(657 S. K. m. 125, 128) (211 S. K. m. 14, 115) (Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği m. 717)
Davacı tarafından verilerek 7 Nisan 1995 tarihinde kayda geçen dava ile idarenin savunmasına karşılık verilen cevap dilekçelerinde özetle; 6 Mart 1995 günü gece nöbetçisi olduğunu gece nöbetinin 5 Mart 1995 günlü mesai sonrasında başladığı için hiç istirahat edemediğini, nöbetini talimatlara uygun şekilde tuttuğunu, ancak bir ara hastane koridorunda bulunan koltuğa dinlenmek için oturduğunu, gayri ihtiyari olarak kısa bir süre daldığını, bu durumu gören nöbetçi hemşirenin kendisini ikaz edeceği yerde hakkında rapor tanzim ederek baştabipliğe verdiğini, disiplin amiri tarafından 1/8 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırıldığını, savunmasının nöbette uyumak eylemi nedeniyle alındığını, oysa tarafına 22 Mart 1995 günü tebliğ edilen disiplin ceza kararında eyleminin verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak şeklinde nitelendirildiğini, bu durumun çelişki yarattığını, olay sırasında kendisine verilmiş bir emir bulunmadığı gibi o anda yapması gereken bir görevinde olmadığını, olmayan şeylere karşı kasıtlı bir davranışta bulunmasından da söz edilemeyeceğini, sabahın 05.30 unda insanı bir hareketle istemeyerek uykuya dalmasında kasıt aranamayacağını, TSK. nde Görevli Devlet Memurları Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Yönetmeliğinin 14 ncü maddesine göre hafiften ağıra doğru bir ceza uygulaması gerekirken cezanın en ağır oranı olan 1/8 aylıktan kesme ile cezalandırıldığını, disiplin amirinin objektif hareket etmediğini, savunması için kendisine 24 saat süre tanındığını, ceza kararının 15 gün sonra verilip kendisine 21 gün sonra tebliğ edildiğini, böylece 15 Nisan 1995 tarihinde yürürlüğe girecek zamlarıyla birlikte alacağı aylıktan kesinti yapılmasının amaçlandığını, bu durumun Yönetmeliğin 28 nci maddesine aykırı düştüğünü, cezanın çok ağır takdir edildiğini ve hakkaniyete uymadığını, keyfilik bulunduğunu, savunma hakkı 24 saat ile sınırlanırken ceza verilmesi için 15 gün beklenilmesinin bu keyfiliğin kanıtını oluşturduğunu, cezanın kendisine 27 Mart 1995 tarihinde tebliğ edilebildiğini, işlemin hukuka aykırı olduğunu iddia ederek iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Çanakkale Deniz Hastanesinde sivil memur olarak görev yapan davacının, 5 Mart 1995 günü mesai sonrasında gece nöbetine kaldığı, nöbet sırasında uyuduğu nöbetçi hemşire tarafından fark edilip uyumaması gerektiği hususunda bir kaç kez ikaz edilmesine karşın, saat 05.30 civarında bu kez hastane koridorunda bulunan bir koltuğa oturarak uyuduğunun görüldüğü, bu durumun nöbetçi hemşirenin nöbet devir teslim defterine vukuat olarak kaydettiği, davacının bu eylemi nedeniyle 7 Mart 1995 tarihinde savunması alındığı, 22 Mart 1995 gün ve PBR.: 7200-95/197 sayılı Disiplin Ceza Kararı ile 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 125 nci maddesinin (C) bendi (a) alt bendi uyarınca 1/8 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırıldığı, cezanın davacıya tebliğ edildiği dava dosyası içeriğindeki belgelerden anlaşılmıştır.
211 Sayılı TSK. İç Hizmet Kanununun Silahlı Kuvvetlerde çalışan sivil personelin durumlarını düzenleyen 115 nci maddesinde, sivil memur, müstahdem, müteferrik müstahdem ve gündelikçi personelin bu kanunun askerlere tahmil ettiği sorumluluk ve hizmetlerinin ifası bakımından denildikten sonra, (b) bendinde tüm sivil personelin emrinde çalıştıkları askeri amirlere karşı ast durumunda oldukları vurgulanarak Kanunun 14 ncü maddesinin astlara yüklediği vazifeleri aynen yapmaya zorunlu sayılmışlar, aksine hareket edenlerin askerlerin tabi olduğu cezai müeyyidelere tabi olacakları öngörülmüştür.
657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 232 nci maddesinde ise TSK de çalışan memurlara uygulanmayacak maddeler belirlenmiş ve Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu ve Yönetmeliğinin, Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve yargılama Usulü Kanununun ve bunlar hakkında halen yürürlükte bulunan diğer mevzuatın uygulanmasını sağlama bakımından Türk Silahlı Kuvvetlerinde çalışan sivil memurlar hakkında bu Kanununun:
Çalışma Saatleri Hakkında 99 ncu,
Günlük Çalışma Saatlerinin Tespiti Hakkındaki 100 ncü,
Günün 24 saatinde devamlılık gösteren hizmette çalışma saat ve usulünün tespiti hakkındaki 101 nci, fazla çalışma ücreti hakkındaki 178 nci, Görevden uzaklaştırmaya yetkileri sayan 138 nci maddeleri hükümleri uygulanmaz denilmiştir.
Aynı Kanunun 233 ncü maddesi Bu Kanunun 7. bölümünde yer alan Disipline ait 124-136 nci maddelerindeki hükümlerin Türk Silahlı Kuvvetlerinde çalışan sivil memurlar hakkında uygulanmasından, Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanun ve Yönetmeliği, Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve yargılama Usulü Kanunu ve konu ile ilgili diğer hükümleri saklıdır hükmünü içermektedir.
Davacının Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli sivil memur olduğundan bir kuşku ve taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Eylemin, davacının 6 Mart 1985 günü Çanakkale Deniz Hastanesinde nöbeti sırasında uyumak olduğunda da taraflar mutabıktırlar.
Yukarıda değinilen yasa kuralları karşısında davaya konu işlemin hukuka uygunluk denetimi yapılırken, öncelikle sivil memur statüsünde bulunan davacının eylemi hakkında uygulanması gereken disiplin hukukunun, askeri disiplin hukuku mu, yoksa 657 Sayılı Kanununun disiplin kuralları mı olacağının karar yerinde tartışılması zorunlu görülmüştür. Bunun nedeni şayet davacının eylemi askeri disiplin hukukuna göre ceza verilmesi gereken bir eylem ise, davaya konu işlemde 657 Sayılı Kanun hükümlerine göre ceza tertibine gidildiğinden, işlemin dayandığı hukuki neden yüzünden hukuka aykırı ve sakat saymak gerekeceğidir.
211 Sayılı TSK. İç Hizmet Kanununun 115/b maddesi ile bu maddenin tekrarı niteliğinde bulunan TSK. İç Hizmet Yönetmeliğinin 717/b maddelerinden yola çıkıldığında: Silahlı Kuvvetlerde görevli sivil memurların askeri disiplin hukukuna ancak; amir ve ast ilişkisi içinde, itaat ve disiplin bozucu her türlü eylemleri ile salt askeri amaçlı vazifeleri ve aldığı emri yapmamak, değiştirerek yapmak gibi hallerle sınırlı olacak biçimde tabi olacakları söylenebilir. Örneğin amire saygısızlık yada malum ve muayyen olan bir hizmet emrini karşın emrin öngörüldüğü biçimde yapılmaması, kısmen yapılması gibi eylemleri işleyen sivil memurlar hakkında askeri disiplin hukuku hükümlerine göre disiplin amirleri tarafından pekala disiplin cezası verilebilecektir. Sivil Memurlar yönünden 657 Sayılı Kanununun 232 ve 233 ncü maddelerindeki ayrıcalığın bu kapsamda olacak tarzda tanındığı sonucuna varılmıştır. Bu gibi durumlarda verilen disiplin ceza işleminin, idari yargı denetimine tabi olmayacağı, Anayasanın 129 ncu maddesinin 4 ncü fıkrası ve 1602 Sayılı Kanunun 21 nci maddesinin son fıkrasının amir hükmü gereğidir. Sivil Memurların 211 Sayılı TSK. İç Hizmet Kanununun 115/b ve 14 ncü maddeleri ile İç Hizmet Yönetmeliğinin 717/b maddelerinde çizilen çerçeve dışında kalan disiplin suçları hakkında 657 Sayılı Kanunun disiplin hükümlerine göre işlem yapılacağı izahtan varestedir.
Askeri hastanede tutulan gece nöbeti esnasında davacının uyumuş olması şeklindeki eylemini, TSK. İç Hizmet Kanununun 115/b ve 14 ncü maddeleri ile TSK. İç Hizmet Yönetmeliğinin 717/b maddelerinde öngörülen çerçevede işlemiş, askeri disiplin hukukunu ihlal eden ve ona göre cezalandırılması gereken bir eylem niteliğinde görülmesi olanaksızdır. Davacı memuriyeti gereği görev yaptığı hastanede sırası geldikçe usulü dairesinde tutması gereken nöbet hizmetinde uyumak suretiyle vazifesini gerektiği sekliyle yapmamıştır. Şu durumuyla eyleminin, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 125 nci maddesinin (C) bendi (a) alt bendin de ifadesini bulan Kasıtlı olarak verilen görevleri tam ve zamanında yapmamak, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek... fiilini oluşturduğunda bir duraksama bulunmamaktadır. Davacı hakkında tesis edilen işlem bu yönüyle hem dayandığı hukuki neden ve hem de eylemin nitelendirilmesi açısından hukuka uyar bulunmuştur.
Davacı hakkında verilen disiplin cezasının, yetkili disiplin amiri tarafından verildiği sabittir. İşlem yetki unsuru bakımından hukuka uyarlı görülmüştür.
Cezanın azami haddi üzerinden verilmiş olması disiplin amirinin takdirine bağlı bir keyfiyettir. Disiplin amiri cezayı takdirde herhalde, ilgilinin hizmetteki başarı durumunu, disiplinini, daha önceden disiplin suçu işleyip işlemediğini, ceza alıp almadığını, disiplin suçunu işlemedeki suret ve şekil özelliklerini gözönünde bulundurmak durumundadır. Davacı askeri hastanede az ve ancak hizmetin yürütülmesine yeterli sayıda personel bulunduğu ve her an için kendisine gereksinme duyulabilecek bir ortamda, hem de nöbetçi hemşire tarafından uyurken yakalanıp bir kaç kez uyarılmasına karşın yinede uyumak suretiyle eylemini işlediği anlaşılmaktadır. Ayrıca geçmiş safahatı itibariyle disiplinli birisi olduğu da söylenemez. Zira, disiplin cezalarının sicilinden silinmesini gerektiren 10 yıllık süre içinde kalacak biçimde aynı nitelikli suçları işlediği ve disiplin cezalarıyla cezalandırıldığı dava dosyasında mevcut disiplin ceza listesiyle kanıtlanmıştır. Davacının bu durumu esas alınıp disiplin cezasının azami hal üzerinden takdir edilerek verilmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmamıştır.
Davacının disiplin suçunu işlediği tarih 6 Mart 1995'dir. Disiplin suçu ile ilgili olarak savunma vermesi Deniz Hastanesi Baştabipliğinin 8 Mart 1995 gün ve Per.: 7200-10-95/150 KNA sayılı yazılarıyla istenmiş, davacı savunmasını 8 Mart 1995 günü vermiştir. Disiplin suçu ile ilgili soruşturma 8 Mart 1995 günü tamamladığına göre 657 Sayılı Kanunun 128/1 nci maddesi uyarınca 22 Mart 1995 günü verilen cezanın disiplin soruşturmasının bittiği tarihten itibaren 15 günlük sürede verildiği ve TSK. nde Görevli Devlet Memurları Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Yönetmeliğinin 25 nci maddesinde öngörülen 15 günlük tebligat süresinde olacak şekilde davacıya 27 Mart 1995 tarihinde davacıya tebliğ edildiği anlaşılmakla; işlemin tüm yönleriyle hukuka uyarlı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Davacının iddiaları kabule değer bulunmamıştır.
Açıklandığı üzere, yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy