(2709 S. K. m. 125)
Davacının vekili tarafından verilerek 15 Temmuz 1994 tarihinde kayda geçen dava ile davalı idarenin savunması üzerine verilen ikinci dilekçe özetle; İstanbul Levazım Maliye Okulu Destek Kıtaları Komutanlığında askerlik görevini yapmakta iken, 11 Ağustos 1993 günü nöbet hizmetine hazırlık için Bölük silahlığında teçhizatını kuşanmakta olan davacının, nöbetten dönen ve bir erin zimmetindeki tabanca ile oynamakta olan Lv. Tğm. ..................'in tedbirsizliği dikkatsizliği sonucu silahın ateş almasına neden olması yüzünden yaralanarak, sağ gözünden sakat kaldığını, olayın hizmet anında ve ajanın kusurlu eyleminden doğduğunu, davacının maddi ve manevi zararlarının davalı idare tarafından karşılanması gerektiğini iddia ederek, 500.000,000. TL. maddi, 200.000.000. TL. manevi zararın faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
İstanbul Levazım Maliye Okulu Destek Kıtaları Komutanlığında askerlik görevini yapmakta iken davacının, 11 Ağustos 1993 günü Saat 14.00 nöbetine hazırlanmak üzere Birlik silahlığında teçhizatını kuşandığı sırada Er ..................'a zimmetli Kırıkkale yapısı tabancayı kontrol etmekte olan Lv. Tğm. ..................'in tedbirsizliği ve dikkatsizliği sonucu ateş almasına neden olduğu, silahtan çıkan mermi ile yaralandığı, tetkik ve tedavileri sonrasında GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Sağlık Kurulunun 11 Kasım 1993 gün ve 5815 sayılı raporuyla Enükleasyon ameliyatlısı tanı ve D/9 P l Askerliğe Elverişli Değildir. kararı verildiği, sağ gözünde bubus o cull mevcut olmadığı, protetik göz olduğu, görmesinin P seviyesinde bulunduğu, dava dosyasındaki belgelerden kanıtlanmıştır.
Olayın kamu hizmetinin ifası sırasında meydana geldiği ve olayda davacının hiçbir kusurunun bulunmadığında taraflar mutabık olup, bu hususta taraflar arasında bir uyuşmazlık söz konusu değildir.
İdarenin eylemlerinden dolayı tazminle sorumlu tutulabilmesi için, tazmini gereken bir zararın bulunması, zararı doğuran eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zarar ile eylem arasında nedensellik, illiyet bağının bulunması gerekir. Nedensellik bağının kesilmiş sayılması için, zararın tümüyle idare tüzel kişiliğine ve hizmete yabancı unsurlardan doğması şarttır.
Devlet adına kamu hizmeti yürüten idarenin halin icaplarına ve gereksinmelere göre, hizmeti devamlı ve en iyi şekilde topluma arz etmesi, hizmeti yürütürken kimsenin zarara uğramamasını sağlamak amacıyla gerekli önlemleri alması zorunludur. Bu zorunluluğun gereği gibi yerine getirilmemesi hizmetin amacına uygun biçimde işlemediğimi yeterli önlem alınmadığının açık bir kanıtıdır.
Olay günü Lsv. Tğm. ..................'in silahlıkta davacının ve o mahalde diğer kişilerin bulunduğunu gözeterek, Er ..................'ın zimmetinden alınacak Kırıkkale yapısı silahı, başka bir ortamda kontrol etmesi, silahı canlı hedeflerin bulunduğu yerde kontrol etmemesi gerekli iken hizmet icaplarıyla bağdaşmayacak biçimde silahı canlı hedeflerin bulunduğu yönde kontrol sırasında dikkatsizliği ve tedbirsizliği ile ateş almasına, davacının başından yaralanmasına neden olduğu anlaşılmaktadır. Ajanın idarenin yürüttüğü hizmetin bir parçası olduğu, bunun hizmetin yapısal özelliğinden kaynaklandığı, bir başka ifade ile ajanı idarenin yürüttüğü hizmetten ayırmanın olanaklı bulunmadığı düşünüldüğünde, hizmetin iyi ve sağlıklı şekilde işlemediği, hizmetin yürütülmesi işlemi üstlenen ajanın silahı, güvenlik kurallarına uygun olarak kontrol etmediği, hizmette tedbirsiz ve dikkatsiz, bir diğer ifade ile kusurlu davrandığı, davalı idarenin ajanı bu kabil hizmetler için yeterince eğitilmediği görülmektedir. Doğan zararları davalı idarenin hizmet kusuru ilkeleri uyarınca karşılaması gerekmektedir.
Davacının olay nedeniyle uğradığı gerçek maddi zararının ne olduğunun saptanması için bilirkişi incelemesi yaptırılması zorunlu bulunmuştur. Olay nedeniyle davacıya T. C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 19 Mart 1996 gün ve B.07.1.EMİS,0.10.01,01/72.937.02ö sayılı yazılarıyla, /1 Ocak 1994'den itibaren 3.642.000. TL. Türk Silahlı Kuvvetleri Vazife malûllüğü aylığı bağlandığı, aylığın l Nisan 1994 de 4.104.000. TL. ye, l Temmuz 1994'de 5.069.000. TL. ye, l Ocak 1995 tarihinde 5.879.000. TL. ye, 1 Nisan 1995 de 6.632.000. TL. ye, 15 Nisan 1995 de 8.308,000. TL. ye, 15 Kasım 1995 tarihinde de 15.299.000. TL. ye yükseltildiği, ayrıca 1994 yılı için 8.379.000. TL., 1995 yılı için 17.735.000. TL. tütün ikramiyesi ödendiği açıklanmıştır.
Sakat kalmadan önce T. C. Emekli Sandığı iştirakçisi olmayan davacıya devletçe sağlanan yararların zararından indirilmesi gerekmektedir.
Davacının sakatlık derecesi Sosyal Sigortalar Sağlık işlemleri Tüzüğüne göre % 34,2 oranındadır.
Askere gitmeden önce davacının sigortalı olduğu ve ancak asgari ücretle çalıştığı saptanmıştır.
Eldeki bu verilere göre davacının gerçek maddi zararının belirlenmesi için re'sen seçilen bilirkişi tarafından 17 Haziran 1996 günlü raporda, davacının maddi zararlarının, sağlanan maddi yararlarla ve 2.652.101.166. TL. fazlasıyle karşılandığı, maddi tazminat hak edişi bulunmadığı bildirilmiştir.
Taraflara tebliğ edilen ve davacı vekili tarafından itiraz edilen bilirkişi raporuna karşı davacının marangoz olması gibi mesleki özelliği dikkate alınmadan, ömür boyu asgari ücretli kabul edilerek zarar hesabı yapıldığı, vasıflı olmasının göz ardı edildiği ileri sürülmüş ise de, yapılan araştırma sonucu davacının asker edilmeden önce ancak asgari ücret seviyesinde gelirinin olduğu saptanmış ve bu gelirinin ileriki yıllarda artışları esas alınarak hesap yapıldığı görülmekle ileri sürülen itirazlar kabule değer bulunmamış, bilirkişi raporu Mahkememizce kabul edilen kıstaslara ve ilmi verilere uygun bulunmuştur.
Davacının sağ gözünü kaybetmesi nedeniyle duyduğu ve ömür boyu duyacağı acı ve ızdırabını kısmen de olsa karşılamak amacıyla uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Davacıya vazife malûllüğü aylığı, T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü Yönetim Kurulunun 25 Ocak 1996 tarih ve 131 sayılı kararı üzerine, 28 Şubat 1996 gün ve 43986 sayılı işlemi ile davanın açıldığı 15 Temmuz 1994 tarihinden çok sonra bağlanabilmiştir. Davanın açıldığı tarihte böyle bir desteğe sahip bulunmayan ve tazmine esas maddi bir zararının varlığını düşünerek davasını açmak iradesiyle hareket eden davacı aleyhine, maddi tazminat isteminin reddi nedeniyle avukatlık ücretine hükmedilmemiştir.
Davacının vekili faiz uygulamasının başlangıcıyla ilgili bir tarih öngörmeksizin, salt zararlarının faiziyle tazminini talep etmekle, iş bu isteminin davanın açıldığı tarihten itibaren faiz isteminde bulunduğu yolunda kabul edilmiş, bununla birlikte Mahkememizce hükmedilen manevi tazminat miktarı, paranın karar tarihindeki alım gücü esas alınarak tespit edildiğinden, davacının davanın açılma tarihinden itibaren faiz uygulanması ile ilgili istemi reddedilmiş, manevi tazminata karar tarihinden ödeme tarihine kadar olan süre için yasal faiz uygulanmasına karar verilmiştir.
Açıklandığı üzere;
1- Bilirkişi raporu uyarınca davacının maddi zararı sağlanan maddi yararlarla ve fazlasıyla karşılandığından, maddi tazminat isteminin REDDİNE,
2- Davacıya takdiren 100.000.000. TL. (yüzmilyon Lira) manevî tazminat verilmesine, fazlaya ilişkin isteminin REDDİNE,
3- Hükmedilen manevi tazminata dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte tazmini yolundaki davacı isteminin reddine, ancak karar tarihi olan 10 Temmuz 1996 tarihinden ödeme tarihine dek % 40 (yüzdeotuz) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy