(2709 S. K. m. 120, 125) (1086 S. K. m. 414) (2330 S. K. m. 6)
Davacı vekilinin 20 Mart 1995 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile savunmaya karşı verdiği 24 Nisan 1995 tarihinde kayda geçen cevap layihasında; davacının askerlik görevini yaptığı sırada 12.9.1994 tarihinde PKK ile girişilen çatışmada atılan el bombası parçasının sol gözüne isabet ederek sakat kaldığını, Emekli Sandığınca bağlanan aylık ve 2330 Sayılı yasa uyarınca yapılacak ödemeler dikkate alınarak maddi tazminat talebinde bulunulmadığını, 2330 Sayılı Kanunun 6 ncı maddesi gereğince ödenen nakdi tazminatın manevi zararı kapsayacağı şeklindeki savunmanın kabulünün mümkün olmadığını, 350.000.000.TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınması istemi ile işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden, davacı J.Er Savaş Özen'in Van-Başkale 3 ncü J.Sınır Tb. K.lığı emrinde askerlik görevini yaptığı sırada 13.9.1994 tarihinde yasa dışı terör örgütü elemanlarıyla çıkan silahlı çatışmada sol gözünden yaralandığı yapılan tedavileri sonunda GATA Sağlık Kurulunun 09.11.1994 tarih ve 20692 Sayılı raporu ile sol göz evisserasyon ameliyatlısı teşhisi konularak D/9 F.1 Askerliğe elverişli değildir kararı verildiği görülmüştür.
Davacının bir kamu hizmetini yerine getirdiği sırasında yaralandığı konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamakla birlikte, olayın taraflara göre üçüncü kişi durumundaki teröristlerin eylemlerinden meydana gelmiş olması nedeniyle idarenin bu eylemden sorumlu tutulup tutulmayacağı, tutulacaksa sorumluluğun türü üzerinde durulmasına gerek görülmüştür.
Bilindiği gibi son yıllarda Güneydoğu ve Doğu Anadolu'da yoğunlaşan terör eylemleri sebebiyle Anayasanın 120 nci maddesine göre baz illeri kapsayan olağanüstü hal ilan edilmiş, bu olağanüstü hal uygulaması sırasında çok sayıda güvenlik görevlileri ve askeri kişi yaralanmış yada şehit olmuştur.
Anayasanın 125 nci maddesinde "İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür" şeklindeki hüküm, son yıllarda gerek Mahkememiz gerekse diğer yargı organları tarafından geniş yorumlanmakta, idarenin Anayasa ve yasalardan aldığı yetkilerle ve kamusal yöntemlerle yaptığı hizmetlerden, bu hizmetlerin kurulması ve işletilmesinden doğan bireysel nitelikli zararlara idare ajanlarının verdiği zararlar, hatta üçüncü kişilerin bu hizmetle ilgili eylemlerinin doğurduğu zararların idarece giderilmesi gerektiği kabul edilmektedir. Bu suretle idarenin sorumluluğu kusurlu davranış nedenini aşarak kusursuz sorumluluk hallerini de kapsayan bir genişlik kazanırken diğer yandan zarar verici eylemi yapanla idare arasında bir ilişkinin bulunmadığı bazı hallerde dahi idarenin sorumlu tutulması kabul edilmektedir. Böylece öğretide ve yargı kararlarında idarenin eylemlerinden dolayı sorumluluğu, mücbir sebep ve idarece alınacak tedbirlerle giderilmesi mümkün olmayan haller dışında kabul edilmektedir.
Devletin terör hareketlerine karşı giriştiği faaliyet, savaş hali sayılmadığı ve dolayısıyla mücbir sebep olarak nitelendirilmediğinden, bu faaliyetler sırasında teröristlerin eylemlerinden zarara uğrayanların bu zararı, tüm ülkede değil ülkenin bir kısmında terör örgütleri tarafından yaratılan bir zarar olduğundan, savaş halinde olduğu gibi tüm toplumun katlanmak durumunda olduğu bir kamu külfeti olarak değerlendirilmemiş, özel ve olağandışı nitelik taşıyan kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi gereğince idarece tazmini gereken bir zarar olarak kabul edilmiştir.
Bu nedenlerle davacının zararının davalı idarece karşılanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkememizin yerleşmiş kararlarıyla T.C.Emekli Sandığınca olay sebebiyle bağlanan aylıklar ödenen tütün ikramiyeleri davacının tesbit edilen maddi zararlarından düşüldüğünden, maddi tazminat isteyen davacıya vazife malûllüğü aylığı bağlanıp bağlanmadığı hususu sorulmuş, T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 26.3.1996 tarih ve 74.378.032 sayılı yazılarından, Genel Müdürlüğün 15.2.1995 tarih ve 17138 Sayılı işlemi ile davacıya 01.1.1995 tarihinden itibaren 5.879.000.TL 5 nci derece vazife malûllüğü aylığı bağlandığı, aylığın 15.11.1995 tarihinde 15.299.000.TL ye yükseltildiği 1995 yıl için 17.734.000.TL tütün ikramiyesi ödendiğinin bildirildiği anlaşılmıştır.
2330 Sayılı Kanun gereğince davacıya 22.5.1995 tarihinde 244.377.000.TL. Nakdi Tazminat ödenmiştir. Aynı Kanunun 6 nci maddesi gereğince ödenen bu nakdi tazminat, nakdi tazminatı alanın maddi ve manevi zararlarının karşılığı olduğu her türlü şüpheden varestedir.
Davacı vekili her ne kadar sadece manevi tazminat talebinde bulunmuş ise de; Davacının maddi zararının bağlanan aylık ve ödenen tütün ikramiyeleri ile karşılanıp karşılanmadığının, karşılanmamış ise 2330 sayılı yasa uyarınca davacıya ödenen nakdi tazminatın ne kadarının maddi ve ne kadarının manevi zararlarının karşılığı olarak kaldığının tesbiti için bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekli olduğundan davacı vekili Avukat Yusuf Akmaz, adına naib üye aracılığı ile yazılan 26.6.1996 tarih ve Gen. Sek No: 1995/520, Esas No: 1995/495 Sayılı yazımız ile bilirkişi ücreti yatırması istenmiş, bu yazının 09 Temmuz 1996 tarihinde daimi işçi Adnan Korkmaz'a tebliğ edilmesine rağmen bilirkişi ücretinin yatırılmaması üzerine Dairemizin 29 Kasım 1996 tarih ve Gen Sek. No: 1995/520 Esas No: 1995/495 sayılı ara kararı ile davacı vekili Avukat Yusuf Akmaz'a 30 gün kesin süre verilerek yeniden bilirkişi ücretinin yatırılması istendiği ve yatırmadığı takdirde HUMK. nun 414 ncü maddesi gereğince karar verileceğinin bildirildiği, Dairemizin bu ara kararının da davacı vekilinin aynı adreste daimi işçisi Hatice Şimşek'e 19 Aralık 1996 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen yine bilirkişi, ücretini yatırmadığından HUMK'nun 414 ncü maddesi gereğince isteminden sarfınazar ettiği kabul edilmiştir. Ayrıca yapılan incelemede Dairemizde görülen emsal davalarda alınan bilirkişi raporlarında davacının durumunda olan ve kendilerine olay sebebiyle vazife malûllüğü aylığı bağlanan kişilerin maddi zararlarının bağlanan vazife malûllüğü aylığı ve ödenen tütün ikramiyeleri ile çok fazlasıyla karşılandığı görüldüğünden Dairemizce re'sen bilirkişi incelemesi yaptırılmasına gerek görülmemiştir.
Bu durumda davacının almış olduğu 244.377.000.TL. nakdi tazminat manevi zararlarının karşılığı olarak kaldığından, Dairemizin emsal olaylarda takdir ettiği manevi tazminat miktarları davacıya ödenen 244.377.000.TL'nin altında olduğu gözönünde tutularak davacının olay nedeniyle duyduğu ve ömür boyu duyacağı acı ve ızdırabını karşılamak üzere verilmesi kabul edilen manevi zararlarının fazlasıyla karşılandığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
Davacı Savaş Özen'in, ödenen nakdi tazminat miktarı dikkate alınarak manevi tazminat isteminin REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy