(818 S. K. m. 58) (743 S. K. m. 656) (2709 S. K. m. 40, 129) (YİBK 11.02.1959 T. 1958/17 E. 1959/15 K.)
Davacı vekili 15.10.1993 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili tarafından Asliye Hukuk Hakimliğimize verilen dava dilekçesinde müvekkilinin Milli Savunma Bakanlığına ait 57. Sok. Balkan Apt. 11/4 adresindeki Oran Lojmanlarında oturduğunu, söz konusu lojmanın kanalizasyon sorununun başından beri devam ettiğim Milli Savunma Bakanlığı inşaat Emi. Bşk. lığına lojman sakinlerince şifahi olarak hatta 9 ve 11 numaralı blokların yönetim kurulu başkanlarınca yazılı olarak başvuruda bulunulduğunu, bu başvurudan lojmanın çevresinde bulunan lağım çukurlarının başkanlık emrinin de görevli temizleme ekiplerince hemen temizlenmesinin istendiğini, bu isteğe rağmen herhangi bir işlem yapılmadığını, müvekkilinin izinli bulunduğu ve bu izinim kullanmak için memlekete gittiği sırada kiracısı bulunduğu lojman dairesine apartman kanalizasyon foseptik çukurlarında aşırı arıza olması ve dolması bununda temizlenmesi nedeniyle üst katlardaki pis sular ve foseptik kanalizasyon sularının akması ve kanalların arızalı ve dolmuş bulunması, mal sahibi idarece zamanında gerekli tedbir alınmaması sebebiyle lağım ve pis suların banyo ve tuvalet süzgeçlerinden taşarak evin sular altında kaldığını, tüm ev eşya ve sergilerinin hasara uğrayarak kullanılmaz hale geldiğini, müvekkilinin bu zararının 33.600.000. TL. olduğunun Ankara 1. Sulh Hukuk Mah. 992/841 sayılı kararı ile tesbit edildiğini, bu hasarın davalı idarece karşılanması gerektiğini iddia ederek 33.800.000. TL. zararının olay tarihinden itibaren istenilecek yasal faizi ile birlikte tazminine hükmedilmesini istemiştir.
Dava dosyasının tetkikinden, MSB. Oran Lojmanları 57. Sok. Balkan Apt. No: 11/4 nolu dairede ikamet etmekte olan davacının izinli olarak Ankara dışında bulunduğu sırada 24.6.1992 tarihinde, apartman kanalizasyon sistemindeki bir arıza nedeniyle tuvalet ve banyo süzgeçlerinden taşan pis suların evin içini tamamen doldurduğu ve tüm ev eşyalarının sular altında kaldığı, davacının bilahare haberdar edilmesi üzerine 25.6.1992 tarihinde Ankara Nöbetçi Sulh Hukuk Hakimliğine başvurarak hasar tesbiti isteminde bulunduğu, mahkemece bir bilirkişi marifetiyle yapılan tesbit sonucu 29.6.1992 tarihli bilirkişi raporu ile davacının 33.600.000. TL. tutarındaki ev eşyası (maddi) hasarın olduğunun belirtildiği, davacının 4.11.1992 tarihinde davalı MSB. lığı aleyhine Ankara 24. Asliye Hukuk Mahkemesinde alacak davası açtığı adı geçen mahkemenin 12.1.1993 gün ve 1992/856 Esas, 1993/5 karar sayılı karan ile davanın AYİM'in görev alanına girdiği belirtilerek, davanın görev yönünden reddine karar verildiği, söz konusu kararın 8.3.1903 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, söz konusu karara ilişkin dava dosyasının anılan mahkemece doğrudan davacının istemi üzerine AYÎM'e gönderildiği, Dairemizce 26.5.1993 tarihinde dilekçenin reddine karar verildiği bu karar sonrasında süresinde açılan davada ise Dairemizce 14.7.1993 tarihinde dilekçenin görevli mercie tevdiine karar verildiği, dava dilekçesinin 19.7.1993 tarihinde davalı MSB. lığına tebliğ edilmesini takiben 60 gün içersinde cevap verilmemesi üzerine 15.6.1993 tarihinde ve süresinde aynı istemli bu tam yargı davasının açıldığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu olay bina malikinin sorumluluğu ile ilgili bulunduğundan, bu konudaki doktrin ve yargı kararlarının irdelenmeğinde yarar bulunmaktadır.
Bilindiği üzere, yapı eseri malikinin sorumluluğu Borçlar Kanunun 58 nci maddesinin birinci fıkrasında ifadesini bulan ve kusura dayanmayan bir sorumluluktur.
Kanun Koyucunun, Borçlar Kanununun 58 nci maddesinde öngördüğü hükmün amacı, bozuk yapılan bir yapı eserinden zarar görenlerin, onlara mümkün olduğu kadar dolaysız bir tazmin imkanı sağlamak suretiyle korumaktır. BK. 58 Md. gereğince sorumlu tutulabilecek malik, gerçek kişi veya özel hukuk ya da kamu hukuku tüzel kişisi olabilir. (Bina ve Yapı eseri maliklerinin hukuku sorumluluğu, Nevzat Koç, Dokuz Eylül Üniv. Hukuk Fak. Döner Sermaye işletmesi Yayın No. 10 Ank. 1990, sh. 47).
Bu kusun türünde, tesis veya inşaadaki bozukluk ya da bakım eksikliği malikin bir kusurundan ileri gelmese de, o yine sorumlu tutulacaktır. Bundan çıkan pratik sonuçlar şunlardır.
Malikin yapıdaki eksikliğe sebep olan özensizliği kusur derecesini bulmasa dahi malik yine sorumlu olacaktır.
Malik temyiz kudretine sahip olmasa bile yine sorumlu tutulacaktır.
Yapıdaki bozukluk veya bakım eksikliği, umulmayan bir halden ileri gelmiş olsa da malik sorumludur.
Yapıdaki eksiklik üçüncü bir kişinin (örneğin müteahhitin, mimarın ya da başka bir kişinin) eyleminden ileri gelmiş olsa ve malik onu seçmekte ve ona gözetimde gerekli özeni göstermiş olsa bile, yine sorumlu tutulacaktır. (Kusura dayanmayan sözleşme dışı sorumluluk hukuku, ..............., Ank. 1981, sh. 161H162).
Bina veya yapı eseri malikinin sorumluluğunu bazı yasalar ve mahkeme içtihatları tehlike esasına dayandırmaktadır ve özellikle günümüzde büyük binaların ve başka yapıların, bunlarda kullanılan makinaların (asansör, fabrikalarda sabit makinalar gibi) ve çok sayıda insanın içlerinde toplanmasının (sinemalar, spor ve toplantı salonları, stadyumlar olduğu gibi) bunları tehlikeli kıldığını ileri sürmektedir. Tehlike esasından başka, binalardan yararlananın bunların sebep olduğu zarara katlanma düşüncesi ve bina maliklerinin parasal bakımdan güçlü oldukları, bu yüzden zararı kısmen veya tamamen onlara yüklemenin hakkaniyete uygun olacağı gerekçesi de, buna malikinin sorumluluğunu haklı kılmak için ortaya atılmıştır. (Haluk Tandoğan ağe. sh. 163).
Söz konusu sorumluluğun olumlu şartlan ise şunlardır:
a. Malik okna şartı,
b. Bir bina veya yapı eserinin varlığı,
c. Bina veya başka yapı eserinin yapılmasındaki bozukluktan veya bakımındaki bir eksiklikten bir zararın doğmuş olması (zararın maddi manevi, eşya veya kişiye ilişkin olması gerekir. Yapılışındaki bozukluk, inşaatın fena yapılması, inşaat zamanında benzer işler için başvurulan teknik kurallara uyulmamış olmasını ifade eder. Bakımsızlık veya muhafaza noksanı ise, inşaatın kullanılmaya elverişli ve tehlikeleri önleyecek tarzda muhafaza edilmemesi anlamındadır. Ayrıca zararla yapılmış veya bakım eksikliği arasındaki uygun illiyet bağı olmalıdır).
Yapı eseri malikinin sorumluluğu için öngörülen olumsuz şart ise; zararla yapı ve bakım eksikliği arasındaki illiyet bağının mücbir sebep, zarar görenin kendi kusuru veya üçüncü kişinin kusuru tarafından kesilmemiş olması gerekliliğidir. (Haluk Tandoğan age. sh. 164178).
Her gerçek kişi gibi, yapı eseri maliki olan bir özel hukuk veya kamu hukuku tüzel kişisi de BK. Md. 58'e göre sorumlu olabilir. Türk Hukukunda bazı yasalar, devletin ve diğer kamu tüzel kişilerinin, yalnız özel emlağa giren bina ve yapı eserleri için değil, kamu emlakinden sayılanlar için de SB. Md. 45 ve MK. Md. 656'ya göre sorumluluğunu kabul etmektedir.
Ancak, Yargıtay'ın 11.2.1959 tarih ve 1959/17-15 Esas ve Karar sayılı içtihadı Birleştirme Kararında, (R'G. 11.5.1S59, s. 10202
Amme Kanunları hükümlerince yapılmış olan tesislere bakma ve o tesisi kullanma mükellefiyetleri de yine amme kanunlarından doğan mükellefiyetler olduklarından bu mükellefiyetlere aykırı davranma halleri ve idari karara dayanan fiillerin hiç veya gereği gibi yapılmaması mahiyetini arz ettiğinden dolayı, bunlardan doğan zararlar dahi idari karar ve fiillerden doğan zararlar olduğu cihetle, söz konusu zararların tazmini davaları dahi yukarıda belirtilen kanun hükmünce tam kaza davalarıdır Devlet Karayolları veya Su işleri Umum Müdürlükleri, Belediyeler veya hususi idareler gibi Amme Teşekküllerinin verdikleri kararlar sonunda ve plan projelere uygun olmak üzere tesisler yaptırmış olmaları veya bu tesisleri kullanabilmeleri ve bu tesislere bakmaları sebebiyle fertlerin uğramış oldukları zararların tazminine ilişkin davaların idari davalardan olduklarına... şeklinde belirtilen görüşe de işaret etmek yararlı olacaktır.
Bu kararı, destekler mahiyetteki görüşe göre, 1982 Anayasasının 40/11 ve 129/V nci maddeleri karşısında devletin ve diğer kamu tüzel kişilerinin malik oldukları yapı eserleri yönünden bir ayırım yapmak gerekir. Devlet ve diğer kamu tüzel kişilerinin özel mülkiyetinde bulunan yapıların, bozukluk ve noksanlığının sebep oldukları zararlardan dolayı bu kuruluşlar Bk. Md. 58'e göre sorumludurlar. Buna karşılık hizmet malları (okul, üniversite, hastane, binaları vs. gibi) ile toplumun ortak kullanmasına açık yapı eserleri (yollar, park ve meydanlar gibi) idarenin bir işlemi (kararı) sonunda yapıldığından, bunlardaki yapım ve bakım bozukluk ve noksanlıklarının sebep oldukları zararlardan doğan tazminat talepleri, tam yargı davası niteliğinde olup, sorumluluk kamu (idare) hukuku kurallarına tabidir. (Borçlar Hukuku Genel Hükümler, C. II. Fikret EREN,. Ank. 1986, Sh. 328).
...............'a göre ise; bu içtihadı birleştirme kararından sonra, artık Bk. Md. 58 yalnız özel emlake dahil olan (veya Kitlere ait olan) bina ve inşa eserleri için uygulanacak, sözü geçen hükmün kamu emlakı hakkında uygulanması, sadece idari karara, proje ve plana dayanmaksızın veya bunlara uygun olmayarak yapılan bina ve yapı eserleri için söz konusu olabilecektir. Yine aynı yazara göre, idarenin yaptığı inşaatın sebep olduğu zararın tazmini, idare hukukunda risk kavramının başlıca uygulama alanlarından birini oluşturduğu için, idarenin Bk. Md. 58 yerine, 521 sayılı Danıştay Kanunun 30. maddesinin (B) bendine dayanılarak sorumlu tutulmasının, zarar görenin durumunu pek güçleştirmeyeceği savunulmaktadır. (Haluk Tadoğan, age, sh. 187).
Öğretide bir başka yazar da, kamu malları için Bk. Md. 58'in uygulanabileceğini kabul etmek gerektiğini, ancak söz konusu Yargıtay İBK. dan sonra BK. Md. 58'in kamu mallarının verdiği zararlara uygulanma kararının oldukça azalmış bulunduğunu, Türk Hukukunda idarenin kusursuz sorumluluğu ilkesinin benimsenmesinin, Bk. Md. 58'in kamu malları için uygulama alanının daralmasından doğabilecek sakıncaların ortadan kaldırılması imkanının sağlandığını ifade etmektedir. (Nevzat Koç, age. sn. 125).
Öğretide yer alan yukarıdaki özet görüşlerin ışığında dâva konusuna dönüldüğünde, gerçek anlamda mülkiyeti milli emlake dahil olmakla beraber, fiilen davalı Milli Savunma Bakanlığı bütçesine konulan ödenekle ve davalı idarenin bir birimi olan İnş. Emi. Bşk. lığının denetim ve gözetiminde ihale usulüyle yaptırılıp kabulü yapılan ve yine fiilen MSB. lığına tahsisli ORAN Lojmanlarının alt yapısındaki eksiklik, hatalı yapım ve kusurdan ve (87.2) sayılı MSB. tahsisli konutların bakım onarım ve işletme hizmetleri yönergesine göre gereği gibi bakım ve onarımı yapılmayan binadan doğan bir karar söz konusudur. Davalı MSB. lığı bu binaların bakımı ve onarımı ile işletmesi için özel bir birlik ihdas etmiştir. Tamamen asker kişilerden oluşan bu birliğin yaptığı hizmetin askeri hizmet olduğunda kuşku yoktur. Davacının zararı da davalı idarenin bu askeri ünitesinin üstlendiği askeri kamu hizmetini gereği gibi yerine getirmemesinden doğmuştur. Bu bakımdan davacının zararının BK. 58 nci maddesindeki bina malikinin sorumluluğunun idare hukuku alanındaki yansıması biçiminde uygulanarak kusursuz sorumluluk ilkeleri gereğince davalı idarece giderilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Olay bir, mücbir sebepten değil, olsa olsa umulmadık hal olarak değerlendirilebilecek, ancak önceden tedbir alınsaydı zararsız geçiştirilebilecek kanalizasyon tıkanmasından doğmuştur. Bu bakımdan davalı idarenin zarardan sorumlu tutulamayacağına ilişkin savunmasına itibar edilmemiştir.
Davacı, olaydan sonra, her tedbirli insan gibi Hukuk Mahkemesine başvurarak zararını hakim marifetiyle tespit ettirmiştir. Davalı idare, mahkemenin bu tespitinin yerinde ve fahiş olduğuna ilişkin hiçbir kanıt getirememiştir. Bu nedenle Kurulumuzca davacının uğradığı maddi zararın Ankara 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 992/841 sayılı kararında tespit edilen 33.600.000. TL. olduğu kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle DAVANIN KABULÜ İLE,
1. Davacının uğradığı zarara karşılık 33.600.000. TL. (Otuzüçmilyon altıyüzbin TL.) maddi tazminatın davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
2. Hükmedilen bu tazminata olay tarihi olan 25 HAZİRAN 1902 tarihinden itibaren ödeme tarihine kadar % 30 (YÜZDE OTUZ) Kanuni Faiz YÜRÜTÜLMESİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy