(1632 S. K. m. 9) (2709 S. K. m. 72, 129) (211 S. K. m. 14) (1136 S. K. m. 164) (818 S. K. m. 41, 43, 47, 49)
Davacılar vekilinin 14 Eylül 1994 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile savunmaya karşı verdiği ve 12 Aralık 1994 tarihinde kayda geçen cevap layihasında; J.Er Aydın Canay'ın Siirt Jandarma Bölge K. lığı emrinde askerlik görevini yaptığı sırada 27.7.1993 tarihinde Atğm. Sinan Diker tarafından verilen emir nedeniyle balık tutmaya çalışırken elektrik çarpması sonucu öldüğünü, Atğm. Sinan Diker'in verdiği emirden dolayı mahkum olduğunu, davacı anne babaya maaş bağlanmadığını, zarara idarenin ajanın verdiği emrin sebep olduğunu bu nedenle zararın idare karşılanması gerektiğini davacı anne babanın destekten yoksun kaldığını tüm davacıların büyük üzüntü duyduklarını davacı anne baba için ayrı ayrı 200.000.000.'ar TL. maddi, 100.000.000. TL. manevi davacı kardeşler için ayrı ayrı 25.000.000.'er TL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınması istemi ile işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Olayı müteakip yapılan adli tahkikat ve yargılama sonunda 2 nci Tak.Hv.K.K.lığı Askeri Mahkemesince verilen 12.5.1994 tarih ve 1994/250-200 esas ve karar sayılı gerekçeli hükmün tetkikinden, Siirt Jandarma Bölge K.lığı Kezar Karakol Komutanı olan sanık Sinan Diker'in 26.7.1993 günü dört eri kamelyaya toplayarak ertesi günü terhis olacak asteğmenlerin vedaya geleceklerini ve bu sebeple iki ere pasta ve limonata yapmasını Yüksel Gecegiden ve Aydın Canay'a dereden elektrik ile balık tutmalarını emrettiğini bunun üzerine 27.7.1993 günü erlerin balık tutma için dereye giderek kabloları Aydın Canay'ın elektrik hattına bağlayarak dere kenarına indikleri birisinin elektrikli kabloyu diğerinin elektriksiz kabloyu tuttuğu, böylece bir miktar balık tuttukları Yüksek Gecegiden'in balıkları tenekeye koyarak yürüdüğü sırada Aydın Ganay'ın elektrikli kablo ile birlikte nehire girdiği ve diğer kabloyu da suyun içine bıraktığı ve böylece Aydın Canay'ı elektriğin çarptığı Aydın'ın ALLAH diye bağırdığını duyan Yüksel'in koşarak kabloyu koparıp Aydın'ın yanına koştuğu olay yerine gelen diğer erlerin yardımı ile Aydın Canay'ın nehirden çıkarıldığı ve elektrik çarpması sonucu öldüğü sanığa çaya hiçbir suretle girilmeyeceğine ve balık tutulmayacağına dair emrin tebliğ edildiği, sanığın emir hilafına Aydın Canay'a elektrikle balık tutması için emir verdiği ve böylece sanığın büyük zararlar doğuran emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği sabit bulunarak As.C.K. 9/1 maddesi gereğince bir yıl altı ay hapis cezası ile cezalandırıldığı görülmüştür.
Yukarıda izah edilen olayın askeri hizmetle ilişkisi olmadığı akla gelebilirse de, müteveffanın Anayasanın 72 nci maddesince vatani görevini ifa etmekte olan bir yükümlü er olması İç Hizmet Kanununun 14 ncü maddesi hükmü gereğince astın amirine mutlak surette itaate, aldığı emri de vaktinde yapmaya mecbur olduğu, J.Astğm. Sinan Diker'in müteveffa er Aydın Canay'ın amiri olduğunun saptanması ve verilen emrin mesai günü mesai saatleri içinde karakol komutanı olan sanık Atğm.nin emri üzerine hemen bitişiğinden geçen nehirde uygulanacak biçimde verilmesinin verilen bu emrin adli ve askeri bir suç maksadını ihtiva eden bir fiile müteallik olduğunun müteveffa Er Aydın Canay'ın bilmesi ve emre karşı koyması ve emri yerine getirmemesinin düşünülemeyeceği, bu nedenle emrin hizmetle bütünleşmediği, hizmetle ilişkisi bulunmadığı, hizmetin amacına yabancı düştüğü ileri sürülemeyeceğinden ölüm olayının hizmetin sebep ve tesiri ile ve hizmetin içerisinde meydana geldiğinin ölüm olayı ile askeri idari eylem arasında nedensellik bağı bulunduğunun kabulü gerekmektedir.
Olayın başlangıcı, meydana gelmesi ve oluş biçimi değerlendirildiğinde, davalı idarenin yürütmekte olduğu askeri hizmetin gereği gibi işlemediği görülmektedir.
Olaya sebebiyet veren Astğm. Sinan Diker'in askeri mahkeme kararı ile sübuta ermiş bulunan kusurlu eylemleri karşısında Anayasanın 129 ncu maddesinin memurla ve diğer kamu görevlerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları kendilerine rucü edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak ancak idare aleyhine açılabilir hükmü gereğince davacıların uğradığı tüm zararların hizmetin sahibi davalı idarece karşılanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Başsavcılık düşüncesinde müteveffanın elektrik hattında bağlı elektrik yüklü kablo ile suya girilmeyeceğini düşünmemesinin müteveffanın müterafik kusuru olarak değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, müteveffanın böyle bir olayı emir nedeniyle ilk defa yapması bir anlık dalgınlığı nedeni ile olayın meydana geldiği değerlendirilerek Başsavcılığın iddiasına itibar edilmemiş, olayda müteveffanın müterafik kusurunun bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Olay sebebiyle davacılar herhangi bir yarar sağlamamışlardır. Davacı anne ve babanın maddi zararlarının tesbiti için re'sen seçilen bilirkişinin 24 Mart 1997 tarihinde tanzim ettiği bilirkişi raporunun tetkikinden davacı anne Şenay Canay'ın 453.981.692. TL davacı baba Faruk Canay'ın 196.869.185. TL. maddi tazminat hakedişlerinin bulunduğunun bildirildiği anlaşılmıştır.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna davalı idarece, olayda davalı idarenin kusurlu veya kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı, davacı anne ve babanın destek olabilecek başka erkek evlatları bulunduğu hususlarında itirazda bulunulmuş ise de, yukarıda açıklanan gerekçeler nedeniyle davalı idarenin olaydan sorumlu olduğu ve bilirkişi raporu tetkik edilirse hesaplamanın davacı anne ve babanın başka destekleri de bulunduğu belirtilerek bu durumdaki kıstas ve yüzdeler üzerinden hesaplama yapıldığından davalı idarenin itirazlarına itibar edilmemiştir.
Mahkememizin yerleşmiş içtihatlarına Mahkememizce kabul edilen kıstaslara ve ilmi verilere uygun bulunan bilirkişi raporu doğrultusunda tatbikat yapılmış ancak davacı anne Şenay Canay'ın istemine bağlı kalınmıştır.
Tüm davacılara olay sebebiyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ızdıraplarını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla uygun miktarlarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiş, ancak istemlerine bağlı kalınmıştır.
Davacılar vekili tazminatlara da olay tarihinden itibaren faiz yürütülmesini talep etmiş ise de; Kurulumuzca davacılara takdir edilen manevi tazminat miktarları paranın karar sırasındaki alım gücü esas alınarak tesbit edildiğinden davacılar vekilinin olay tarihinden itibaren faiz yürütülmesi talebinin reddi cihetine gidilmiş, ancak takdir edilen manevi tazminat miktarları için karar tarihi olan 11 Haziran 1997 tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiz yürütülmesine karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1- Bilirkişi raporu uyarınca davacı baba Faruk Canay'a 196.870.000. TL. (Yüzdoksanaltımilyonsekizyüzyetmişbin TL.) maddi tazminat verilmesine, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
2- Bilirkişi raporu uyarınca ve istemine bağlı kalınarak davacı anne Şenay Canay'a 200.000.000. TL. (İkiyüzmilyon TL.) maddi tazminat VERİLMESİNE,
3- Takdiren ve istemlerine bağlı kalınarak davacı baba Faruk Canay ile davacı anne Şenay Canay'a ayrı ayrı 100.000.000.'er TL. (Yüzermilyon TL.) manevi tazminat VERİLMESİNE,
4- Takdiren ve istemlerine bağlı kalınarak davacı kardeşler Arzu Canay ile Serdar Canay'a ayrı ayrı 25.000.000.'er TL. (Yirmibeşermilyon TL.) manevi tazminat VERİLMESİNE,
5- Hükmedilen maddi tazminat miktarlarına müteveffanın yeniden gelir elde edeceği kabul edilen 1 Eylül 1994 tarihinden ödeme tarihine kadar %30 (Yüzde otuz) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
6- Hükmedilen manevi tazminat miktarlarına olay tarihinden karar tarihine kadar faiz yürütülmesi yolundaki taleplerinin reddine, ancak hükmedilen manevi tazminat miktarlarına karar tarihi olan 11 Haziran 1997 tarihinden ödeme tarihine kadar %30 (Yüzde otuz) yasal FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE,
7- Davacılar tarafından peşin yatırılan 5.929.000. TL. (Beşmilyondokuzyüzyirmidokuzbin TL) harcın istek halinde davacılara İADESİNE,
8- Davalı idare harçtan muaf olduğundan idare aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
9- Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarfedilen 3.000.000. TL. (Üçmilyon TL.) bilirkişi ücretinin davalı idareden alınarak davacılara VERİLMESİNE,
10- Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarfedilen 2.155.000. TL. (İkimilyonyüzellibeşbin TL.) posta pulu giderinin davalı idareden alınarak davacılara VERİLMESİNE,
11- Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarına davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince hesapedilen 20.437.400. TL. (Yirmimilyondörtyüzotuzyedibindörtyüz TL.) avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacılara VERİLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy