(2709 S. K. m. 125)
Davacıların vekili tarafından verilerek 9 Kasım 1994 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile davalı idarenin savunmasına karşılık verilen ikinci dilekçede özetle; Şemdinli Taktik Alay Komutanlığında görevli olan davacıların yakını J. Astsb. Kd. Ovş. Fatih Karakılınç'ın Yüksekova ilçe sinde bulunan şahsi eşyalarını getirmek için birlik Komutanlığından izin aldığını, arkadaşı Astsubay Ceyhan Engin'den ödünç aldığı özel otomobile 16 Eylül 1993 günü Yüksekova'dan dönerken, Yüksekova - Yeniköprü Karayolunun 21 nci kilometresinde bölücü PKK terör örgütüne mensup teröristlerce yolu kesilerek öldürüldüğünü, kullanımında olan araçla birlikte araçta bulunan şahsi eşyalarının yakıldığını, eşyaları arasında 35.000.000. TL. değerinde müzik setinin de bulunduğunu, şahsi tabancasının gasp edildiğini, yakınlarının ölümü nedeniyle davacıların unutulmak acı ve elem duyduklarımı davacı baba ve annenin çocuklarının desteğinden mahrum kaldıklarını, özel oto bedelinin aracın sahibine davacı baba Burhanettin Karakılınç tarafından ödendiğini, araç bedelinin tazmini için davalı idareye yaptıkları başvurunun reddedildiğini, bağlanan aylık ve ödenen nakdi tazminatın davacıların tüm zararlarını karşılamaktan uzak kaldığını, teröristlerin yaktığı özel araçla ilgili zararın tazmini yönünden davalı idarenin usul yönünden ileri sürülen itirazın yerinde olduğunu, ancak diğer zararları idarenin karşılaması gerektiğini iddia ederek, davacı baba Burhanettin Karakılınç için 750.000.000 TL. maddi, 50.000.000. TL. manevi, davacı anine için 50.000.000. TL. manevi davacı kardeşler için 25.000.000'şer TL. manevi tazminata karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Şemdinli Taktik Jandarma Sınır Alay Komutanlığında görevli J. Astsubay Kıdemli Çavuş Fatih Karakılınç'ın şahsi eşyalarını getirmek için birlik komutanından izin alarak Yüksekova'ya gittiği, arkadaşı Astsubay Ceyhan Engin'den ödünç aldığı araçla 1 Eylül 1993 günü dönüşü sırasında Yüksekova - Yeniköprü Karayolunun 21 nci kilometresinde yolun bölücü terör örgütü PKK militanlarınca kesildiği, kullanımında olan arkadaşına ait aracın yakıldığı ve kendisinin vurularak şehit edildiği, müteveffanın davacı babası tarafından Astsubay Ceyhan Engin'e ait aracın 185.000.000. TL. olan bedelin ödenmesi için yaptığı başvurunun içişleri Bakanlığının 29 Temmuz 1994 gün ve AD. Muş.: 1994-233/3315 - 1994 F. T. HUK. İŞ sayılı işlemi ile reddedildiği, bu işlemin davacı baba Burhanettin Karakılınç'a 2 Ağustos 1994 tarihinde tebliğ edildiği, davacıların maddi ve manevi zararlarının tazmini istemlerine ilişkin 2 Ağustos 1994 günlü başvurularına davalı idare tarafından süresi içinde yanıt verilmemesi üzerine 9 Kasım 1994 tarihinde iş bu davanın açıldığı dava dosyasında mevcut belgelerden anlaşılmıştır.
Davanın esasına girilmeden önce, Astsubay Ceyhan Engin'e ait olup müteveffa Astsubay Fatih Karakılınç'ın kullanımında iken teröristlerce yakılan aracın bedelinin tazmini için acılan davanın süresinde açılmadığına ilişkin davalı idare itirazının tartışılması usul açısından gerekli görülmüştür.
16 Eylül 1993 tarihinde bölücü tenor örgütü militanlarınca yakıldığı sabit olan özel otomobilin 135.000.000 TL. olduğu iddia edilen bedelinin tazmini istemiyle, davacı baba Burhanettin Karakılınç tarafından davalı idareye başvurulmuş, davalı idare bu istemi 29 Temmuz 1994 gün ve AD. Muş.: 1994-233/315-1994 F.T. HUK. İŞ Sayılı işlemi ve reddetmiş, red işlemi davacıya 2 Ağustos 1994 tarihinde tebliğ edilmiştir.
1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 43 ncü maddesinde, tüm yargı davalarının açılma süresi gösterilmiş ve idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların haklarının yerine getirilme isteklerinin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliği tarihinden altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren altmış gün içinde tam yargı davasını açabilecekleri hükme bağlanmıştır.
Davacı babanın özel otomobilin yakılması sonucu uğradığı zararın tazmini istemi reddedilerek red işlemi 2 Ağustos 1994 günü bizzat kendisine tebliğ edildiğine göre, tam yargı davasını bu tarihten itibaren işlemeye başlayan altmış günlük dava açma süresi içinde, engeç 1 Ekim 1994 tarihine kadar açması gerekirken, dava açma süresini geçirdikten sonra 9 Kasım 1994'de kayda geçen dava dilekçesi ile açtığı kanıtlanmakla, otomobilin yakılması sonucu uğranılan zararın tazminine yönelik davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerekmektedir.
Davacıların, yakını olan J. Astsb. Kd. Çvş, Fatih Karakılınç'ın izin alarak Yüksekovadaki eşyalarını getirmek için birliğinden ayrıldık tan sonra dönüşü sırasında teröristlerce yolu kesilerek şahit edildiğinde ve hatta olayın kamu hizmetinin ifasından dolayı meydana geldiğinde taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Müteveffa Silahlı Kuvvetler Mensubu olup, emniyet ve asayişin sağlanması görevi ile vazifelendirilmiş olması nedeniyle, salt ifa ettiği bu görevden dolayı şehit edildiğinde bir kuşku bulunmamaktadır. Olay nedeniyle davacı anne ve babaya 2330 sayılı kanun uyarınca nakdi tazminat ödenmesi ve T.C. Emekli Sandığı Kanununa göre vazife malûllüğü aylığı bağlanmış olması Astsubay Fatih Karakılınç'ın vazifeden dolayı şehit edildiğinin gösterge sidir.
Her ne kadar ölümü doğuran olayın meydana gelmesinde davalı idarenin herhangi bir kusurundan söz edilemez ise de, Silahlı Kuvvetlerin mensubu olarak ifa ettiği görevler dolayısıyla şehit edilen kamu ajanının ölümü nedeniyle doğan zararın, kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca davalı idarenin sorumlu tutulması gerekir.
İdarenin hukuki sorumluluğu için; bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir olması, zararla eylem arasında nedensellik bağının bulunması yeterlidir, ölüm olayının davacıların yakınının Silahlı Kuvvetlere mensup birisi olarak OHAL Bölgesinde emniyet ve asayişin sağlanmasında görevlendirilmiş olması nedeniyle bu durumu bilen teröristlerce gerçekleştirilen eylem sonucunda meydana geldiği ve Astsubay Fatih Karakılınç'ın salt ifa ettiği kamu görevi yüzünden öldürüldüğü cihetle fiil ve sonuç ilişkisinin idareye yüklenebilir özellikte olduğu değerlendirilmiştir, ölenin vazife gereği görev mahalline gidiş için yolculuk ettiği aracın kamu aracı yada özel araç olmasının sorumluluk açısından bir önemi bulunmamaktadır.
Bilindiği gibi son yıllarda Güneydoğu ve Doğu Anadolu'da yoğunlaşan terör eylemleri sebebiyle Anayasanın 120 nci maddesine göre bazı illeri kapsayan olağanüstü hal ilan edilmiş, bu olağanüstü hal uygulaması sırasında çok sayıda güvenlik görevlileri ve askeri kişi şehit olmuştur.
Anayasanın 125 nci maddesinde idare kendi eylem işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür şeklindeki hüküm, son yıllarda gerek mahkememiz gerekse diğer yargı organları tarafından geniş yorumlanmakta, idarenin Anayasa ve yasalardan aldığı yetkilerle ve kamusal yöntemlerle yaptığı hizmetlerden, bu hizmetlerin kurulması ve işletilmesinden doğan bireysel nitelikli zararlarla idare ajanlarının verdiği zararlar, hatta üçüncü kişilerin bu hizmetle ilgili eylemlerinin doğurduğu zararların idarece giderilmesi gerektiği kabul edilmektedir. Bu suretle idarenin sorumluluğu kusurlu davranış nedenini aşarak kusursuz sorumluluk hallerini de kapsayan bir genişlik kazanırken diğer yandan zarar verici eylemi yapanla idare arasında bir ilişkinin bulunmadığı, bazı haller de dahi idarenin sorumlu tutulması kabul edilmektedir. Böylece öğretide ve yargı kararlarında idarenin eylemlerinden dolayı sorumluluğu, mücbir sebep ve idarece alınacak tedbirlerle giderilmesi mümkün olmayan umulmadık haller dışında kabul edilmektedir.
Devletin terör hareketlerine karşı giriştiği faaliyet savaş hali sayılmadığı ve dolayısıyla mücbir sebep olarak nitelendirilmediğinden, bu faaliyetler sırasında teröristlerin eylemlerinden zarara uğrayanların bu zararı, tüm ülkede değil ülkenin bir kısmında terör örgütleri tarafından yaratılan bir zarar olduğundan, savaş halinde olduğu gibi tüm toplumun katlanmak durumunda olduğu bir kamu külfeti olarak değerlendirilmemiş, özel ve olağandışı nitelik taşıyan kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi gereğince zarar olarak kabul edilmiştir.
Davacı baba Burhanettin Karakılınç'a oğlunun ölümünden ötürü, ne miktar vazife malûllüğü aylığı bağlandığı, tütün beyiye ikramiyesi ödendiği, şayet eceliyle ölse idi ne miktar aylık bağlanacağı araştırılmış, T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 4 Mayıs 1995 gün ve B.07.1.EMB.0.10.01/69.511J096 sayılı yazıları ile bağlanan vazife malûllüğü aylığı, geçen süre içinde ulaştığı miktar ve ödenen tütün beyiye ikramiyesi açıklanmıştır.
Maddi zararın hesabına esas olmak üzere müteveffa Fatih Karakılınç'ın en son aldığı aylık miktarı gösterir maaş tablosu davalı idareden getirtilmiştir.
Davacı baba Burhanettin Karakılınç'a oğlunun ölümü nedeniyle 7 Haziran 1994 tarihinde 139.549.000 TL. nakdi tazminat ödendiği davalı idarece bildirilmiştir.
2330 Sayılı Nakdi Tazminat Ödenmesi ve Aylık Bağlanması Hakkın da Kanunun 6 ncı maddesinde), ödenen nakdi tazminatın uğranılan maddi ve manevi zararlarının karşılığı olduğu vurgulanmış bulunmaktadır.
Davacı babanın belirtilen yararları çerçevesinde, zararlarının tespiti için resen seçilen bilirkişinin tanzim ettiği 23 Ekim 1995 günlü raporun incelenmesinden, maddi zararlarının bağlanan aylıklarla ve 873.423.700 TL. fazlasıyla karşılandığının, ayrıca 218.975.639 TL. nakdi tazminat yararı bulunduğunun belirtildiği görülmüştür.
Davacıların vekiline tebliğ edilen ve itiraz edilmeyen bilirkişi raporu, Mahkememizin yerleşik içtihatlarına, Mahkememizce kabul edilen kıstaslara ve ilmi verilere uygun bulunmuştur.
Davacı babanın bağlanan aylık ve ödenen tütün beyiye ikramiyeleri ile 873.423.701 TL. fazlasıyla karşılandığı, sağlanan nakdi tazminat yararı olan 218.975.639 TL.'nin tamamının manevi zararının karşılığı olarak kaldığı ve bu nakdi tazminat yararı Mahkememizin emsal olaylarda hükmettiği manevi tazminat miktarından fazla bulunduğu gözetilerek, tazmini gereken maddi ve manevi zararı bulunmadığından maddi ve manevi tazminat istemleri reddedilmiştir.
Müteveffanın şahsi tabancasının teröristlerce gasp edildiği ve bu yüzden uğranılan zararın tazmini için ayrı bir talepte bulunulmadığı, bu zararın da talep edilen 750.000.000 TL. lık maddi tazminat isteminin için de yer aldığı cihetle, ayrıca tabanca bedelinin tazmini konusunda bir karar verilmesine gerek görülmemiştir.
Öte yandan, yukarıda işaret edildiği gibi Mahkememizin yerleşik içtihatlarına göre T.C. Emekli Sandığınca bağlanan vazife malûllüğü aylıkları ve ödenen tütün ikramiyeleri davacı babanın maddi tazminat hakedişinden düşülmektedir. Davamızda, davacı babanın maddi ve manevi tazminat istemi reddedilmiş ise de, bu red davacının isteminde haksız oluşundan değil, haklı olan talebinin T.C. Emekli Sandığınca bağlanan aylık ve Manen tütün ikramiyesi gibi gelirlerin mahsup edilmesi sonucu geriye hak edilecek bir miktar kalmamasına dayandığından, yargılama giderlerinin özellikle maddi tazminat bakımından avukatlık ücretinin davacılara yükletilmesine ilişkin davalı idare isteminin 1602 sayılı kanunun 71 nci maddesi uyarınca reddi yoluna gidilmiştir.
Keza davacı anne maddi tazminat isteminde bulunmamış ise de; kendisine nakdi tazminat ödendiğinden, ödenen bu nakdi tazminatın ne kadarının maddi ve ne kadarının manevi zararına karşılık olarak kaldığının saptanması gerektiğinden, anne yönünden de bilirkişi incelemesi yap tırılmış, yukarıda izah edilen bilirkişi raporuyla da, davacı annenin maddi zararlarının bağlanan aylık ve tütün bey'iye ikramiyesi ile fazlasıyla karşılandığı, sağladığı nakdi tazminat yararı olan 218.075.639 TL. nın 2330 Sayılı Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca tamamının manevi zararlarına karşılık olarak kaldığı görülmüştür. Kalan bu nakdi tazminat yararı Mahkememizin emsal olaylarda hükmettiği manevi tazminat miktarından fazla bulunduğundan, davacı annenin manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Ölüm olayı nedeniyle davacı kardeşlerin duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ızdıraplarını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla kendilerine uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir. Kardeş Hatice KORKUT'un evli olması ve diğer kardeşlerin anne ve baba ile birlikte ikametleri, haklı taleplerinin reddine hukuki gerekçe oluşturamaz.
Davacılar vekili manevi tazminatlara olay tarihinden itibaren faiz yürütülmesini talep etmiş ise de; davacı kardeşler için takdir edilen manevi tazminatların miktarı paranın karar tarihindeki alım gücü esas alınarak tespit edildiğinden davacıların vekilinin isteminin reddine hükmedilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Astsubay Ceyhan Engin'e ait özel otomobil bedelinin tazminine ilişkin davanın süre aşımı yönünden REDDİNE,
Bilirkişi raporu uyarınca ve ödenen nakdi tazminat göz önüne alınarak, karşılanacak bir zararı bulunmadığından davacı babanın maddi ve manevi tazminat isteminin REDDİNE,
Bilirkişi raporu uyarınca ve ödenen nakdi tazminat miktarı gözönüne alınarak, davacı annenin talep ettiği manevi tazminat fazlasıyla karşılandığı ve tazmini gereken manevi zararı kalmadığından manevi tazminat isteminin REDDİNE,
İstemlerine bağlı kalınarak ve takdiren davacı kardeş Mehmet KArakılınç, Yasemin Korkut ve Selçuk Karakılınç'a ayrı ayrı 25.000.000'er TL. (yirmibeşemilyon Lira) manevi tazminat VERİLMESİNE,
Hükmedilen manevi tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi yolundaki istemlerinin Reddine, ancak karar tarihi olan 17 Ocak 1996 tarihinden ödeme tarihine kadar %30 (yüzde otuz) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy