(2709 S. K. m. 157) (1602 S. K. m. 20)
Davacı vekilinin 14 Ocak 1994 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile birlikte 21 Kamyon sahibinin Bir can Nakliyat Şirketi aracılığı ile Kırklareli 33. Piyade Alayından yükledikleri Askeri Mühimmatları gidiş ve dönüşlerinde askeri koruma ile Pervariye teslim etmek üzere anlaşarak mühimmatları Pervariye teslim ettiklerini, Pervaride kamyonlardan 5 tanesine el konarak 200 kadar erin 50 Km. uzaktaki Doğanca Karakoluna götürülmelerinin Jandarma Komanda Alayı Komutanı tarafından istenildiği, davacının itirazına rağmen bu beş aracın erleri Doğancılar Karakoluna bıraktıkları, dönüşte kendilerine koruma verilmediği dönüşün 25 nci kilometresinde pusuda bekleyen bir grup teröristin saldırısına maruz kalarak yaralandığı ve sakat kaldığını, önce tazminat istemiyle Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açtıklarını, dava dilekçesinin görev yönünden reddedilmesi yerine bu kez Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde davayı açtıklarını, idarenin hizmet kusuru sonucu sakat kalan davacının uğradığı 700.000.000 TL. maddi, 200.000.000 TL.' manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınmasını dava ve talep etmiştir.
Davacı önce İçişleri Bakanlığı ile Bir can Nakliyat ye Ticaret adına ................. aleyhine maddi ve manevi tazminat istemiyle ANKARA 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde tam yargı davası açtığı, Anılan Mahkeme 16.12.1993 gün ve 1992/929 Esas sayılı Kararı ile taraflar arasındaki uyuşmazlığın taşıma sözleşmesiyle ilgili olduğunu davalı idarenin özel hukuk kuralına göre sorumluluğunun söz konusu olamayacağını, idarenin hizmet kusuru nedeniyle sorumlu olup olamayacağı idare Hukuku kuralına göre belirleneceğinden davalı bakanlık yönünden tazminat davasının idari yargı yerinde açılması gerektiğinden dava dilekçesinin idari yargı yönünden reddine karar verildiği, bu karar üzerine davalı tarafından vekili vasıtasıyla Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde tam yargı davası açıldığı anlaşılmaktadır.
Anayasanın 157 nci maddesinde askeri Yüksek İdare Mahkemesinin askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesi olduğu, ancak askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olması şartının aranmayacağı belirtilmiş, 1602 Sayılı Yasanın 25.12.1981 günlü ve 2568 Sayılı Yasayla değişik 20 nci maddesinde de aynı hüküm yer almıştır. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bir davaya bakabilmesi için dava konusu idari işlem veya eylemin askeri kişiyi ilgilendirmesi ve askeri hizmete ilişkin bulunması şartlarının birlikte bulunması gerekmektedir. 1602 Sayılı Yasanın değişik 20 nci maddesinde Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunana veya hizmetten ayrılmış bulunan subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman çavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş ve erler ile sivil memurlar asker kişi sayılmaktadır.
Davacı asker kişi olmadığı gibi davada bir işlem yada eylemden kaynaklanan bir zararın tazmini ile ilgili olmayıp sözleşmeden doğan bir zararın tazmini istemini içermektedir.
Bu itibarla açılan davanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevi dışında olduğundan bir kuşku bulunmamaktadır. AYİMin görev alanı dışında kalan davanın Genel İdari Yargıda mı yoksa adli yargıda mı görülmesi gerektiği konusu Kurulumuzca değerlendirilmiştir.
Kamyon şoförlüğü yapan sivil bir şahıs olan davacı, Bircan nakliyat Şirketi aracılığıyla Kırklareli de bulunan 33.Piyade Alay Komutanlığından Siirt Pervari ilçesine gidiş dönüşlerde korunmaları şartıyla mühimmat götürmek üzere anlaştığını, mühimmatı Pervariye götürüp burada bulunan Jandarma Komando Alayına teslim ettikten sonra dönmek istemelerine rağmen adı geçen Alaydaki görevli bazı subaylar tarafından 50 km. mesafedeki Doğancılar karakoluna asker götürmeleri için zorlandıklarını, askeri bırakıp dönerken koruma tedbirleri alınmadığı için pusuya düşürülerek vurulduğunu bu sebeple sakat kaldığını ifadeyle işbu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
İhtilaf, idare ile davacı arasında yapılan taşıma sözleşmesine uyulup uyulmadığı ayrıca iddia olunduğu gibi sözleşme dışına çıkılarak idarenin bazı ajanlarının davacıyı zorlama suretiyle Doğancılar Karakoluna asker taşıtarak fiili yola sebebiyet verip vermediklerinden kaynaklanmaktadır.
İdarenin taraf olduğu her sözleşme idari sözleşme sayılmaz. İdarenin özel hukuk sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıkların çözüm yeri adli yargı, idari sözleşmelerden doğan uyuşmazlıkların çözüm yeri ise idari yargıdır. İdarenin davacı ile yapmış olduğu taşıma sözleşmesi yapılan sözleşmenin belli bir yasada düzenlenmediğini idareye üstünlük ve ayrıcalık tanınmadığı, idarenin akit tarafı belirli bir usule göre belirlenmeyip serbestçe seçtiği göz önünde tutulduğunda yapılan sözleşmenin idarenin özel hukuk sözleşmelerinden olduğu anlaşılmaktadır.
Pervariye gelen araçların bir kısmına idarenin bazı ajanlarının haksız fiili sonucu zorlama suretiyle Doğancılar karakoluna asker taşıtılmış, böylece fiili yol a sebebiyet verilmiş ise, fiili yoldan doğan bütün ihtilafların adliye mahkemelerinde görüleceği öğretide ve uygulamada kabul edilen bir keyfiyettir.
Kurulumuzca, istek fiili yoldan isterse sözleşmeye aykırı davranıştan doğan bir zarar olsun bu zararın tazmini ile ilgili davanın sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, DAVANIN GÖREV YÖNÜNDEN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy