(2709 S. K. m. 125) (1602 S. K. m. 42)
Davacının 3 Kasım 1993 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile savunmaya karşı verdiği ve 24.12.1993 tarihinde kayda göçen cevap layihasında; 22 Mart 1902 tarihinde Türkiye'den hareketle ABD'de açılan Havacılık Subay Tekamül kursuna gönderildiğini, normal olarak Ağustos ayı sonuna kadar kalması gerekirken haksız olarak 1992 yılı Mayıs ayında ağır suç işlemiş veya yüz kızartıcı bir suç işlemiş subaya uygulanacak usulde 2 gün içersinde Amerika'dan sınır dışı edilerek Türkiye'ye döndürüldüğünü, açtığı iptal davasının lehine sonuçlandığını, kararın uygulanması için idareye müracaat ettiğini, idarenin kararı yok farz ederek kararı uygulamadığımı, bu kursta kaldığı müddetçe her ay 3000 ABD. dolara kurs yevmiyesi aldığını, 3 ay önce yurda döndürülünce daha önce almış olduğu harcırahın mahsubunun yapıldığım ve içişleri Bakanlığı Merkez Saymanlığına geri ödendiğini, üç ay önce dönmesi nedeniyle yaklaşık 9000 ABD. doları tutarında maddi kaybının yanında, aldığı araba, televizyon, telefon v.s. eşyalarını satamadan ABD. de bırakarak yurda adeta bir suçlu gibi döndüğünü, toplanı 15.000 ABD. doları tutarında maddi zararının olduğumu, 1972 yılından itibaren 12 yıldan fazla şarkta görev yaptığını, bu görevlerinin büyük risk altında geçtiğini, defalarca helikopterinin terörist kurşunlarına hedef olduğunu, şu ana kadar almış olduğu takdirnamelerinin ekte bulunduğunu, ABD. den bir mesaj emri ile ivedi yurda döndürülmesinin kendisinde telafisi imkansız derin ve ızdırap dolu günler geçirmesine neden olduğunu, bu acı ve ızdırabı ailesinin de çektiğini, 400 Amerikan subayı ile devam ettiği kursta aldığı notların ekte olduğunu, kursta bulunan arkadaşlarının karşısında küçük düşürüldüğünü ve hakkında yanlış düşünmelerine neden olduğunu, ayrıca Türkiye'deki arkadaşları ve aileleri arasında da hakkında yanlış düşünmelerine neden olduğunu, yüce mahkemenin kararının uygulanması için her yıl 4 defa açılan bu kursa tekrar tertip edilme isteğine red cevabı verdiğini, idarenin bu tutumunu devam ettirdiğini, kendisini psikolojik olarak yıktığını, telafisi imkansız acı ve ızdırap çekmesine neden olduğunu en az 150.000.000 TL. manevi zararının idarece karşılanması gerektiğini, bu kursu bitirmesi halinde bu miktarın kat ve kat üzerinde manevi kazancının olacağını ve çok iyi bir lisan öğrenmiş olacağını, dava açtığı için 1992 ve 1903 yıllarında satın alınan helikopterleri teslim almaya ve çeşitli kurslara pek çok personel gönderilmesine rağmen kendisinin gönderilmemekte direnildiğini, davada süre olmadığım, karar düzeltme isteminin reddine dair kararın kendisine 24.9.1993 tarihli tebliğ edildiğini, 15.10.1993 tarihli dilekçe ile idareye müracaat ettiğini, idarenin red cevabının 20.10.1993 tarihinde tebliğ edildiğini ve 3.11.1993 tarihinde süresinde davasını açtığını, idarenin kesin hüküm niteliğindeki mahkeme kararına rağmen planlamaya almaması ve hem de planlamaya alınmadığı gerekçesi ile kursa göndermeme işleminin fiilen mümkün olmadığını, ihtiyaç duyulması halinde açılacak kursa gönderileceğini bu durumda idarenin karar gereğini yerine getirmeyeceğinin iddia edilemeyeceğinin ifade edilmesinin, inandırıcılıktan yoksun olduğunu 15.000 ABD doları tutarındaki maddi 150.000.000 TL. manevi tazminatın kurstan döndüğü tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınması istemi ile işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Dava dosyasının tetkikinden, davacının ABDde görmekte olduğu Havacılık Subay Tekamül Kursunum tamamlattırılmaması işleminin iptali istemi ile açtığı iptal davasında Dairemizin 13 Mayıs 1993 gün ve 1992/567 Esas 1993/234 Kanar sayılı kararı ile işlemin iptaline karar verildiği, davalı idarenin bu kararın düzeltilmesini istemesi üzerine yine Dairemizin 15.9.1998 gün ve 1993/366366 Esas ve Karar sayılı kararı ile kararın düzeltilmesi isteminin reddine karar verildiği bu kararın davacıya 24.9.1993 tarihinde tebliğ edildiği ve davacının 3.11.1993 tarihinde tam yangı davasını açtığı anlaşılmıştır.
1602 Sayılı Kanunun 42 nci maddesinde açıkça ilk önce iptal davası açılması halinde bu davanın karara bağlanması üzerine bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içinde tam yangı davası açabilirler, dendiğinden ve davacının da kararın düzeltilmesi istemi üzerine verilen kararın düzeltilmesi isteminin reddi kararını kendisine tebliğ edildiği 24.9.1998 tarihinden itibaren 60 gün içinde 3.11.1093 tarihinde tam yargı davasını süresinde açtığından davalı idarenin süre itirazına itibar edilemeyerek davanın esastan incelenmesine geçilmiştir.
Dairemizin 1092/567 Esasında kayıtlı bulunan ve davacı tarafından ABD. de görmekte olduğu Havacılık Subay Tekamül kursunun tamamlattırılmaması işleminin iptali istemiyle ilgili dava dosyasının incelenmesinden; davacının süresini tamamlamadan kursunun iptal edilerek Türkiye'ye acele çağrılmasının özellikle sebep unsuru bakımından hukuka aykırı bulunarak iptaline karar verildiği görülmüştür.
Bilindiği üzere Anayasanın 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. Davalı idarece tesis edilen ve Mahkememizce iptaline karar verilen bir idari işlem mevcuttur. Bu idari işlemden dolayı Mahkememizce verilen iptal kararının gerekçesi ve Anayasanın 125 nci maddesi karşısında davacının bir zararı doğmuş ise bu zararın davalı idarece karşılanmasının gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu bakımdan öncelikle davacının iptal edilen işlemden dolayı iddia ettiği biçimde maddi ve manevi zararlarının doğup doğmadığı hususunun tespitinde yarar görülmüştür.
Davacı dava dilekçesinde ABD'deki kurstan erken dönmekle orada kalsa idi alacağı kurs yevmiyelerinden diğer bir ifadeyle yurtdışı kurs harcırahlarından mahrum kaldığını ve böylece 9000 ABD dolar tutarında, ayrıca erken dönmesi sebebiyle satamadığı araba ve eşyalarından dolayı da 6000 dolar tutarında olmak üzere toplam 15.000 dolar maddi zarara uğradığını iddia etmektedir.
Gerek Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından gerekse diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca yurtdışına sürekli ya da geçici görevle gönderilen kamu personeline ödenecek harcırahlar görevle gidilen ülkenin para değeri, hayat standardı yiyecek ve barınma masraflarının tutarı gibi hususlar nazara alınmak suretiyle kamu personelinin görevinin niteliği ve derecesi itibariyle Bakanlar Kurulu kararlarıyla 'belirlenmektedir.
Davacı gibi kurs ve öğrenim için geçici ya da sürekli görev için yabancı ülkelere gönderilen kamu personeline ödenen harcırahlarla bu personelin gideceği ülkede bir günlük yatacak ve yiyecek masraflarının karşılanması öngörülmekte olup yabancı ülkeye gönderilen personelin mal varlığıma emsali kamu personeline nazaran daha fazla sağlanması amaçlanmamaktadır. Daha açık bir ifade ile yurtdışına geçici ya da görevli gönderilen personelin aldığı harcırahın tamamını orada harcayarak döneceği varsayılmaktadır. Yurtdışına giden personelin orada kaldığı süre iğinde, daha ucuz barınma yerlerinde kalmak, yiyecek masraflarından kısıntı yapmak suretiyle harcırahından artırabileceği akla gelebilir ise de, bu personele harcırah ödenirken amaçlanan ve harcırah miktarının belirlenmesinde nazara alınan esaslar düşünüldüğünde, yurt dışından süresinden önce yurda çağrılan bir kamu görevlisinin harcırahlarından mahrum kalmak suretiyle maddi bir zarara uğradığını kabul etmek mümkün değildir. Böyle bir kabul tarzının hukuki olamayacağı açıktır.
Öte yandan davacının araba ve ev eşyalarını satamadan ABD'den yurda dönmek zorunda kalması sebebiyle 6000 ABD doları tutarında maddi zarara uğradığına ilişkin iddiası da kendisinin iradesi ile satın aldığı eşyaların değerlendirilip değerlendirilememiş olması ile ilgili soyut bir iddia olup davacının erken çağrılmış olması sebebiyle böyle bir zarara uğradığını kabul etmek ve bundan davalı idareyi sorumlu tutmak mümkün görülmemiştir. Esasen davacının ABD'de birine bırakmak yada vekalet vermek suretiyle bu eşyaları satıp parasını Türkiye'ye transfer etmesinin mümkün olduğu açıktır.
Bu nedenlerle davacının erken çağrılmış olması sebebiyle alamadığı harçlar ve araba ile ev eşyalarından dolayı ya da başka bir sebeple maddi bir zararının doğmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Ancak davacının ABD'de süresi belirli bir kursa gönderildiğini ve kursun bitim tarihini bilen ailesi ve çevresine karşı süresinden önce ve haklı bir gerekçeye dayanmadan mesaj emri ile geri çağrılmasından dolayı duyduğu acı ve üzüntüyü karşılayabilmek amacıyla kendisine manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Davacı manevi tazminat istemine kurstan döndürüldüğü tarihten itibaren yasal faiz işletilmesini istemiş ise de, manevi tazminatın takdirinde paranın karar tarihindeki alım gücü nazara alındığından Mahkememizin yerleşik kararları gereğince manevi tazminata faiz yürütülmesine ilişkin istemi reddedilmiştir.
Dava duruşmalı görüldüğünden, davacının istediği 15.000 doların davamın açıldığı tarihteki 3.11.1993 tarih 21.747 sayılı resmi gazetede açıklanan kur üzerinden Türk lirası karşılığı olan 196.421.400 TL. üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince Avukatlık ücretine hükmedilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Davacının maddi tazminat isteminin REDDİNE,
2. Davacı ...............'a takdiren 25.000.000 TL. (YİRMİBEŞMİLYON TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, FAZLAYA İLİŞKİN İSTEMİNİN REDDİNE,
3. Davacının manevi tazminata faiz yürütülmesi isteminin REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy