(1111 S. K. m. 2, 10, 12) (211 S. K. m. 2)
Davacının vekili tarafından verilerek 15 Şubat 1995 günü kayda geçen dava, 14 Mayıs 1995 günü kayda geçen ek, idarenin savunması üzerine verilen ikinci dilekçeler ile duruşmada özetle: 02 Haziran 1972 doğumlu olan davacının, 25 Mart 1989 tarihinde Bulgar makamlarınca askere alındığını, 17 Nisan 1989 günü yemin ettiğini, 25 Mayıs 1989'da terhis edildiğini, iki ay fiili hizmet gördükten sonra kalan hizmeti için bedel ödediğini, Askerlik cüzdanının Türkçe tercümesinden bu durumun açıkça anlaşıldığını, davacının 1989 yılında ailesiyle birlikte muhacir statüsünde Türkiye'ye geldiğini ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün 1989-238-3941 sayılı dosyası ile Türk Vatandaşlığına geçtiğini, 1111 Sayılı Askerlik Kanununun 2 nci maddesinin 10 ncu fıkrasının amir hükmü uyarınca, eski memleketinde askerlik görevi yaptığı ve bedel ödediği esas alınarak yedekliğe geçirilmesi gerektiğini, oysa davalı idarece 18 yaşını tamamlamadan Türkiye'ye gelenlerin askere alınması gerektiği belirtilerek, davacı hakkında kanuna aykırı işlem tesis edildiğini, zira davacıya uygulanacak kanunun 2 nci maddesi 10 ncu fıkrasının açık olduğunu, 18 yaşından küçük iken askere alınması ve geri kalan hizmeti için bedel ödemesinin davacıya ait bir kusur olmadığını, resmen durumunun kanıtlandığını, ayrıca 1111 Sayılı Askerlik Kanununun hiçbir yaş sınırı öngörmeden Bulgaristan'da askerlik yapan ve bedel ödeyenlerin yedeğe geçirileceği hükmünü amir bulunduğunu, ibraz edilen resmi belgeler karşısında işlemin hukuka aykırı olarak tesis edildiğini, bu belgelerin Bulgar makamlarınca düzenlenmiş, sahih belgeler olduğunu iddia ederek işlemin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacının yürütmenin durdurulmasına ilişkin istemi Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesinin 26 Nisan 1995 gün ve E. 1995/212 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
02 Haziran 1972 doğumlu olan davacının, Bulgaristan'dan 06 Temmuz 1989 günü göçmen statüsünde ailesiyle birlikte Türkiye'ye giriş yaptığı, sonradan Türk Vatandaşlığını kazandığı, göç ettiği tarihte henüz 17 yaşında olması ve Bulgaristan'da o yaşta askerlik yapmadığı esas alınarak, askerlik çağına girdiği tarihten itibaren, asker alma işlemlerinin kayıtlı bulunduğu Ankara-Sincan Askerlik Şubesi Başkanlığınca başlatıldığı, İlçe İdare Kurulunun 25 Haziran 1992 gün ve 12/446 sayılı kararı ile askerliğine karar verildiği, davacının Türkiye'ye göç etmeden önce Bulgaristan'da 25 Mart 1989, 25 Mayıs 1989 tarihleri arasında, Rusçuk'ta 64170 Nolu Bölükte temel askerlik eğitimi yaptığına, göç nedeni ile geri kalan hizmeti karşılığında bedel ödediğine ilişkin 27 Mart 1989 gün ve Seri: 083234 sayılı Bulgaristan Milli Savunma Bakanlığınca düzenlenmiş Askerlik Cüzdanını ibrazla, Bulgaristan'da askerlik görevini yaptığından Türkiye'de muvazzaflık hizmetinden muaf tutularak, yedeğe geçirilmesini istediği, isteminin kabul edilmemesi üzerine işbu davayı açtığı dava dosyası ve ara kararı ile getirtilen askerlik şubesi şahsi dosyasında mevcut belgelerden anlaşılmıştır.
1111 Sayılı Askerlik Kanununun 12 nci maddesinde, askerlik çağı, muhacirlerin askerlik çağı, bunların başlangıcı, yaş, tahsil ve Türkiye'ye geliş durumlarına göre haklarında yapılacak işlemler açıklanmıştır.
Maddenin ikinci fıkrasında Muhacirlerin askerlik çağlarının başlangıcı, geldikleri yılda nüfus kütüklerine geçen yaşlarına ve bu esasa göre hesap olunur.
Nüfus doğum kağıtlarında doğumlarının ay ve günü yazılı olmayanların doğum günleri yılın Temmuz'unun birinci günü sayılır. denilmiştir.
Aynı maddenin birinci fıkrasında ise askerlik çağının, yirmi yaşına girilen senenin Ocak ayının birinci gününden başlayarak, 41 yaşına girilen senenin Ocak ayının birinci gününde biteceği öngörülmüştür.
Maddenin 9 ncu fıkrası Eski memleketlerinde askerlik ettiklerini veya bunun yerine bedel verdiklerini tevsik edenler tekrar muvazzaf hizmete tabi tutulmayıp yaşıtları yerli erbaş ve erler ile yedeğe geçirilirler... hükmünü içermektedir.
Kanunun 10 ncu maddesinin 10 ncu bendinde Türkiye'ye girdikleri tarihte yirmi iki yaşını doldurmuş veya geldikleri memlekette askerlik yapmış oldukları anlaşılan Türkiye Cumhuriyeti uyruğuna girmiş göçmenler asker edilmezler. yolundadır.
Bu arada davalı Milli Savunma Bakanlığı, Bulgaristan'dan göç ederek gelenlerin askerlikleri ile ilgili sorunları çözümlemek, Kanunun uygulanışında Türkiye genelinde birlik ve beraberlik sağlamak amacıyla 24 Ekim 1985 gün ve ASAL.: 0526-46-85 Er.İşl.Ş.Özel İşl.Sb. sayılı prensip emrini yayınlamıştır. Emirde;
a. Yurda geldiği tarihte 22 yaşını doldurmuş olanlar Türkiye'de muvazzaflık hizmetine alınmadan yedekliğe geçirilecektir.
b. Yurda geldikleri tarihte 18 yaşını tamamlamamış olanlarla, yurda geldiklerinde 19-22 yaşında olup ellerinde sadece (Leva alınmıştır.) şeklinde belgesi olanlar derhal askere sevkedileceklerdir.
c. Yurda geldikleri tarihte 19-22 yaş arasında bulunanlardan, ellerinde (askerliğini yapmış) veya (Askerliğini yapmış Leva ödemiş) şeklinde belgesi bulunanların Bulgaristan'da askerliğini yapmış kabul edilerek, 1111 Sayılı Askerlik Kanununa göre yedeklik statüsüne geçirilecektir.
d. Durumları (b) ve (c) fıkralarında durumları açıklanan yükümlülerin 10 Ocak 1983 tarihinden sonra, şahsi teşebbüsleri ile Bulgaristan makamlarından almış oldukları belgeler kabul edilmeyecektir... maddelerine yer verilmiştir.
Görüldüğü üzere yasal düzenlemede göçmen statüsünde Türkiye'ye gelenlerden 22 yaşını doldurmuş olanlar ile geldikleri ülkede askerliklerini yapmış olduklarını ya da, bunun yerine bedel verdiklerini kanıtlayanların Türkiye'de askerlik hizmetine tabi tutulmayıp yaşıtları yerli erbaş ve erler ile birlikte yedeğe geçirilecekleri vurgulanmaktadır. Yasa kuralı, 22 yaşını dolduran ve daha yukarı yaş grubunda olanlar ile geldikleri ülkelerde muvazzaflık hizmetini yapan veya bu hizmet karşılığında bedel ödeyenleri Türkiye'de askerlik hizmetinden muaf saymaktadır.
Burada tartışılması önemli görülen nokta, geldikleri ülkede askerlik yükümlülüğünü yaptığını ya da yerine bedel ödediğini belgeleyen herkesin, yaşı ve bulunduğu yaşa göre bedeni yetenekleri ne olursa olsun kanunun sağladığı ayrıcalıktan (muafiyetten) yararlanıp yararlanmayacağıdır.
Bilindiği üzere 211 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun 2 nci maddesinde askerlik: Harp sanatını öğrenmek ve yapmak yükümlülüğü.... olarak tanımlanmıştır. Harp sanatını öğrenmek ve yapmak yükümlülüğü, bu yükümlülüğe tabi olacak kişilerin bedeni ve akli yetileri bakımından gelişmiş, belli bir olgunluğa ve düzeye ulaşmış olmalarını gerekli kılar. Onun içindir ki, ülkeler askerlik yükümlülüğünü düzenleyen kurallarda, bu yükümlülüğe tabi kişilerin belli bir yaşa gelmelerini, bedence (fiziken) aklen (zihni melekeleri) gelişmiş, kısacası sağlıklarının bu hizmeti yapmaya elverişli olmalarını koşul saymışlardır. Nitekim 1111 Sayılı Kanunun 2 nci maddesinin ilk fıkrasında, askerlik çağının, yirmi yaşına girilen senenin Ocak ayından başlayacağının öngörülme nedeni budur. Keza Bulgaristan'dan göç edenlerin askerlik sorunlarının çözümlenmesi için yayımlanan davalı Milli Savunma Bakanlığına ait 24 Ekim 1985 gün ve ASAL.: 0526-46-85 Er. İşi. Ş. Özel İş. Sb. sayılı emirde de, 19 ve daha yukarı yaş grubunda olanlar hakkında düzenleme getirilmek istenmesinin asıl nedeni, belli bir yaştan aşağıda olanların bu hizmeti gereği gibi yerine getiremeyecekleri öngörü ve gerçeğidir.
Davacı doğum tarihi itibariyle Türkiye'ye göç ettiğinde 17 yıl 1 ay ve 4 günlüktür. Bulunduğu yaş dilimi itibariyle, geldiği ülkede temel askerlik eğitimine tabi tutulduğunu ve geri kalan hizmeti karşılığında bedel (Leva) ödediğini belgelemesi yeterli bir kanıt sayılarak, Türkiye'de muvazzaflık hizmetinden ayrıcalıklı tutulmasına esas alınabilir mi? sorusuna karar yerinde yanıt aranmalıdır.
Yukarıda bir nebze değinildiği gibi, belli bir yaşın ikmali ve sağlık koşullarına sahip olunması askerlik hizmeti için hem önemli ve hem de gereklidir. Henüz 17 yaşında olan bir kişinin muvazzaflık hizmeti yapmaya elverişli bir yaş sınırına ulaştığı söylenemez. O nedenle Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesinin 10 Ocak 1996 gün ve E. 1995/212 sayılı ara kararı ile, davacının Bulgaristan'dan Türkiye'ye göç etmeden önce Rusçuk'ta 64170 No. lu Bölükte 25 Mart 1989-25 Mayıs 1989 tarihleri arasında temel askerlik eğitimini yapıp yapmadığı, geri kalan hizmeti karşılığında bedel ödeyip ödemediği Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla araştırılmış, Dışişleri Bakanlığından alınan 06 Mayıs 1996 gün ve Sofya BE.CK-200 sayılı, 28 Kasım 1996 gün ve Sofya BE.CK-400 sayılı mesaj yazılarında özetle: Bulgar makamları nezdinde gerekli girişimlerde bulunulduğu, Bulgar Askeri Arşivinde yapılan araştırmada davacının adına rastlanmadığının bildirildiği, kaldı ki Bulgaristan'da askerlik yaşının asgari 18 olduğu, davacının askerlik görevini yapmadan Türkiye'ye göç ettiği açıklanmıştır.
Bulgaristan iç hukukunda askerlik hizmetine tabi tutulma yaşı 18 olarak öngörüldüğüne göre 18 yaşını ikmal etmeden, daha 17 yıl, 1 ay, 4 günlük iken göçmen statüsünde Türkiye'ye göç eden davacının, göçten önce Bulgaristan'da yükümlülüğünü yaptığı ve bedel ödediği kabul edilemez. Bulgaristan makamlarından alınan ve bu ülke Büyükelçiliğimizce Mahkememize ulaştırılan bilgiler de varılan bu yargıyı doğrulamaktadır. Şu halde göre, göçün hemen arifesinde temel askerlik eğitimi yaptığına ve geri kalan hizmeti karşılığında bedel (Leva) ödediğine ilişkin belgenin davacıya, Türkiye'de Milli Savunma kuvvesine dahil edilmemesi ve bu yolun Bulgaristan makamlarınca gelir getirici bir kaynak olarak kullanılmak istenmesi gibi salt politik amaçla verildiği sonuç ve kanısıyla, sözü edilen belgeye itibar edilmemiştir.
Davacının Bulgaristan'da temel askerlik eğitimi yaptığı ve geri kalan hizmeti için bedel (Leva) ödediği kesin olarak kanıtlanamamıştır. Büyükelçiliğimiz aracılığıyla Bulgaristan makamlarından alınan yanıt karşısında davacının sunduğu belgenin ve yükümlülük yaptığının Leva ödediğinin kabulü olanaksızdır. Bu durumda 1111 Sayılı Kanunun 2 nci maddesinin buyrultucu ve bağlayıcı 9 ncu fıkrası hükmü uyarınca, davalı idarenin davacıyı muvazzaflık hizmet süresinden muaf saymaması ve yaşıtlarıyla birlikte yedeğe geçirilmemesi yolunda işlem tesis etmesinde hukuka aykırılıktan sözedilemez. O yüzden işlem yetki, şekil, neden, amaç ve konu unsurları yönünden hukuka uyarlı bulunmuş, davacının öne sürdüğü iddialar kabule değer görülmemiştir.
Açıklandığı üzere, yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy