(1602 S. K. m. 36)
Davacı vekili, 14.10.1993 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde ve davalı idarenin savunmasına verdiği cevap layihasında özetle; davacının askerlik hizmetini ANKARA 1/531. Is. İnş. Bl. K. lığında yerine getirdiği sırada rahatsızlanarak ANKARA 600 Yataklı Askeri Mevki Hastanesine sevk edildiğini, 15.1.1992 tarihinde söz konusu hastanede iç guatr ameliyatı yapıldığını, hatalı yapılan operasyon sonucu kalsiyum bezi patlatılarak malûl 'bırakıldığını, bu operasyondan sonra GATA Askeri Hastanesinde bir yılı aşkın bir süre tedavi gördükten sonra askerliğe elverişli değildir raporu ile taburcu edildiğini, davacının kalan ömrünü ilaçla geçirmek zorunda olduğunu, ilaçların aylık tutarının 1.000.000. TL. sı olup kullanmadığı taktirde vücutta kasılmalar ve bayılmalara neden olduğunu, doktrine göre yapılan teşhisin hatalı olması ve gerekli ihtimamın gösterilmemesinin sorumluluğu gerektirdiğini, ilgili kayıtların celp edilip adli tıpta inceletilmesi halinde haltanın anlaşılacağını iddia ederek 350.000.000. TL. maddi, 50.000.000. TL. manevi tazminata hükmedilmesini istemiştir.
Davalı idarece, davanın açıldığı tarihte davacı hakkında tanzim edilmiş kesin bir rapor mevcut olmadığı için erken açılan davanın incelenme kabiliyeti bulunmadığını ileri sürmüş ise de; davacının askerliğe elverişli olmadığına dair GATA Sağlık Kurulu raporunun 23.2.1998 tarihinde tanzim edildiği, davanın ise 14.10.1993 tarihinde kayda geçen dilekçe ile açıldığı anlaşıldığından, davalı idarenin bu itirazına itibar edilmeyerek davanın esastan incelenmesine geçilmiştir.
Dava dosyasının ve ara karan ile celp edilen davacı hakkındaki sağlık işlemlerini gösterir belgelerin incelenmesinden; davacının askerlik hizmetini yerine getirdiği sırada 7.1.1992 tarihinde rahatsızlanarak Ankara Askeri Mevki Hastanesine sevk edildiği, gerekli tetkikleri yapıldıktan sonra 15.1.1992 tarihinde anılan hastanede Totale yakın traidektomi ameliyatı geçirdiği, 18.3.1992 tarihinde (iki ay hava değişimi bir yıl süre ile calciomfort talb. Rocaltre Tab. kullanması uygundur) kararlı raporla taburcu edildiği, 5.5.1992 tarihinde tekrar aynı hastaneye yatırılıp 19.6.1992 tarihinde bir ay hava değişimi verildiği, 11.7.1992 tarihinde yeniden hastaneye yatırılıp 7.10.1992 tarihinde iki ay hava değişimi verildiği, 20.1.1993 tarihinde bu kez GATA, Askeri Hastanesine yatırılan davacıya 24.2.1993 tarihinde B 41 F l Askerliğe elverişli değildir kararlı rapor verildiği anlaşılmıştır.
Bu konularda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık davacıya konulan teşhis, uygulanan ameliyat ve ameliyat sonrası bakım ve tedavi de bir hata olup olmadığı, idarenin sorumluluğunu gerektirecek bir nedenin mevcut olup olmadığı konularındadır.
İdari eylemlerinden dolayı idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için, bir zararın mevcut olması, zararın bir idari eylemden doğması, eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, eylemle zararlı sonuç arasında illiyet bağının bulunması yeterlidir.
Davacı davalı idarenin kamu hizmeti olduğunda kuşku bulunmayan Sağlık hizmetlerinin iyi ve gereği gibi yürütülmemesinden dolayı zarara uğradığını iddia ettiğine göre, uyuşmazlığın çözümü davacının kalıcı bir sakatlığın sonucu maddi ve manevi zarara uğramasının idare ajanlarının ve dolayısıyla idarenin kusurundan doğup doğmamış olmasının tespitine bağlıdır.
Bu nedenle Kurulumuzca ara kararları verilerek Ankara Mevki ve GATA hastanelerinden davacı ile ilgili kayıt, muayene, tetkiki ameliyat, tahlil, film v.s. tüm tıbbi bilgi ve belgelerin celp edilmesinden sonra, Hacettepe Tıp Fakültesinden üç öğretim üyesine dava dosyası da inceletilmek suretiyle bilirkişi tatbikatı yaptırılmıştır.
Bilirkişilerce tanzim edilen 14.12.1994 tarihli raporun son paragrafında aynen Bu tip ameliyatlardan sonra özellikle tiroid bezinin bu hastada olduğu gibi totale yakın çıkarılmasıyla kalıcı hipoparatiroidi olasılığı farklı kaynaklarda değişmesine rağmen % 1'e kadar çıkmaktadır/Referans: Textbook of medicine Wyngaarden/Smith Benneltt 19 ed. WB Saundens Company volum 2, sayfa 1258, 1992) Fakat hasta ameliyat sonrası gereksiz yere uzun süre hipolkalsemik bırakılmıştır ve hastanın son raporundaki tiroid fonksiyon sonuçlarına göre de sublinik bir hipotiroidisj vardır. Bu komplikasyon da cerrahi sonrası % 10 hastada ortaya çıkabilmektedir. Bu durumunda ömür boyu ilaçla tedavisi mümkündür. Hastada gelişen hipoparatiroidininde uygun ve sürekli tedavisi gerekmektedir. Sonuç olarak hastanın ameliyat sonrası gelişen hipoparatiroidisi bir ameliyat komplikasyonudur. Ancak yakın ve uygun tedavisi gereklidir. denilmiştir.
Bu rapor tebligata çıkarılmış, taraflardan herhangi bir itiraz vaki olmamıştır.
Rapordan anlaşılacağı üzere, davacı ameliyat sonrası gereksiz yere uzun süre hipokalsemik bırakılmıştır. Ameliyat sonrası çok düşük kalsiyum düzeyi ile hastaneden çıkarılmış ve uzun süre kalsiyum düzeyi düşük bırakılmıştır.
Devlet adına kamu hizmeti yürüten davalı idarenin halin icaplarına ve ihtiyaca göre hizmeti devamlı ve en iyi şekilde topluma arz etmesi ve hizmeti yürütürken kimsenin zarara uğramamasını sağlamak amacıyla gerekli Önlemleri alması sorunludur. Bu zorunluluğun gereği gibi yerine getirilmemesi hizmetin kusurlu işlediğinin açık delilidir. Davacının ameliyat sonrası düşük kalsiyum düzeyinde hastaneden çıkarılıp uzun süre kalsiyum düzeyi düşük bırakılması hizmetin iyi işlemediği, hizmetin yürütülmesinde gerekli özenin gösterilmediği, dolayısıyla idarenin hizmet kusuru içinde bulunduğu, bu nedenlerle davacının zararının davalı idarece karşılanmasının gerekeceği sonucuna ulaşılmıştır.
Davacının maddi zararlarının tespiti için resen bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi 22.5.1995 tarihli raporunda davacının maddi zararını 758.667.662 TL. olarak belirlemiştir.
Taraflara tebliğ edilen rapora, taraflarca itiraz edilmemiş, ilmi verilere ve Mahkememizin yerleşik içtihatlarına uygun bulunan rapor kurulunuzca da benimsenmiş ve buna göre uygulama yapılmıştır.
Ancak davacı vekilinin istemine bağlı kalınarak istem gibi 350.000.000 TL. maddi tazminata hükmedilmiştir.
Öte yandan davacının olay sebebiyle duyduğu ve ömür boyu duyacağı acı ve üzüntüleri kısmen de olsa karşılayabilmek için istemi gibi 50.000.000 TL. manevi tazminata hükme dilmiştir.
Davacı vekili hükmedilecek tazminatlara ameliyat tarihi olan 15.1.1992 tarihinden itibaren faize hükmedilmesini istemiş ise de, bu istem yerinde görülmeyerek maddi tazminata davacının askerliğe elverişli olmadığına karar verilmek suretiyle hastaneden taburcu edildiği 24.2.1992 tarihinden itibaren % 30 yasal faiz yürütülmesine karar verilmiştir.
Manevi tazminatın takdirinde paranın karar tarihindeki alım gücü de nazara alındığından davacı vekilinin faizin ameliyat tarihinden itibaren başlatılmasına ilişkin istemi yerinde görülmeyerek Karar tarihi olan 21 Haziran 1995 tarihinden ödeme tarihine kadar % 30 yasal faiz yürütülmesine hükmedilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1. Bilirkişi raporu uyarınca ve istemine bağlı kalınarak davacıya 350.000.000. TL. (üçyüzellimilyon TL.) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE,
2. Hükmedilen maddi tazminata ameliyat tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine ilişkin istemin reddine, ancak davacının askerliğe elverişli olmadığına karar verilerek hastaneden taburcu edildiği 24.2.1998 tarihinden ödeme tarihine kadar % 30 (yüzdeotuz) KANUNİ FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE,
3. Davacıya takdiren ve istemi gibi 50.000.000. TL. (ellimilyon TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE,
4. Hükmedilen manevi tazminata ameliyat tarihinden itibaren faiz yürütülmesine ilişkin istemin reddine, ancak karar tarihi olan 21.6.1995 tarihinden ödeme tarihine kadar % 30 (yüzdeotuz) KANUNİ FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy