(2709 S. K. m. 125)
Davacı vekilinin 20 Mart 1995 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile savunmaya karşı verdiği ve 12 Haziran 1995 tarihinde kayda geçen cevap layihasında; davacının Sarıkamış 220. Zrh. Al. Mknz. P. Tb. K.lığı emrinde askerlik görevini yaptığı sırada emniyet ve asayişin korunması ile ilgili görevi ifa ettiği esnada sol bacağından yaralanarak sakat kaldığını, işgücü kaybının %35 ile %40 arasında olduğunu, Bakanlıkça az da olsa bir miktar para ödendiğini, yapılan yardımın davacının tedavisine dahi yetmediğini, hukuk davalarında ceza davasının gerekçesinin gösterilemeyeceğini bu nedenle davalı idarenin savunmasının kabul edilemiyeceğini, şimdilik 550.000.000 TL. maddi 150.000.000 TL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınması istemi ile işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Olayı müteakip yapılan adli tahkikat ve yapılan yargılama sonunda 9 ncu Tüm. K.lığı Askeri Mahkemesince verilen 4.7.1994 tarih ve 1994/ 325-404 esas ve karar sayılı gerekçeli hükmün tetkikinden; sanığın 220. Zrh. A. 3. Mknz. Tb. 2. Bl. K.lığı emrinde askerlik hizmetini yaptığı sıra da 8.4.1992 tarihinde 06.00 - 07.00 saatleri arasında tel devriye nöbetçisi olarak görevli olduğu esnada meydana gelen olayda, sanık her ne kadar olayın kaza sonucu meydana geldiğini ileri sürmüş ise de; bilirkişi mütalaasında da ayrıntılı şekilde açıklandığı gibi, sanığın ifadesinde belirttiği şekilde namlu aşağı gelecek şekilde omuza asılmış bir tüfeğin tetiğini elinin kazara dokunmasının mümkün olmadığı, bu pozisyonda iken tüfeğin kabzasının ve hemen altındaki tetiğin vücudun sırt kısmına geldiği, tüfeğin sağ veya sol omuzuna asılmış olması halinde yine sağ veya sol elin tetiğe ancak özel maksat ile ulaşabileceği, yoksa her iki elide olağan hareket sahası içerisinde olmadığı, kaldı ki bu konumda iken tüfeğin ateşlenebilmesi için tetiğin yukarıya doğru özel ur hareketin yapılması ile çekilebileceği, bu nedenle sanığın ileri sürdüğü gibi elinin farkında olmadan tetiği çekmiş olmasının mümkün görülmediği, bunun yanında olay sırasında sanığın yaklaşık 4,5 aylık askerlik yapmış ve geride daha uzunca bir askerlik süresinin de bulunmakta olması ve ayrıca bu şekilde ayaktan yaralanma ile sanığın intihar etmiş olmasının da mümkün olmadığı dikkate alındığında fiilinin bilerek işlendiği ve amacının kendini askerliğe yaramayacak hale getirmek olduğunun kabul edildiği belirtilerek, sanığın kendini askerliğe elverişsiz hale getirmek suçundan cezalandırılmasına karar verildiği, verilen bu kararın Askeri Yargıtay 1 nci Dairesinin 19.10.1994 gün, ve 1994/523-021 Esas ve Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacı vekili olayın kaza ile meydana geldiğini iddia etmiş ise de; yukarıda izah edilen nedenlerle olayın kazaen değil, davacının birden kendini yaraladığı ve bu yaralama sonucu yapılan tedaviler sonunda GATA Sağlık Kurulunun 9.2.1994 tarih ve 1752 sayılı raporu ile askerliğe elverişsiz hale gelecek şekilde sakat kaldığı görüldüğünden, davacı vekilinin iddialarına itibar edilmeyerek Kurulumuzca davacının bilerek kendisini askerliğe elverişsiz hale getirmek için tüfeğini ateşlediği sonucuna varılmıştır.
İdare Hukuku ilkelerine ve Anayasanın 125/7 nci maddesine göre, idarenin tazminle yükümlü tutulabilmesi için;
Bir zararın varlığı,
Zararı doğuran işlem veya eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması,
Zararlı sonuçla işlem veya eylem arasında illiyet bağının bulunması,
Şartlarının birlikte tahakkuku gerekmektedir. Bu şartlardan birinin yokluğu, idarenin sorumluluğunu kaldırır. Bu nedenle, ortada bir zarar yoksa veya meydana gelen zararın idari eylem veya işlemle ilgisi bulunmuyorsa, idari faaliyet zararın gerçek nedenini, illetini teşkil etmiyorsa, arada illiyet bağı mevcut değilse idarenin tazmin sorumluluğu ortadan kalkmaktadır. Ortada bir zarar mevcut olmakla birlikte, davacının sakatlanarak askerliğe elverişsiz hale gelmesinin, davacı tarafından tel devriye, nöbeti sırasında nöbet hizmeti nedeni ile kendisine teslim edilen tüfeği ile sol bacağına kendisini askerliğe elverişsiz hale getirmek maksadıyla bilerek ateş etmesi sonucu meydana geldiği, olayın meydana gelmesinde idarenin veya idarenin kullandığı ajanlarının herhangi birisinin kusurunun bulunmaması sebebiyle, zararlı sonuç ile eylem arasında nedensellik bağı da bulunmamaktadır. Bu bakımdan idare hukuku ilkelerine ve Anayasanın 125/7 nci maddesine göre, bu sakatlanma olayından idarenin sorumlu tutulamayacağı, davanın reddine karar verilmesi gerekeceği sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla;
Yukarıda açıklanan nedenlerle hukuki dayanağı bulunmayan Davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy