(657 S. K. m. 232) (211 S. K. m. 77, 116) (2709 S. K. m. 125) (1602 S. K. m. 21)
Davacı tarafından verilerek 27 Ocak 1995, 29 Mayıs 1995 tarihlerinde kayda geçen dava ve ikinci dilekçeleri ile duruşmada özetle; görev yaptığı ünitenin 24 saat faaliyet gösterecek şekilde dizayn edildiğini, faaliyete geçirildiği ilk dönemde vardiya usulü çalışma sisteminin uygulandığını ve zaman zaman arızalar meydana geldiğini, çalışma usulüyle ilgili amirine bir müracaat dilekçesi verdiğini, bunda çalışma sistemindeki usulsüzlükleri, nöbet uygulamasındaki adaletsizlikleri dile getirdiğini, ilk amirinin dilekçe ile kendisinin şikayet edildiğini belirterek, üst amire vermesi gerektiğini belirttiğini, aylık çalışma saatleri toplamının normal de çalışma saatleri toplamını aştığını ve bir aylık 344.5 saat çalışma durumunda kaldığını, ilk dilekçesi üzerine vardiya sisteminden vazgeçildiğini ve yerine nöbet görevi usulünün ikame edildiğini, buna göre TSK. de görevli Askeri ve Sivil Personellin Günlük Çalışma Yönergesi (30-3) ile İç Hizmet Yönetmeliğinin 718 nci maddeleri esaslarına göre hizmetin yürütüleceğinin öngörüldüğünü, böylesi bir uygulamanın mağduriyetine neden olduğunu ve işlemin hukuka aykırı bulunduğunu iddia ederek, iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli devlet memurudur. Devlet Memurları Kanununun 232 nci maddesinde, Türk Silahlı Kuvvetlerinde çalışan memurlara uygulanmayacak hükümler belirtilmiş, bu bağlamda; Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu ve Yönetmeliğinin, Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanununun ve bunlar hakkında bunun yürürlükte bulunan diğer mevzuatın uygulanmasını sağlamak bakımından Türk Silahlı Kuvvetlerinde çalışan sivil memurlar, sözleşmeli ve geçici personel ile işçiler hakkında bu Kanunun, Çalışma Saatleri hakkındaki 99 ncu, günlük çalışma saatlerinin tespiti hakkındaki 100 ncü, günün 24 saatinde devamlılık gösteren hizmette çalışına saat ve usulünün tespiti hakkındaki 101 nci, fazla çalışma ücreti hakkındaki 178 nci, görevden uzaklaştırmaya yetkilileri sayan 138 nci maddelerinin uygulanmayacağı dile getirilmiştir.
Görüldüğü gibi TSK. de görevli sivil memurların, devlet memuru statüsünde olmalarına karşın, askeri hizmetin gereklilikleri ve gereksinmeler nedeniyle, özellikle çalışma koşulları bakımından, 657 Sayılı Kanunda çalışma usul ve esaslarının düzenlendiği hükümlere tabi bulunmayacakları vurgulanarak, bu yönü itibariyle tamamıyla askeri mevzuata tabi olacakları hükme bağlanmıştır.
211 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun 116 ncı maddesinin (d) bendinde : Sivil personelin Silahlı Kuvvetlerde gördükleri hizmetlerin hususiyetleri gözönüne alınarak bu kanunun 77 nci maddesi gereğince nöbet hizmetlerine sokulabilirler denilmektedir. Aynı hükmün, İç Hizmet Yönetmeliğinin 718 nci maddesinin (d) bendinde yinelendiği görülmektedir.
TSK. Görevli Askeri ve Sivil Personelin Günlük Çalışma Saatleri Yönergesi (30-3)'nde, personelin haftalık ve günlük çalışma saatlerinin düzenleneceği açıklanmış, kapsamla ilgili 2 nci maddesinde, Yönergenin TSK. nin kıta, karargah ve askeri kurumları ile buralarda görevli Subay, astsubay, askeri memur, uzman çavuş, uzman jandarmalar ve TSK. İç Hizmet Kanununun 115 ve 116 ncı maddelerine tabi sivil personeli kapsayacağına işaret edilmiştir.
Yönergenin tanımları düzenleyen 3/d maddesinde sivil personel; 211 Sayılı TSK. İç Hizmet Kanununun 115 ve 116 ncı maddelerine tabi olan devlet memuru, sözleşmeli personel ve geçici personeldir (işçi statüsünde olanlar hariç) şeklinde tanımlanmıştır.
Keza 4 ncü maddede: a. Hangi görev yerinde olursa olsun haftalık çalışma süresi genel olarak 40 saattir. Bu süre Cumartesi ve Pazar günleri tatil olmak üzere düzenlenir, b. Normal günlük çalışma 8 saatten az olamaz, c. Cumartesi ve Pazar günleri tatil günleridir, d. Gece eğitimi, tatbikat ve manevralarda geçen normal çalışma saatleri dışındaki süreler ile nöbet hizmetlerinde geçen çalışma saati dışı süreler, 40 saatlik çalışma süresinden sayılmaz, e. Görev yerine geliş ve gidişte geçen süreler çalışma saatine dahil edilmez hükmü öngörülmüştür.
Dava dosyasında mevcut 1994 yılı Ekim, Kasım ve Aralık aylarına ait Devlet Memurları Vardiye Listesinden davacının Ekim 1994'de; saat 08.00'de başlayıp ertesi günü saat 08.00'de sona erecek şekilde onbir kez vardiye nöbetine girdiği, beş günde 08.00/17.00 arası normal mesai yaptığı, bu ayda 11 x 24 = 264 saat + 5 x 8 = 40 saat = 304 saati bulacak şekilde, Kasım 1994'de sekiz kez vardiye nöbetine girdiği, altı gün normal mesai yaptığı bu ayda toplam : 240 saat olmak üzere, 1 Aralık 1994 ile 15 Aralık 1994 (dahil) tarihleri arasında üç kez vardiye nöbetine girdiği ve dört gün normal mesai yaptığı, 16 Aralık 1994 tarihinden itibaren nöbet usulü çalışmaya geçildiğinden 31 Aralık 1994 tarihine dek beş kez 24 saat esasıyla nöbet tuttuğu, dört gün normal mesai yaptığı 1994 Aralık ayında toplam 256 saat çalıştığı saptanmıştır. Saptanan aylık çalışma süresinin Yönergenin 4 ncü maddesinde belirtilen 40 saatlik haftalık çalışıma süresinin çok üzerinde olduğu söylenebilir. Ancak bunların yine Yönergenin 4/d maddesinde ifade edilen ve 40 saatlik haftalık çalışma süresinden sayılmayacak nöbet ve vardiye görevinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
Davacının davayı açmakla: nöbet usulü çalışmayı öngören işlemlerin iptali ile mevzuata uygun şekilde çalışmaya karar verilmesini sağlamaktan ibarettir. Bir nebze yukarıda da değinildiği gibi, davacının çalışma saatleri aylık toplamı itibariyle bölündüğünde haftalık ve hatta günlük çalışma saatleri toplamını geçecek biçimde çalıştırıldığında kuşku bulunmamaktadır. Ancak bunun, görev yaptığı birliğin Buhar/Isı merkezinin günün yirmidört saatinde hiç durmadan hizmet verecek olmasından ileri geldiği de bir gerçektir.
İdare Aksaz Deniz Üs K.lığı Buhar Merkezinde verilecek hizmetin, hangi nitelikte kaç personel, ne gibi araç, gereçle yürütüleceğini planlayıp, kamu hizmetinin kadrosunu belirleme hak ve takdir yetkisine sahiptir. İdare kamu hizmetinin gereksinme duyduğu personel ile araç ve gereci hem sayısal ve hem de nitelik bakımından belirlemek ve hizmete göre teşkilatlanıp, organize olmak durumundadır. Aksaz Deniz Üs K.lığı Buhar Merkezinin TMK. sında, İşletme Teknisyeni unvanıyla teknik hizmetler sınıfında dört sivil memur kadrosu verildiği görülmektedir. Kadronun tamamına atama yapıldığı ve dört sivil memurun halen görevde olduğu anlaşılmaktadır. Kadroda mevcut sayısal azlığın görevin yürütülmesinde bazı sorunlara neden olduğu maddi vakıa olarak şahit ise, idarenin kendi işlerliği içinde sorunu ele alıp hizmetin daha sağlıklı yürütülmesini sağlamak amacıyla kendi yöntemleri ile çözümlemesi gerekir. Her hangi bir kamu hizmetinin personel veya araç gereç kadrosunun hizmetin kaç kişi ile ve ne gibi araçlarla yürütüleceğinin saptanması, idari yargının görev ve yetki alanı dışında olup, tamamıyla hizmet gereklerine göre idare tarafından idari takdir ve ölçülerle belirlenmesi gereken bir husustur.
Nitekim 1982 Anayasasının 125/4 nci maddesinde; yargı yetkisinin, idari eylem ve işlemlerin hukuki uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği ön görülmüş, aynı hükme 1602 Sayılı Kanunun 21 nci maddesinin 2 nci fıkrasında da yer verilmiştir.
Herhangi bir kamu hizmetinin yürütülmesinde o hizmet için önceden belirlenecek kadrolarda gösterilen personel sayısının hizmetin yürütülmesine yeterli olmaması gibi hallerde, sorun mevcut kadroların çoğaltılması veya diğer bazı idari önlemlerin ikamesi suretiyle idarece çözümlenebileceğine göre, personel sayısındaki azlık gerekçesiyle personel kadrosunun hizmetin gerektirdiği miktara çıkarılması hususunun yargısal bir karara konu yapılması hukuken olanaklı bulunmadığı gibi kamu hizmetinin aralıksız biçimde sürdürülmesinin gerekliliği karşısında, davacının günlük ve haftalık çalışma saatlerinden fazla çalıştırıldığından bahisle işlemin iptaline, karar verilmesi, idarenin takdir yetkisini kaldıran ve idari işlem niteliğinde karar verilmesi anlamına geleceğinden, böylesi bir kararın Anayasanın 125/4 ve 1602 sayılı Kanunun 21/2 nci maddeleri ile bağdaşırlığı söylenemez.
Bu nedenlerle davacının öne sürdüğü iddialar, kabule değer bulunmayarak reddedilmiştir.
Açıklandığı üzere yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy