(2709 S. K. m. 125)
Davacılar 30.3.1995 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 7.11.1994 günü Merzifon 5 nci Üs Komutanlığı Muhafız Bölük komutanı olan ve aynı gün Nöbetçi Amiri bulunan Hv. Yzb. ..................'nun Destek Kıt'a Komutanının emri ile kışla içerisindeki bir adli soruşturma yapmakta iken, soruşturmaya tabi olan Astsubay .................. tarafından hiçbir kusuru olmaksızın makinalı tabanca ile taranarak öldürüldüğü arkasında muhtaç ve acı çeken eşi, annesi ve kardeşlerini bıraktığı, anılan bu olayda personelin seçim, gözetim ve denetiminde idarenin hizmet kusurunun olduğu, bu şekilde değerlendirilmese dahi kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince idarenin tazminat yükümlülüğünün bulunduğunu açıklanan nedenlerle toplam 4.225.000.000 TL. maddi ve manevi tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte hüküm altına alınmasını dava ve talep ettikleri anlaşılmaktadır.
Davacıların yakını Hv. P. Yzb. ..................'nun Merzifon 5. Ana Jet Üs K. lığı emrinde görevli bulunduğu sırada 7.11.1994 tarihinde nöbetçi amiri iken daha önce Hv. P. Bçvş. ..................'ün bölükteki bazı erlerin yanağından makas alması nedeniyle Onb. .................. tarafından şikayet edildiği, olay günü Bölük Komutanı .................. tarafından şikayet dilekçesi ile ilgili olarak soruşturma başlattığı, müşteki ise iki erin ifadesini aldığı, aynı gün Nizam karakol komutan yardımcısı olarak görevli bulunan Astsb. ..................'ü odasına çağırttığı saat 16.00'ya kadar odasında konuştukları Astsubayın odaya Nizam Karakolunda bulunan mesai saatlerinde kullanılan MP5 makinalı tabanca ile gittiği, konuşma esnasında müşteki Onb. .................. ile yüzleşmek istediğini söylediği, Yzb. ..................'ın bu isteği kabul etmediği bu konuyu sonra halledeceğini söyleyerek odasından çıkıp saat 16.00 sıralarında alt kattaki Nizam Krk. K. lığı odasına indiği, Astsubayında arkasından indiği, odada Yzb. ..................'dan başka Astsb. .................., Astsb. .................., Astsb, .................. ve Astsb. ..................'ın posta er ..................'ın bulunduğu, Astsb. ..................'ün ise kapıda ayakta durmakta olduğu, Astsubay .................. er .................. ile er ..................'yı odadan uzaklaştırdıktan sonra elinde bulunan MP5 makinalı tabancanın kurma kolunu çekip bıraktığı, silaha mermi sürdüğü ve odada bulunanlara da ateş etmeye bağladığı 30 adet mermiyi boşalttığı, Yzb. .................., Astsb. .................., Astsb. ..................'ın olay yerinde öldükleri Astsb. .................. yaralandığı, sanık Astsb. .................. hakkında Diyarbakır 2 nci Taktik Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Savcılığınca taammüden adam öldürmek, taammüden adam öldürmeye tam teşebbüs etmek suçlarından kamu davası açıldığı, olay nedeniyle müteveffanın eşine ve çocuklarına T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce vazife malûllüğü aylığı bağlandığı, emekli ikramiyesi ödendiği, tütün ikramiyesi ödendiği, davacı anne T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğüne 9.1.1995 ve 21.8.1996 tarihli dilekçelerle başvurarak tarafına oğlundan dolayı yapılacak ödemelerden hissesine düşen bölümü hakkında gelini ve torunları adına feragat ettiğim beyan ettiğinden, davacı anneye aylık bağlanmadığı, herhangi bir ikramiye ödemesi yapılmadığı, adına tahakkuk ettirilen ikramiyenin gelini ve torunlarına ödendiği dosyada mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden anlaşılmaktadır.
Anayasanın 125 nci maddesine göre; idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak, Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş bu meselenin halli doktrin yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün, idarenin sorumluluğu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkesine dayandırılmaktadır, ister hizmet kusuru, isterse kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarara, yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Davacıların yakını Hv. P. Yzb. ..................'nun 7.11.1994 tarihinde nöbetçi amiri olduğu sırada, nizam karakolunda K. Yrd. olarak görevli bulunan Hv. P. Astsb. Bşçvş. ..................'ün birliğe ait MP5 makinalı tabanca ile taraması sonucu ölmesi olayında idareye atfı kabul bir hizmet kusurundan söz edilemez. Zira sanığın 15 yıllık tecrübeli idarece yetiştirilmiş bir astsubay olması ve idarenin suç işlemeyi tasarlayan bir kişiyi engelleyici herhangi bir tedbir almasının imkansızlığı aşikardır. Ancak gerek müteveffanın gerekse sanığın her ikisinin de nöbetçi olması, müteveffa bölük komutam yüzbaşının sanık hakkındaki bir şikayeti nedeni ile soruşturma başlatması ve sanığın ifadesine başvurmasından kaynaklanması ve olayda idareye ait bir silahın kullanılması nedeni ile hizmet ile zararlı sonuç arasında illiyet bağının bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Olay, müteveffa ile sanık arasındaki ailevi, siyasi, şahsi ve özel hukuk ilişkisinden kaynaklanmadığından söz konusu zararın zarar görenler üzerinde bırakılmayarak kamuya pay edilerek hizmetin sahibi idarelerce karşılanması idare hukukunun genel ilkeleri, kamu yükümlülükleri yönünden eşitlik, hakkaniyet ve nesafet kuralları gereği olduğundan davacıların zararlarının kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince karşılanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Davacılardan maddi tazminat isteminde bulunan eş, çocuklar ve annenin maddi zararlarının tespiti için re'sen seçilen bilirkişi tarafından tanzim edilip Mahkememize ibraz edilen 25.4.1996 tarihli bilirkişi raporunda eş, ..................'nun maddi tazminat hak edişinin 1.925.314.760 TL. birinci çocuk ..................'nun 354.0i68.589 TL. ikinci çocuk ..................'nun 696.017.077 TL. olduğu, dul anne ..................'nun maddi zararının sağlanan maddi yararlarla fazlasıyla karşılandığı ve maddi tazminat hak edişinin mevcut olmadığının bildirildiği anlaşılmaktadır.
Taraflara tebliğ olunan bilirkişi raporuna taraflarca süresi içerisinde itiraz edilmemiş, ilmi verilere ve Mahkememizin yerleşik içtihatlarına uygun bulunan bilirkişi raporu Kurulumuzca da kabul görerek bu yönde tatbikat yapılmıştır.
Tüm davacıların olay nedeniyle duydukları ve yaşamları boyunca duyacakları acı ve ızdırabını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla kendisine uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Davacılar vekili hükmedilen manevi tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesini talep etmiş ise de, takdir olunan manevi tazminat miktarı paranın karar tarihindeki alım gücü sosyal ve ekonomik koşullar nazara alınarak tespit edildiğinden davacıların talebinin reddi cihetine gidilmiş, ancak karar tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiz verilmesi kabul edilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Bilirkişi raporu uyarınca ve davacının istemi ile bağlı kalınarak davacı eş ..................'na 1.750.000.000 TL. (birmilyaryediyüzellimilyon TL.) maddi tazminat VERİLMESİNE,
2- Bilirkişi raporu uyarınca birinci çocuk ..................'na 354.068.000 TL. (üçyüzellidörtmilyonaltmışseikizbin TL.) maddi tazminat VERİLMESİNE, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
3- Bilirkişi raporu uyaranca ikinci çocuk ..................' na 696.017.000 TL. (Altıyüzdoksanaltımilyononyedıbın TL.) maddi tazminat VERİLMESİNE, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
4- Bilirkişi raporu uyarınca davacı anne ..................'nün maddi tazminat isteminin REDDİNE,
5- Takdiren davacı eş .................., 1 nci Çocuk .................., 2 nci çocuk .................., davacı anne ..................'na ayrı ayrı 70.000.000'ar TL. (Yetmişermilyon TL.) manevi tazminat verilmesine, fazlaya ait istemlerinin REDDİNE,
6- Takdiren davacı kardeşler .................., .................., ..................'na ayrı ayrı 28.000.000'ar TL. (yirmisekizermilyon TL.) manevi tazminat verilmesine, fazlaya ait istemlerinin REDDİNE,
7- Hükmedilen maddi tazminat miktarına 15.11.1994 tarihinden itibaren % 30 (yüzde otuz) yasa faiz yürütülmesine,
8- Hükmedilen manevi tazminat miktarlarına yasal faiz yürütülmesine yer olmadığına, ancak karar tarihi olan 5.6.1996 tarihinden ödeme tarihine kadar % 30 (yüzde otuz) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
9- Davalı idare Harçlar Kanununun 13/j maddesine göre harçtan muaf bulunduğundan harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
10- Davacılar tarafından peşin yatırılan 38.214.000 TL. (otuzsekizmilyonikıyüzondörtbin TL. harcın istek halinde davacılara iadesine,
11- Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarfedilen 405.000 TL. (dörtyüzbeşbin TL.) posta pulu giderinin davalı idareden alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE,
12- Davacılar tarafından yatırılan ve sarfedilen 3.000.000 TL. bilirkişi ücretinin davadaki haklılık oranına göre 2.400.000 TL. (İkimilyondörtyüzbin TL.)'nan davalı idareden alınarak davacılara verilmesine, 600.000 TL. (altıyüzbin TL.) nin davacılar üzerin de BIRAKILMASINA,
13- Dava duruşmalı olarak yapıldığından reddedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri uyarınca hesap edilen 26.380.000 (yirmialtımilyonüçyükseiksenbin TL.) Avukatlık Ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye VERİLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy