(2709 S. K. m. 125) (1086 S. K. m. 87) (1602 S. K. m. 46)
Davacı vekili 24.01.1994 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle;
Müvekkili J. Kom. Çvş .......... ...'ın Ovacık İlçe Jandarma Bl. K. lığı emrinde askerlik görevini yapmakta iken gördüğü fena muamele nedeniyle her iki ayağından donma olduğunu ve yapılan tedavileri sonucu GATA Sağlık Kurulunun 28.09.1993 tarihli kesin raporu ile askerliğe elverişli olmadığına her iki ayak protezi kullanmasının uygun olduğuna dair karar verildiğini müvekkilinin ömür boyu bakım ve bakıcıya muhtaç kaldığını anne, baba ve kardeşlerinin davacının desteğinden yoksun kaldıklarını, müvekkiline devletçe hiçbir yardım yapılmadığını, olayda idarenin ağır hizmet kusuru bulunduğunu toplam 2.000.000.000 TL. tazminata 22.2.1993 tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiziyle birlikte hükmedilmesini dava ve talep ettiği anlaşılmaktadır.
Dosyada mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacının Tunceli/Ovacık Jandarma Komando Bölük Komutanlığı emrinde askerlik görevini yapmakta iken, 11.12.1992 tarihinde Bölükte iki adet tabanca ve bu tabancalara ait şarjörün çalındığı, birlik komutanlığınca yapılan tahkikat neticesinde tabanca ve şarjörlerin depo sorumlusu ..........; .......... ile ..........'in çaldıkları kanaatine varıldığı, nezarete alındıkları görevliler tarafından tabancanın yerini öğrenebilmek için davacıyı dövdükleri fena muamelede bulundukları, davacının dayaktan yılarak 23.12.1992 tarihinde nezarethaneden kaçtığı, 25.12.1992 tarihinde Pulur Mahallesinde bir evin önünde ayakları yarı donmuş vaziyette bulunduğu hemen Elazığ As. Hst. Kaldırılarak tedavi altına alındığı 06.01.1993 tarihinde Ankara GATA Hst. Plastik Cerrahi Kliniğine sevkedildiği burada yapılan tedavi sonucu her iki ayağının kesildiği GATA Sağlık Kurulunun 7.9.1993 gün 10119 Sayılı raporu ile; Eski donuğa bağlı her iki ayakta amputasyon + Jateral suramalfeolar flep + greftleme operasyonlusu teşhisi ile Her iki ayak için cuantum sistem ayak protezi kullanması uygundur. D/67 F-6'ya uyar. Askerliğe elverişli değildir kararı verildiği davacı hakkında askeri eşyayı çalmak suçundan açılan davanın beraat ile sonuçlandığı davacıya karşı müessir fiil ve fena muamelede bulunan görevliler hakkında çeşitli suçlardan mahkumiyet kararı verildiği 8 nci Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 24.02.2000 tarih ve 2000/24-23 Esas ve karar Sayılı ilamından anlaşıldığı, T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce davacıya maluliyet aylığı bağlanmadığı anlaşılmaktadır.
Anayasanın 125 nci maddesine göre İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak, Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru isterse kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Davacının iki ayağının donma sonucu kesilmesine neden olan olay 8 nci Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin kararında etraflı bir biçimde açıklandığı gibi idarenin hizmette kullandığı ajanlarının suç teşkil eden eylemleri sonucu davacının nezarethaneyi terk etmesiyle meydana geldiği hizmetin yürütülmesinde idarenin hizmet kusuru bulunduğu davacının zararlarının idarece hizmet kusuru esaslarına göre giderilmesinin gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Davacının maddi zararlarının tespiti için re'sen seçilen bilirkişi tarafından tanzim olunup Mahkememize ibraz edilen 08.02.2001 gün tarihli bilirkişi raporunda davacının 1A oranındaki bakıcı ücreti ile birlikte maddi tazminat hakedişinin 44.212.029.394 TL. olduğu belirtilmiştir.
Taraflara tebliği olunan bilirkişi raporuna taraflarca süresi içerisinde esastan itiraz edilmediği davacı vekili sadece HUMK nün 87 nci maddesindeki Müddei ıslah suretiyle Müddeabihi tezyid edemez hükmünün 2000 yılında Anayasa Mahkemesince iptal edildiğini, dava dilekçesinde istediği 1.800.000.000 TL. maddi tazminat istemini bilirkişi raporunda açıklandığı gibi 42.412.029.394 TL.'ya çıkardıklarını, ıslahen müddeabihi arttırdıklarını, yeni istem gibi karar verilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır.
1602 Sayılı Kanunun 46/4 maddesinde Taraflar sürenin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemezler kuralı karşısında idari yargıda iddia ve savunmanın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağı bulunduğundan davacının süresi dışında müddeabihi ıslah yoluyla arttırması mümkün bulunmadığından istemi kabul edilmemiş ilmi verilere ve Mahkememizin yerleşik içtihatlarına uygun olarak düzenlenen bilirkişi raporu uyarınca tatbikat yapılmıştır.
Diğer taraftan, davacının gerek olay nedeniyle duyduğu ve gerekse ömür boyu duyacağı acı ve ızdırabı kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla, olayın vukua geliş şekli ve tarihi, askerlik statüsü, sosyal durumu, paranın alım gücü ve olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz gözönünde bulundurularak kendisine uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Bilirkişi raporu uyarınca ve istemine bağlı kalınarak davacı ..........'a 1.800.000.000 TL. (birmilyarsekizyüzmilyon TL.) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE,
2- Takdiren ve istemine bağlı kalınarak 200.000.000 TL. (ikiyüzmilyon TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE,
3- Hükmedilen maddi tazminat miktarına 15.8.1993 tarihinden 31.12.1997 tarihine kadar yıllık %30 (yüzdeotuz) 01.01.1998 tarihinden 31.12.1999 tarihine kadar yıllık %50 (yüzdeelli), 01.01.2000 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %60 (yüzdealtmış) yasal faiz yürütülmesine,
4- Hükmedilen manevi tazminat miktarına davacı vekilinin istemine bağlı kalınarak 22.02.1993 tarihinden 31.12.1997 tarihine kadar yıllık %30 (yüzdeotuz) 01.01.1998 tarihinden 31.12.1998 tarihine kadar %50 (yüzdeelli), 01.01.2000 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %60 (yüzdealtmış) yasal faiz yürütülmesine,
5- Dava adli yardımlı görüldüğünden ve davalı İdare Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince harçtan muaf bulunduğundan harca hükmedilmesine yer olmadığına,
6- Dava adli yardımlı görüldüğünden davalı idare tarafından sarfedilen posta pulu giderlerinin davalı idare üzerinde bırakılmasına,
7- Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarfedilen 20.000.000 TL. (yirmimilyon TL.) Bilirkişi ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
8- Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri uyarınca hesabedilen 28.200.000 TL. (yirmisekizmilyonikiyüzbin TL.) Avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
KARŞI OY GEREKÇEM
Davacı manevi tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesini talep etmişler ise de; takdir olunan manevi tazminat miktarı paranın karar tarihindeki alım gücü, olay tarihinden karar tarihine kadar geçen süredeki değişen sosyal ve ekonomik koşullar nazara alınarak davacının olay tarihindeki manevi zararlarının tamamını kapsayacak şekilde tespit ve takdir edildiğinden, manevi tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi isteminin reddine karar verilmesi, ancak karar tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiz yürütülmesi gerektiği görüşünde bulunduğumdan çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy