini, ortada tesis edilen bir olumsuz işlem bulunmadığından maddi ve manevi tazminat yönünden ise davalı idareye müracaat edilmeden dava açıldığından davanın reddinin gerekeceğini iddia etmiş ise de; davacının 12.8.1992 tarihli dilekçesinde hem yıpranma tazminatının ve hem de maddi ve manevi tazminatın tarafına ödenmesini istediğinden davalı idarenin usul yönündeki bu savunmasına itibar edilmemiştir.
İdarenin hukuki sorumluluğu için bir zararın mevcudiyeti zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması ve zararla eylem arasında illiyet bağının bulunması yeterlidir, illiyet bağının kesilmiş sayılması iğin de zararın tümüyle hizmet ve idare tüzel kişiliğine yabancı unsurlardan doğması gerekmektedir.
Olayımızda idareye atfı kabil bir hizmet kusurunun varlığından söz edilemez ise de; bir kamu görevinin ifası sırasında meydana gelen zararın illetinin hizmetin içinden geldiği, zararlı sonuç ile eylem arasındaki nedensellik bağının kesilmediği anlaşılmakla davacının zararının objektif sorumluluk kuram ve ilkeleri gereğince ve Anayasanın 125/7 nci maddesi uyarınca davalı idare tarafından karşılanmasının gerekeceği sonucuna varılmıştır.
Davacı vekili, beden gücü kaybına uğrayan davacının aynı işi zarardan önceki durumuna göre daha fazla bir güç (efor) sarfı ile yapacağını, maddi zararının bu fazladan sarf edilen gücün oluşturduğunu ileri sürmüş ise de; davacının sakatlık durumunu belirleyen raporda belirtildiği gibi davacının davalı idarece sınıfının kıt'a komutanlığı olmayan uygun kadro ve görev yeri olan Kara Havacılık Okulu Karargahı istihbarat ve İ.K.K. Astsubaylığına tayinin yapılmasıyla, başka bir deyişle daha az efor sarf edeceği karargah görevine atanmasıyla giderildiği anlaşıldığından davacının, maddi zararının bulunmadığı sonucuna varılarak maddi tazminat talebinin reddi cihetine gidilmiştir.
Ayrıca davacının 2629 Sayılı Kanun gereğince ödenmesi gereken yıpranma tazminatı Paraşütle Atlayış Yüksek Kıymetlendirme Kurulunca kabul edilip 15.2.1993 tarihinden itibaren davacıya ödendiği bildirilmekle bu konuyla ilgili uyuşmazlığın kabulle sonuçlandığı anlaşıldığından, kabul kesin hükmün tüm sonuçlarını doğurduğu cihetle davacının uçuş tazminatı talebi hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Yukarıda izah edildiği gibi davacının 2629 Sayılı Kanunun 14/c maddesi gereğince olay tarihi olan 6.3.1991 tarihi itibariyle kıstas aylık üzerinden hesap edilen kıstas aylığın 50 katının % 20'si, 20.768.000 TL. olduğu ancak davacının karar düzeltme isteminde bulunduktan sonra, düzeltilmesini istediği ilamı icraya koyarak Mahkememizin 15.9.1993 gün ve 1992/883 Esas, 1993/417 Karar sayılı ilamındaki 20.000.000 TL. manevi tazminatı 16.866.000 TL. yasal fayda ile birlikte 38.866.000 TL. olarak Ankara 29 ncu icra Müdürlüğünün 1603/7746 Sayılı dosyası ile tahsil etmiştir. 2829 Sayılı Kanunun 14/c maddesi gereğince ödenmesi gereken 20.768.000. TL. tazminat, aynı madde gereğince davacının maddi ve manevi zararlarının karşılığı olarak ödenmesi gereken bir tazminattır. Bu madde gereğince davacının maddi ve manevi zararlarının kargılığı olarak verilen tazminat davacının zararlarını karşılamış ise ayrıca manevi tazminat verilmesine kanunen imkan bulunmamaktadır. Davacı karar düzeltme isteminden sonra daha önce verilen ve karar düzeltme talebinde bulunulan karardaki 20.000.000 TL. manevi tazminatı yukarıda izah edildiği gibi yasal faizi ile birlikte tahsil ettiğinden davacının 2629 sayılı kanunun 14/c maddesi gereğince hesap edilen 20.768.000 TL. tazminatından sadece 768.000 TL. bir tazminatının kaldığı anlaşılmış ve bu kararımızla da kalan bu 768.000 TL. tazminatın davacıya verilmesi kabul edilmiştir.
Davacıya yukarıda izah edildiği gibi verilen tazminat maddi ve manevi zararlarının karşılığı olarak verildiğinden ve verilen tazminat ile davacının manevi zararları karşılanmış olduğundan manevi tazminat isteminin reddi cihetine gidilmiştir.
Dava dilekçesinde takdir olunacak tazminat % 54 faiz uygulanması talep edilmiş ise de; kanuni faiz ve temerrüt faizine ilişkin 3095 sayılı kanunun 2 nci maddesi uyarınca reeskont faizinin ancak ticari işlerdeki temerrüt faizlerinden kanunun öngördüğü şekle uygun olarak uygulanabileceği, aynı kanunun 1 nci maddesi uyarınca Borçlar Kanununa göre faiz ödenmesinin ancak % 30 oranında yapılabileceğinden hükmedilen manevi tazminat miktarına % 30 yasal faiz uygulanmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Davacının maddi tazminat talebinin REDDİNE,
2. Kabul nedeni ile davacının yıpranma tazminatı talebi hakkında bir karar verilmesine YEROLMADIĞINA,
3. Davacı 15.9.1993 tarih ve Gensek No.: 1992/2039, Esas No.: 1992/833, Karar No.: 1993/417 sayılı ilamdaki miktarı karar düzeltme isteminden sonra icra yolu ile tahsil ettiğinden tahsil edilen bu miktar, yeni kıstasa göre belirlenen miktardan (gerekçe bölümünde izah edildiği gibi) tenzil edildikten sonra kalan 768.000 TL. (Yediyüzaltmışsekizbin TL.) TAZMİNATIN DAVACIYA VERİLMESİNE,
4. Hükmedilen 768.000 TL. (Yediyüsaltmışsekizbin TL.) tazminat miktarına olay tarihi olan 5.3.1991 tarihinden ödeme tarihine kadar % 30 (Yüzdeotuz) YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE,
5. Davacının ayrıca manevi tazminat isteminin REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy