(1076 S. K. m. 3, 8) (1632 S. K. m. 30, 32, 37) (1111 S. K. m. 5)
Davacı vekili 25 Ocak 1995 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde, davacının cezaevi idaresine isyandan dolayı iki yıl hapis cezasına mahkum olup cezasının infaz edildiğini, Mart 1994 tarihinde er olarak askere alındığını, 4 yıllık fakülte mezunu olması sebebiyle 9 aylık kısa dönem askere alındığım zanneden davacının dokuz aylık sürenin sonunda terhis edilmediğini, oysa askerlik kanunu ve yedek subaylar Kanununa göre terhis edilmesinin gerektiğini iddia ederek yüksek okul mezunu olmasına rağmen kısa dönem askerlik hizmetinden yararlandırılmayarak 18 aylık er statüsüne tabi tutulmasına ilişkin işlemin iptalini istemiştir.
Davacının, cezaevi idaresine karışı ayaklanma suçundan Bursa 2 nci Asliye Ceza Mahkemesinin 23 Ekim 1990 tarih ve 1990/190 Esas, 1990/ 480 Sayılı Kararı ile iki yıl hapis cezasıyla cezalandırılıp cezasının infaz edildiğine ilişkin konuda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
1076 Sayılı Yedek subaylar ve Yedek Askeri Memurlar Kanununun 8 nci maddesinin (a) bendi Türk Silahlı Kuvvetlerinde subaylıktan çıkarılmayı gerektiren bir suçtan mahkum olmayı yedek subaylığa engel hallerden biri olarak belirlemiştir. Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli 'bir subayın, hangi suçlardan ve ne kadar süreli ceza aldığı takdirde subaylıktan çıkarılacağı Askeri Ceza Kanunun 30 ve 32 nci maddelerine gösterilmiştir. 32 nci madde ve taksirli suçlar hariç olmak üzere bir seneden fazla hapis cezasına mahkumiyet subaylıktan ihraç sebebi olarak kabul edilmiştir. Yine Askeri Ceza Kanunun 37 nci maddesinde umumi mahkemelerce subay ve yedek subaylara ceza verilmesi halinde askeri feri cezaların bir mahkeme hükmüne gerek kalmadan idarece resen uygulanacağı hükme başlanmıştır.
Bu hükümlerden davacının yedek subay adayı olarak değil er statüsünde askere sevk edilmesinin hukuka aykırı olmadığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan, 1076 Sayılı Yedek subay ve Yedek Askeri Memurlar Kanununun 3 ncü maddesine göre dört yıl ve daha fazla süreli yüksek öğretim kurumlarından mezun olup askerliğe elverişli olanlar ve yedek subay olmaya engel hali bulunmayanlar yedek subay olabilmektedir. Ancak yedek subay olmaya engel hali bulunmayan yükümlü sayılı Silahlı Kuvvetlerin ihtiyaç duyduğu yedek subay miktarından fazla ise yükümlünün istekli olup olmadığı, öğrenimi, Silahlı Kuvvetlerin ihtiyacı, teste katılıp katılmamış olması gibi hususlar nazara alınarak seçim yapılmakta ihtiyaç fazlası olanlar askerliklerini er erbaş olarak yerine getirilebilmekte bunların askerlik süresi de 1076 sayılı kanunun 3 ncü maddesinde belirlenen yedek subaylık süresinin yarısı kadar olmaktadır.
Görüldüğü gibi, yedek subaylık hizmetine tabi tutulması gereken kişi ihtiyaç fazlası olduğu için yada seçime katılmadığı için er olarak sevk edilmişse yedek subaylık hizmet süresinin yarısı oranında askerlik yapmaktadır. Bu nedenle kısa dönem hizmete tabi tutulacak yükümlüde, öncelikle yedek subay olabilme şartı aranacaktır. Yedek subay olabilme şartını taşımayan kişiler ise 1111 sayılı kanunun 5 nci maddesinin 1 nci fıkrası uyarınca 18 aylık er olacaklardır.
Davacı da mahkumiyet sebebiyle yedek subaylığa hak kazanamadığından kısa dönem askerlik hizmetinden yararlanamamıştır. Bu bakımdan davacının 9 aylık hizmetinden sonra terhis edilmeyerek 18 aylık askerlik hizmet süresine tabi tutulmasında da hukuka aykırı bir cihet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle dayanaktan yoksun bulunan DAVANIN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy