(2709 S. K. m. 138) (818 S. K. m. 41, 49) (1602 S. K. m. 71)
Davacı vekili 26.6.1995 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin P. Uzm. Erbaş olarak görevli iken sözleşmesinin feshedildiğini, açtıkları dava sonucunda fesih işleminin iptaline karar verildiğini, karardan sonra 19.6.1995 tarihinde yeniden sözleşme yapılarak göreve başlatıldığını, ilişiği kesildiği 24.8.1994 tarihinden yeniden göreve başlatıldığı 19.6.1995 tarihine kadarki maaş ve sair özlük haklarının verilmediğini, müvekkilinin madden ve manen uğradığı zararın hükmen tazmini gerektiğini belirterek ödenmeyen maaş vesair özlük hakları toplamı olan 160.000.000. TL. maddi ve 20.000.000. TL. manevi tazminatın yasal faizleri ile birlikte ödettirilmesine karar verilmesini iddia ve talep etmiştir.
Dava dosyasının incelenmesi sonucu: Davacı P. Uzm. Çvş. olarak görevli iken 10.8.1994 tarihli emirle sözleşmesinin feshedildiği, bu işleme karşı açmış olduğu iptal davasının sonucunda AYİM. 1. D.nin 21.3.1995 tarih, Esas No: 1994/1105, Karar No: 1995/321 sayılı kararı ile işlemin iptaline karar verildiği, iptal kararından sonra 19.6.1995 tarihinde davacının yeniden göreve başlatıldığı, davacının görevden uzakta geçirdiği günlere ilişkin olarak özlük haklarının ödenmesi istemine cevap verilmemesi üzerine 160.000.000. TL. maddi ve 20.000.000. TL. manevi tazminat ödenmesi talebiyle süresinde dava açtığı belirlenmiştir.
Davanın esasının çözümü için idari işlemin iptaline ilişkin yargı kararlarının niteliği ile hukuk aleminde doğuracağı sonuçların ne olduğu hususunun bilinmesi ve ortaya konması gerekmektedir, iptal kararlan kökeninde yargı kararlarıdır. Bu kararla, işlemin doğumu anında hukuki sonuç yaratma niteliğinden yoksun olduğu ve haliyle hukuka aykırı bulunduğu saptanarak, hukuk aleminde yaşam ve geçerliliğine son verilmiştir. Hem de geçmişe yönelik olarak. Diğer bir anlatımla; sakat işlem, geri yürür bir biçimde ortadan kaldırılmıştır. Sakat işlemi ortadan kaldıran iptal kararıyla, sakat işlemden önce hukuka aykırı bulunmayan hukuki duruma dönülerek, bir bakıma sakat işlem hiç tesis edilmemiş bir konum yaratılmıştır, işlemi iptal eden, ortadan kaldıran karar yargı kararı olduğu için, Anayasa'nın 138/son maddesi hükmüne göre, yasama, yürütme organları ile idari makam ve mercileri bağlıyacağı kuşkusuzdur, iptal kararlarının bu genel sonuçları karşısında davacının konumunun değerlendirilmesi gerekmektedir. Hakkında tesis edilen uzman erbaşlık sözleşmesinin feshi işlemi AYİM 1. D.nin söz konusu kararıyla iptal edildiğine göre; artık iptal edilen işlemin hiçbir geçerliliği kalmamış, hukuki varlığı, doğum tarihi olan 1.8.1994 tarihinden itibaren sona ermiş bulunmaktadır, iptal kararıyla, tesis edildiği tarihten başlayarak ortadan kalkan işlem, hiç tesis edilmemiş gibi kendisinden önceki hukuki durum aynen avdet edecektir. Şu hale göre, 24.8.1994 tarihinde Silahlı Kuvvetlerle ilişiğinin kesilmesi sonucu doğuran ve buna dayanak oluşturan işlem iptal edilmekle, davacının görevden ayrılışı fiilen gerçek olsa bile, hukuken ara vermeksizin görevde kaldığını kabul etmek zorunluluğu vardır. Haliyle, Silahlı Kuvvetler'den ilişiğinin kesildiği 24.8.1994 tarihindeki statü ve konumuna aynen döneceği, bu tarihten tekrar göreve başladığı 19.6.1995 tarihine kadarki evre de statü ve konumunu koruyacağı, hizmetle hiç ilişkisi kesilmemiş gibi işlem görerek, zaman içindeki iyileşmelerde dahil özlük haklarını alması gerekecektir. Bu nedenlerle, hakkındaki işlem iptal edildiğine ve ilişiğinin kesildiği tarihteki hukuku avdet ettiğine göre davacıya 24.8 1994 - 19.6.1995 tarihleri arasında ödenmeyen özlük haklarının zaman içindeki iyileştir melerde gözetilerek ödenmesi gerekir. Alınan ara kararlarına verilen cevaba göre; davacının bu süre içerisinde ödenmeyen aylık vs.nin toplamı: 95.660.000. TL. tutmaktadır. Dolayısıyla bu miktarın davacıya maddi tazminat olarak ödenmesine, fazlaya ilişkin işlemin reddine karar verilmiştir. Öte yandan izah edilen nedenlerle; davalı idarenin konuya ilişkin savunmalarına itibar olunmamıştır. Davacı tarafından yasal faiz uygulanması istenildiğinden; dava tarihi olan 26.6.1995 tarihinden itibaren geçerli olarak faiz uygulanmasına karar verilmiştir.
Davacı ayrıca, haksız işlem sebebiyle uğradığı üzüntüye karşılık olarak 20.000.000. TL. manevi tazminat verilmesi talebinde bulunmuştur, idarenin manevi tazminatla sorumlu tutulabilmesi için ağır kusur niteliğinde bir kusuru bulunması gereklidir. Bilindiği üzere, kamu hizmetinin duraksamaksızın yürümesi bir dizi ve devamlı surette tesis edilecek idari işlemlere ve yapılacak idari eylemlere bağlıdır, idari işlemler yapılırken idare ajanının hatalı işlem tesis etmesi olasılığı ise her zaman vardır, icraatı olmayanın hatası da olmaz sözü bilinen bir keyfiyettir, idarenin kamu hizmetini yürütürken olası hatalarından dolayı sorumlu tutulabilmesi ancak ağır hizmet kusuruna bağlıdır, idareyi manevi tazminatla sorumlu tutabilmek içim davacının şahsına yönelik, kişilik haklarına ağır bir tecavüzün bulunması gereklidir. Davacı TSK. nde Uzm. Çvş. olarak görevli iken, bahis konusu iptal kararında da açıklandığı üzere; hukuka aykırı bir işlemle sözleşmesi feshedilerek ilişiği kesilmiştir. Bu sonucun doğmasında, davacının bir katkısı olmayıp, idarenin hukuki düzenlemelere aykırı davranmış olması hali bahis konusudur. Dolayısıyla, idarenin fesih işleminde ağır bir kusuru olduğu, tesis ettiği işlemle davacıyı toplum içerisinde kötü bir imaja sürüklediği kabul edilerek uğramış olduğu manevi zarara karşılık olarak 5.000.000. TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. Yerleşik uygulamamız ve hükmedilen manevi tazminat miktarının karar verildiği tarihe göre belirlenmesi nedeniyle bu miktara ayrıca faiz uygulanması mümkün bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle;
Davacıya 95.660.000. TL. (Doksanbeşmilyon altıyüz altmış bin lira) maddi tazminat ödenmesine, bu miktara dava tarihi olan 26.6.1995 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, maddi tazminat olarak hükmedilen miktarın fazlasına ilişkin kısmın REDDİNE,
Davacıya 5.000.000. TL. (Beşmilyon lira) manevi tazminat ödenmesine, bu miktara faiz uygulanmasına yer olmadığına, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
1602 sayılı yasanın 71 nci maddesi gereğince yargılama giderlerinin davalı idareye yüklenilmesine, bu meyanda 188.100. TL. (Yüzseksensekizbin beşyüz lira) başvurma harcı ve davacının peşin yatırmış olduğu 1.620.000. TL. (Birmilyon altıyüzyirmi bin lira) nisbi harcı ile 150.000. TL. (Yüzellibin lira) posta giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, ayrıca dava tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, 10.066.000. TL. (onmilyon altmışaltı bin lira) nisbi vekalet ücretinin de davalı idareden alınarak davacıya VERİLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy