(2709 S. K. m. 125)
Davacılar vekilinin 30 Eylül 1994 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile savunmaya karşı verdiği ve 26 Aralık 1994 tarihinde kayda geçen cevap layihasında; J.Komd.Onb.Ramazan Karaca'nın operasyon sırasında 3.2.1994 tarihinde çığ altında kalarak şehit olduğunu, davacıların olaydan dolayı çok büyük üzüntü duyduklarını, uğranılan zarara karşılık davalı kurumun ödemiş olduğunu bildirdiği tazminatın yetersiz olduğunu, küçük yaştaki davacı kardeşin olaydan üzüntü duymamasının düşünülemeyeceğini davacı anne baba için ayrı ayrı 150.000.000.'er TL. maddi 50.000.000.'er TL. manevi davacı kardeşler için ayrı ayrı 20.000.000.'er TL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınması istemi ile işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden J.Onb. Ramazan Karaca'nın Hakkari İl Jandarma K.lığı emrinde askerlik hizmetini yaptığı sırada 3.2.1994 tarihinde operasyon esnasında çığ düşmesi sonucu şehit olduğu anlaşılmıştır.
Davacıların yakının arazide operasyon görevi sırasında çığ düşmesi sonucu mücbir sebep teşkil eden bir doğa olayı nedeniyle şehit olduğu maddi bir vakıadır. Mahkememizin yerleşmiş kararlar ile idarenin yükselen standardı gözetilerek, mücbir sebep teşkil eden doğa olaylarının varlığına rağmen idarenin sorumluluğu yoluna gidilmektedir. (Dairemizin 29 Mart 1995 tarih ve 1993/538 Esas 1995/320 karar sayıl kararı ve birçok kararı). Olayın cereyan ettiği anda müteveffanın operasyon görevi ile görevli olmasının idarenin sorumluluğu için yeterli bir neden oluşturacağından, idarenin kusursuz sorumluluğunun bulunduğu açıktır. Müteveffanın görevli bulunduğu esnada bu doğa olayına maruz kalarak şehit düşmesinde, her halükarda askeri görevin sebep ve etkisi bulunmakta, bunun doğal sonucu olarak da idarenin sorumluluğuna yol açan bir illiyet bağının mevcut olduğu görülmektedir. Dolayısıyla ortada mücbir sebep teşkil eden bir doğa olayı (çığ düşmesi) mevcut olmakla beraber öğretide bu yönde gelişen görüşler ve Mahkememizin evvelki istikrarlı kararları gözetilerek ve idarenin yükselen standardı da gözönüne alınarak, davacıların uğradıkları zararların kusursuz sorumluluk esasına göre davalı idarece karşılanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Mahkememizin yerleşmiş içtihatlarına göre T.C.Emekli Sandığı Gn.Md.lüğünce olay sebebiyle bağlanan aylıklar ve ödenen tütün ikramiyeleri davacıların tesbit edilen maddi zararlarından düşüldüğünden, maddi tazminat isteyen davacı anne ve babaya aylık bağlanıp bağlanmadığı sorulmuş, T.C.Emekli Sandığı Gn.Md.lüğünün 29 Mayıs 1995 gün ve 73.477.041 sayılı yazılarından davacı baba Mustafa Karaca'ya Genel Müdürlüğün 13.5.1994 tarih ve 49039 sayılı işlemi ile 1.3.1994 tarihinden itibaren 2.551.000.TL. vazife malûllüğü aylığı bağlandığı, aylığın 1.10.1994 tarihinde 3.517.000.TL. ye yükseltildiği, bilahare davacı anne Hasibe Karaca'nın da aylık bağlanmasın istemesi üzerine 1.1.1995 tarihinden itibaren anneye de aylık bağlanması nedeniyle baba ve anneye 2.077.000'er TL. aylık tadili yapıldığı bu aylıkların 15.4.1995 tarihinde 2.884.000.'er TL'ye yükseltildiği, 1994 yılı için babaya 10 aylık 10.925.000.TL. tütün ikramiyesi ödendiğinin bildirildiği görülmüştür.
2330 Sayılı Kanun gereğince 13.5.1994 tarihinde anne ve babaya ayrı ayrı 124.325.000.'er TL. nakdi tazminat ödenmiştir. Aynı Kanunun 6 ncı maddesi gereğince ödenen bu nakdi tazminat nakdi tazminatı alanların maddi ve manevi zararlarının karşılığı olduğu her türlü şüpheden varestedir.
Davacı anne ve babanın maddi zararlarının tesbiti için re'sen seçilen bilirkişinin tanzim ettiği 5.9.1996 tarihli bilirkişi raporunun tetkikinden davacı anne ve babanın maddi zararlarının bağlanan aylık ve ödenen tütün ikramiyeleri ile çok fazlasıyla karşılandığından maddi tazminat hakedişlerinin bulunmadığı, ayrıca davacı anne ve babanın ayrı ayrı 222.541.750.'er TL. nakdi tazminat yararı sağladıkları anlaşılmıştır.
Taraftara tebliğ edilen bilirkişi raporuna davacılar vekilince, olay tarihindeki asgari ücret değil 1.8.1996 tarihindeki asgari ücretin esas alındığını müteveffanın olay tarihindeki gelirinin raporda belirtilenin çok üzerinde olduğu, nakdi tazminata faiz hesaplamasının yanlış olduğu, Yargıtay'ın 6.3.1978 tarih 1/3 sayılı inançları birleştirme kararı gereğince T.C.Emekli Sandığınca bağlanan aylıkların maddi zarardan düşülmemesi gerektiği yolunda itirazda bulunulmuş ise de, bilirkişi raporunun incelenmesinden SSK. Diyarbakır Sigorta Müdürlüğünün bildirdiği sigorta primlerine göre sigorta primlerinin ödendiği dönemdeki asgari ücret üzerinden o dönemdeki asgari ücretin 1,61 katı olduğu bulunup, 1.8.1996 tarihinde yürürlüğe giren asgari ücretin yürürlük tarihinden itibaren ise bu asgari ücretin 1,61 katı gelir elde edeceği kabul edilerek hesaplama yaptırılması, Mahkememizin yerleşmiş içtihatlarına göre ödenen nakdi tazminatın yasal faizle faizlendirildiği, kaldı ki, faizlendirmeden her bir davacıya ayrı ayrı nakdi tazminatın yasal faizle faizlendirildiği, kaldı ki, faizlendirmeden her bir davacıya ayrı ayrı 124.325.000.'er TL. nakdi tazminat ödendiği bu ödenen nakdi tazminatın emsal olaylarda takdir edilen miktardan fazla olması, Yargıtay'ın bahsedilen içtihadının T.C.Emekli Sandığı iştirakçisi olan kişiler için uygulandığı, halbuki bizim olayımızda müteveffanın T.C.Emekli Sandığı iştirakçisi olmadığı ve sırf bu olayın meydana gelmesi nedeni ile davacı anne babaya vazife malûlü aylığı bağlandığından, Mahkememizin yerleşmiş kararlarıyla bağlanan vazife malûllüğü aylığı ve ödenen tütün ikramiyeleri davacıların maddi zararlarından düşüldüğünden davacılar vekilinin itirazlarına itibar olunmamıştır.
Mahkememizin yerleşik içtihatlarına, Mahkememizce kabul edilen kıstaslara ve ilmi verilere uygun bulunan bilirkişi raporu doğrultusunda tatbikat yapılarak davacı anne ve babanın maddi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Bilirkişi raporunda da anlaşılacağı gibi davacı anne ve babanın maddi zararları sadece bağlanan vazife malûllüğü aylığı ödenen tütün ikramiyeleri ile çok fazlasıyla karşılandığından her iki davacının da maddi tazminat hakedişleri bulunmamaktadır. Ayrıca davacı anne ve babanın ayrı ayrı sağladıkları 222.541.650.'şer TL. nakdi tazminat yararları bu iki davacının manevi zararlarının karşılığı olarak kaldığı ve maddi tazminat hesabında dikkate alınmadığından ve davacıların manevi zararlarının karşılığı olarak kalan bu nakdi tazminat yararları Mahkememizin emsal olaylarda takdir ettiği manevi tazminat miktarından fazla olduğundan davacı anne ve babanın manevi tazminat istemlerinin de reddine karar verilmiştir.
Davacı kardeşlere olay sebebiyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ızdıraplarım kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Davacılar vekili manevi tazminatlara olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesini talep etmiş ise de, Kurulumuzca bu ölüm olayı nedeniyle takdir edilen manevi tazminat miktarları paranın karar sırasındaki alım gücü esas alınarak tesbit edildiğinden davacılar vekilinin olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi yolundaki talebinin reddi cihetine gidilmiş, ancak takdir edilen manevi tazminat miktarlarına karar tarihi olan 29 Kasım 1996 tarihinden ödeme tarihine kadar %30 yasal faiz yürütülmesine karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1- Bilirkişi raporu uyarınca ve ödenen nakdi tazminat dikkate alınarak davacı anne Hasibe Karaca ile davacı baba Mustafa Karaca'nın maddi ve manevi tazminat istemlerinin REDDİNE,
2- Takdiren ve istemlerine bağlı kalınarak davacı kardeşler Necati Karaca ile Ayşe Karaca'ya ayrı ayrı 20.000.000.'ar TL. (yirmişermilyon) manevi tazminat VERİLMESİNE,
3- Hükmedilen manevi tazminat miktarlarına olay tarihinden karar tarihine kadar faiz yürütülmesi yolundaki isteminin Reddine, ancak karar tarihi olan 29 Kasım 1996 tarihinden ödeme tarihine kadar %30 (yüzdeotuz) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
4- Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarfedilen 2.000.000.TL. bilirkişi ücretinin davacılar üzerinde BIRAKILMASINA,
5- Davacılar tarafından peşin yatırılan 4.052.000TL. (Dörtmilyonelliikibin TL.) haracın istek halinde davacılara İADESİNE,
6- Davalı idare harçtan muaf olduğundan davalı idare aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
7- Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarfedilen 1.230.000.TL. (Birmilyonikiyüzotuzbin TL.) posta pulu giderinin davalı idareden alınarak davacılara VERİLMESİNE,
8- Hükmedilen manevi tazminat miktarlarına davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince hesap edilen 3.150.000.TL. (Üçmilyonyüzellibin TL.) avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacılara VERİLMESİNE,
9- Dava duruşmalı görüldüğünden reddedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarına davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince hesap edilen 12.900.000.TL. (Onikimilyondokuzyüzbin TL) avukatlık ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye VERİLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy