(2709 S. K. m. 125)
Davacılar vekilleri 02.12.1994 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin müşterek çocukları .........'un Kara Kuvvetleri Komutanlığına bağlı 31021 nci Akaryakıt Bölük Komutanlığı emrinde askerlik görevini yaparken terhisine çok kısa bir süre kala 18.1.1993 günü olay yerinde meydana gelen kaza sonucunda vefat ettiği, müvekkillerinin oğullarının ölümü nedeniyle manevi olarak çok büyük üzüntü duydukları gibi müteveffanın maddi desteğinden de yoksun kaldıklarını, davalı idarenin kazanın meydana gelmesini engelleyici önlemleri olmadığını, insan ve teknik donanım açısından eksik ve kusurlu tutumların bu kazanın olmasını sağladığını, ......'a maske verilmediğini, sık sık nöbet değişikliklerinde dikkatli davranamadığını, akaryakıt boşaltımıyla ilgili sistemin karışık olması nedeniyle daha teknik her türlü insan yada makina donanımının bulundurulmadığına idarenin kazanın meydana gelmesinde her yönüyle sorumlu olduğunu, kazayla ilgili kovuşturmaya yer olmadığı kararındaki tesbitlere katılmalarının mümkün olmadığını, olayda .......'un kusurunun bulunmadığını, müvekkillerine olay nedeniyle maddi bir yardım yapılmadığını, davacılara toplam 800.000.000.TL. maddi ve manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini dava ve talep ettiği anlaşılmaktadır.
Dosyada mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacıların yakını Ord.Er. ........'un 31021 nci Akaryakıt Bölük Komutanlığında askerlik hizmetini yapmakta iken 18.01.1993 tarihinde 31021 nci Akaryakıt Bölüğüne Akpınar 1 isimli gemi ile akaryakıt geldiği, akaryakıt tankına benzinin gitmesini sağlayan zadet vananın açma ve kapama görevinin davacıların yakını ....... ve aynı bölükte görevli .......'a verildiği, daha öncede defalarca yaptıkları bu görevde tecrübeli oldukları, mevsimin kış olması, havanın rüzgarlı ve soğuk olması nedeniyle, 3 nolu yakıt tankının yanındaki logara girerek soğuktan korunmak istedikleri, Ord.Er ........'un uyarılarına rağmen logardan çıkmadıkları, müteveffanın sadece 3 nolu tankın dolup dolmadığını bakmak için yanındaki logara kısa süre girmeleri gerekirken, soğuktan korunmak için, içinde oturarak sohbet etmeye başladıkları, benzin ve motorin hattını birleştiren vanayı açık bıraktıkları için bir kısım benzinin 3 nolu motorin tankına girdiği, hafif olan benzinin üste çıkarak buharının müteveffalarda uyku meyli durumu doğurduğu ve 3 nolu tankın dolduğunu fark etmedikleri, buradan taşan benzinin bulundukları logara taşması nedeniyle oluşan yoğun benzin buharından zehirlenerek öldükleri, olayda başkaca kişilerin kusur yada ihmallerinin bulunmadığı, olay hakkında 2 nci Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığının 26.05.1993 gün ve 1993/1233-298 Esas ve Karar sayılı kararı ile Kovuşturmaya Yer Olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Anayasanın 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak, Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru isterse kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın, genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Davacıların yakını Ord.Er ........'un 31021 nci Akaryakıt Bölüğünde askerlik hizmetini yaparken Akaryakıt tankının boşaltılması sırasında girdiği logardan arkadaşının uyarısına rağmen çıkmaması sonucu bulunduğu logara benzinin taşması sonucu yoğun benzin buharından zehirlenerek öldüğü hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Ölüm olayının meydana gelmesinde hizmetin kurulması ve işletilmesinden kaynaklanan idareye atfı kabil bir hizmet kusurunun varlığından bahsedilemez. Ancak, olay askerlik gibi tehlikeli ve özellikli bir kamu hizmetinin ifası sırasında meydana geldiği zarar ile hizmet arasındaki illiyet bağının tamamen kesilmediğinden zararın zarar gören üzerinde bırakılmayarak topluma yayılması eşitlik, hakkaniyet ve adalete uygun düşeceğinden davacıların zararlarının kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca karşılanmasının gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Ancak, olayda ikazlara tam riayet etmeyen müteveffanın müterafik kusurunun bulunduğu da kabul edilmiştir.
T.C.Emekli Sandığı iştirakçisi olmayan müteveffanın anne ve babasına bağlanacak maluliyet aylığı ve tütün bey'iye ikramiyesi davacıların maddi zararlarının hesaplanmasında yarar kabul edileceğinden, olay dolayısıyla davacılara T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce aylık bağlanıp bağlanmadığı hususu kurumdan sorulmuş, Kurum, davacılar hakkında vazife malûllüğü hükümlerinin uygulanmasına karar verildiğini, ancak davacı babanın malûl ve muhtaç bulunduğun ilişkin bilgi ve belgelerin istenildiği belirtilmiş, Dairemiz davacılar vekilinden ve bizzat davacı babadan T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce istenilen bilgi ve belgelerin gönderilmesi, 12.06.1996, 11.09.1996, 11.12.1996, 12.03.1997, 04.06.1997, 08.10.1997, 18.02.1998, 29.04.1998 tarihli ara kararları ile istenilmiş, hatta istenilen bilgi ve belgeler gönderilmediği takdirde davacılara T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce aylık bağlanmış gibi maddi tazminat hesabı yaptırılacağı hatırlatılmış, buna rağmen bugüne kadar ısrarla Mahkememizin Ara Kararlarına rağmen T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce istenilen bilgi ve belgeleri göndermemiş, Kurulumuzca da haklarında vazife malûllüğü hükümlerinin uygulanacağı belirtilen davacılara T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce birinci derece TSK.vazife malûllüğü aylığı bağlandığı ve tütün ikramiyesi ödendiği varsayılarak davacıların maddi tazminat hesabı yaptırılmıştır.
Davacı anne ve babanın maddi zararlarının tesbiti için re'sen seçilen bilirkişi tarafından tanzim olunup Mahkememize ibraz edilen 08.06.1999 tarihli bilirkişi raporunda davacı anne ve babanın maddi tazminat hakedişinin mevcut olmadığı belirtilmiştir.
Taraflara tebliğ olunan bilirkişi raporuna süresi içinde taraflara itiraz olunmamış olup ilmi verilere ve Mahkememizin Yerleşik İçtihatlarına uygun bulunan bilirkişi raporu doğrultusunda tatbikat yapılmıştır.
Davacıların olay nedeniyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ızdıraplarını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla uygun miktarda manevi tazminat verilmesi ve bu tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi kabul edilmiştir.
Dava duruşmalı görülmüş ise de, davanın açıldığı tarihte davacılara henüz T.C Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce maluliyet aylığı bağlanmamış bulunması maddi zararın bağlanacak aylıkların miktarına göre belirleneceği nazara alınarak Mahkememizin bu yöndeki yerleşik içtihatları uyarınca reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden davalı idare lehine ücreti vekalete hükmedilmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Bilirkişi raporu uyarınca davacı anne ........ ile davacı baba ..........'un MADDİ TAZMİNAT İSTEMLERİNİN REDDİNE,
2- Takdiren, müteveffanın müterafik kusuru ve davacıların istemlerine bağlı kalınarak davacı anne ......... ile davacı baba ........'a ayrı ayrı 100.000.000.TL. (YÜZER MİLYON TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE,
3- Hükmedilen manevi tazminat miktarına olay tarihi olan 18.01.1993 tarihinden 31.12.1997 tarihine kadar %30 (YÜZDE OTUZ), 01.01.1998 tarihinden ödeme tarihine kadar %50 (YÜZDE ELLİ) YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE,
4- Dava adli yardımlı görüldüğü ve davalı idare Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince harçtan muaf bulunduğundan harca hükmedilmesine yer olmadığına,
5- Dava adli yardımlı görüldüğünden sarfedilen ve sarfedilecek posta pulu giderlerinin davalı idare üzerinde bırakılmasına,
6- Davacılar tarafından yatırılan ve sarfedilen 10.000.000.TL.(ONMİLYON TL.) bilirkişi ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
7- Hükmedilen manevi tazminat miktarları üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri üzerinden hesabedilen 7.750.000.TL. (YEDİMİLYON YEDİYÜZELLİBİN TL.) Avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacılara verilmesine,
8- Dava duruşmalı olarak görülmüş ise de, yukarıda açıklanan nedenlerle davalı idare lehine reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden avukatlık ücretine hükmedilmesine YER OLMADIĞINA. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy