(2709 S. K. m. 120, 125) (2330 S. K. m. 6)
Davacı vekilinin 17 Nisan 1995 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde, davacının görevli bulunduğu sırada teröristlerle çıkan çatışmada yaralanarak sol gözünün kör olduğunu ve kafasında 30 cm. kemik defekti bulunacak şekilde sakat kaldığını, GATA raporunda davacının, iş gücü kayıp oranının %54 olarak belirtildiğini, kanaatince kemik defekti nedeniyle davacının çalışma gücü oranın tamamen kaybetmiş olması gerektiğini, 900.000.000.TL. maddi 100.000.000.TL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınması istemi ile açılan davanın mahkememizin 1995/412 esasına kaydının yapıldığı,
Davacı vekilinin 4 Aralık 1995 tarihinde kayda geçen ikinci dava dilekçesinde; davacının daha sonra Haydarpaşa GATA Hastanesine şevki üzerine bu hastanece verilen 8.9.1995 tarih ve 9029-8 sayılı raporu ile fikren ve bedenen hiç çalışamayacağına karar verildiğini artan bu maddi zararının için ikinci dava açmak zorunda kaldıkları ilk davanın Mahkemede derdest bulunduğunu, davacının fikren ve bedenen hiç çalışamaz duruma gelmesiyle toplam zararının 1.900.000.000.TL olduğunu, ilk dava ile 900.000.000.TL si istendiğinden, 1.000.000.000.TL daha maddi zararlarının karşılanması için bu ek davayı açtıklarını, bu ek 1.000.000.000.TL maddi tazminatında emeklilik tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınmasını ve her iki davanın birleştirilerek hüküm altına alınması istemi ile açılan bu ikinci davanın Mahkememizin 1996/234 esasına kaydın yapıldığı anlaşılmıştır.
Dairemizin 9 Ekim 1996 tarih ve Gensek No.1995/2093 Esas No.1996/234 esas sayılı kararı ile davacının aynı olaydan dolayı sakatlanması nedeniyle ilk raporunda belirtilen iş gücü kaybının %54 olduğu belirtilirken, ikinci defa verilen GATA Haydarpaşa Hastanesi Sağlık Kurulunun 8.9.1995 tarihli raporunda fikren ve bedenen çalışamaz kararı verildiğinden Mahkememizin 1995/412 esasında kayıtlı davacı Nihat Erdal ile ilgili dava dosyası ile Mahkememizin 1996/234 esasında kayıtlı davacı Nihat Erdal ile ilgili dava dosyaları arasında maddi ve hukuki yönden bağlılık bulunduğundan Mahkememizin 1996/234 esas sayılı dava dosyasının yine Mahkememizin 1995/ 412 esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine ve bundan sonraki işlemlerin 1995/412 esas sayılı dava dosyası üzerinden yürütülmesine karar verildiği görülmüştür.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden davacı Uzm.J.I.Kad.Çvş.Nihat Erdal'ın Bitlis Jandarma Komando Özel Harekat Grup K.lığı emrinde görevli iken 21.9.1993 tarihinde teröristlerle girişilen çalışmada yaralanarak sakat kaldığı davacı hakkında ikinci defa şevki üzerine GATA Haydarpaşa Eğitim hastanesince verilen 8.9.1995 tarih ve 1403 sayılı raporda ateşli silah yaralanmasına bağlı olarak sol gözünün kör olduğu travmatik beyin lezyonu, ileri derecede kişilik bozduğu, kafasında 30 cm. kemik defekti bulunduğu, TSK.lerinde görev yapamaz fikren ve bedenen çalışamaz kararı verildiği anlaşılmıştır.
Davalı idare ek dava ile ilgili savunmasında iki raporunda TSK. lerinde görev yapamayacağı yolunda olduğunda fark bulunmadığını ve ilk davada fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığından ikinci defa açılan ek davanın reddinin gerekeceği iddia edilmiş ise de; her ne kadar raporlarda TSK. lerinde görev yapamayacağı bildirilmiş ise de ilk raporda davacının aynı olaydan dolayı iş gücü kaybının %54 olduğu belirtildiğinden ve ikinci raporda ise aynı olaydan meydana gelen sakatlığının davacının bedenen ve fikren çalışamayacağı ve davacıda ileri derecede kişilik bozukluğunun bulunduğunu bildirilmesi nedeniyle gerçek işgücü kaybının ikinci raporla tesbit edildiği ve T.C.Emekli Sandığınca da bu ikinci rapora göre davacının birinci derece vazife malûlü olduğunun düzeltilerek kabul edilmesi ve davacının her iki rapordan sonra süresinde davalarını açtığından davalı idarenin itirazlarına itibar edilmemiştir.
Davacının bir kamu hizmetini yerine getirdiği sırada yaralandığı konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamakla birlikte, olayın taraflara göre üçüncü kişi durumundaki teröristlerin eylemlerinden meydana gelmiş olması nedeniyle idarenin bu eylemden sorumlu tutulup tutulmayacağı, tutulacaksa sorumluluğun türü üzerinde durulmasına gerek görülmüştür.
Bilindiği gibi son yıllarda Güneydoğu ve Doğu Anadolu'da yoğunlaşan terör eylemleri sebebiyle Anayasanın 120 nci maddesine göre bazı illeri kapsayan olağanüstü hal ilan edilmiş, bu olağanüstü hal uygulamasa sırasında çok sayıda güvenlik görevlileri ve askeri kişi sakat kalmış veya şehit olmuştur.
Anayasanın 125 nci maddesinde İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür şeklindeki hüküm, son yıllarda gerek Mahkememizin gerekse diğer yargı organları tarafından geniş yorumlanmakta, idarenin Anayasa ve yasalardan aldığı yetkilerle ve kamusal yöntemlerle yaptığı hizmetlerden, bu hizmetlerin kurulması ve işletilmesinden doğan bireysel nitelikli zararlarla idare ajanlarının verdiği zararlar, hatta üçüncü kişilerin bu hizmetle ilgili eylemlerinin doğurduğu zararların idarece giderilmesi gerektiği kabul edilmektedir. Bu suretle idarenin sorumluluğu kusurlu davranış nedenini aşarak kusursuz sorumluluk hallerini de kapsayan bir genişlik kazanırken diğer yandan zarar verici eylemi yapanla idare arasında bir ilişkinin bulunmadığı bazı hallerde dahi idarenin sorumlu tutulması kabul edilmektedir. Böylece öğretide ve yargı kararlarında idarenin eylemlerinden dolayı sorumluluğu, mücbir sebep ve idarece alınacak tedbirlerle giderilmesi mümkün olmayan umulmadık haller dışında kabul edilmektedir.
Devletin terör hareketlerine karşı giriştiği faaliyet savaş hali sayılmadığı ve dolayısıyla mücbir sebep olarak nitelendirilmediğinden, bu faaliyetler sırasında teröristlerin eylemlerinden zarara uğrayanların bu zararı, tüm ülkede değil ülkenin bir kısmında terör örgütleri tarafından yaratılan bir zarar olduğundan, savaş halinde olduğu gibi tüm toplumun katlanmak durumunda olduğu bir kamu külfeti olarak değerlendirilmemiş, özel ve olağan dışı nitelik taşıyan kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi gereğince idarece tazmini gereken bir zarar olarak kabul edilmiştir.
Bu nedenlerle davacının zararının davalı idarece karşılanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkememizin yerleşik kararlarıyla T.C.Emekli Sandığınca olay sebebiyle bağlanan maluliyet aylığı ve ödenen bütün ikramiyeleri davacının tesbit edilen maddi zararlarından düşüldüğünden maddi tazminat isteyen davacıya aylık bağlanıp bağlanmadığı sorulmuş, T.C.Emekli Sandığı Genel Md. lüğünün 28.9.1996 tarih ve 69.456.109 sayılı yazılarından, Genel Müdürlüğün 21.5.1996 tarih ve 89285 sayılı işlemi ile 15.5.1996 tarihinden itibaren 3 ncü berece vazife malûllüğü aylığı bağlandığı, ancak davacının maluliyet derecesinin 1 nci derece olduğunun anlaşılması üzerine 12.7.1996 tarih ve 105589 sayılı işlemi ile 15.5.1996 tarihinden itibaren 22.630.000.TL. aylık bağlandığını, aylığın 1.7.1996 tarihinden itibaren 34.547.000.TL ye yükseltildiğini, 191.900.000.TL emekli ikramiyesi ödendiğini, hizmeti 10 yıldan az olduğu için görevi dışında sakatlanması halinde malûl aylığı bağlanmasının mümkün olmadığının bildirildiği görülmüştür.
2330 Sayılı Kanun gereğince davacıya 6.12.1995 tarihinde 384.021.000.TL. nakdi tazminat ödendiği bildirilmiştir. Aynı Kanunun 6 nci maddesi gereğince ödenen bu nakdi tazminat, nakdi tazminat alanın maddi ve manevi zararlarının karşılığı olduğu her türlü şüpheden varestedir.
Davacının 19.1.1996 tarihli kira yardımından vazgeçtiğine dair dilekçesi de dikkate alınarak yukarıda açıklanan verilere göre maddi zararının tesbiti için re'sen seçilen bilirkişinin 10.3.1997 tarihinde tanzim ettiği bilirkişi raporunun tetkikinden, davacıya bağlanan aylıklar, ödenen bütün ikramiyeleri ve bilirkişi raporunun alındığı tarihe kadar davalı idarece bildirilen nakdi tazminat yararının tamamının mahsubuna rağmen karşılanmayan 3.397.302.669.TL. maddi tazminat hakedişinin bulunduğunun bildirildiği görülmüştür.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna davalı idarece OYAK ve tasarrufu teşvik ödemelerinin yarar hanesinde de gösterilmesi, 3713 sayılı kanunla sağlanan faizsiz konut kredisi toplu taşıma araçlarından ücretsiz faydalanma gibi hususlarında zarar hesabı yapılırken dikkate alınması gerektiği ve davacıya ek sağlık kurulu raporu uyarınca 22.6.1996 tarihinde ayrıca 340.569.000.TL. daha nakdi tazminat ödendiğinden bunun da ödeme tarihinden itibaren faizlendirilerek maddi zararından düşülmesi gerektiği yolunda itirazda bulunulmuş ise de, OYAK ve tasarrufu teşvikle ilgili olarak yapılan ödemelerin kendi primleri karşılığı olduğundan yarar hanesinde gösterilmediği, ancak görevde kalması halinde alması farzedilen bu yararlardan görevden ayrıldıktan sonra mahrum kalacağından zarar hanesinde gösterilmesi gerektiğinden, faizsiz kredi ile toplu taşıt araçlarından ücretsiz faydalanmanın ne zaman nerede ne miktarda kullanılacağı ve hatta kullanılıp kullanılmayacağı belli olmadığından Mahkememizce yarar hesabından düşülmeyeceği yolunda karara varıldığından davalı idarenin bu yoldaki itirazlarına itibar edilmemiştir.
Davalı idarenin davacıya 22.6.1996 tarihinde ek rapor nedeniyle daha önce ödenen nakdi tazminattan ayrı olarak ayrıca 340.569.000.TL daha nakdi tazminat ödendiğinin bilirkişi raporu alındıktan sonra bilirkişi raporuna itiraz süresinde belirtilerek bununda ödeme tarihinden itibaren faizlendirilerek maddi tazminat hak edişinden düşülmesi gerektiği yolundaki itirazı dikkate alınmış bu ödemenin ödeme tarihinden itibaren 9 aylık faizi ile birlikte 417.197.000.TL tuttuğu, bilirkişi raporuna göre davacının maddi tazminat hakedişinin ise 3.397.302.000.TL. olduğu, bu sonradan ödenen ve faizlendirilen 417.197.000.TL. nakdi tazminatın düşüldüğünde, davacının bakiye maddi tazminat hakedişinin 2.980.105.000.TL olarak kaldığı ve bu miktar istemi olan 1.900.000.000.TL. dan fazla olduğundan Kurulumuzca ayrıca ek bilirkişi raporu aldırılmasına gerek görülmemiştir.
Bu açıklamalar ışığında Mahkememizin yerleşmiş içtihatlarına Mahkememizce kabul edilen kıstaslara ve ilmi verilere uygun bulunan bilirkişi raporu doğrultusunda tatbikat yapılmış, ancak davacının istemine bağlı kalınmıştır.
Davacıya olay sebebiyle duyduğu ve ömür boyu duyacağı acı ve ızdırabını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Davacı vekili manevi tazminata da olay tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasını talep etmiş ise de, Kurulumuzca takdir edilen manevi tazminat paranın karar sırasındaki alım gücü esas alınarak tesbit edildiğinden bu talebinin reddi cihetine gidilmiş ancak hükmedilen manevi tazminat miktarına karar tarihi olan 2 Nisan 1997 tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiz uygulanmasına karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1- Bilirkişi raporu uyarınca ve davacının istemine bağlı kalınarak davacı Nihat Erdal'a 1.900.0000.000.TL (Birmilyardokuzyüzmilyon TL.) maddi tazminat VERİLMESİNE,
2- Takdiren ve istemi gibi davacı Nihat Erdal'a 100.000.000.TL (yüzmilyon TL.) manevi tazminat VERİLMESİNE,
3- Hükmedilen maddi tazminat miktarına davacıya vazife malûllüğü aylığı bağlandığı 15 Mayıs 1996 tarihinden ödeme tarihine kadar %30 (yüzdeotuz) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
4- Hükmedilen manevi tazminat miktarına olay tarihinden karar tarihine kadar faiz yürütülmesi yolundaki talebin reddine, ancak karar tarihi olan 2 Nisan 1997 tarihinden ödeme tarihine kadar %30 (yüzdeotuz) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
5- Davacı tarafından peşin yatırılan 18.379.000.TL. (Onsekizmilyonüçyüzyetmişdokuzbin TL.) harcın istek halinde davacıya İADESİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy